@muhendisyenn Motorsikletli hatalı tamam da, ablacım haklı olmak mı hayatta olmak mı önemli, yol boş olsa bile bakmalıyız sağa sola yaşam dikkate değer.
Sevgili yatırımcılar….
Biz Türk toplumuyuz. ( elhamdülillah)
Kervan hep yolda düzülmüştür.
Birkaç gün içinde sert düşen senetler bi bakmışsın tavan kitler…
Üç günde %20 düşen bir şirketin fabrikası küçülmez, kasasındaki para buharlaşmaz, özkaynağı bir gecede yok olmaz.
Aynı şekilde üç günde %30 yükselen şirket de bir anda %30 daha iyi şirket olmaz.
Borsada kısa vadede fiyatı korku ve iştah, uzun vadede ise kar, nakit akışı ve özkaynak belirler.
Bu yüzden ekran kırmızı olduğunda ilk sorumuz
“Ne kadar düştü?” değil, “Neden düştü?” olmalıdır.
Eğer hikaye bozulmamış, bilanço bozulmamış ve değerleme hala makulse; bazen piyasada olan panik, sabırlı yatırımcılar için fırsattır…
Ama her düşüş de fırsat değildir.
Ucuzlayan fiyat ile ucuzlayan şirket aynı şey değildir. Bunu da asla unutmayın….
MUTLU OLMAK İÇİN
1. Bol su için.
2. Kahvaltıda çok, öğle yemeğinde orta, akşam yemeğinde az yiyin.
3. Ağaçlarda ve bitkilerde yetişen yiyecekleri daha çok, fabrikalarda üretilen yiyecekleri daha az yiyin.
4. Hiç bir şeyi içinize atmayın.
5. İbadet ve dua için zaman ayırın.
6. Her gün en az 10 dakika sessiz olarak oturun. Tefekkür edin.
7. Düzenli uyuyun.
8. Her gün 10-30 dakika yürüyüş yapın. Ve yürürken gülümseyin.
9. Hayatınızı başkalarınki ile karşılaştırmayın.
Onların seyahatinin nasıl olduğuna dair hiçbir fikriniz yok.
10. Kontrol edemeyeceğiniz olumsuz düşüncelere sahip olmayın. Bunun yerine enerjinizi şu an için harcayın, nefes aldığınız her anın kıymetini bilin, keyfine varın.
11. Sadeliğin güzelliğini keşfedin.
12. Hayatı çok da ciddiye almayın. Fâni olduğunuzu unutmayın.
13. Kıymetli enerjinizi başkaları hakkında konuşarak boşa harcamayın.
14. Sû-i zandan kaçının.
15. Kıskançlık, çekememezlik zamanın boşa harcanmasıdır. İhtiyacınız olan her şeye zaten sahipsiniz.
16. Geçmiş meseleleri unutun.
Kişilerin geçmiş hatalarını hatırlatmayın. Bu durum mevcut mutluluğunuzu bozar.
17. Hayat, birisine kin duyarak zamanı boşa harcamak için çok kısadır. Kimseden nefret etmeyin.
18. Geçmişinizle barış yapın ki, şimdiki zamanı bozmasın.
19. Hayatın bir okul olduğunu ve öğrenmek için burada olduğumuzu unutmayın. Problemler, cebir dersi gibi gelip giden, ancak aldığımız Derslerin bir ömür boyu devam ettiği eğitim programının bir parçasıdır.
20. Daha fazla gülümseyin ve pozitif olmaya çalışın.
21. Her tartışmayı kazanmak durumunda değilsiniz. Aynı fikirde olmasanız da, anlaşın.
22. Ailenizi sık arayın.
23. Her gün diğerlerine iyi bir şey verin. Gülümseme, Sevgi, teşekkür, iltifat, yardım, destek, moral...
24. Herkesi her şey için affedin.
25. 70 yaşından büyük ve 6 yaşından küçük kimselerle vakit geçirin.
26. Her gün en az 3 kişiye gülümseyin ve tanımadığınız birine SELÂM verin.
27. Başkalarının sizin hakkınızda ne düşündüğü ile ilgilenmeyin.
28. Doğru olanı yapın, yanlışlarınız için de pişman olmayın. Ne oluyorsa ya da olmuyorsa, hayrımıza olduğu içindir!
29. Faydalı, güzel veya neşe dolu olmayan her şeyden uzak durmaya çalışın.
30. ALLAH her şeyi iyileştirir, şu an fark etmesek de, yaşadığımız her şey iyiliğimiz içindir.
31. Bir durum iyi veya kötü olsun, nasılsa değişecektir. Durumu kabullenin.
32. Nasıl hissederseniz hissedin, kalkın, giyinin ve ortaya çıkın.
Kendinizi eve kapatmayın.
33. En iyisine henüz sıra gelmedi.
34. Sabah canlı olarak uyandığınız için ALLAH' a şükredin.
35. Maneviyatınız daima mutluluğunuzdur.
Hislerinizi önemseyin.
İnanın, dua edin, gerekeni yapın ve gerisini ilahi akışa bırakın...
Prof. Dr . Nevzat Tarhan
Borsada yazılı olmayan 6 kural👉
• Eğer bir hisse +8'i geçip tavana kitleyemiyorsa düşer.
• Eğer bir hisse tabana gelip kitleyemiyorsa yükselir.
• İlk 15 dakika açılış fiyatının üzerinde durmaya çalışan hisse yükselir.
• İlk 15 dakika açılış fiyatının altında durmaya çalışan hisse düşer.
• Zirvelerde gerçekleşen bölünmeler mal
dağıtmak içindir.
• Piyasa yükselirken Bist30 hisseleri, piyasa yatayken yan kağıtlar yükselir...
#Borsaistanbul #bist100
@Bagimsiztaraf Hocam aynı şey yat sahibi olanlar içinde geçerli, 65 m yat var, gören Ooo diyor ama birde bana sor, marina fiyatları, yıllık bakımlarını, kaptan ücretleri falan neyse., yat ta almayın arkadaşlar, vapura binip gidip gelin maceraya gerek yok yani 😃
GÜNLÜK AL-SAT İLE PARA KAZANDIRAN SİSTEMİ ANLAMAYANLAR İÇİN TEK TEK ANLATIYORUM:
1-Viop hacim listesini açın
2-İlk 10 hisseyi belirleyin,aralarından endeks ve dolar kontratını çıkarın
3-İlk 10 hisse içerisinde normalde listede olmayan hisse var mı? (THY,TÜP,BANKALAR,ASELS hariç gibi)
4-Bulduğunuz hisse endeksten pozitif ayrışyor mu?
Yani endeks -0.5 ise hisse +0.3 veya +0.5 ise okeydir veya + ise
5-Hissenin grafiğini açın güzel yerde mi?
6-Hissenin o gün bilançosu varsa dikkate almayın veya hisse ile ilgili haber akışını,ay sonu vade taşıması olur yine dikkatli olun.
7-Bu bütün şartları sağlayan hisseyi alın.Endeks diyelim +0.5 ve yukarda dediğim şartlar ve ama hisse negatif ayrışıyor ve -%1 diyelim o zaman short açacaksınız.
8-Sizin yaptığınız en büyük hata sadece listede olup olmamasına bakıyorsunuz.
9-Bu sistemin mantığı şu: Bir hissede o gün hareket olacaksa birileri illa ki önden vioptan kaldıraçlı pozisyonlanıyorlar ve bizim piyasamız sığ olduğu için direk kendini belli ediyor,bizim amacımız onların peşine takılmak.
Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Piyasa yükselişe geçti, her gün bir tahta yeşil. Elinizdeki hisse %3 yapmış, keyifliyiz. Ama bakıyorsunuz yandaki tahta %8 yapmış. İçiniz gidiyor: "Benimki yavaş, şuraya geçeyim." Geçiyorsunuz.
Ertesi gün geçtiğiniz hisse duruyor, sattığınız hisse %9 yapıyor. Şimdi bir başkasına atlıyorsunuz. Ay sonunda hesabınıza bakıyorsunuz: %15 kazanmışsınız, mutlusunuz. Ama hiç dokunmadan oturan komşunuz aynı sürede %40 yapmış. Siz 20 işlem yaptınız, o hiç yapmadı; o sizden fazla kazandı.
İşte boğa piyasasının acı gerçeği: Yükselen piyasada asıl mesele KAZANMAK değil, kazandığınızın tamamını ALABİLMEKTİR.
Şimdi rakamlara geçelim, çünkü bu bir hikaye değil, defalarca ölçülmüş bir olgu.
Kaliforniya Üniversitesi'nden Barber ve Odean, on binlerce bireysel hisse senedi hesabını yıllarca inceledi ve şunu buldu: En çok işlem yapan yatırımcı dilimi, endeksin yıllık ortalama 6,5 puan ALTINDA getiri elde etti.
Aynı hisse senetlerinin olduğu aynı piyasada, hiçbir şey yapmasalar daha çok kazanacaklardı. Aynı araştırmacıların Tayvan Borsası'nda 15 yıl boyunca 360 bin trader'ı incelediği çalışmanın sonucu daha da net: Masraflar düşüldükten sonra istikrarlı kazananların oranı %1'in bile altında.
Bir de şu var, belki de en çarpıcısı: 30 yıllık bir dönemde piyasanın en iyi sadece 10 gününü kaçıran yatırımcının toplam getirisi YARIYA iniyor. 30 y��lda yaklaşık 7.500 işlem günü var; 10 tanesini kaçırmak servetinizin yarısına mal oluyor. Ve o en iyi günlerin dörtte üçü, tam da herkesin panikle tahtadan tahtaya koşturduğu belirsiz dönemlerde geliyor. Sürekli yer değiştiren adam, o günlerde hep yanlış tahtada bulunur.
Peki neden daldan dala atlamak matematiksel olarak kaybettiriyor? 4 sebebi var, saymak istiyorum çünkü mekanizmayı bilmeden alışkanlık değişmez.
Birincisi, boğa piyasasında liderlik DARDIR. Her yükselişte endeksi asıl taşıyan bir avuç hisse vardır ve gerçek servet o hisselerde uzun kalmakla yapılır. Sürekli tahta değiştiren yatırımcı, istatistiksel olarak o liderin dışında kalır. Çünkü lider hisse, tam da "çok yükseldi, artık pahalı" diye satılan hissedir.
İkincisi, siz geçtiğinizde hareket çoktan olmuştur. Bir tahtanın %8 yaptığını gördüğünüzde o %8'i kaçırmışsınızdır; siz ancak bundan sonrasına ortak olabilirsiniz. Beklentiler alınır gerçekler satılır yazımı hatırlayın: Ekranda gördüğünüz o yeşil, çoğu zaman birilerinin çıkış kapısıdır. Siz kapıdan girerken onlar çıkıyordur.
Üçüncüsü, maliyet. Her alış satışta makas, komisyon ve zamanlama hatası ödersiniz. Pasif emir yazımda anlattım; tek işlemde küçük görünen bu fark, 20 işleme çarpınca kazancınızın ciddi kısmını yer.
Dördüncüsü ve en önemlisi: Bileşik getiriyi kırarsınız. Servet, üst üste binen kazançlardan doğar. Her satışta sayacı sıfırlar, kartları yeniden dağıtırsınız. Ağaçtan ağaca atlayan sincap, hiçbirinin meyvesinin olgunlaşmasını bekleyemez.
Peki boğa piyasasında ne yapmak gerekir? A'dan Z'ye Öncelikle X de onun bunun dediği hisseleri almayarak ilk öncelik bu..
Kazananı tut, kaybedeni kes. Yatırımcının doğal içgüdüsü tam tersidir: Kazananı hemen satar, kaybedeni "döner nasılsa" diye taşır. Efsanevi yatırımcı Peter Lynch bunu çok güzel özetlemiş: Çiçekleri koparıp yabani otları sulamak. Boğa piyasasında bu hata en pahalıya patlayan hatadır; çünkü boğada güçlü olan daha da güçlenir, zayıf olan zaten zayıftır.
Sabit hedef yerine iz süren stop kullanın. Boğa piyasasında baştan koyduğunuz sabit hedef, trendin sizi geride bırakmasına yol açabilir. Bunun yerine stop anayasamda anlattığım yöntem: Hisse yükseldikçe stopunuzu her gün yukarı taşıyın. Böylece tepeyi tahmin etmeye çalışmazsınız; trend devam ettikçe siz de devam edersiniz, trend bittiğinde stop sizi zarifçe dışarı alır ve kâr cebe girer. Boğa piyasasının en güzel tarafı budur: Tepeyi bilmenize gerek yok, stopunuzu takip etmeniz yeter.
Kademeli kâr alın. Hedefinize geldiğinizde pozisyonun bir kısmını satıp kârı realize edin, kalanını iz süren stopla taşıyın. Böylece hem "biraz daha gitsin" hırsını hem "her şeyi kaçıracağım" korkusunu aynı anda dizginlersiniz.
Rotasyon ile kovalamacayı karıştırmayın. Burada bir şeyin altını çizeceğim: Döngüsellik yazımda sektör rotasyonunu anlattım ve savundum. Ama o başka şeydir, bu başka.
Rotasyon bir HABERE ve mekanizmaya dayanır: Petrol yükseldi, rafineriyi bilirsin; faiz inecek, bankayı bilirsin. Planlıdır, stopu vardır, portföyün küçük bir kısmıyla yapılır. Daldan dala atlamak ise sadece yeşil rengi kovalamaktır; dayanağı fiyattır, planı yoktur, stopu yoktur. Biri strateji, öbürü reflekstir. Aradaki farkı bilmeyen, rotasyon yaptığını sanarak kovalamaca oynar.
Kaldıraçtan uzak durun, pozisyonu şişirmeyin. Yükselen piyasada en tehlikeli şey, art arda kazanmanın verdiği yenilmezlik hissidir. İnsan tam da en çok kazandığı anda en büyük riski alır ve düzeltme geldiğinde en çok o vurulur. Boğa piyasaları yükselirken bile sert ve ani düzeltmeler yapar; bunlar sabırsızı silkeleyip atmak için vardır.
Parayı korumayı da planlayın. Boğa piyasası sonsuza kadar sürmez. Kâr biriktikçe kazancın bir bölümünü düzenli olarak riskten çıkarmak gerekir. Bu "sattım kaçtım" demek değil; kazandığınızın bir kısmını tahtadan alıp güvenli tarafa koymak demektir. Servet, kazanmakla değil, kazandığını KORUMAKLA büyür.
Boğa piyasası cömerttir, ama sabırsıza cömert değildir. Bu dönemlerde para, en çok işlem yapana değil, doğru hissede en uzun oturana gider. Yükselen piyasada herkes kazanır; asıl fark, ne kadarını cebinize koyabildiğinizde ortaya çıkar. Sürekli dal değiştiren sincap yorulur, düşer ve ağacın tepesindeki meyveyi hiç göremez. Oysa tek dalda sabırla bekleyen, meyve olgunlaştığında oradadır.
Faydalı bulduysanız RT ve kaydet
#borsa #bist100 #boğapiyasası #yatırım #sabır #stoploss #finansalokuryazarlık #YatırımTavsiyesiDeğildir
Hisseyi aldınız, hedefinizi belirlediniz, her şey planlı. Hisse yürüdü ve hedefinize geldi. Tam satma anı. Ama tam o anda içinizden bir ses "biraz daha gitsin, momentum var" diyor.
Satmıyorsunuz. Birkaç gün daha yükseliyor, kendinizi zeki hissediyorsunuz. Derken sert bir düşüş başlıyor ve kârlar eriyor. Ne hedefinizdeki fiyattan satabildiniz, ne umduğunuz gibi oldu. Şimdi elinizde ne kâr var ne plan; sadece pişmanlık ve maliyetine kilitlenmiş bir pozisyon.
Şimdi bilimin söylediklerine geçelim, çünkü bu konuda yapılmış araştırma sizi çok şaşırtacak.
Dünyanın en prestijli finans dergilerinden Journal of Finance'ta yayımlanan bir çalışma var: Chicago Booth, Carnegie Mellon ve MIT Sloan'dan akademisyenler ile Inalytics adlı veri şirketinin ortak araştırması. Adı da manidar: "Hızlı Satmak, Yavaş Almak". Veri seti şaka değil: 783 kurumsal portföy, ortalama portföy büyüklüğü 573 milyon dolar, 2000-2016 arası 4,4 milyon işlem incelenmiş. Yani amatör yatırımcı değil; dünyanın en tepesindeki profesyonel fon yöneticileri mercek altına alınmış.
Sonuç tek kelimeyle çarpıcı: Bu yöneticiler ALIM tarafında gerçek bir yetenek gösteriyor. Aldıkları hisseler, hem endeksi hem de rastgele alım yapan bir stratejiyi yılda 100 baz puandan fazla geçiyor. Yani "ne alacağını bilmek" konusunda gerçekten ustalar.
Ama SATIŞ tarafında tablo tersine dönüyor. Satış kararları sadece kötü değil; hiçbir yeteneği olmayan, tamamen RASTGELE satış yapan bir stratejiden bile daha kötü performans gösteriyor. Rakam vereyim: Profesyonel yöneticiler, rastgele satış yapan bir maymundan yılda yaklaşık 70 ila 100 baz puan daha kötü sonuç alıyor. Yani 573 milyon dolar yöneten insanlar, satarken yazı tura atsalar daha çok kazanacaklardı. Bir düşünün: Alırken uzman, satarken şansa yenilen bir meslek grubundan bahsediyoruz.
Peki neden? Araştırmacıların bulduğu cevap çok öğretici: DİKKAT ASİMETRİSİ. Alım kararı ileriye dönüktür; yöneticiyi araştırma yapmaya, hesap kitaba, modele zorlar. Zihin "kazanç" bölgesindedir, sistemli çalışır. Satış kararı ise geriye dönüktür; elinizdeki hissenin geçmişine, maliyetinize, kârınıza bakarsınız. Zihin bu sefer duygu bölgesindedir ve sistem yerine kestirme yollara, yani sezgiye başvurur. Kısacası: Alırken analiz ederiz, satarken hissederiz.
Araştırmanın en can alıcı bulgusu ise tam sizin anlattığınız duruma parmak basıyor: Yöneticiler, aşırı hareket etmiş hisseleri, yani çok yükselen ya da çok düşenleri, normal seyreden hisselere göre %50 daha yüksek oranda satıyor. Yani karar, şirketin geleceğine bakılarak değil, fiyatın son dönemde ne yaptığına bakılarak veriliyor. Araştırmacıların ifadesiyle bu bir stratejiden çok bir kestirme yol ve maliyeti ağır.
Ve şimdi hepsinin içindeki en güzel detay, umut veren kısım burası: Aynı yöneticilerin bilanço dönemlerinde, yani ellerinde bol ve taze bilgi olduğu zamanlarda verdikleri satış kararları, kontrol grubunu GEÇİYOR.
Yani bu insanlar satmayı bilmiyor değil; sadece satarken alırken harcadıkları dikkati harcamıyorlar. Bilgi ve dikkat masaya geldiğinde yetenek de geri geliyor. Bu bulgu bize şunu söylüyor: Satış disiplini bir yetenek meselesi değil, bir SÜREÇ meselesidir.
Bunu destekleyen bir başka veri de Cabot Research ile CFA Institute'un fon yöneticileri arasında yaptığı anket: Katılımcıların %80'inden fazlası satış kararlarında "muhakemenin", yani sezginin önemli rol oynadığını söylüyor; %70'inden fazlası ise kararlarını deneyimle, deneme yanılmayla ve eski akıl hocalarının tavsiyeleriyle şekillendirdiğini belirtiyor. Bir düşünün: Alım tarafında modeller, tablolar, raporlar var; satış tarafında ise "içime doğdu" var. Sektörün en büyük açığı burada.
Ustaların bu konuda söyledikleri de tam bu boşluğu işaret ediyor. Efsanevi yatırımcı Bernard Baruch'a servetinin sırrı sorulduğunda cevabı tek cümleydi: "Paramı hep erken satarak kazandım." Rothschild'e atfedilen söz de aynı ruhta: "Hiçbir zaman dipten almadım, her zaman erken sattım." Jesse Livermore'un kuralı sermayenin %10'undan fazlasını tek işlemde riske atmamaktı. Paul Tudor Jones ise kaybeden pozisyona ekleme yapmayı reddederdi ve gerekçesi ders gibiydi: Kaybedene eklemek kararlılık değil, İNKARDIR.
Modern kurgu yatırımcılığın babası William O'Neil de işi mekanikleştirdi: Zararı %7-8'de kes, kârı %20-25 bandında al. Rakamlar tartışılır; ama fikir tartışılmaz. Hepsinin ortak noktası şu: Hiçbiri satış kararını o anın heyecanına bırakmamış.
Birincisi, satış planını alım anında yazın. Hisseyi almadan önce 3 rakamı deftere not edin: Giriş, hedef, stop. Bunu yapmak, satış kararını duyguların olmadığı bir ana taşımak demektir. Akılda tutulan hedef pazarlığa açıktır; yazılan hedef ise şahittir.
İkincisi, kademeli satış yapın. "Ya tamamını sat ya hiç satma" ikilemi insanı felç eder; oysa 3. yol var. Hedefe gelince pozisyonun yarısını satıp kârı cebe koyun, kalan yarısı için stopunuzu yukarı çekip taşımaya devam edin. Hisse dönerse kârınızın yarısı garantidir; yükselmeye devam ederse trende de binersiniz. Bu yöntem hem "biraz daha gitsin" hırsını hem "hemen satayım" korkusunu aynı anda tedavi eder.
Üçüncüsü, hedefi güncellemenin kuralını koyun: Hedef HABERLE güncellenir, HEVESLE değil. Bilanço büyüdü, sektör döngüsü döndü, temel tablo değişti; buyurun hedefi yenileyin. Ama elinizde yeni bilgi yokken sırf fiyat yükseliyor diye hedef büyütmek analiz değil, hırstır. Kendinize şunu sorun: "Bu hisseyi bugün, bu fiyattan, sıfırdan alır mıydım?" Cevap hayırsa, tutmanızın tek sebebi maliyetinizdir; ve piyasa sizin maliyetinizi ne bilir ne umursar.
Dördüncüsü, sattıktan sonra grafiğe bakıp kendinize eziyet etmeyin. Sattınız, hisse yükseldi; kaybetmediniz, planınızı uyguladınız. Baruch'un cümlesini hatırlayın: Servetler tepeden satanların değil, erken satanların cebinde birikiyor.
Faydalı bulduysanız RT ve kaydet
#borsa #bist100 #yatırım #satışdisiplini #davranışsalfinans #stoploss #YatırımTavsiyesiDeğildir
Bugün sıfırdan yatırıma başlasaydım;
10 farklı hisse almazdım.
Her gün işlem yapmazdım.
Telegram tüyosu kovalamazdım.
Yükseleni görünce atlamazdım.
3-4 sağlam hikâye bulur,
nakit bırakır,
kademeli alır,
sabretmeyi öğrenirdim.
Borsada sadeleşmek, bazen en büyük avantajdır.
PARA KAZANMAK İÇİN ÖNCE KAYBETMEYİ ÖĞRENMEK LAZIM
Bir yatırımcı düşünelim:
Hisseyi alıyor, %3 düşünce “Buradan döner”, %5 düşünce “Maliyet düşürme fırsatı”, %10 düşünce “Bu saatten sonra satılmaz” diyor.
%20 düştüğünde ise artık analiz yapmıyor, dua ediyor :)
Borsadaki büyük zararların çoğu yanlış hisse seçiminden değil, küçük zararı kabullenememekten doğuyor.
Stop olmak, şirket hakkında yanıldığın anlamına gelmez her zaman. Sadece kurduğun senaryonun çalışmadığını gösterir. Bu yüzden stop noktası hisseyi aldıktan sonra değil, daha işleme girmeden belirlemeniz lazım.
Hepimizin yaptığı en büyük hata ilk olarak alım bölgesi neresi diye soruyoruz veya analizimizi nerden alınır üstüne kuruyoruz fakat asıl mesele işler ters giderse nerede stop olucam diye planlamak lazım.
Stop belirlerken sabit bir yüzde kullanılabilir fakat her hissenin hareket alanı farklıdır. Teknik destekler, trend kırılımları ve ATR gibi volatilite göstergeleri daha sağlıklı seviyeler verebilir.
Bir de zaman stopu var: Hisse düşmese bile beklediğin sürede hareket etmiyorsa paran orada çürürken başka fırsatları kaçırırsın.
Benim biraz geç öğrendiğim şey ise borsada fırsatların sonsuz ve her allahın günü olduğu,en basit örnek sabah hiç kafamda bjk hissesi almak yoktu ve bir anda karşıma çıktı ve %7 para kazandırdı ama başka bir hissede zarar kesmeyip öylece aylarca beklersem bu tarz fırsatları kaçırırım.
Kârdaki işlemlerde ise iz süren stop kullanılabilir. Hisse yükseldikçe stop seviyesi de yükselir; böylece ne küçük kârda erkenden kaçarsın ne de büyük kârı tekrar zarara çevirirsin.
İyi trader her işlemde haklı çıkan değil; yanlış çıktığında az kaybedip doğru çıktığında kazanan pozisyonu taşıyabilen adamdır. Ben burada 10 işlem açıp 5 tanesinde para kazansam ve 5 tanesinde zarar etsem kral gibi olurum. Kazançlı pozisyonu tutup zararı kısa kestiğim için.
Çoğu zaman stop olduğumda aşırı mutlu oluyorum,çünkü beni kanser eden sinir eden bir hisseden az zararla çıktım ve rahatladım oh be diyorum artık yeni fırsatlara bakayım.
Kol kesmekten korkarsan piyasa bir gün gövdeyi alır,kar zarar kardeş bunu benimseyen para kazanır :)
BEFORE MODERN MEDICINE THERE WERE PLANTS
1. Before antibiotics, there was garlic
2. Before aspirin, there was willow bark
3. Before cold medicine, there was wild cherry bark
4. Before migraine tablets, there was feverfew
5. Before toothache gel, there was clove
6. Before cough syrup, there was elderberry
7. Before disinfectants, there was thyme
8. Before pain balms, there was arnica
9. Before sleep aids, there was lavender
10. Before eczema cream, there was calendula
11. Before anxiety pills, there was chamomile
12. Before muscle relaxants, there was valerian
13. Before iron pills, there was nettle leaf
14. Before probiotics, there was sauerkraut
15. Before scar creams, there was rosehip oil
16. Before vapor rub, there was eucalyptus
17. Before band-aids, there was plantain leaf
18. Before energy drinks, there was ginseng
19. Before everything came from a lab, it came from the earth.
Milton Friedman’a göre parayı harcamanın 4 yolu vardır:
1. Kendi paranı kendin için harcadığında
(Hem maliyete hem kaliteye dikkat edersin)
2. Kendi paranı başkaları için harcadığında
(Maliyete dikkat edersin, kaliteye daha az önem verirsin)
3. Başkasının parasını kendin için harcadığında
(Kaliteye önem verirsin, maliyet umursanmaz)
4. Başkasının parasını başkaları için harcadığında
(Ne maliyet ne kalite umurundadır)
Devlet harcamaları bu son kategoriye girer.