@HenriClicker Çevresinde iskeletler yeri yırtarmışçasına zeminden kurtulup yüzeye çıkmaya çalışıyordu. Deacon'un tam altında da iskelet at belirmişti. Sinsice sırıtarak atın üstünden ona kılıcını doğrulttu. "Şimdi.. Nerede kalmıştık, Magicman?"
Sabahın erken saatinde uyanmış, boş boş saatine bakıyordu. Bu saatte uyanmak kesinlikle ona göre bir şey değildi, fakat bu saatte uyandığına değmesi açısından üstüne bir pantolonla tişört giyip dışarı sabah koşusu yapmaya çıkar. ++
@HenriClicker Ona doğru tehditkar bakışlarla yürüyordu. "Buradan rahatlıkla çıkabileceğimi biliyorsun. Evet, hem de saniyesinde.." Ona bir kaç adım kala durdu. "Ama.. Senin bu minik oyununu kullanıp seni öldürmek benim için çok daha zevkli olacak" Ellerini omuz hizasında kaldırmıştı. +++
@HenriClicker Daha sonra onun kolunu serbest bıraktı ve bacaklarının iç kısımlarındaki kasları kılıcıyla hızlı bir hareketle kesti ve kendisine doğru gelen iskeletlere saldırmaya başladı.
@HenriClicker Kendisini veya onu öldürerek bu ilizyondan rahatlıkla çıkabilirdi, ama bu kolaya kaçmak olurdu. Kolunu sertçe yukarıya doğru kaldırarak omuz tarafından kırdı, daha sonra bacağıyla dirsek kısmına bastırarak kolunu neredeyse ters çevirecek kadar zorladı. ++
@HenriClicker O bilmişçesine parmağını şıklattı. "Bingo! Aferin sana! Tabii ki ilk olarak dövmeyi ayıracağız. O dövmenin senle gömülmesini istemiyoruz değil mi?" Sağ eliyle onun bileğini sımsıkı tutarken Sol elinde de Carpe Noctem vardı. "Maalesef mağlup öleceksin."++
@HenriClicker Kurtaran kılıç. " Sırıtması gülmeye dönmüştü. Gözleri gri olmasına rağmen içindeki parlamanın gözden kaçması imkansızdı. Gözlerine bakan tanımayan birisi bile bişeyler planladığını anlayabilirdi." Ne kadar numara yaparsan yap, ne kadar kaçarsan kaç benden kurtulamazsın. "++