Adana'da doğuştan işitme engelli 11 yaşındaki Ayşegül Şiş, kırılan 220 bin TL'lik biyonik kulak cihazının yenisi alınamadığı için 4 yıldır duyamıyor.
Ailesi: "Maddi sıkıntı çektiğimiz için alamadık. Biyonik kulağı olmadan okula gidip geliyor. Arkadaşlarıyla konuşamadığı için üzülüyor."
@bosunatiklama Eğer nucleus 6 ise ben oğlanın cihazını bu aileye ücretsiz verebilirim. Biz kanso 2 ye geçtik onu yedekte bıraktık. Yeter ki aileye ulaşabileyim. Keşke haberi yapanlar iletişim numarası da paylaşabilse.
Bir doktor 75 yaşındaki babanızın üzerine yürüyüp, O...ç ve s... ile başlayan küfürleri savursa ne yapardınız? @drmemisoglu@saglikbakanligi
Saka değil, hayatimda ilk kez yazmak dışında bir eylem icin karakolluk oldum bugün.
Bir sürü kronik hastalığı olan babam, raporlu ilacını yazdırmak için mahallemizdeki bir semt polikliniğine gitmiş.
Ayaklarını masanın öteki tarafından cıkacak kadar uzatmis ve kafasını telefondan kaldırmayan sözde doktor, ilaç yazmış göndermiş.
Eczacı yanlış ilaç yazıldığını söyleyip, tekrar poliklinige göndermiş.
Babam tekrar gitmiş "yanlış yazılmış" demiş, yine kafasını telefondan kaldırmayan sözde doktor yeni reçete yazmış.
Babam tekrar eczaneye gitmiş yine yanlış ilaç yazılmış.
Bakın abartmıyorum bu böyle 3 kere tekrarlamiş.
Yahu adamın 5-6 tane kronik hastalığı var, hepsi raporlu.
PC ekranı açınca hangi ilacı kullandığı gözüküyor.
Yapacağın tek şey kafanı telefondan kaldırıp, raporlu olan ilacı yazmak.
Kalp, tansiyon, seker gibi bir sürü kronik hastaligi olan adam, poliklinik-eczane arasinda mekik dokumus resmen.
Neyse bu böyle 3 kere olunca tekrar odasına girmis.
Demis ki "bakin ben size doktor oldugunuz icin saygi duyuyorum, odanıza girerken bile sapkamı çıkartıyorum. Ayaklarını uzatmıs, telefondan kafanı kaldirmadığın icin 3 kere yanlis ilac yazdin.
Ben de devlet memuruydum. Bu isin bi adabı vardır. Toparlan ve şu ilaçlarımı doğru yaz" demiş.
Vay efendim sen bana nasıl adap ogretirsin diye ayağa kalkıp o..ve s. ile başlayan küfürler etmeye başlayınca odaya çalışanlar girmis.
75 yaşındaki adama yumrugunu kaldirmis, araya girenler olmasa yaşayacakları düşünemiyorum..
Neyse babam polis çağırmış, sonra beni aradı geç gelecegini soylemek icin.
Ne oldu dedim.
"Doktor üzerime yürüdü, küfür etti" dedi.
Sana dokundu mu dedim.
"Yok yok ama araya girmeseler yumrugu kaldirmisti" dedi.
Yemin ederim kan beynime sıçradı.
Hangi evlat anne babasına bir yumruğun gölgesi düşse delirmez ki?
Fırladım gittim polikliniğe.
Sözde doktorun adı Serkan Erman'mış.
Polisler ifadesini alirken odaya girdim ama çıkarttılar.
İşleri bitince odaya girmek istedim ona da izin vermediler.
"Çık lan dışarı" diye bağırdım. "75 yaşındaki adama el kaldırmak kolay bana kaldır bakayım o yumruğu göreyim. Sen kime o.c diyorsun?" diye bagirdim. Çok sinirliydim, başka neler dedim hatırlamıyorum.
Çıkmadı odadan tabi.
Muhtemelen ayaklarını uzatmış reels kaydırmaya devam ediyordu.
Sonra polis geldi yanıma "buyurun karakola o da sizden sikayetci"
Babama yumruk kaldırıp, küfür eden sözde doktor "bana hakaret etti, tehdit etti" diye şikayetçi olmuş benden.
Neyse gittik hem şikayet ettik, hem ifade verdik.
Bana bir gün doktorla ilgili karakolluk olacaksın deseler inanmazdım.
Benim annem hemşire. Senelerce ulkenin en ücra köselerinde doktorlarla, hemşirelerle aynı lojmanlarda kaldık, çocukluk anılarım bile hep doktor abiler hemşire ablalar var.
Bizim aile bir saglik calisanina kötü söz edecek son ailedir.
Ama bugun anladım ki "doktor şiddet" haberlerini belki de yanlış okuduk bu zamana kadar.
Mesele doktor olması değil, o hareketi bakkal da yapsa tepki verirdim, manav da.
Yani mesele meslek değil adam olmakta.
Kadına, çocuğa, yaşlıya, hayvana el kaldırmak kolay.
O kadar erkeksen kendi yaşında, kendi ebadında bir adama yumruk kaldır, o zaman görelim ne kadar erkeksin!
Ki korkağın tekiydi odasından bile çıkamadı.
Neyse buradan @drmemisoglu ve @saglikbakanligi na sikayet ediyorum. Kendisine doktor diyen Serkan Erman ismindeki şahıs, kafasını telefondan kaldırıp bir reçeteyi bile 3 defa yanlış yazıyor.
Yani eczacı fark edip uyarmasa kim bilir ne ilacı verecek insanlara.
Ayrıca saygısız. Yaşlı ve hasta birine el kaldırmak için nasıl bir gerekçe sunacak acaba?
Şimdi muhtemelen bana küfür etti falan deyip, kendini haklı çıkarmaya çalışacak. Odada kamera yok, at atabildigin kadar..
Bu adama ne ceza verirsiniz bilmem ama ben hukuki olarak sonuna kadar o yumruğun hesabını soracağım. @RTErdogan
Ekmek almaya giden 23 yaşında işitme ve konuşma engelli kızı mahalle esnafı kaçırıp tecavüz etmiş ! 4 kişi !!!
Eskiden sokakta başımıza bir şey gelse sığınacak ilk yer esnaftı. Şimdi yıllardır yüzyüze baktığın insanlar belanın ta kendisi! #Gaziantep
Fotoğrafta gördüğünüz kişi abim Samet Özgül.
Gazi Üniversitesi öğrencisi ve motokurye olarak çalışan abim Samet, Ankara’da trafikte uyardığı 3 kişi tarafından darp edilip canice boğazından bıçaklanarak katledildi.
Sabıkalarında uyuşturucu dahil 20 ayrı suç olan 2 kişi serbest bırakıldı. 19 yaşındaki katilin ise 'pişmanım' sözüyle müebbet hapis cezası 25 yıla indirildi. Dava dosyamız hala Yargıtay’da!
Samet için ses verin, adalet yerini bulsun!
@adalet_bakanlik@TCYargitay
#SametÖzgülİçinAdalet
İyi bakın bu kareye 16 yaşındaki kızım Hira Nurun katili Hüseyin Arda Şark Mersinde araç içinde kızımı kafasından tabanca ile vurdu af çıkmazsa müebbet 24 yıl ceza aldı ağırlaştırılmış müebbet istiyoruz lütfen paylaşın susmayın tepkisiz kalmayın
#hiranuraygariçinadalet
Geçen gün bizim araçlardan biri Fethiye’ye yolcu götürdü.
Daha yolcuları bırakmadan 4000 TL radar cezası geldi, baktık 84 ile mi ne ceza yemiş. Kabul edilebilir değil ama hadi dedik tamam,biraz daha yavaş gidebilirmiş.
Dönüşte Afyon üzerinden boş d��nerken yine ceza yemiş, ceza bugün bize tebliğ edildi.
Afyon mevkiinde 8000 TL ceza yemiş.
8000 TL.
Sekiz bin Türk lirası.
Hızı kaç biliyormusunuz?
72 km
Yani 8000 TL ceza yemesi için orada hız sınırının 50 km olması lazım.
Meskun mahalden geçiyor falan filan ayağı yapmasın kimse, ben daha önce Kocaeli Kirazlıyalı mevkiinde ve diler çelik önündeki radarlarla insanlara tuzak kurulduğunu, oralarda o hızla gitmenin mümkün olmadığını ve kimseye bir faydasının da olmadığını söylemiştim, videolar milyonlarca izlendi ve şuan o bahsettiğim 2 konumda da hız sınırları 60 ve 70 km’den 90 Km’ye çıkarıldı.
Eee madem buralarda bu hız sınırları uygulanıyordu bize neden defalarca ceza yazdınız?
Bugün yaşadığımız şey de aynı.
Yahu Şehirlerarası yol, kavşak falan yok.
50 Km hız sınırı nedir?
Minibüs diye hız sınırını düşürdükleri araç Mercedes Vito.
50 km ile anayolda giden adamı durdurup döverler.
Devlet artık bu işi çözmeli, hız sınırı analizlerini iyi yapmalı.
Anayolda 72 km hız ile gidiyor diye bir araca ceza yazılmamalı.
Ben hakkımı helal etmiyorum.
Rossmann Trump AVM’de görme engelli personel kasada yalnız bırakıldı ve destek istediğinde olumsuz tavırla karşılaştı.
♦️Takipçi şikâyeti:
“Geçen gün Rossmann Trump AVM mağazasında rahatsız edici bir olaya şahit oldum.
Kasada görme engelli bir personel çalışıyordu.
Personelin, görme engeli nedeniyle işlemleri almakta zorlandığı belliydi.
Buna rağmen diğer çalışanların kasaya destek olmak yerine reyonlarda kendi aralarında konuştuğunu gördüm.
Görme engelli personel kasaya destek çağırdığında ise diğer çalışanların sanki sorun onun hatasıymış gibi ‘Yine ne var?’ tarzı ifadelerle geldiğine şahit oldum.
Bu durumdan çok rahatsız olduğum için personele sordum.
Kendisi de ‘Müdürüm böyle istiyor’ dedi.
Rossmann Türkiye’ye sormak istiyorum:
Görme engelli personelinize uygun çalışma koşulu sağlamak ve gerektiğinde destek vermek yerine, onu kasada yalnız bırakmak nasıl bir uygulamadır?
Rossmann’dan, Trump AVM mağazasında yaşandığı belirtilen bu durumun incelenmesini, görme engelli personelin çalışma koşullarının gözden geçirilmesini ve çalışanlara karşı daha duyarlı bir iş ortamı sağlanmasını talep ediyorum.”
Fatih Altaylı: (İlber Ortaylı'nın eşyaları)
"Oray Eğin gündeme getirmiş, “Kızı eşyalarını satıyor” demiş.
Bilip bilmeden konuşmak da bu işte.
Birincisi, ister atar ister satar kime soracak, kendi babası.
İkincisi, “Babasının eşyalarını satıyor” diye çirkin bir itham yapacaksan önce bir arayıp öğreneceksin.
Kızı Tuna’nın dediği gibi İlber Hocamızın bir sürü evi vardı. Kiraya verip gelir elde ettiği evler değil, oturduğu evler.
İlber, hepinizin de bildiği gibi, normal bir adam değildi. Çocuksuydu.
Mesela diyelim ki bize geldi oturduk, sohbet ettik. “Yahu bu mahalle çok güzelmiş. Manzara da iyi. Her yere de yakın. Ben de buralara bir yere taşınayım” der ve gerçekten ertesi gün orada bir ev kiralardı.
Üç gün sonra sıkılır, burayı boşaltmadan başka bir yerde ev alır ya da kiralardı.
Sonra da bazen birinde, bazen diğerinde, akşam eve dönerken hangisine yakınsa orada kalırdı.
Son olarak Yeşilköy’e kafayı takmıştı. Celal’in Yeşilköy’de çocukluğunun geçtiği evi Celal’den almak istemiş, Celal “Al senin olsun” deyince gidip başka bir ev alm��ştı.
Ben son olarak beş evde kalmışım. Tuna açıkladı. Sekiz evi varmış.
Hepsi lebalep eşya dolu, kitap dolu evler. Sık sık kitaplarını da bağışlardı. Çünkü Türkiye’deki her yayıncı, çıkan kitabından İlber’e yollar, birkaç ay içinde binlerce kitap gelirdi. O da bunları bir yerlere bağışlardı. En iyilerini Galatasaray Üniversitesi’ne bağışlamış, okulda çıkan yangında kitaplar yanınca çok kızmıştı.
Bunların hatıra değeri olanları elbette saklıyor kızı ama o kadar çok eşya var ki, bunları ya birine vereceksin ya da satıp parası ile hayırlı bir iş yapacaksın. Tuna Ortaylı’nın da yaptığı bu.
Ayrıca da isterse atar isterse satar. Hesap mı verecek birine.
Babasının malı sonuçta. Milletin malını satıp savanlardan hesap soramayanlar, babasının malını satana mı hesap soruyor."
Sırası gelen hasta çağrıldı.
O içeri girerken başka bir adam kapının önünde belirdi.
"Adım şu.
Buradayım.
Ama gelmeyeceğim." dedi, sert bir ifadeyle.
"Muayenemi iptal edin!"
Sekreter hanım da ben de anlamadık.
Sekreter hanım:
"Kimsiniz?" diye sordu.
Adını söyledi tekrar.
İçeri giren hastadan sonraki randevulu hastaydı.
Sürede de herhangi bir gecikme yoktu.
Sekreter hanım tekrar sordu:
"Muayene olmayacak mısınız?"
"Olmayacağım." dedi, sinirli bir şekilde.
"O zaman siz iptal edeceksiniz." dedi sekreter hanım.
"Kaç saattir bekliyorum. Bir de iptal için mi uğraşacağım?" dedi ve gitti.
İçeri giren hastadan durumu öğrendik.
Öğle arasında gelmiş.
Ben de bugün poliklinik odasında kaldım.
Yemeğe çıkmadım.
Biraz rahatsızdım ve sedyenin üzerinde uzandım.
Kapıyı çalmış açmamışım.
"İçeride bekliyor, muayene etse ne olacak?" diye söyleniyormuş dışarıda.
Oysa randevusu öğleden sonraki ikinci randevu.
Onun "Hastanız yok." dediği zaman dilimi, benim öğle aram.
Bir grup insan var ki gerçekten kendini hekimlerin sahibi zannediyor.
Hayat da onların etrafında dönüyor.
"Gak" deyince peynir, "guk" deyince su bekliyorlar...
Kırklareli’nde, eşinden boşanarak 4 yaşındaki kızıyla yeni bir yaşam kurmaya çalışan Çisem Çalkantı, eski eşi tarafından katledildi.
Henüz 4 yaşındaki kızı da aynı saldırıda yaşamını yitirdi.
Kadınları koruyamayan, şiddeti önleyemeyen ve her cinayetin ardından yalnızca açıklama yapmakla yetinen anlayış, bu karanlık tablonun en büyük sorumlularındandır.
Kadınların yaşam hakkını güvence altına alamayanlar, adaleti sağlayamayanlar ve gerekli önlemleri almayanlar; bir anneyi evladından, bir çocuğu annesinden koparan bu düzenin siyasi sorumluluğundan kaçamaz.
Her kadın cinayeti önlenemeyen değil, önlenmeyen bir cinayettir. Artık kayıpları değil, yaşamı koruyan bir düzeni inşa etmek zorundayız.
Az önce beni şoka sokacak bir olay dinledim. 6 Şubat depremi sürecinde Türkiye'deydim ve deprem olduğu gibi Trabzon'a gelen depremzedelere elimizden geleni yaptık. O süreçte Adıyamanlı bir aile bizim ikinci ailemiz oldu. Birlikte yedik içtik, dertleştik.
Seher'le o zaman tanıştım. Annesini 16 yaşında kaybetmiş. Teyzeleri büyütmüş onu. Bi abisi var onu da depremde kaybedeli 10 gün olmuştu. Yaşayan ölü gibiydi.
Depremden önce sınava girmiş, ne torpil ne bişesi var, hakkıyla Adıyaman Gelir İdaresine atandığı haberini aldık. Yemin ediyorum kendim atansam o kadar sevinmem. Sarılıp ağlaşıp vedalaştık havalimanında.
Üç sene o kurumda verilen tüm işleri hakkıyla yapmış ve bir gün müdür çağırmış. "Senin belgelerin eksik biz D1 ehliyet istiyoruz sen B1 vermişsin" deyip hakkında yazı yazmış. İki saatte kızı görevden atmışlar. Dava açmışlar ama hiçbir sonuç olmamış. Belgeleri komisyon inceliyor ama fark etmiyor, komisyon da suçlu bulunmuyor.
Seher şimdi annesiz, abisiz ve işsiz. Psikolojisi tekrar çökmüş.
Ya soruyorum yetkililere sizin hiç vicdanınız yok mu? Hayata tutunmaya çalışan gencecik bir kadına bunu neden yaptınız?
Adıyaman'daki devlet erkanı bu işe el atın yazıktır günahtır, yapmayın bu kıza işini geri verin! Bu kızın tek suçu dürüst olmak ve torpili olmamak. Eminim bu tweetten sonra Seher'in sorununu hep beraber çözeceğiz. Lütfen rt edin, yetkililere ulaştıralım!
📍Olgunlar Caddesi
Necmettin Erbakan Üniversitesi öğrencisi Hene Ebuzeynep çalıştığı kafede elleri bağlı bir şekilde ölü bulundu.
Okurken çalışmak zorunda kalan, çalıştığı kafede de ölü bulunan Hene’nin ölümü aydınlatılsın!
Kampüs kampüs, meydan meydan katledilen kadınların isyanını büyüteceğiz!
Kızımı katleden caninin kendi Instagram hesabında paylaştığı fotoğraf. Bu fotoğrafa iyi bakın.Bu canileri topluma kazandırma amacı güden herkesin vicdanını sorgulamasını istiyorum! Herkesi topluma kazandıramazsiniz.Benim gözümden sakındığım toprak oldu. #HiranurAygariçinadalet
25 yaşında katledildi Murat Can Pekeroğlu. Üniversite okumuş, ama iş bulamadığı için @Trendyol’da kurye olarak çalışıyordu. 23 Kasım akşamı bir trafik cinayetinde hayatını kaybetti. Çarpan, 12.5 metre sürükleyen cani acil serviste çalışan bir doktordu üstelik. Doktor olmasına rağmen müdahale etmedi. Ve bu kişi sadece 12 saat gözaltında kaldı. Şu an hala serbest ve görevine devam ediyor! Murat Can’ın adaleti nerede?
#MuratCanPekeroğluİçinAdalet
#muratcanasesol