Kürt halkı haftalardır her yerde Rojava için ayakta. Bugün Gever (Yüksekova) halkımız da destek ve dayanışmasını en güçlü şekilde gösterdi. Gever’den Kobani’ye barışı ve demokratik toplumu birlikte inşa edeceğiz.
@DEMgever#Rojava#RojavaÖzgürlüktür#RojavaIsFreedom
Hakkâri'nin Serê Solan mevkiinde 25 Aralık gecesi saat 23.30 sularında, aracın Zap Suyu’na düşmesi sonucu meydana gelen elim trafik kazasında 23 yaşındaki #SudenEzgiDeğirmenci’yi kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Gencecik bir yaşamın yitirilmesi, hepimizin ortak vicdanında ağır bir boşluk yaratmıştır. Yurttaşımıza Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyorum.
Aynı yol hattında benzer kazalar tekrar etmesine rağmen, uçurumlu bölümlerde koruyucu bariyerlerin ve temel yol güvenliği önlemlerinin hâlâ hayata geçirilmemiş olması ciddi bir kamu sorumluluğu sorunudur. Yetkili kurumları, bu güzergâhta kalıcı ve önleyici tedbirleri derhal almaya çağırıyor; bu ihmallerin takipçisi olacağımızın bilinmesini istiyoruz.
Gever’de (Yüksekova) gerçekleştirilen Barış ve Demokratik Toplum Buluşması, halkımızın komün, meclis ve sürece dair iradesini güçlü bir şekilde ortaya koymuştur. Farklı kent ve ilçelerde sürdürülen bu buluşmalar, barışın ve demokratik toplumun toplumsal zeminde inşa edilmesi kararlılığını büyütüyor.
Bu buluşmanın örgütlenmesinde emeği geçen tüm kurumlara, katkı sunanlara ve katılım sağlayan halkımıza yürekten teşekkür ediyorum.
2024'te 54 binden fazla #ihale ilanı varken, 250,4 Milyar TL'lik kamu alımı doğrudan teminle, yani şeffaflık ve rekabet dışı yapıldı! Bu bütçe, kamu kaynaklarının halk için değil, kartellerin çıkarını korumak için kullanıldığının açık belgesidir. Sayıştay raporları dahi, tedarik zincirlerinin birkaç büyük perakende zincirinin kontrolüne geçerek küçük üreticinin ezildiğini saptamış durumda. Bir yandan küresel sermayeye kapılar sonuna kadar açılırken, diğer yandan bölge halklarıyla ticari ilişkileri geliştirecek sınır kapıları önergemizin reddedilmesi ise, #barış taleplerine karşı uygulanan ticari ambargo ve siyasi vetodur! Biz bu yoksulluk, #sömürü ve #savaşbütçesini reddediyoruz! Onurlu bir gelecek için mücadelemiz sürecek, bu bütçeye hayır demek onurlu bir geleceğe evet demektir!
#EkmekveBarışİçinBütçe
#Talanbütçesiyle derinleşen eşitsizlik ve #ekonomikkrizin tam ortasındayız! #RekabetKurumu, güya rekabeti koruma iddiasında ama pratikte tekellerin denetim kılıfı haline gelmiş! Gıdadan barınmaya, temel ihtiyaçlardaki fahiş #fiyatartışları karşısında aciz ve etkisiz kalması bunun kanıtı. Kurum, rekabeti koruma programına 926 milyon TL isterken, kendi bürokrasi ve yönetimine 1 Milyar 180 milyon TL'yi aşkın kaynak ayırıyor! Bu çarpıklık; önceliğin halkın rekabet hakkı değil, kendi hantal bürokrasi ve tekelci sermaye ile ilişkisinin devamı olduğunu gösteriyor. Devlet, piyasanın hakemi olmaktan çıkıp, tekelleşmenin örgütleyicisine dönüşmüştür!
#EkmekveBarışİçinBütçe
"Kadın erkek ilişki ve çelişkisini çözmek önemlidir. Biz kadın özgürlüğünü engelleyen, kadını her şeyiyle köleleştiren erkek egemenliğini derinlemesine çözümledik. Özgürlük sosyolojisini geliştirdik. Kadın olmanın zor olduğu, kurtuluşun kolay olmadığı ortada ama kadınlar buna cesaret etmek durumundadır. İnsanlığın sırtına saplanmış erkek egemenliği hançerini çıkartıp eşit, özgür ve demokratik bir yaşamı inşa etmenin öncülüğünü yapmalıdır."
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan
MİZGİN ERTEKİN’İN ŞÜPHELİ ÖLÜMÜ KAZA DEĞİL, ERKEK EGEMEN CEZASIZLIK REJİMİNİN BİR SONUCUDUR!
Dün, Ankara’nın Polatlı ilçesinde devletin denetimi ve sorumluluğu altındaki bir yurtta, henüz hayatının baharında olan Hacı Bayram Veli Üniversitesi Güzellik Bölümü öğrencisi bir kız kardeşimiz, #MizginErtekin, dördüncü kattan "şüpheli" bir şekilde düşerek aramızdan koparıldı.
Polatlı ilçesindeki Mehmet Akif Mahallesi, Necmettin Erbakan Bulvarı’ndaki o devlet yurdu, kadın öğrencilerin barınma hakkını değil, can güvenliğini dahi sağlayamayan bir suç mahalline dönüşmüştür.
Biz bu filmi daha önce gördük. Biz bu "şüpheli düşme" manşetlerini, intihar süsü verilen kadın cinayetlerinden, üzeri örtülen dosyalardan, balkondan "düşen" ama aslında atılan kız kardeşlerimizden tanıyoruz. Bugün Mizgin’in ölümü, basit bir ihmal ya da talihsiz bir kaza değildir. Bu; kadınların yaşamını hiçe sayan, güvenliğini sağlamayı "lütuf" gören ve failleri koruyan yapısal devlet pratiğinin bir sonucudur.
Devletin gözetiminde olması gereken, en güvenli alan addedilen yurtlarda dahi kadınlar yaşam hakkından mahrum bırakılıyorsa, orada devletin koruma kalkanı çökmüş, yerine cezasızlık zırhı giydirilmiş demektir. Kadınların hayatı, denetimsiz yurt koridorlarında, karanlık bırakılan kör noktalarda ve işlemeyen bürokratik çarklar arasında öğütülmektedir.
Gençlik ve Spor Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı’na sesleniyoruz:
Devletin yurdunda bir kadın öğrenci şüpheli biçimde ölürken, güvenlik mekanizmalarınız ne işe yaramaktadır?
Yurtlarda yıllardır süregelen ve "intihar" denilerek kapatılan şüpheli ölümlere rağmen, bugüne kadar neden tek bir caydırıcı, yapısal tedbir alınmadı?
Bu denetimsizlik, bu karartma ve bu vurdumduymazlık; kadınların ölümünü kolaylaştıran, faillere cesaret veren bir devlet politikası mıdır?
Kamera kayıtlarından olay yeri incelemesine kadar, delillerin karartılmaması için hangi olağanüstü önlemi aldınız, yoksa yine "kader" diyerek dosyanın tozlu raflara kalkmasını mı bekliyorsunuz?
Bu soruların cevabı verilmeden, tek bir kamu otoritesi dahi sorumluluktan kaçamaz. Mizgin Ertekin’in şüpheli ölümü, Türkiye’de kadınlara karşı yürütülen sistematik kırımın, görmezden gelinen şiddetin bir parçasıdır. Biz kadınlar, "düştü" denilerek kapatılan dosyaların aslında "aşağı itilen" hayatlar olduğunu çok iyi biliyoruz.
Kadınların yaşam hakkını korumakla yükümlü olanlar; ya derhal hesap verecek, süreci tüm şeffaflığıyla kamuoyuna açacak ve kadınların güvenliğini önceleyen politikaları hayata geçirecek ya da bu cinayetlerin kurumsal suç ortağı olarak tarihe geçecektir.
Mizgin için adalet sağlanana, tek bir şüphe kırıntısı kalmayıncaya kadar bu olayın peşini bırakmayacağız. Şüpheli ölüm yoktur, aydınlatılmayan cinayetler ve korunan failler vardır!
@gencliksporbak@OA_BAK@AliYerlikaya@TC_icisleri@adalet_bakanlik@yilmaztunc
Şiddetin Karşısında Eşitlik ve Özgürlük İçin Bir Aradayız!25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü kapsamında, evlerde ve sokaklarda kadınlarla bir araya geldik. Şiddetsiz, sömürüsüz bir dünya kurma mücadelemizi hep birlikte büyüteceğiz.
Tarih:Yarın (25 Kasım) 🕐 Saat:13:00
“Şiddetin Karşısında Eşitlik ve Özgürlük Için Bir Aradayız!" șiarıyla "25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslarası Mücadele Günü" kapsamında şiddete karşı örgütlü kadın mücadelemizi daha fazla büyütmenin yol ve yöntem tartışmaları Hakkâri ve ilçelerinde devam ediyor.
Van valisi ve Yüzüncü Yıl Üniversitesi rektörü düşünce, ifade ve protesto hakkını ortadan kaldırmak için işbirliği yapmış. Keşke meselenin üstünü kapatmaya çalışmak yerine aynı işbirliğini katillerin bulunması için yapsalardı.
@tcvanvaliligi