1821-1830 yılları arasında Mora Yarımadasında Müslüman Türk ahali sistematik olarak katledilmiştir.
Bu imha politikasına, ibadet yerlerinden medreselere, mezarlıklardan diğer kültürel miras unsurlarına kadar uzanan planlı bir yıkım ve tahribat da e��lik etmiştir.
Tripoliçe katliamının 205. yıldönümünde, acımasızca katledilen Müslüman Türk sivil halkı rahmetle anıyoruz.
#KARAOK: Karada ve havada tam isabet! 🎯🚀
Muharebe sahasının çevik gücü KARAOK, ilk kez bir hava hedefini başarıyla vurdu.
Kara hedeflerine karşı etkinliğini hava hedeflerine de taşıyan KARAOK ile farklı tehditlere karşı çok yönlü angajman kabiliyetimizi güçlendiriyoruz. 🇹🇷
KAŞİF KOZİNOĞLU...
(#Kursak kitabımdan ilgili bölüm.)
Geçmiş Günlerden Anılar
Suat Yarbay’ı karargâhta ziyaret etmek benim için her zaman ayrı bir keyifti. Özel Harp Dairesinde geçirdiği yıllara dair anılarını dinlemek, hem mesleki bilgi birikimime katkı sağlıyor hem de onun anlatımındaki samimiyet ve nüktedanlıkla eğlenceli bir sohbet fırsatı sunuyordu. Ancak bu anılar içinde, uzun bir süre Suat Yarbayın tim komutan yardımcısı olarak görev yapan Kâşif Kozinoğlu’yla ilgili paylaştığı bir hikâye vardı ki; halen hatırladıkça kahkahalarla güldürür beni.
Kâşif Üsteğmen henüz bekârken, anne ve babasıyla birlikte Ankara Devlet Mahallesi’ndeki lojmanlarda oturmaktadır. Günlük hayatı oldukça sıradan görünür. Sabahları üniformasını giyip elinde evrak çantasıyla lojmanların önünden servise binmekte, akşam da yine aynı şekilde, sessiz sedasız evine dönmektedir. Üniforması da olmasa; bir devlet dairesinde çalışan sıradan bir memur görünümündedir.
Bir sabah, Kâşif Üsteğmen mesai için Kirazlıdere’deki kışlaya vardıktan kısa bir süre sonra alarm verilir. Zira o gün, hava korsanları Diyarbakır uçağını kaçırmışlardır ve o uçağı kurtarmak için özel bir operasyon düzenlenecektir. Operasyonun detayları hızla oluşturulur, havayollarından temin edilen uçağın şeması üzerinde giriş planları yapılır, rehinelerin güvenliği sağlanarak operasyonun başarıyla tamamlanması için en ince detaylar gözden geçirilir.
Planlar tamamlandıktan sonra, timler özel teçhizatlarıyla askeri bir uçağa binip hızla Diyarbakır’a uçarlar. Operasyon, büyük bir gizlilik ve hassasiyetle yürütülür. Timler, yüzleri maskeli bir şekilde uçağa giriş yapar, saniyeler içinde korsanlar etkisiz hale getirilir ve rehineler sağ salim kurtarılır. Bu başarılı operasyon sırasında ve sonrasında, uzaktan da olsa TRT kameraları timlerin kar maskeli olarak yansıyan görüntülerini çeker.
Görev tamamlandığında, timler yine aynı askeri uçakla Ankara’ya döner. Dönüşte, yapılan faaliyet sonu incelemesini (FSİ) müteakip, personel hiçbir şey olmamış gibi lojmandaki evlerine dönmek üzere servislere biner. Günlük rutin mesaiden döner gibi eve dönen bu kahramanlar, akşam televizyon haberlerinde, icra ettikleri operasyonun detaylarını ve yayınlanan görüntülerini izlemek için ekran başına geçerler.
Kâşif Üsteğmen de ailesiyle birlikte akşam yemeğini yer, ardından oturma odasında televizyon karşısına geçer. Haberlerde, Diyarbakır’da gerçekleştirilen başarılı rehine kurtarma operasyonunun görüntüleri yayınlanmaktadır. Yüzleri maskeli kahramanlar birer birer ekrana gelirken, Kâşif Üsteğmen ekranda kendisini de görüp, için için güler. Tam bu esnada yanında oturan babası birdenbire ona döner, kaşlarını çatar ve hafif bir sitemle şöyle der:
“Tüh sana be oğlum! Şu adamlara bak, aslanlar gibi kahramanlık yapıyorlar. Sen ise elinde evrak çantası, memur gibi işe gidip geliyorsun. Ne biçim askersin sen?”
Kâşif Üsteğmen, çalıştığı birliğin gizliliğini korumak adına ailesine hiçbir şey anlatamadığından ne diyeceğini bilemez. İçinden usul usul gülmekle yetinir. Babasına, yüzünde belli belirsiz bir tebessümle bakar ve sessizliğini korumaya devam eder.
Bu hikâyeyi dinlerken hem gülmekten kendimi alamamış hem de Özel Kuvvetlerin sessiz kahramanlıklarına bir kez daha hayranlık duymuştum. Onlar, maskelerin ardında yalnızca kendilerini değil, ülkeyi koruyan gizli kahramanlardı. Kâşif Üsteğmenin yaşadığı bu komik ama derin anlamlar içeren olay, her görevden sonra normal bir hayata dönmek zorunda kalan kahramanların hayatlarını anlatan belki de en güzel örnekti.
Biyonik Adamın Kahvaltısı
Özel Kuvvetlerin efsanevi isimlerinden Kâşif Kozinoğlu’ndan bahsetmişken, şu anekdotu da anlatmadan geçmemeliyim. Kâşif Kozinoğlu, yalnızca cesareti, zekâsı ve sadakatiyle değil, aynı zamanda sıra dışı beslenme alışkanlıklarıyla da hatırladığımız bir komutanımızdır. Komutanımızın, yoğun fiziksel antrenmanlar, ağır eğitim faaliyetleri ve operasyona hazırlık süreçleri nedeniyle vücudunun ihtiyaç duyduğu proteini karşılamak için sabah kahvaltılarında tam 15 haşlanmış yumurta yediğini bilirdik. Bu alışkanlık, çevresindekiler için zaman zaman şaşkınlık, zaman zaman da eğlenceli sohbetlerin konusu olmuştur.
Ne var ki aynı alışkanlık, Kâşif Üsteğmen’in evlendikten sonra hayatına farklı bir boyut katmıştır. Başlangıçta bu durumu şaşkınlıkla karşılayan eşi, Suat Yarbayın eşine dert yanar:
“Abla, bu adam insan değil, biyonik adam! Sabahları benden 15 haşlanmış yumurta istiyor. Daha önce böyle bir şey duydun mu?”
Eşinin bu tatlı şikâyetleri aile içinde espri konusu olurken, Kâşif Üsteğmen’in kendisi de bu konuda sıkça şakalaşmaktadır. Bir gün tim komutanı Suat Yüzbaşı’ya dönüp içini döker:
“Yahu komutanım, eşim bana sabahları sadece bir tane yumurta haşlıyor. Benim gibi adama bir yumurta nasıl yetsin? Böyle giderse yakında eğitimlerde bayılacağım!”
Bu tatlı atışmalar, Kâşif Kozinoğlu’nun yaşamında hem disiplin hem de mizahı bir arada barındıran yapısının bir yansımasıydı. Gözünü budaktan sakınmayan, görevlerini büyük bir özveriyle yerine getiren bu kahraman, Özel Kuvvetlerde binbaşı rütbesine kadar yükselmiş, daha sonra Milli İstihbarat Teşkilatı’nda ülkesine sadakatle hizmet etmişti.
Ne yazık ki Kâşif Kozinoğlu, dini kendisine paravan yapan bir terör örgütünün yargıya sızmış unsurlarınca düzenlenen kumpas davalarla cezaevine atılmıştır. Bu kumpas sürerken, cezaevinde uğradığı bir komplonun kurbanı olarak, tutsaklıktayken hayata veda etmiştir. Onun ismi, Türk milletinin hafızasında ve yüreğinde kahramanlık, fedakârlık ve sadakatle kazınmış bir iz bıraktı.
Bu sıra dışı komutanı ve onun hatıralarını, bir tebessüm ve derin bir minnetle anıyorum. Ruhu şad, mekânı cennet olsun.
#Kursak
23 Eylül 1821 - Tripoliçe Soykırımı Yunanistan anakarasındaki Türklerin Soykırımı Ulusal Anma Günü ilan edilsin!
Destekle, bu yıl bu anma günü başlasın!
@tcbestepe@MFATurkiye
Abisi 33 askeri kursuna dizmiş kendisi otel odasında 14 yaşındaki kıza tecavüz edip 1 sene hapis yatıp çıkmış dem partiden vekil olmus
Yüce devlet 480 bin TL vekil maaşı ödüyor
Yıkıl enkazını göreyim
İBB Başkanvekili Nuri Aslan açıkladı: İBB’nin bugün itibarıyla vergi ve SGK borcu kalmadı.
Bir yandan milyonlarca İstanbulluya hizmet, bir yandan yatırımlar, bir yandan borçların ödenmesi…
Bahane değil, çözüm ve hizmet üreten anlayış budur. İstanbul’umuza hayırlı olsun
Ağabeyi, kız kardeşi, yeğeni ve küçük kardeşi terör örgütü PKK saflarında Türk askerine kurşun sıkarken öldürülmüş bir adam, Türkiye’de milletvekili olmuş ve Türkiye’de hâla ırkçılık olduğunu söylüyor. Şaka gibi
@nihatsirdar O değil de Akaryakıt İstasyonlarındaki "Akıllı Fiyat Panoları" üç haneli değil. "100₺"yi nasıl yazacaklar? Onlar da düşünemediler sanırım böyle olacağını.
Levent Yıldız @leventydz Belgeliyor:
TÜRK ORDUSUNA
BÜYÜK İZMİR YANGINI
VE SOYKIRIM İFTİRASI
Yabancı kaynaklardan
suçlama ve iftiraları
çürüten Belgeler
Kısa ve öz, açık ve net
B E L G E L E R L E
Yıl 1920. Yunan Ordusu Bursa’yı işgal edince Venizelos’un oğlu Sofoklis, Osman Gazi’ nin türbesine gelip sandukayı tıklatarak seslendi:
“Biz geldik Osman! Kalk da Bursa’yı kurtar!”
Sonrası malum. Mustafa Kemal’in Ordusu geldi ve işgal kuvvetlerini yurdun her köşesinden söküp attı…
Bursa’nın düşman işgalinden kurtuluşunun 104. yılı kutlu olsun.
YENİ Parti Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz:
“15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve FSM köprülerinin ağır bakımları 2024’te tamamlandı.
Bir sonraki ağır bakım 30 yıl sonra.
‘Bakım masrafı’ gerekçesi kuyruklu yalan. Bunun adı organize soygundur.”