Sonra birileri çıkıyor. Bu olayı kendi güçleri ve iktidarları için kullanacaklar ya! Süleyman Hilmi Tunahan’ın öğrencilerinin iki kolundan birisini cemaatin başına getirecekler ya! Birisini indirip diğerini yukarı çıkaracaklar. Mallara ve mülklere zaten çökülüyor. Ondan sonra eski defterler açılıyor:
“Ya efendim, sen zaten on yıl önce de bu adamı öldürmüştün. Hemen kabri açalım, adamın kemiklerinden izler bulalım!”
Abuk sabuk işler arkadaşlar! Ben de hekimim. Bunlar nasıl işler, Allah aşkına? Zamanında adli tıp raporu verilmiş. Video ve kamera kayıtları ile her türlü belge var. Tek bir şüphe olmadığı ortaya çıkmış.
Aradan on yıl geçiyor. Bir bakıyorsunuz, bu cemaat iktidara oy vermemiş. Bunun üzerine, “Vay efendim! Vay sizi gidi Süleymancılar! Bana oy vermediniz ha, görürsünüz gününüzü!” deniliyor. Resmen yaşanan bu!
🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳
SÜLEYMANLILAR (Eski) LİDERİNİN "YASTIK İLE BOĞULARAK ÖLDÜRÜLME İHTİMALİ DIŞLANAMAZ" MIŞ!
🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳
Bu manşetin yanına suçlamak istediğiniz insanların fotolarını da koydunuz mu tamam, al sana ALGI OPERASYONU! Al SANA YARGISIZ İNFAZ!
🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳
1-) Prof.Dr.Şemsi Gök'ün Adli Tıp Kitabını incelediğimde, ağız burun kapatma sureti ile ölüm vakıaların da şu hususlar ön plana çıkıyor;
a-) Ağız ve çevresinde asfiksinin genel işaretleri bulunmalı. Yastık, tülbent vs. ile baskı ekimoz (Şiddet belirtisi) görülmez. Yani yastık ile boğma iddiası çok spekülatif bir iddiadır.
b-) Akciğerde ödem, kanamalar, köpüklenmeler vs. olması.
c-) Ayrıca yastıkla boğma da göğüs kafesine dizleri-diresekleri dayıyarak yapılamaz, bu durumda destek alınamaz. Üstte olsanız dahi dizler vücudun yanında, dirsekler havada olmalıdır.
Bu durumlar bence yastık ile boğularak öldürme ihtimalini dışlıyor.
d-) Merhumun vücudundaki, göğsünde izler varsa bunlar kalp masajı veya onu kollarından tutarak hastaneye götürmeye çalışanların heyecanından kaynaklı sert müdahalelerinden veya kendini kaybetmeden önce sağa sola çarpmasından kaynaklanabilir.
2-) Madem böyle bir cinayet ihtimal vardı, adli tıp raporunda buna dair bir gösterge vardı, 10 YILDIR NEREDE İDİNİZ?
Tam da Süleymanlıları bitirme operasyonu sırasında mı bu iş aklınıza geldi?
3-) NEDEN DAHA ÖNCEKİ RAPOR AKSİ YÖNDE İDİ, ki bu rapor tek kişi tarafından da hazırlanmamıştı, adli rapor işi bir ekip işidir.
Ve bu rapor bizzat ölü üzerinde inceleme sonucu düzenlenmiştir. Beyin kanaması ihtimali de değerlendirilmiştir.
Ve otopsi fotoları üzerinden yapılan inceleme ise teknik olarak bir otopsi raporu değildir. Bu bilirkişinin televizyon kanallarında dolaşıp "Bu bir cinayettir" babından açıklamalarından sonra dosyaya bilirkişi atanması bilirkişinin tarafsızlığı ilkesi ile bağdaşmaz.
4-) Aklıma gelen bir soru da; Hakkında gizlilik kararı olan bir DOSYA BİLGİLERİN-YENİ BİLİRKİŞİ RAPORUNUN NEDEN BASINA SİZDIRILDIĞIDIR?
5-) Diyelim yastıkla boğulma var (Böyle bir delil yok ama) bu Tutuklanan cemaat liderinin veya yakın çevresinin bunu yaptığı-yaptırdığı anlamına gelir mi?
Modsat gibi istihbarat teşkilatları bu tür operasyonları yaptığı çok görülmüştür.
Bu tür cemmatin üzerinde ittifak ettiği, siyaset üzerinde etkili cemaat liderlerinin öldürülmesi cemaatleri zayıflatır, güç bölünmesine, cemaat arasında husumetlere sebebiyet verir, bu da bir çok güç odağının işine gelir.
----------------
Elbette gerçeği Allah C.C. bilir. Ben şu yapmıştır, bu yapmamıştır diyemem. AMA BUNUN BİR ALGI OPERASYONU OLDUĞU SU GÖTÜRMEZ.
Adli Tıp uzmanının fotolara bakarak yaptığı yorum ise ZORLAMA BİR YORUMDUR, bilimsel değildir.
Zaten bu yorum bizi bazı kişiyileri suçlayabileceğimiz delile götürmüyor, bizi "herşey olabilir" sonucuna götürüyor.
Cenazemiz olur, Süleymancı dediğimiz insanlar koşar gelir, cenazemizi yıkarlar. Vefat etmiş sevdiklerimize Mevlit okuturuz, Süleymancılar gelirler, Kuran ve mevlit okurlar. Bu insanlardan hiç bir kötülük görmedik. Bu insanlar devlete hiç sadakatsizlik yapmadılar. Bu insanlar devleti ele geçirme yamyamlığı yapmadılar. AKP’ye oy vermiyorlar diye imha edilmeye çalışılıyor. Birileri çok tehlikeli işler yapıyor.
Şüpheli ölüm dolayısıyla açılan mezardaki cesetten alınan örnekleri bilimsel yöntemle inceleyerek ölüm sebebini açıklığa kavuşturmakla görevlendirilen “bilirkişi”nin yıllar önce yapılmış otopsi faaliyetine ilişkin görüntüler üzerinden “KİŞİNİN AĞZININ VE BURNUNUN BİR YASTIKLA KAPATILARAK NEFESSİZ BIRAKILMASI" sonucu öldürüldüğü yönünde MİZANSEN oluşturması ve soruşturmanın gizliliği ihlal edilerek, sanki maddi gerçek “tespit” edilmiş gibi bunun medya organlarına servis edilmesi, yürütme gücünün nüfuzunu kötüye kullanarak yargılama faaliyetini etki altına alması bakımından tarihe geçecek bir örnek oluşturmaktadır.
Son dönemlerde her yeni güne, yeni operasyonlarla uyanan bir ülke haline geldik.
İktidara karşı muhalif duruşu olan kişilere, kurumlara ve yapılara yönelik bu operasyonların bugünkü adresi kamuoyunda “Süleymancılar” olarak bilinen cemaat oldu.
Kamuoyuna yansıtılan gerekçelerden bağımsız olarak, esasında iktidarın “siyasi mıntıka temizliği” yaptığı çok aşikar olan bu operasyonlarda hep aynı yöntemler takip edildiği görülmektedir.
▪️Belediye operasyonlarında olduğu gibi, bu operasyon öncesinde de kamuoyunda iktidarın “maymuncuk anahtarı” olarak görev yapan medya yüzleri birkaç hafta boyunca operasyon yapılması gerektiğini anlatıp, yapılacağını da ilan ettiler.
▪️Ardından yine son dönemin “sihirli formülü” MASAK raporları gerekçe gösterildi.
▪️Soruşturma devam ederken, operasyon görüntülerinin hemen basına servis edildiğini ve yine bir mekanizmanın bu yapının ne kadar tehlikeli olduğunu anlatmak için çalışmaya başladığını görüyoruz.
Anlaşılan iktidar, her seçim öncesi olduğu gibi suç ve suçlu tanımını yeniden yapmakta; bu doğrultuda yeni bir katalog hazırlamaktadır.
Yargı operasyonlarının çerçevesini de şu soru belirlemektedir:
Muhalif misin, değil misin?
Böyle olmadığı iddia ediliyorsa o halde MASAK, iktidar belediyelerini ve iktidara yakın şirket, STK, vakıf ve dernekleri de incelemeye alsın da görelim; kaç Silivri, kaç Sincan lazım?
Muhalif misin, değil misin?
Mesele budur!
Süleymancılar'ın lideri Alihan Kuriş'e yönelik yapılan operasyonda ele geçirilen altınlarla ilgili bakanlığın verdiği bilgi notu:
"Alihan Kuriş Suç Örgütü soruşturmasıyla bağlantılı olduğu değerlendirilen bazı sosyal medya hesaplarında, soruşturma kapsamında ele geçirilen yaklaşık 200 kilogram altının bir kuyumcu deposunda bulunduğu yönünde paylaşımlar yapıldığı görülmüştür.
Söz konusu iddia gerçeği yansıtmamaktadır. Adli makamlardan edinilen bilgilere göre; İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat ve Mali Suçlarla Mücadele birimlerince, firari şüpheli Hilmi Tuna Kuriş’in saklanabileceği adreslerin tespitine yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında söz konusu altınlara ulaşılmıştır.
Yapılan çalışmalarda altınların Yılmazlar Kimya’ya ait depoda bulunduğu, söz konusu firmanın ise kuyumculuk alanında faaliyet göstermediği belirlenmiştir. Dolayısıyla ele geçirilen altınların rutin bir kuyumculuk faaliyeti kapsamında bir kuyumcu deposunda bulunduğu yönündeki paylaşımlar soruşturma bulgularıyla örtüşmemektedir."
@ibrahimethem Ele geçirilen Altın Yılmaz kimya adlı şirkete ait şirketin sahibi Belli bir kişi cemaate sadece yardımda buluna birisi başka bağı yok şahsi malı emniyete başvuruda bulundu geri almak için video amaç itibar süikastı yapmak
@meziroglu Hilmi Tuna Kuriş ile alakası yok ümraniyede bir şirkete yapılan baskın görüntüsü usulsüz çekilmiş polis kamerası değil şirket sahibi altınların faturasıyla geri almak için emniyete başvurdu
@hodlbmstl Altınlar paralar doğru ama cemaatle hiç bir ilişkisi Olmayan bir şirkete yapılan baskında ele geçirilmiş polis kamerası dışında telefonla çekilenler servis ediliyor şirket sahibi altınların faturalarıyla emniyete geri almak için müracaat etti