DEM Parti Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu olarak “Özgürlük, Statü ve Barış İçin Demokratik Hukuk” şiarıyla 4-5 Temmuz tarihlerinde Diyarbakır'da gerçekleştirilecek Demokratik Kürt Hukukçular Konferansı’nın deklarasyonunu; hukuk ve insan hakları örgütleriyle birlikte kamuoyuyla paylaştık.
Kürt hukukçular başta olmak üzere, barışa ve demokratik bir çözüme inanan hukukçuları, insan hakları savunucuları ile hak ve hukuk örgütlerini konferana davet ediyoruz.
Komisyon olarak; kadınların çalışma yaşamını ve kamusal alandaki varlığını hedef alan, kadın düşmanlığını meşrulaştıran nefret söylemleri nedeniyle Kızılay Kayseri İl Başkanı Cafer Beydilli hakkında suç duyurusunda bulunduk.
Kadınların eşit ve özgür yaşam hakkını hedef alan her türlü ayrımcı söylemin karşısında olmaya devam edeceğiz.
https://t.co/TDuprnHU6C
Kayıplar Haftası’nda kayıplar gerçeği ile yüzleşmek için adım atılmalıdır
Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonumuzun 17-31 Mayıs Kayıplar Haftasına ilişkin açıklaması:
https://t.co/EsGZDjQVY9
Tüm halkımızı ve demokratik kamuoyunu HDP MYK Davası’nda (Kobanî Kumpas Davası) verilen hukuksuz kararın yıldönümünde gerçekleştireceğimiz basın açıklamasına katılmaya davet ediyoruz.
Yer : Sincan Cezaevi Kampüsü Önü
Tarih : 15 Mayıs 2026 Cuma
Saat : 13.00
Bu sabah, 1 Mayıs öncesinde bileşen partilerimiz ESP, SODAP ve SYKP ile Öğrenci Dayanışması, Öğrenci İnisiyatifi, Partizan, Sosyalist Meclisler Federasyonu, Halkın Hukuk Bürosunun da aralarında bulunduğu sol ve sosyalist kesimlere yönelik gerçekleştirilen operasyonlarda çok sayıda arkadaşımız gözaltına alındı.
Demokratik siyaset alanını daraltmaya yönelik bu tür müdahaleleri kabul etmiyoruz.
Daha önce de defalarca denenen ancak sonuç vermeyen baskı ve sindirme politikalarının yeniden devreye sokulması, toplumsal gerilimleri derinleştirmekten başka bir sonuç doğurmayacaktır.
Barış ve Demokratik Toplum Sürecinin devam ettiği, demokratik değerlerin güçlendirilmesi gereken böylesi bir dönemde bu tür operasyonlarda ısrar edilmesi kabul edilemez. İfade özgürlüğüne ve siyasal faaliyetlere yönelik baskılar demokrasiye zarar vermekte, toplumsal barışın inşasını zorlaştırmaktadır.
Gerçek bir çözümün yolu, baskı ve gözaltı politikalarından değil; açık, şeffaf ve kapsayıcı bir diyalog ortamının sağlanmasından geçer. Demokratik siyasete yönelik saldırı ve müdahaleler artık son bulmalıdır.
Batman Cezaevinde hayatını kaybeden Mehmet Çeviren'in vefatından sonra Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonumuz, ÖHD ve TUHAD-FED tarafından hazırlanan ortak rapora ilişkin basın açıklamamız:
https://t.co/yK3eTVcSdD
Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın üzerinden bir yılı aşkın süredir geçmiş olmasına rağmen halklarımıza güven veren yasal düzenlemeler yapılmadı, somut adım atılmadı.
Sürecin ilerlemesi, demokratik bir toplumun inşası için hukuki bir zeminde #YasalAdımŞimdi diyoruz.
Umut hakkı hiç kuşkusuz bugün içerisinden geçtiğimiz Barış ve Demokratik Toplum süreci açısından belirleyici önemdedir. Bu süreci resmen başlatan, adım adım ören, inşa eden ve pratikleştiren Sn. Öcalan yaklaşık 27 yıldır ağır izolasyon koşullarında tutulmaktadır. Mevcut koşulları ne AİHM kararları ve umut hakkı ile uyumludur ne de Kürt Meselesinin demokratik ve siyasal çözümüne odaklı yürüttüğü süreçle uyumludur. Üstlendiği tarihi misyon gereği daha fazla vakit kaybetmeden özgürlüğüne kavuşması gerekmektedir.
#YasalAdımŞimdi
13 Nisan 2026 tarihinde Batman Beşiri Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutulan Mehmet Çeviren’in yaşamını yitirmesi üzerine Komisyonumuz, TUAYDER ve ÖHD Batman Şubesinden oluşan heyetimizle Batman Beşiri Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nu ziyaret ettik; mahpuslarla ve kurum idaresiyle görüştük.
Cezaevlerinde ölümleri sıradanlaştıran tecrit, hak ihlali ve keyfi infaz rejimine son verilmelidir.
Biz bu ölümün “intihar” denilerek kapatılmasına izin vermeyeceğiz. Batman Cezaevi’nde yaşanan bu ölüm bütün yönleriyle aydınlatılıncaya, sorumlular açığa çıkarılıncaya ve benzer ölümlerin önüne geçecek yapısal adımlar atılıncaya kadar hukuki ve siyasal takibimizi sürdüreceğiz.
ESP Eş Genel Başkan Yardımcısı Sezin Uçar’ın tutuklanması demokratik siyasete doğrudan saldırıdır. Aynı zamanda avukat olan Sezin Uçar daha önce hukuksuzca tutuklanan ESP'li siyasetçilerin avukatıdır. Bu yönüyle bu tutuklama savunma hakkını da engelleme amaçlıdır.
Gizli tanıkların temelsiz iddialarıyla yapılan tutuklamalar muhaliflere bir ceza aracı olarak yargının alışkanlığı haline gelmiştir. Yargı iktidarın baskı aracı olmaktan çıkmalı ve evrensel hukuk normlarına göre hukuku uygulamalıdır.
Söz konusu soruşturma nedeniyle daha önce tutuklanan ESP'li yoldaşlarımızın ve Sezin Uçar'ın sonuna kadar yanında olacağız ve savunma haklarını kullanmaları için sürecin takipçisi olacağız.
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) tarafından “Umut Hakkı’nın Uygulanması” talebiyle Ulu Cami’den Diyarbakır Adliyesi önüne kadar düzenlenen yürüyüş ve basın açıklamasına katılım sağladık.
Umut hakkının hayata geçirilmesi; Sayın Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması; Kürtlerin ve tüm toplumsal kesimlerin hukuk dışı bırakılmasına son verilmesi ve demokratik entegrasyon hukukunun inşa edilmesi, gerçek ve kalıcı barışın temel koşuludur.
Bu sabah saatlerinde, bileşen partimiz ESP ile SKM, DİSK/LİMTER-İŞ, BEKSAV’ın da aralarında bulunduğu birçok kurumun çalışanı, yapılan polis baskınları sonucu gözaltına alındı.
ESP Eş Genel Başkanı Murat Çepni ve PM Üyemiz Emin Orhan’ın yanı sıra gazeteciler, ekolojistler ve sendikacılar da gözaltına alınanlar arasında.
İktidarın sosyalistlere ve muhaliflere yönelik yargı eliyle yürüttüğü bu baskı politikası kabul edilemez. Gözaltına alınanlar derhal serbest bırakılmalıdır.
Rojava’ya yönelik saldırıları protesto ettikleri için son dönemde gözaltına alınan ve tutuklanan yurttaşlarımız da dahil olmak üzere, demokratik tepkilerini dile getirenlere yönelik bu baskılara son verilmelidir.
Komisyonumuz, sosyal medya hesaplarından açıkça toplu katliam çağrısında bulunan İsmail Hünerlice hakkında suç duyurusunda bulundu:
https://t.co/a0z0N4FJvw
Rojava’da son günlerde yaşanan saldırılar, tüm halkımız açısından endişe verici boyutlara ulaşmıştır. Bu saldırıların kadın bedeni üzerinden gerçekleşmesi, gerici ve karanlık zihniyetin açık göstergesi olmuştur.
Bu süreçte, belediye binalarımıza kadının saç örgüsünü temsil eden figürlerin ve JIN JIYAN AZADÎ sözlerinin yer aldığı pankartların asılması da tepkilerimizden biri olmuştur.
Bizlerin demokratik tepkilerine karşın, kolluk ve yargı mekanizmalarının hukuk dışı tutumları bu süreçte bir kez daha açığa çıkmıştır. Malazgirt Belediye Eşbaşkanlarımız Gülistan Özel ve Ahmet Kenan Türker’in, asılan pankartlar gerekçe gösterilerek gözaltına alınması bizler açısından kabul edilemezdir.
Eğer bir suçlu aranacaksa, Rojava’da insanlığa karşı suç işleyen yapılara bakılmalıdır. Bu nedenle demokratik tepkisini ortaya koyan belediye eşbaşkanlarımız derhal serbest bırakılmalı ve hukuk dışı uygulamalara son verilmelidir.
Rojava’ya yönelik devam eden saldırılar sivilleri doğrudan hedef almaya devam ediyor, Reqa’dan Kobanê’ye gitmeye çalışan Kürt avukat Suleiman İsmail, HTŞ kontrolündeki bölgede katledilmiştir.
Sivillerin ve hukukçuların kasten hedef alınması, uluslararası hukuk ve sözleşmeler bağlamında açık bir savaş suçudur! Birleşmiş Milletler başta olmak üzere tüm ilgili uluslararası kurumları Rojava’da işlenen bu suçlara karşı acilen harekete geçmeye, bağımsız soruşturma mekanizmalarını işletmeye ve sivillerin korunmasına yönelik somut adımlar atmaya çağırıyoruz.
Özgürlük için Hukukçular Derneği üyesi avukatlar ile Tutuklu Aileleriyle Dayanışma Derneği (TUAD) yöneticileri hakkında açılan davada hapishane alanındaki faaliyetler gerekçe gösterilerek verilen hukuka aykırı cezaları kabul etmiyoruz. Mesleki ve hak savunuculuğu faaliyetleri kriminalize edilemez. Hapishanelerdeki hak ihlalerine karşı birlikte mücadeleye devam edeceğiz.
Bugün İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen üçüncü duruşmada Ahmet Özer hakkında “örgütü üyeliği” iddiasıyla 6 yıl 3 ay hapis cezası verilmiştir. Siyasi saiklerle yapılan bu yargılamada “kent uzlaşısı” gerekçe yapılmış; varsayımlar delil sayılmış, hukuksuz dinleme ve aramalar hükme esas alınmıştır. Bu bir siyasi yargılamadır, kayyıma bahanedir. Kent uzlaşısı suç değildir!