İTİRAF GELDİ
Aşağıda konuşan şahıs, yıllardır hakkında söylediğim her şeyi bizzat doğrulayan bir itirafta bulunmuştur: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi eski Başkanı Abdullah Yaman.
Bakın bu zat, kibrinin doruğunda ne diyor:
İTİRAF GELDİ
Aşağıda konuşan şahıs, yıllardır hakkında söylediğim her şeyi bizzat doğrulayan bir itirafta bulunmuştur: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi eski Başkanı Abdullah Yaman.
Neden "eski"? Çünkü iki ay önceki seçimlerde rezillikleri ortaya dökülünce yarışa giremedi; desteklediği aday da kaybetti. Koltuk gitti, maske düştü; kibri ise yerinde durmaya devam ediyor.
Bakın bu zat, kibrinin doruğunda ne diyor:
"Hayatın olağan akışı, bizim en sevmediğimiz tabir. Türkiye'de hiçbir zaman hayat olağan akmadığı için biz onu kesinlikle delil kabul etmiyoruz... Ya bu memleketten hayat hiçbir zaman olağan akmıyor."
Merd-i Kıpti şecaat arz ederken sırkatin söylermiş. Adam kahramanlık taslayayım, ne kadar üstün bir hukukçu olduğumu göstereyim derken kendi rezilliğini, kendi keyfiliğini bizzat itiraf ediyor. Üstelik bunu söylerken utanmadan gülebiliyor.
Bir Yargıtay üyesi, kibrinin esiri olmuş bu zat, mensubu olduğu memleketi açıkça aşağılıyor; "hayatın bile olağan akmadığı" anormal bir ülke olarak tanımlıyor. Üstelik bu çarpık zihniyetini, hukukun temel ilkelerinden biri olan "hayatın olağan akışı" delilini reddetmesinin gerekçesi yapıyor.
Yani aslında bu adam kendini beğenmişliğin zirvesinden diyor ki:
•“Bu ülke anormal, o yüzden ben de anormal kararlar verebilirim."
•"Bu ülke anormal, o yüzden ben de sosyal medya üzerinden hakimi olduğum ve tarafsız olmam gereken bir davada ergen gençlerden beter küfürlü, hakaret dolu konuşmalar yapabilir, aleni tarafımı belli edebilirim."
•"Bu ülke anormal, o yüzden ben de kendi dairemin içtihatlarına, kendi geçmiş kararlarıma zıt kararlar verebilirim."
•"Bu ülke anormal, o yüzden ben de Cumhurbaşkanına, hükümete, dürüst hakim-savcılara sövebilirim."
•"Bu ülke anormal, o yüzden ben de sorulan hiçbir soruya cevap vermeden, sadece hakaret ve küfürle savuşturabilirim."
•"Bu ülke anormal, o yüzden ben de FETÖ'den ihraç edilen oğlumu önce 'mobbinge uğradı' diye savunup, yalanım çark edince utanmadan başka bir hikâye anlatabilirim."
•"Bu ülke anormal, o yüzden ben de büyük holdinglerle kirli ilişkiler kurabilir, onlarla localarda maçlar izleyebilir, Yargıtay'daki meslektaşlarımı kapı kapı dolaşıp ahlaksız teklifler götürebilir, dosya takipçiliği yapabilirim."
•"Bu ülke anormal, o yüzden ben de FETÖ listesinden Yargıtay'a sızıp, kendimi başka bir cemaate mensupmuş gibi gösterip yapmadığım rezillik bırakmayabilirim."
Çünkü her şey anormal! Anormal ülkede anormal hakim, anormal karar, anormal aile, anormal servet, anormal yalanlar, anormal teklifler, anormal kimlikler!
Kibirden gözü dönmüş, kendini hukukun, devletin, milletin üstünde gören bu zat… Bu memleketi bu kadar küçük gören bir adam, bu milletin adını hangi vicdanla taşıyabilir? Bu memlekette "hayat olağan akmadığı" için delil kabul etmediğini söyleyen biri, hangi vatandaşa adil yargılama vaat edebilir? Kendi dairesinin onlarca içtihadına, Yargıtay Genel Kurulu'nun emsal kararlarına rağmen aksine karar veren bir adamdan başka nasıl bir itiraf beklenebilir?
Bu şahıs öyle utanmaz, öyle hukuksuz biridir ki; benim dosyamla bire bir aynı içerikli bir başka dosyada, sadece birkaç ay önce, içtihatlara tam uygun karar vermiş; benim dosyamda ise tam aksi yönde karar vererek hukuku katletmiştir. Belgeleri ile birlikte bu sayfadan paylaşmışt��m.
Küfürden, hakaretten, devlete sövmekten başka bir şey bilmeyen; ailesi, serveti, şahsiyeti şaibe deryası olan; kendini millet üstü, hukuk üstü, devlet üstü gören bir adam…
Ve bu adam hâlâ devletten maaş alıyor. Bu adam artık şahsi bir mesele değil, doğrudan bir milli güvenlik meselesidir.
Bu hikâyenin sonunu hep birlikte göreceğiz. Hukuken iki elim, ömrümün sonuna kadar bu şahsın yakasından düşmeyecek. Mağdur ettiği onlarca iş insanının da, devletini, milletini, Cumhurbaşkanını alenen aşağılayan bu zatın hesabını sorma günü mutlaka gelecek. Kibrin sonu hüsrandır.
Saygılarımla
Kamil DARBAZ
@adalet_bakanlik
@TCYargitay
@AYMBASKANLIGI
@abakingurlek
@abdullah_yaman
Milyonluk projede Altınbaş yolsuzluğu
GMO Grup Yapı’nın ortağı Kamil Darbaz, 2007’de başlayan ortaklık anlaşmazlığı ile ilgili 20 yıldır hukuk mücadelesi veriyor.
📌Adalet Bakanı Akın Gürlek’ten “Mutlak Butlan” açıklaması:
📌Hangi parti söz konusu olursa olsun delegenin iradesinin sakatlanması kabul edilemez.
📌Bu süreç bizzat CHP delegelerinin başvuruyla başlamıştır.
📌Ankara BAM 36. Hukuk Dairesi önemli bir karar vermiştir.
Dün engellenen paylaşımımı yeniden yayımlıyorum. Yüz kere de sildirseniz tekrar karşınıza çıkacak. Üstelik bunların sadece fragman olduğunu unutmayın.
Abdullah Yaman Bey,
Her zamanki gibi cevap vermediğiniz bir önceki açıklamamda “Siz hatalarınızı kabul edip istifa edene kadar paylaşımlarıma devam edeceğim.” demiştim. Ben sözümü tutarım. Lütfen aşağıdaki soruları cevaplar mısınız? Eğer siz cevaplamayacaksanız sizi tanıyan, sosyal medyadan destek mesajları yayınlayan dostlarınız benim adıma öğrenip bizimle paylaşırsa çok memnun olurum.
1) 22.10.2025 Çarşamba günü Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nda Yargıtay ve AYM içtihatlarına rağmen hukuku katletmek suretiyle aleyhime karar çıkarttıktan hemen sonra 23.10.2025 tarihinde FETÖ’den KHK ile ihraç edilip Amerika’da olan oğlunuzun yanına gittiniz mi? Şu anda halen Amerika’da FETÖ’den dolayı KHK ile görevden uzaklaştırılan evladınızın yanında mısınız? Oğlunuz orada nasıl kalıyor, sığınmacı mı oldu?
2) Adli tatil yokken, yaz tatili değilken neden apar topar Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun ertesinde Amerika’ya gittiniz? Tehdit mi ediliyorsunuz? Amerika’ya gitmenizde Altınbaş Holding’in bir payı var mı?
3) Yapmış olduğunuz hukuk adamlığından uzak beddua içerikli açıklamanızı Amerika’dan mı paylaştınız? Bu beddua içerikli açıklamanızı yaparken Amerika’da başka kimselerden yardım aldınız mı? Daha öncede beddua konusunda mahir kaçak insanlarla temasınız oldu mu? Acaba böyle beddua içerikli bir paylaşım yaparak yarın ihtiyaç halinde “Sığınma Talebi”nde bulunmak için hazırlık mı yapıyorsunuz?
4) Bu seyahatinizde Pensilvanya’ya uğradınız mı? Geri dönmeyi düşünüyor musunuz?
5) İlk açıklamanızda savcıları sizi ve ailenizi incelemek için göreve davet etmiştiniz, bu incelemeye Amerika’daki evladınızın da mal varlığı, ilişkileri ve banka hesap hareketleri dahil mi?
Buradaki mobinge dayanamayarak pasaportuyla yurtdışına çıktığını söylediğiniz “işçi” oğlunuzun Miami’deki yaşantısı ile ile ilgili bir kaç fotoğraf ve bir video aşağıda bırakıyorum. Eminim tüm kamuoyu “işçi” oğlunuzu yakından tanımak ve oradaki mütevazı yaşantısını daha net görmek isteyecektir. Bir sonraki tweetimde detayları anlatacağım.
Güçlü olan haklı değil, haklı olan güçlüdür. Kalın sağlıcakla.
Kamil DARBAZ
@tcbestepe@TCYargitay@adalet_bakanlik@TC_icisleri@HSKKurumsal@yilmaztunc@abdullah_yaman@ismailsaymaz@cuneytozdemir@esaskenan
Sayın @abdullah_yaman
Söylediğiniz tüm yalanlar ortaya çıkıyor. Çıkmaya da devam edecek.
- Oğullarım FETÖ’den atılmadı dediniz. Yalan çıktı.
- Cezaların sülaleliği diye bir kavram uydurdunuz hikaye çıktı.
- Oğlum işçi olarak çalışıyor dediniz Lojistik Filosu sahibi lüks hayat süren patron çıktı.
- Oğlum pasaportuyla çıkış yaptı dediniz Meksida’dan kaçak Amerika’ya girdiği ortaya çıktı.
- “Haram yoldan birilerinin mallarına çökmelerine müsade etmedim” diye erkeklik yaptınız. Bu söylediğinizin itiraf olduğunu anlayınca ben bir tane hakimim 25 kişi karar verdi diye kıvırdınız.
- “Bir tane iddiayı ispatlayın istifa etmezsem şerefsizim” diye meydan okudunuz halen şerefinizin gereğini yapmanızı bekliyoruz tabi varsa.
Şimdi burada asıl soru şu: Bu kadar aleni yalan söyleyebilen bir insandan adil yargılanma beklenir mi?
Daha Altınbaş Holding ile aranızdaki “Akçeli İşler” ve kirli ilişkiler ortaya çıkacak.
İlk gün demiştim tüm Ankara sizin kim olduğunuzu biliyor şimdi tüm Türkiye öğrenecek diye.
Güçlü olan haklı değil, haklı olan güçlüdür.
Kalın sağlıcakla
Kamil DARBAZ
Kıymetli Kamuoyu,
Dün sizlerin de takip ettiği üzere, Nef İnşaat’ın sahibi Erden Timur tutuklandı. Ben 2018 yılında birçok gazetede aşağıdaki ilanı yayımlatmıştım. Yıllardır Erden Timur ve Altınbaş Holding’in kirli ilişkilerini ve yasadışı faaliyetlerini anlatmaya çalışıyorum; ancak maalesef sesimi kimseye duyuramadım.
Erden Timur isimli şahıs, benim arazime çöken ekibin içerisindeki ana oyunculardan, akıl hocalarından ve yargı ayağını yürüten isimlerden biridir. Nitekim hâlen bana çöktükleri arazide, Timur Gayrimenkul şirketi üzerinden resmî arsa sahibidir. Nef İnşaat ticari hayatına başladığında duyurduğu ilk proje, benden çaldıkları projedir. Yargı süreçleri uzayınca projeden vazgeçtiler ve internetteki tüm delilleri sildirdiler. Ancak bugün hâlâ arama motorlarında bakıldığında, projenin satış ofisinde Timur Gayrimenkul ismi çıkmaktadır. Bu konuları daha önce sizlere detaylıca anlatmıştım zaten.
Yargıtay’da küfür etmekten başka bir işe yaramayan, hukuk bilmeyen, kumarhanelerden çıkmayan FETÖ’cü oğlunun şaibeli servetiyle hâlâ o koltukta oturmaya devam eden Abdullah Yaman Bey’in cansiperane savunduğu, bize “haramzadeler” dediği insanların arka planında Erden Timur ve Altınbaş Ailesi vardır. Şimdi anlıyor musunuz bu seviyede bir hukuk adamı neden sürekli küfür ediyor? Çünkü suçüstü yakalandı. İlk günden beri konunun kendisine geleceğini çok iyi biliyor. Bu arada Abdullah Yaman yanlız değil, Yargıtay’da daha çok isim var kirli ilişkiler içerisinde olan. Zamanla hepsi ortaya çıkacak. Hak yiyenler korksun.
Buradan tüm savcılarımıza seslenmek istiyorum:
1) Yargıtay’da görev yapan üst düzey yargıçların son beş yılda gittikleri Galatasaray maçlarını lütfen mercek altına alın. Normal biletler hangi yönetici tarafından temin edilmiştir? Erden Timur’un locasında kimler maç izlemiştir? Örneğin, benim davamın görüşüldüğü Yargıtay Genel Kurulu’na katılan üst düzey isimler bu listede yer almakta mıdır?
2) Yargıtay’da üst düzey görevde olup çocuklarının hukuk bürosu bulunan kimler vardır? Bu çocukların hukuk bürolarında Erden Timur’un telefonuna ait HTS kayıtları mevcut mudur? Ya da Erden Timur ve Altınbaş Holding şirketlerinin davalarını takip ediyorlar mı?
3) Yargıtay üyeleri ve Yargıtay üst düzey yöneticilerinden yurtdışındaki Galatasaray maçlarına gidenler kimlerdir? Bu kişilerin seyahat sponsorları kimlerdir? Biletleri kim temin etmiştir? Bir devlet memuru bildiğim kadarıyla normal maaşı ile yurtdışında maçlara kolay kolay gidemez. Kıymetli Savcılarımız araştırdığında çok enteresan sonuçlara ve kişilere ulaşacaktır. Sonu��ta maçların zamanları belli, yurtdışına giriş çıkışlar belli.
4) Erden Timur ile ilgili daha derin bilgilere ulaşmak isterseniz Türkiye’deki azınlık gruplar ile olan ilişkilerini incelemenizi tavsiye ederim. Bir anda böyle bir yükseliş neden oldu? Sonra bir anda bu kişi neden sıkıntıya girdi? Acaba destek veren azınlık gruplar bir süre sonra desteğini geri mi çekti?
Sayın Abdullah Yaman Bey size sesleniyorum, gerçeklerin mutlaka ortaya çıkmak gibi bir özelliği vardır. Bindiğiniz kayık su almaya başladı. Daha önce de söylemiştim, şimdi tekrar ediyorum: Sizin kim olduğunuzu tüm Ankara biliyordu, şimdi tüm Türkiye öğrenecek.
Eskilerin çok güzel bir sözü vardır: Beşer zulmeder, kader adalet eder. Siz ve Yargıtay’daki ortaklarınız bana Erden Timur ve Altınbaş Ailesi gibi bilerek ve isteyerek zulüm ettiniz. Kaderin adalet edeceği gün çok yakındır. İyiler mutlaka kazanacaktır.
Kalın sağlıcakla.
Kamil DARBAZ
@HSKKurumsal
@TCYargitay
@istanbul_EGM
@adalet_bakanlik
@lubeayar
@istanbulCBS
@yilmaztunc
@yenisafak
@abdullah_yaman
ÇEMBER DARALIYOR. HAKLI İLE HAKSIZ YAVAŞ YAVAŞ ORTAYA ÇIKIYOR.
Sayın Abdullah Yaman,
Aylardır hakkınızda yaptığım paylaşımlar ve suç duyurularına rağmen hâlâ bir işlem yapılmamış olması sizi rahatlatmasın. Biz inanan insanlar, adaletin er ya da geç tecelli edeceğine iman ederiz.
18 yıldır süren davamı; başkanı olduğunuz Yargıtay 11. Daire’nin içtihatlarına ve Yargıtay Genel Kurulu’nun emsal kararlarına rağmen, hukuku yok sayarak reddettiğinize bütün kamuoyu ve hukuk camiası şahit oldu. Bununla da kalmadınız; h��kimi olduğunuz bir davayla ilgili sosyal medyada küfür ve hakaretler savurarak karakterinizi herkese gösterdiniz. Geçmişte verdiğiniz şaibeli kararlar ve FETÖ’den ihraç edilen çocuklarınızın yurt dışında sürdürdüğü lüks hayat hakkında sorduğumuz hiçbir soruya cevap vermediniz. Bu tavrınız, “Sükût ikrardan gelir” sözünü bir kez daha hatırlatmıştır. Davam hakkında hukuken söyleyecek bir sözünüz olmadığı için küfürle cevap vermeniz de karakterinizin açık bir özeti olmuştur.
Bu hafta bir gazeteci, Yargıtay 11. Daire’de yaşanan hukuksuzlukları kaleme almış. Okuma fırsatınız oldu mu? Başkanı olduğunuz dairenin büyük ticari davalara baktığını söylemiştiniz. Bu davalarla ilgili çıkan bu haberler hakkında da yine küfür mü edeceksiniz, yoksa hukuki bir açıklamanız olacak mı? Neden sürekli başkanı olduğunuz daire ile ilgili bu tür haberler çıkıyor? Çok iyi bildiğiniz üzere Altınbaş Holding ve Nef İnşaat benim davamın ana aktörleridir. Nef İnşaat’ın sahibi Erden Timur’un tutuklanması ve dün TMSF tarafından tüm mal varlığına el konulması yönündeki haberler hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu haberler sizi tedirgin ediyor mu? Sizde çemberin daraldığını düşünüyor musunuz?
Sayın Adalet Bakanımız Akın Gürlek Beyefendi’ye de buradan bir çağrıda bulunuyorum:
Nef İnşaat ve Erden Timur ile ilgili daha derin bir inceleme yapılacaksa, kendisinin locasında ve Galatasaray yöneticiliği döneminde ücretsiz verilen maç biletlerini hangi yüksek yargı mensuplarının ve çocuklarının kullandığının da araştırılmasını öneririm. Biliyorum ki böyle bir denetim Sayın Abdullah Yaman’ı ve Yargıtay’daki bazı arkadaşlarını rahatsız edecektir. Ancak gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır.
Sayın Bakanım, ayrıca yüksek yargı mensuplarının; eşleri, kardeşleri ve çocuklarına ait hukuk bürolarının hangi davalarda yer aldığının da incelenmesini tavsiye ederim. Buradan çıkacak sonuçlar herkesi şaşırtacaktır.
Sayın Abdullah Yaman, dindar bir insan olduğunuzu duyuyorum. Gelin, bir hukuk adamına yakışır şekilde davranın; bildiğiniz gerçekleri açıkça anlatın ve Yüce Türk Yargısı’nın vereceği karara razı olun. Bu süreçte üzerinizde baskı kurulduysa, size telkinde bulunanlar olduysa veya sizi etkileyen ilişkiler varsa hepsini aç��kça ortaya koyun.. Korkmayın. Gerçekleri anlatın. Yüce Türk Yargısı itirafçı olanları ve gerçeği ortaya koyanları korur. Bu dünyada itibarınızı zaten kaybettiniz, belki samimi bir itirafla ahiretinizi kurtarma imkânı bulursunuz. Zararın neresinden dönülse kârdır; en azından şerefli bir kapanış yaparsınız.
Güçlü olan haklı değil, haklı olan güçlüdür.
Kalın sağlıcakla.
Kamil DARBAZ
@adalet_bakanlik @abdullah_yaman @TCYargitay @abakingurlek @AYMBASKANLIGI @zcakir27
@KamilDarbaz@abakingurlek Yargida MALESEF paralel yapi
Henüz bit me diki
Abdullah yaman gibi ler böyle
Vatanına söve biliyor FETÖ nin
Tek sermayesi hakaret etmek mi acaba...?
Sayın Bakanım Akın Gürlek,
20 yıldır süren hukuk mücadelemde yargı kapıları yüzüme kapatıldığı için derdimi aylardır bu sayfadan paylaşıyorum. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi eski Başkanı Abdullah Yaman hakkında Cumhurbaşkanlığına, HSK’ya, Yargıtay Başkanlığına, Adalet Bakanlığına ve Cumhuriyet Başsavcılığına resmi şikayetlerde bulundum. Hukuk sistemimize inancımı hiç kaybetmedim; ancak bugüne kadar bir sonuç alamadım.
AYM’nin “mülkiyet hakkı ihlali” kararı yok sayıldı; BAM’ın direnme kararı dinlenmedi; kendi dairesinin yerleşik içtihatları bir kenara bırakılarak davam aleyhime sonuçlandı. Üstelik karşı tarafta; sahipleri FETÖ’den yargılanan, haklarında kara para aklama, resmi evrakta sahtecilik gibi pek çok dava bulunan Altınbaş Holding vardı. Hukuk resmen katledildi. Mağduriyetimin tüm ayrıntılarını hem bu sayfada hem devletin kayıtlarında bulabilir, bizzat incelettirebilirsiniz.
Bu kişinin Altınbaş Holding’i kollayan şaibeli kararlarını, iki oğlunun FETÖ bağlantısı nedeniyle kamudan ihraç edildiğini, ailesinin yurt dışındaki kaynağı izah edilemeyen servetini yıllardır tüm yetkili makamlara bildiriyorum. Aleni bir yalancı olduğunu da. “Oğlum mobbinge dayanamadığı için gitti ve ABD’de işçi olarak çalışıyor” dedi. Oysa gerçek şu: Oğlu FETÖ sebebiyle ihraç edildikten sonra Meksika üzerinden kaçak yollarla ABD’ye geçmiş; bir lojistik şirketinin ve tır filosunun sahibi olarak lüks bir hayat sürmekte, kumarhanelerden çıkmamaktadır.
Bu zat, tüm iddialara ve FETÖ ile ortaya koyduğum bağlantılarına cevap vermek bir yana, artık şahsımı çoktan aşmış, doğrudan Türkiye Cumhuriyeti Devletine saldırmaya başlamıştır. Dün paylaştığı son yazı, bu pervasızlığın geldiği noktayı görmeniz için yeterli:
•Türkiye’yi “rejim ihraç eden, hukuksuzluk ihraç eden ülke” ilan ediyor.
•Adliyelerimizi “adalet yerine adaletsizlik dağıtan saraylar” diye aşağılıyor.
•Türk Yargısını “cübbelerine taraf okuma sensörü takılmış hakim-savcı teknolojisi” diye alay konusu yapıyor.
•Cumhurbaşkanımızı ve Hükümetimizi kastederek Bakunin’in “HUKUK İKTİDARLARIN FAHİŞESİDİR” sözünü alıntılıyor; üstüne “bugün yaşasa fahişelere haksızlık ediyor muyum diye nedamet duyardı” diye ekleyerek küstahlığın zirvesine çıkıyor.
•“Yargının kolladığı çeteye, uluslararası arenada İsrail’e tanınan dokunulmazlığa benzer bir ‘köpeksiz köyde değneksiz gezme ayrıcalığı” tanıdığını söyleyerek hem Türk Yargısını hem de devletimizi siyonist israile benzeterek küçük düşürüyor.
•Gazetecilerin tutuklanmasını ima ederek Türk Yargısını “erekte olup tutuklamaya geçmek” gibi mide bulandırıcı ifadelerle tahkir ediyor.
•Görevdeki savcılarımızı “zavallı savcı”, “savcıcık”, “oryantal” diye küçümsüyor; dürüst hakim ve savcılarımızı “PR yapan çıkarcılar” olarak yaftalıyor.
Sayın Bakanım, bu üslup, bu küfürbazlık, devlete ve millete duyulan bu kin tam olarak firari ve tutuklu FETÖ’cü yargı mensuplarının yıllardır kullandığı üslubun aynısı değil mi?
Bir sokak serserisinin dahi sarf etmekten hicab edeceği bu ifadeleri savuran biri, hangi sıfatla hâlâ Yargıtay Üyesi koltuğunda oturmaya devam edebilmektedir? Bilmediğimiz bir koruma kalkanı, görmediğimiz bir dokunulmazlık zırhı mı vardır? Bu cüret nereden gelmektedir; arkasında kim, hangi yapı, hangi holding durmaktadır?
Mağdur ettiği sadece ben değilim; onlarca iş insanı sessizce sesinin duyulacağı günü bekliyor. Bu kişinin mal varlığı, geçmiş kararları ve Altınbaş Holding ile bağlantıları araştırıldığında ortaya çıkacak manzara, bu milletin yıllardır ödediği bedelin de hesabı olacaktır.
Gerek Başsavcılık döneminizde gerekse Bakanlık görevinizde milletin umudu oldunuz. Bu meseleyi çözebilecek tek makam, sizin makamınızdır. İstirhamım; bu zatın tüm kararlarının, paylaşımlarının, ailesinin mal varlığının incelettirilmesidir.
Bu mesele artık Kamil Darbaz’ın değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin meselesidir. Bu şahıs bir Milli Güvenlik meselesidir.
Saygılarımla arz ederim.
Kamil DARBAZ
@abakingurlek@HSKKurumsal@TCYargitay@tcbestepe