Bir içerik üreticisi ‘Türk Savunma Sanayi yatırımları yalnızca AKP dönemine aittir.’ algısına yönelik bir paylaşım yaptı:
“Bugün gururla izlediğimiz o yerli füzeler, gökyüzündeki milli uçaklar var ya, hepsinin bu iktidar döneminde sıfırdan başladığını sanıyorsanız bu büyük bir illüzyon.
İlk yıllarında kurulup üretim yaptığı halde Demokrat Parti döneminde yok edilen savunma sanayi şirketlerini sonra anlatacağım.
Bugün yaşayan şirketlere bakalım.
Tarih 1973, Türkiye ambargolarla boğuşurken bugün KAAN'ı üreten TUSAŞ kuruldu.
Yıl 1975, telsiz bile üretemez haldeki ülkeyi kurtarmak için ASELSAN kuruldu.
1982, dijital dünyanın temeli için Havelsan hemen ardından 1984'te F-16'lar için TAI hayata geçti.
Yıl 1988, Bugünün füze devlerinden Roketsan kuruldu.
Fark ettiniz mi? Saydığım tüm bu devler, bu iktidar daha ortada yokken kurulan şirketler.
Yani Türkiye'nin savunma sanayi hafızası, bir partiyle değil, Kıbrıs'ta yediğimiz ambargolara karşı devletin gösterdiği o büyük refleksle başladı.
Temeli atanlar ne muhafazakardı ne de tek bir liderdi.
Temeli atan devlet aklıydı.
Bugün o teknolojiler gelişti evet ama mirası doğru okumak gerek.”
����️ İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ‘Muhalefet yabancılara verilen vatandaşlıkları iptal edemez’ dedi.
👉 Bunun üzerine Ümit Özdağ kendi hesabından eski açıklamasını paylaştı:
“2013'ten sonra Suriyelilere verilen hiçbir vatandaşlık geçerli değildir. Suriyelilere verilen vatandaşlıkların hepsi yok hükmündedir.
Bunun dışında verilen vatandaşlıkların da kanuna aykırı olanların hepsini iptal edeceğiz.”
Bir genç, kedisine ayrı ayrı Bozkurt işareti ve ‘✌🏻’ işareti yaparak tepkisini ölçtü.
Ortaya bu renkli görüntüler çıkınca genç kadın, kedisini Türkçü ilan etti.
Bir içerik üreticisi Türk mitolojisinde ‘3’ sayısının önemini anlattı:
“Türk mitolojisinde neden her şey bir işlem üzerine kurulu?
Mitolojimizde 3 sadece bir rakam değil, evrenin çalışma prensibidir.
Kadim Türk evren tasarımı 3 katlıdır.
Aydınlık ruhların ve Ülgen’in makamı olan üst dünya, bizim yaşadığımız yeryüzü olan orta dünya, Erlik Han’ın yönettiği karanlık diyarlar olan alt dünya.
Bu üç katman birleşmeden evren dengesini bulamaz.
Destanlarda da kahramanlar genellikle 3 kardeştir ve en küçük olan hep mucizeleri yaratır.
Dede Korkut hikayelerinde üç sayısı tam 43 kere yer alır.
Yaz törenleri ve şifa seansları genelde 3 gün sürer.
Dualarda Gök Tanrı’ya yakarırken dilekler 3 kez tekrarlanır.
Oğuz Kağan Destanı’nda bile dünya hakimiyetş 3 Gök Ok ve 3 Boz Ok üzerinden şekillenir.
3 sayısı görüldüğü üzere Türk mitolojisinde belirleyici bir konumdadır.”
İçerik üreticisi Hasan Yılmaz, Atatürk’ün İstanbul’u kurtarması ile Hz. Muhammed’in meşhur hadisine layık olduğunu ifade etti:
“İstanbul'u fetheden komutan ne güzel komutandır.
Bu hadisi yere göğe sığdıramazsınız değil mi?
Peki o hadiste bir isim geçiyor mu? Geçmiyor. Fatih yazıyor mu? Hayır. Sadece komutan der.
Şimdi soruyorum. İstanbul 1918'de İngiliz işgaline uğradığında o şehri düşmandan söküp alan, yeniden kurtaran komutan kimdi?
Mustafa Kemal Atatürk.
Hemen onun imanı yoktu diye zırlamaya başlamadan önce tarihi hatırlayalım?
Bu adam 1920'de meclisi Kur'an'la, dualarla, hatimlerle ve İslam hukukuyla açan başkumandandı.
Yani düpedüz Müslümandı.
Şimdi ey gelenekçiler, köşeye sıkıştınız. Ya inandığınız o hadise göre İstanbul'u kurtaran Atatürk'ün de bu ilahi övgüye nail olduğunu kabul edeceksiniz ya da bu hadis uydurmadır, virüstür deyip kendi sisteminizi çökerteceksiniz.
Hadi bakalım, yiyiyorsa seçin.”
Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu,
Oğuzhan’ın peygamber olduğuna dair bilgiler öne sürdü:
“Türkler taşı oyup da tapmayan tek millettir.
Biz, Gök Tengri'ye inanmışız, tek Tanrı'ya inanmışız. İşte dikkat edin. ‘Yukarıda mavi gök, aşağıda yağız yer yaratıldıkda’
Bak yaratılmaktan bahsediyor bir oluşumdan. Türkler demiyor, insan yaratıldı diyor.
Aslında değişik kesimlerde Zulkarneyn olarak Oğuzhan'ı belirtiyorlar, bir peygamber olarak nitelendiriyorlar.
Belki de olabilir yani. Bir şey söyleyemeyiz ona.
Ama belli ki Türkler dağa tapmıyorlar, tşa tapmıyorlar, kendi yaptıklarına tapmıyorlar, güneşe tapmıyorlar.”
Diamond Tema: “İnsan, Atatürk'ü sevmek zorunda mıdır?
Türkiye'de doğduysan, büyüdüysen veya Türk vatandaşıysan o zaman sevmek zorundasın.
Bu ülkedeki hak ve özgürlükler Atatürk sayesinde. Çok klişe ama bir ferçek bu.
Atatürk olmasaydı şu an ya Osmanlı'nın devamıydı ya sömürgeydi bu ülke.
Ege kıyısı yoktu. İstanbul'a sahip değildik. Öyle Antalya, Mantalya, Akdeniz hiçbir denize kıyısı olmayacak.
Şu anki Orta Doğu neyse, Suriye, Irak, Filistin neyse öyle olacaktı.
Bugün düşmanı olduğun, aşağıladığın cehennemlik gördüğün o batın��n kuklası olmadıysan Atatürk sayesindedir.
Aynı görüşte aynı inançta olmasan bile verdiği emeğe verdiği hizmete saygı duyacaksın.
Duymuyorsan çok açık ya cahilsin ya hainsin. Bak başka bir seçenek yok.”
HDP eski Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’dan ‘Amedspor’ tepkisi:
“‘Amed’ kelimesi Süryanicedir.
Diyarbakır’daki Amed bölgesinin Kürtlerle ilgisi yoktur. Bölgede 1970’lere kadar Azerbaycan Türkçesi konuşuluyordu.
Amed ile Diyarbekir'i çarpıştırmayın. Kimliklerle, tarihle oynamayın.
Bölgesel bir temsilse Diyarbakırspor olması lazım. İsimleri, kimlikleri doğru düzgün yerine koyalım.”
Türkler, tarih boyunca en çok hangi milletler ile kaç kez savaşmıştır?
1-Türkler (500+)
Boylar arası mücadeleler ve devletler arası büyük çaplı savaşlar olmak üzere Türkler arasında 500’den fazla savaş çıkmıştır.
2-Çin (450+)
Hun İmparatorluğu ve Göktürkler döneminde birçoğu Türklerin kuşatmalarını kapsayan 500’e yakın savaş yaşanmıştır.
3-Bizans (250+)
Avrupa Hun İmparatorluğu ve Peçeneklerden başlayarak Osmanlı’ya uzanan dönemde Doğu Roma İmparatorluğu’na karşı 250’den fazla savaş gerçekleşmiştir.
4-İran (100+)
Akhunlar ile başlayarak Selçuklular ile devam eden Osmanlı-Safevi/Avşar dönemindeki onlarca büyük Doğu Seferi ile zirveye ulaşan savaşların toplamıdır.
5-Rus Çarlıkları (80+)
Kazan ve Kırım Hanlıkları’nın yaptığı akınlar ile Osmanlı İmparatorluğu’nun 12 büyük savaşı ve bu savaşların altında onlarca küçük çaplı savaş yaşanmıştır.
Prof. Dr. Tufan Gündüz, ‘Türk’üm’ diyenlerden gocunanları rezil rüsva etti:
“Türkiye'yi meydana getiren milletin bir parçası olarak bir Türk'üm, aynı zamanda 200-250 milyonluk bir Türk coğrafyasının parçası olarak bir Türk’üm.
Buradan herhangi bir ideolojik sonuç çıkarmak son derece yanlış.
Bir şartla ki eğer Türk'ten gocunmuyorsa. Gocunmamak da lazım Türk’ten.
Yıllardır savaşı yapan benim. Toprağa sahip çıkan benim.
Sınırları bekleyen benim.
Ordu besleyen benim.
Ordular yürüten benim.
Bunun sefasını süren de sensin.
Bundan niye rahatsız oluyorsun ki?
Olmayın rahatsız. Bundan mutlu olun. Yine savaş kapıya çıkınca yine ben haldır haldır koşuyorum.
Ya acından ölen benim, sefil olan benim.
Ya bırakın da bir kere de Türk'üz diyelim yani. Ne bunda ayıp bir şey yok ki?
Bakın bazı milletlerin adı isteseniz de istemeseniz de yaşar. Bu o milletin tercihi değildir. İngilizlerin adı yaşar kardeşim. Bundan kaçamazsın.
İspanyolların adı yaşar, bunlar Fatih milletlerdir. Türklerin adı yaşar, bundan kaçamazsınız. 1000 yıl önce de vardı, 1500 yıl önce de vardı, şimdi yine var.”
Ümit Özdağ’ın Instagram’da beğendiği duygusal paylaşım:
“Eşini mesut edebilecek herkes evlenmelidir. Bana bakmayınız. Benim hayatım başka türlü düzenlenmiştir.”
— Mustafa Kemal Atatürk
Bazı insanlar hayatını kendisi için yaşar, bazıları ise bir milletin kaderini omuzlarında taşır.
Mustafa Kemal Atatürk, şahsi huzurunu değil; Türk milletinin istikbalini seçen bir önderdi.
Onun yalnızlığı bir vazgeçiş değil, bir adanmışlıktı. Çünkü o, ömrünü bir milleti küllerinden yeniden ayağa kaldırmaya adamıştı.
Bugün hala bu topraklarda bağımsız yaşayabiliyorsak; bunun ardında fedakarlıkla geçen bir ömür, sarsılmaz bir irade ve tarihe y��n veren bir devrim ruhu vardır.
Cumhuriyet sadece bir yönetim biçimi değil, bir milletin yeniden dirilişidir.
Atatürk’ü anlamak; yalnızca fotoğraflara bakmak değil, taşıdığı yükü hissetmektir.
Turhan Çömez, Türkçe bilmeyen, Türkiye’de yaşamayan ama Türk vatandaşı olup Londra’da oy kullanmış bir İranlıdan bahsetti:
“Geçtiğimiz günlerde bir vesileyle yurt dışında bir restoranda yemek yiyorum. Yanıma bir garson geldi. Dedi ki ‘siz Türkiye’den mi geldiniz?’ ‘Evet’ dedim. Ben ‘Türk vatandaşıyım’ dedi. ‘Benimle Türkçe konuşmak ister misin?’ dedim. ‘Yok ben Türkçe bilmiyorum’ dedi.
‘E nasıl vatandaş oldun sen?’
Dedi ki ‘babam gitti Mersin’de bir ev aldı. O ev üzerinden hepimiz vatandaş olduk.’
‘Türkiye’ye gidip geliyor musun?’
‘Yok gidip gelmiyorum’ dedi. Peki burada ne yapıyorsun? ‘Burada ben restoranda garson olarak çalışıyorum’ dedi.
‘Oy kullanmaya gidecek misin?’
‘Londra’da Başkonsolosluğa tabii gideceğim oy kullanacağım’ dedi.
‘Adın ne senin?’ dedim. ‘İran adını mı söyleyeyim Türk adını mı söyleyeyim?’ dedi. ‘Türk adını söyle bana’ dedim. ‘Türk adım Mehmet Tekin’ dedi.
Kelime Türkçe bilmiyor. Türkiye ile hiç alakası yok. Mersin’den bir ev almış. Londra’da bir restoranda garsonluk yapıyor. Bu adam gidecek Londra’da Başkonsoloslukta oy kullanacak. Bu ülkenin kaderini tayin edecek. Sizlere pasaport hediye ettiniz diye oy verecek. Ondan sonra bu ülkenin istikbaline yön verecek.
Allah aşkına bu ülkenin itibarı sizin pasaportunuzun itibarıyla belirlenir. Ekonominin güçlülüğüyle belirlenir. Bu ülkede demokrasinin kurum ve kurallarının işlemesiyle belirlenir. Hukukun üstünlüğünün tesis edilmesiyle belirlenir.
Bu ülkeyi bu şekilde itibarsızlaştırmaya, bu şekilde yönetmeye hakkınız yok. İnşallah çok da fazla sürmeyecek. Bu ülkede bir devran dönecek.”
İsmail Saymaz: “Türkiye İşçi Partili olması gereken gençlerin bir kısmı bile Zafer Partisi’nde.
Zafer Partisi’nde çok ciddi bir gençlik dinamiği bulunuyor.”