🚨 #SONDAKİKA🚨| Fon yatırımcıları için TBMM'ye ayrı bir kanun teklifi sunuldu.
🔷 Fon yatırımcılarının net yatırım tutarlarının, enflasyon kaybı telafi edilerek en geç 30 gün içinde ödenmesi öneriliyor.
🔹 Demokrat Parti İzmir Milletvekili Haydar Altıntaş tarafından 20 Ekim'de sunulan 2/3965 esas numaralı teklif, 21 Ekim'de komisyona sevk edildi.
🔹 Ödemelerin Yatırımcı Tazmin Merkezi aracılığıyla yapılması öngörülüyor.
🔹 Fonların kredi, türev ve açığa satış işlemlerine ilişkin toplam risk büyüklüğüne %10 sınırı getirilmesi isteniyor.
#BORSA #FONMAĞDURLARI #bist100 #TeraVeHisseMağdurları #TeraFonMağdurları #FonKrizi #fon
Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal:
🗣️ "Türkiye bir yol ayrımında. AKP'nin bu ülkenin önüne koyacağı bir vizyon yok."
🗣️"Sandıkta iktidarları değiştirebilme yetisi, yetkisi bugün Türk milletinin elinden alınmak istenmektedir."
@DpGultekinUysal@KucukkayaIsmail #iadeedin
İSTİFA ETTİRMEKLE, EMEKLİLİĞE SEVK ETMEKLE SİYASİ SORUMLULUKTAN KAÇAMAZSINIZ!
Türkiye’de mesele artık yalnızca ekonominin kötü yönetilmesi değil; ekonomiye, kurumlara ve adalet duygusuna duyulan güvenin ağır bir erozyona maruz kalmasıdır.
Sermaye piyasalarında yaşanan hukuksuzluklar, fonları kullanmak suretiyle yapılan yolsuzluklar, borsadaki spekülatif hareketler ve yatırımcının haklı kaygıları karşısında vatandaşın beklediği şey, birkaç bürokratın koltuğunu bırakması değil; hakikatin bütün açıklığıyla ortaya çıkarılması ve başta siyasi olmak üzere bütün sorumluların hukuk önünde hesap vermesidir.
Bugün biri istifa ediyor, diğeri emeklilik dilekçesi veriyor. Peki, soruyoruz: Bu ülkede kamu yönetiminin siyasi sorumluluğu nereye kayboldu? Kurumların işleyişinden, denetim mekanizmalarının etkinliğinden ve piyasalarda güven ortamının tesisinden kim sorumlu?
Görevden alma iradesini dahi ortaya koyamayan bir iktidarın, istifa ve emeklilik işlemleri üzerinden sorumluluğu görünmez kılmaya çalışması, kamu vicdanındaki soruları ortadan kaldırmaz.
Bir ülkede sermaye piyasalarının itibarı, yalnızca endekslerin yükselmesiyle ölçülmez. Asıl ölçü; küçük yatırımcının hakkının korunması, kuralların herkes için eşit uygulanması ve hiçbir kişi ya da çevrenin denetimden muaf olmadığına dair toplumsal güvendir.
Borsa; imtiyazlı çevrelerin kazanç alanı ya da vatandaşın birikimlerinin organize hırsızlık çetelerinin risk iştahına terk edildiği bir kaynak değildir. Sermaye piyasaları, hukuk ve güven üzerine yükselir. Bu güven sarsıldığında kaybeden yalnızca parasını yatıran vatandaş değil, ülkenin ekonomik itibarı ve geleceğidir.
AKP iktidarı, yıllardır ekonomiyi rakamlardan, yönetimi ise koltuklardan ibaret gören anlayışının sonuçlarıyla karşı karşıyadır. Oysa devlet yönetmek, yalnızca atama yapmak değil; yapılan atamaların, kurulan sistemlerin ve işletilen denetim mekanizmalarının siyasi sonuçlarını da üstlenmektir.
Evet, ortada ağır bir ihmal hatta suistimal vardır ve bunun hesabı sorulmalıdır. Kim olduğuna ve hangi makama sahip bulunduğuna bakılmaksızın gereği yapılmalıdır.
Türkiye’nin ihtiyacı, sorumluluğu birbirine devreden bir yönetim anlayışı değil; hesap veren, denetlenebilen ve hukukun üstünlüğünü esas alan bir devlet düzenidir.
Türkiye, kişilere ve imtiyazlara göre işleyen bir düzeni değil; kuralları herkese eşit uygulanan, vatandaşının hakkını koruyan ve hesap verebilir bir yönetimi hak etmektedir.
Genel Başkanımız Sayın Gültekin Uysal ile birlikte Ayvalık İlçe Başkanlığımızın açılışını gerçekleştirdik. Yeni teşkilatımızın Ayvalık’a, Balıkesir’e ve partimize hayırlı olmasını diliyorum.
Halk TV’ye yönelik polis operasyonu, kayyum atanması ve yayınların durdurulması, Türkiye’de basın özgürlüğünün iktidar eliyle sürüklendiği karanlığı bir kez daha gözler önüne sermiştir.
Demokratik hukuk devletlerinde basın, iktidarların hoşuna gidenleri söylemekle değil, gerçekleri araştırmakla, sorgulamakla ve kamu adına denetim görevini yerine getirmekle yükümlüdür. İktidarların görevi de kendilerini eleştiren sesleri susturmak değil, ifade ve basın özgürlüğünün güvencesi olmaktır.
Ancak ne yazık ki AKP iktidarı döneminde gazetecilerin, medya kuruluşlarının ve bağımsız yayın organlarının üzerindeki baskılar, hukuk devletinin dar alana hapsolmasına ve demokratik nefes alma sahasının daralmasına yol açmaktadır. Eleştirel yayıncılığın ekonomik, idari ve hukuki baskılarla karşı karşıya kalması, yalnızca gazetecilerin meselesi değildir. Bu, doğrudan milletimizin haber alma hakkı ve demokratik toplumun geleceği meselesidir.
Hukuk, siyasi hesaplaşmaların aracı değil, herkes için adaletin güvencesi olmalıdır. Elbetteki muhalif seslerin de…
Türkiye’nin ihtiyacı; korkunun değil özgürlüğün, baskının değil hukukun, tek sesliliğin değil çoğulculuğun hâkim olduğu bir demokratik düzendir.
Özgür basın, özgür toplumun teminatıdır. Türk milleti, bu temel demokratik haktan vazgeçmeyecektir.
Cumhuriyetimizin kalbi, Millî Mücadele’mizin karargâhı Ankara’nın başkent oluşunun 103. yıl dönümü kutlu olsun!
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının bağımsızlık mücadelemizi zafere taşıdığı bu kadim şehir, Cumhuriyetimizin iradesini ve milletimizin özgürlük tutkusunu temsil etmeye devam ediyor.
Bu anlamlı günde başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, Millî Mücadele kahramanlarımızı ve Cumhuriyetimizin kuruluşunda emeği geçen herkesi saygı ve minnetle anıyorum.
Yahu, arka bahçemiz Karadeniz savaş bölgesi ilan ediliyor ama derdimiz Suudi Arabistan…(Bizim arka bahçemizle, Bahçeli’nin arka bahçesi farklı sanırım. Yakında Çırpınırdı Karadeniz türküsü yerine Çırpınırdı Kızıldeniz türküsünü söyleyebilir)
İşte ülkücülük hele de Karadenizli ülkücülük böyle birsey olmalı. Karadenizli ülkücülerimiz bu duruma ne diyor acaba?
(Lloyd's Market Association (LMA) ve International Underwriting Association (IUA) Joint War Committee (JWC) JWLA-035 kodlu 16 Eylül 2026 tarihli raporu. Bu rapora göre gemi sigortalari ve gemi charterlari yapılıyor)
Fon Skandalı’nı soruştururken ayrıca dikkate alınması gereken 19 Ağustos tarihi önemli bir milat !!!
31 Ağustos günü Bulls Portföy ile illiyet bağı olan Turizm-Kültür Bakan Yardımcısı görevden alınıp sessizce BTK üyeliğine atanıyor.
İstanbul Başsavcılığının 19 Ağustos tarihinde SPK’ya yazdığı ‘gizli müzekkere’ den (anlaşılan) haberi olan 440 kişinin 1-16 Eylül tarihleri arasında toplam 401 milyarlık şüpheli fon satışı yaptığı ortaya çıktı.
Sadece skandalın bu kısmı bile nasıl bir siyasi-bürokratik ilişki ağının işlediğini ispat ediyor.
Bir ihmal yok; Herkesin herşeyden haberi olduğu bir VURGUN var!!!
Bir evladımızı daha okulda gerçekleştirilen bir saldırıda kaybettik.
Bu olayı “münferit olay” diyerek geçiştirmek mümkün değildir.
Çocuklarımızın can güvenliğini sağlayamıyorsunuz!
Okul güvenliği, şiddetin önlenmesi ve çocukların korunması devletin temel sorumluluğudur.
Daha kaç çocuğumuzu kaybetmemiz gerekiyor?
“12 Ada’yı Lozan’da verdiler” diyenlere tarihi hatırlatalım.
Uşi Antlaşması Uşi şatosunda görüşüldü, 18 Ekim 1912’de Lozan’daki Beau-Rivage Oteli’nde imzalandı. Trablusgarp Savaşı’nı sona erdiren antlaşmayla Osmanlı Devleti, Trablusgarp ve Bingazi üzerindeki egemenliğini İtalya’ya bıraktı, savaş sırasında İtalya tarafından işgal edilen On İki Ada'nın idaresini de İtalya'ya devretti.
1923 Lozan’ından 11 yıl önce…
Dış güçler yıkamıyacak ama iç güçler yıkabilir!
131 fonun tasfiye edildiği, 455 bin 758 yatırımcının etkilendiği bir tabloyla karşı karşıyaysak, mesele artık dış güçler meselesi değildir.
Düşük dolaşımlı hisselerde ekonomik gerçeklikle açıklanamayan fiyat hareketleri, ilişkili taraflar arasında teminatsız borçlanma ve fonlar üzerinden oluşan sistemik risk ortadayken sorulması gereken soru basit:
Bu sistem neden zamanında denetlenmedi?
Şair Eşref’in tabiriyle Akp iktidarınının ‘suları hariç heryerleri akıyor!’
Güya Devlet Denetleme Kurulu’na Fon Skandalı ile ilgili görev verilmiş!!!
Hesap vermesi gereken bu vurgun yapılırken Borsa İstanbul’un yönetiminde olan Devlet Denetleme Kurulu Başkanı nasıl hesap soracak !!!
Buradan bile esaslı bir süreç işlemeyeceği, zamana yayılarak gırtlağına kadar bu skandalın içine batmış Akp iktidarını sıyırmaya çalışacakları açık!!!
‘Her kim varsa’ diye cümleler kurulmuşsa da çok net bir soruşturma amacı yok çünkü yolsuzluk, usulsüzlük piramidi,zinciri var; akıllarınca sadece Fatma Betül Sayan Kaya ile bu skandalı kapatma niyetindeler!!!
Büyük lafların gereğini yapma niyeti olan bir iktidar, bu vurguna izin veren, göz yuman, bilgi sızdıran Borsa İstanbul, SPK , BDDK, oğulları/damatları içinde olan Maliye Bakan Yardımcısı dahil tüm yönetimleri görevden almakla başlardı.