Kemal KILIÇDAROĞLU’nun yol haritasının parolası nettir:
ARINACAĞIZ !
TGRT’de açık açık Kemal Kılıçdaroğlu’na operasyon çekiliyor!
Bunu anlatan kim? Fatih Atik.
Peki programda kimler var, biliyor musunuz?
İsimlere bakın:
Cem Küçük, Fuat Uğur, Şamil Tayyar, Yaşar Baş.
Operasyon timi eksiksiz, tam kadro!
Ve hâlâ “tesadüf” diyen varsa ya aklıyla alay ediyordur ya da bile isteye körlük yapıyordur.
Kemal Kılıçdaroğlu’yla görüştükten sonra o meşhur fotoğrafı paylaşıp laf ebeliği yapanlar…
Sizi de, ebenizi de tanıyoruz!
Kendi kirliliğinizde boğulun!
Sözleri “yanlış anlaşıldı” diyenler şunu bilmiyor mu?
Arkalarında koyun gibi güdülen bir troll ağı olduğunu!
Ya Kemal Kılıçdaroğlu anlatamıyor (!)
— ki bence son derece açık, net, tane tane, Bilal’e anlatır gibi anlatıyor —
Ya bazıları anlayacak kapasiteye sahip değil,
Ya anlamamakta ısrar ediyor,
Ya da bilerek Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP üzerindeki etkisini başka yerlere çekmek, dikkatini dağıtmak için ayak oyunları yapıyor!
Kemal KILIÇDAROĞLU’nu anlamak bu kadar mı zor?
Şimdi soruyorum:
Bu kadar açık bir cümleyi anlamak gerçekten zor mu?
Kemal KILIÇDAROĞLU ne diyor, duymuyor musunuz?
“Benim aileme bırakacağım en büyük miras, CHP Genel Başkanlığı yapmış olmamdır.”
“CHP benim evimdir.”
Neyi anlamıyorsunuz?
Bu cümle kulaklarınıza mı girmiyor?
Açık açık ne diyor?
“BENİ CHP’DEN BAŞKA BİR YERDE GÖRMEYECEKSİNİZ!”
Daha nasıl söylesin?
Gelelim Fatih Atik meselesine…
Ne Kemal Kılıçdaroğlu’yla görüşmüş,
Ne de Önder Aksakal’la…
Kiminle konuşmuş?
O meşhur “YAKIN ÇEVRE” ile!
Bitmedi şu “yakın çevre” masalları, bitmedi!
Sonra ne anlatıyor?
DSP’yi sanki babasının malıymış gibi pazarlıyor:
“Örgütler hazır, il ilçe teşkilatları emrinizde” falan…
Araya Ecevit’i de sıkıştırıyor, duygusal manipülasyon tam gaz!
Yetmiyor…
Bir de diyor ki:
“CHP tabanı yeni parti istiyor, CHP bu yükü taşıyamazmış.”
Hadi oradan!
Aynı anda ne diyor sözde?
“CHP içindeki muhalif vekiller yeni partiye karşıymış.”
Peki Kemal KILIÇDAROĞLU ne diyormuş güya?
“Siyasete devam edecekmiş ama aktif olmayacakmış!”
Bu nasıl bir akıl tutulması?
Siyasette var ama aktif değil!
Bu cümleyi kuran da, yayan da ya art niyetlidir ya da operasyonun parçasıdır.
DSP meselesine gelince…
Her derdi bitmiş gibi, Kemal Kılıçdaroğlu’nun DSP’ye uygun birini önerebileceğini söylüyor.
Mış…
Miş…
Muş…
Yalan haberciliğin sözlük karşılığı!
Hatırlatalım:
Fatih Atik daha önce de benzer bir haber yaptı,
Kemal Kılıçdaroğlu tarafından açıkça yalanlandı ve fırçayı yedi!
O yüzden şimdi buraya not düşelim, sonra külahları değişmeyelim.
Kemal KILIÇDAROĞLU üç kez, özellikle ve net biçimde ne dedi?
“Yaptığım paylaşımlar ve verdiğim röportajlar dışında benimle ilgili söylentilere lütfen itibar etmeyin.”
Bu kadar açık!
Birileri sizin ayak oyunlarınıza, operasyonlarınıza, çelme ve hançerleme heveslerinize kapılabilir.
Bu pisliğin içine düşebilir.
Ama o kişi Genel Başkanımız Sayın Kemal KILIÇDAROĞLU değildir.
Hadi başka kapıya!
Herkes benzerini savunur. derler ya...
Barış Pehlivan, Özkan Yalım'ı, Özgür Özel'i ve Ekrem İmamoğlu'nu savuna savuna sonunda haberin öznesi hâline geldi galiba. 🤔
Evlilik danışmanı Tamar Tanrıyar, bu haber gözünden nasıl kaçtı? 😅
@siberhabertv Popcornlar hazır mı? 🍿
Herkes benzerini savunur. derler ya...
Barış Pehlivan, Özkan Yalım'ı, Özgür Özel'i ve Ekrem İmamoğlu'nu savuna savuna sonunda haberin öznesi hâline geldi galiba. 🤔
Evlilik danışmanı Tamar Tanrıyar, bu haber gözünden nasıl kaçtı? 😅
@siberhabertv Popcornlar hazır mı? 🍿
Herkes benzerini savunur. derler ya...
Barış Pehlivan, Özkan Yalım'ı, Özgür Özel'i ve Ekrem İmamoğlu'nu savuna savuna sonunda haberin öznesi hâline geldi galiba. 🤔
Evlilik danışmanı Tamar Tanrıyar, bu haber gözünden nasıl kaçtı? 😅
@siberhabertv Popcornlar hazır mı? 🍿
Herkes benzerini savunur. derler ya...
Barış Pehlivan, Özkan Yalım'ı, Özgür Özel'i ve Ekrem İmamoğlu'nu savuna savuna sonunda haberin öznesi hâline geldi galiba. 🤔
Evlilik danışmanı Tamar Tanrıyar, bu haber gözünden nasıl kaçtı? 😅
@siberhabertv Popcornlar hazır mı? 🍿
Herkes benzerini savunur. derler ya...
Barış Pehlivan, Özkan Yalım'ı, Özgür Özel'i ve Ekrem İmamoğlu'nu savuna savuna sonunda haberin öznesi hâline geldi galiba. 🤔
Evlilik danışmanı Tamar Tanrıyar, bu haber gözünden nasıl kaçtı? 😅
@siberhabertv Popcornlar hazır mı? 🍿
Herkes benzerini savunur. derler ya...
Barış Pehlivan, Özkan Yalım'ı, Özgür Özel'i ve Ekrem İmamoğlu'nu savuna savuna sonunda haberin öznesi hâline geldi galiba. 🤔
Evlilik danışmanı Tamar Tanrıyar, bu haber gözünden nasıl kaçtı? 😅
@siberhabertv Popcornlar hazır mı? 🍿
Herkes benzerini savunur. derler ya...
Barış Pehlivan, Özkan Yalım'ı, Özgür Özel'i ve Ekrem İmamoğlu'nu savuna savuna sonunda haberin öznesi hâline geldi galiba. 🤔
Evlilik danışmanı Tamar Tanrıyar, bu haber gözünden nasıl kaçtı? 😅
@siberhabertv Popcornlar hazır mı? 🍿
Herkes benzerini savunur. derler ya...
Barış Pehlivan, Özkan Yalım'ı, Özgür Özel'i ve Ekrem İmamoğlu'nu savuna savuna sonunda haberin öznesi hâline geldi galiba. 🤔
Evlilik danışmanı Tamar Tanrıyar, bu haber gözünden nasıl kaçtı? 😅
@siberhabertv Popcornlar hazır mı? 🍿
Herkes benzerini savunur. derler ya...
Barış Pehlivan, Özkan Yalım'ı, Özgür Özel'i ve Ekrem İmamoğlu'nu savuna savuna sonunda haberin öznesi hâline geldi galiba. 🤔
Evlilik danışmanı Tamar Tanrıyar, bu haber gözünden nasıl kaçtı? 😅
@siberhabertv Popcornlar hazır mı? 🍿
Herkes benzerini savunur. derler ya...
Barış Pehlivan, Özkan Yalım'ı, Özgür Özel'i ve Ekrem İmamoğlu'nu savuna savuna sonunda haberin öznesi hâline geldi galiba. 🤔
Evlilik danışmanı Tamar Tanrıyar, bu haber gözünden nasıl kaçtı? 😅
@siberhabertv Popcornlar hazır mı? 🍿
@halktvcomtr Sizin uykularınız kaçmış, HADSİZ YALANCI VE OMURGASIZ HALK TV 📺 @halktvcomtr ve @berkesen
Berk kim ki halkın gözünde?????
Korkak anında engeli basan klavye …
Herkes benzerini savunur. derler ya...
Barış Pehlivan, Özkan Yalım'ı, Özgür Özel'i ve Ekrem İmamoğlu'nu savuna savuna sonunda haberin öznesi hâline geldi galiba. 🤔
Evlilik danışmanı Tamar Tanrıyar, bu haber gözünden nasıl kaçtı? 😅
@siberhabertv Popcornlar hazır mı? 🍿
Belediye başkanı, önce belediye başkanlığı görevini yapsın !
CHP arınıyor efendiler. Belediye başkanları parti yönetimine müdahale edemez.
Geçmişte sizlerden para alıp aday yapmış olabilirler ama o günler geçti.
Anlaşılan o ki herkes oturmuş kalkmış, Sayın KILIÇDAROĞLU'nu ve dahası CHP'nin 103 yıllık kurumsal yapısını darmadağın etmeye ant içmiş. Bu sebeple sağda solda saçma sapan konuşmaya başlamışlar.
Belediye başkanlarından bazıları ne diyormuş?
Efendim, neymiş?
"Genel siyasetle ilgili fikrimiz alınsın. Başta belediye başkanları ve milletvekilleri olmak üzere, ihraçlarla ilgili fikirlerimizi söyleyelim; bizim de söz hakkımız olsun." diyorlarmış.
Sanırım bunu söyleyenler, akıllarını hâlâ Silivri'deki hırsıza ipotek etmekten vazgeçmemişler.
Bu cümle aslında, "Silivri'deki arsızın fikirlerine başvurulsun." demektir. O arsızın sözleri geçerli olsun, onun söyledikleri yapılsın demektir. Bu kadar ince hesaplar yapıp bu cümleleri kurmalarının nedeni budur.
Sebep belli: "Bağlılık." Ama bu bağlılık, göbekten bağlılık. Öyle siyasal bir bağlılık değil; suç ortaklığından kaynaklanan bir bağlılık. Kendisini bir rüzgâra kaptırmak değil, paçayı kaptırmaktır.
Partiyi bu hâle getiren, dahası milyonlarca insanın hayatını mahveden bir suç örgütü elebaşının dedikleri yapılmalıymış. Ve bu örgüt elemanlarının söz hakkı olmalıymış, fikirleri alınmalıymış.
Pespayeliğin, arsızlığın, utanmazlığın ve ahlaksızlığın dibini sıyırmaya çalışan bu akıl ile sadece CHP değil, ülke de mahvolur. "Akıl tutulması" diyerek, "düşüncesizlik" deyip geçiştirilemeyecek kadar organize bir suç örgütü aklıdır bu. Bu yapıya karşı çok dikkatli olunmalıdır.
Bizler yine de CHP'nin 103 yıllık devlet geleneğinin sorumluluğu üzerinden cevap verelim.
CHP'nin izleyeceği siyaseti, halkın talepleri doğrultusunda ilgili kurumları belirler. Genel Başkanı, Genel Başkan Yardımcıları, MYK'sı, PM'si, il ve ilçe kurulları belirler.
Belediye başkanları bulundukları beldedeki sorunları çözmekle uğraşır ve halka hizmet ederler. Siyaset, belediye başkanlarının işi değildir. Çalmakla, çırpmakla, vurgunlarla, ihalelerle ve hırsızlıkla değil; hizmetle uğraşırlar. Görevleri hizmettir. Gerisi haddini aşmaktır.
Genel Merkezin belirlediği hizmet politikalarını yerine getirmekle yükümlüdürler.
Son olarak; temiz ve namuslu olanların fikirleri, CHP Genel Merkezindeki ilgili kurullar tarafından dinlenir ve takdir edilir.
Göbekten Silivri'deki hırsıza bağlı olanlar, Ankara'daki Genel Merkezi ele geçirmeye çalışıyorlar.
Sıra hepinize gelecek, hepinize...
Merak etmeyin.
Hepinizden arınacağız.
Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, geçmişte yerel yönetimdeki CHP'lilerden uymalarını beklediği yedi kuralı şöyle sıralamıştı:
Yönettiğiniz yerdeki tüm yurttaşlara, inanç ve kimlikleri nedeniyle ayrım yapmadan eşit davranacaksınız.
Hizmeti belirli zümre için değil, halk için yapacaksınız.
Yönettiğiniz beldede fakir mahallelere pozitif ayrımcılık yapacak, engelli ve dezavantajlı gruplara hizmet götüreceksiniz.
Yoksulun yanında dururken, ailenin ya da kişinin yoksulluğunu asla teşhir etmeyeceksiniz; sağ elin verdiğini sol el bilmeyecek.
Harcadığınız her kuruşun hesabını millete vereceksiniz.
Belediyede yönetici atamalarında liyakati gözetecek, partizanlık yapmayıp işi ehline vereceksiniz.
Belediyeleri adil yöneteceksiniz.
Belediye başkanı, önce belediye başkanlığı görevini yapsın !
CHP arınıyor efendiler. Belediye başkanları parti yönetimine müdahale edemez.
Geçmişte sizlerden para alıp aday yapmış olabilirler ama o günler geçti.
Anlaşılan o ki herkes oturmuş kalkmış, Sayın KILIÇDAROĞLU'nu ve dahası CHP'nin 103 yıllık kurumsal yapısını darmadağın etmeye ant içmiş. Bu sebeple sağda solda saçma sapan konuşmaya başlamışlar.
Belediye başkanlarından bazıları ne diyormuş?
Efendim, neymiş?
"Genel siyasetle ilgili fikrimiz alınsın. Başta belediye başkanları ve milletvekilleri olmak üzere, ihraçlarla ilgili fikirlerimizi söyleyelim; bizim de söz hakkımız olsun." diyorlarmış.
Sanırım bunu söyleyenler, akıllarını hâlâ Silivri'deki hırsıza ipotek etmekten vazgeçmemişler.
Bu cümle aslında, "Silivri'deki arsızın fikirlerine başvurulsun." demektir. O arsızın sözleri geçerli olsun, onun söyledikleri yapılsın demektir. Bu kadar ince hesaplar yapıp bu cümleleri kurmalarının nedeni budur.
Sebep belli: "Bağlılık." Ama bu bağlılık, göbekten bağlılık. Öyle siyasal bir bağlılık değil; suç ortaklığından kaynaklanan bir bağlılık. Kendisini bir rüzgâra kaptırmak değil, paçayı kaptırmaktır.
Partiyi bu hâle getiren, dahası milyonlarca insanın hayatını mahveden bir suç örgütü elebaşının dedikleri yapılmalıymış. Ve bu örgüt elemanlarının söz hakkı olmalıymış, fikirleri alınmalıymış.
Pespayeliğin, arsızlığın, utanmazlığın ve ahlaksızlığın dibini sıyırmaya çalışan bu akıl ile sadece CHP değil, ülke de mahvolur. "Akıl tutulması" diyerek, "düşüncesizlik" deyip geçiştirilemeyecek kadar organize bir suç örgütü aklıdır bu. Bu yapıya karşı çok dikkatli olunmalıdır.
Bizler yine de CHP'nin 103 yıllık devlet geleneğinin sorumluluğu üzerinden cevap verelim.
CHP'nin izleyeceği siyaseti, halkın talepleri doğrultusunda ilgili kurumları belirler. Genel Başkanı, Genel Başkan Yardımcıları, MYK'sı, PM'si, il ve ilçe kurulları belirler.
Belediye başkanları bulundukları beldedeki sorunları çözmekle uğraşır ve halka hizmet ederler. Siyaset, belediye başkanlarının işi değildir. Çalmakla, çırpmakla, vurgunlarla, ihalelerle ve hırsızlıkla değil; hizmetle uğraşırlar. Görevleri hizmettir. Gerisi haddini aşmaktır.
Genel Merkezin belirlediği hizmet politikalarını yerine getirmekle yükümlüdürler.
Son olarak; temiz ve namuslu olanların fikirleri, CHP Genel Merkezindeki ilgili kurullar tarafından dinlenir ve takdir edilir.
Göbekten Silivri'deki hırsıza bağlı olanlar, Ankara'daki Genel Merkezi ele geçirmeye çalışıyorlar.
Sıra hepinize gelecek, hepinize...
Merak etmeyin.
Hepinizden arınacağız.
Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, geçmişte yerel yönetimdeki CHP'lilerden uymalarını beklediği yedi kuralı şöyle sıralamıştı:
Yönettiğiniz yerdeki tüm yurttaşlara, inanç ve kimlikleri nedeniyle ayrım yapmadan eşit davranacaksınız.
Hizmeti belirli zümre için değil, halk için yapacaksınız.
Yönettiğiniz beldede fakir mahallelere pozitif ayrımcılık yapacak, engelli ve dezavantajlı gruplara hizmet götüreceksiniz.
Yoksulun yanında dururken, ailenin ya da kişinin yoksulluğunu asla teşhir etmeyeceksiniz; sağ elin verdiğini sol el bilmeyecek.
Harcadığınız her kuruşun hesabını millete vereceksiniz.
Belediyede yönetici atamalarında liyakati gözetecek, partizanlık yapmayıp işi ehline vereceksiniz.
Belediyeleri adil yöneteceksiniz.
Belediye başkanı, önce belediye başkanlığı görevini yapsın !
CHP arınıyor efendiler. Belediye başkanları parti yönetimine müdahale edemez.
Geçmişte sizlerden para alıp aday yapmış olabilirler ama o günler geçti.
Anlaşılan o ki herkes oturmuş kalkmış, Sayın KILIÇDAROĞLU'nu ve dahası CHP'nin 103 yıllık kurumsal yapısını darmadağın etmeye ant içmiş. Bu sebeple sağda solda saçma sapan konuşmaya başlamışlar.
Belediye başkanlarından bazıları ne diyormuş?
Efendim, neymiş?
"Genel siyasetle ilgili fikrimiz alınsın. Başta belediye başkanları ve milletvekilleri olmak üzere, ihraçlarla ilgili fikirlerimizi söyleyelim; bizim de söz hakkımız olsun." diyorlarmış.
Sanırım bunu söyleyenler, akıllarını hâlâ Silivri'deki hırsıza ipotek etmekten vazgeçmemişler.
Bu cümle aslında, "Silivri'deki arsızın fikirlerine başvurulsun." demektir. O arsızın sözleri geçerli olsun, onun söyledikleri yapılsın demektir. Bu kadar ince hesaplar yapıp bu cümleleri kurmalarının nedeni budur.
Sebep belli: "Bağlılık." Ama bu bağlılık, göbekten bağlılık. Öyle siyasal bir bağlılık değil; suç ortaklığından kaynaklanan bir bağlılık. Kendisini bir rüzgâra kaptırmak değil, paçayı kaptırmaktır.
Partiyi bu hâle getiren, dahası milyonlarca insanın hayatını mahveden bir suç örgütü elebaşının dedikleri yapılmalıymış. Ve bu örgüt elemanlarının söz hakkı olmalıymış, fikirleri alınmalıymış.
Pespayeliğin, arsızlığın, utanmazlığın ve ahlaksızlığın dibini sıyırmaya çalışan bu akıl ile sadece CHP değil, ülke de mahvolur. "Akıl tutulması" diyerek, "düşüncesizlik" deyip geçiştirilemeyecek kadar organize bir suç örgütü aklıdır bu. Bu yapıya karşı çok dikkatli olunmalıdır.
Bizler yine de CHP'nin 103 yıllık devlet geleneğinin sorumluluğu üzerinden cevap verelim.
CHP'nin izleyeceği siyaseti, halkın talepleri doğrultusunda ilgili kurumları belirler. Genel Başkanı, Genel Başkan Yardımcıları, MYK'sı, PM'si, il ve ilçe kurulları belirler.
Belediye başkanları bulundukları beldedeki sorunları çözmekle uğraşır ve halka hizmet ederler. Siyaset, belediye başkanlarının işi değildir. Çalmakla, çırpmakla, vurgunlarla, ihalelerle ve hırsızlıkla değil; hizmetle uğraşırlar. Görevleri hizmettir. Gerisi haddini aşmaktır.
Genel Merkezin belirlediği hizmet politikalarını yerine getirmekle yükümlüdürler.
Son olarak; temiz ve namuslu olanların fikirleri, CHP Genel Merkezindeki ilgili kurullar tarafından dinlenir ve takdir edilir.
Göbekten Silivri'deki hırsıza bağlı olanlar, Ankara'daki Genel Merkezi ele geçirmeye çalışıyorlar.
Sıra hepinize gelecek, hepinize...
Merak etmeyin.
Hepinizden arınacağız.
Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, geçmişte yerel yönetimdeki CHP'lilerden uymalarını beklediği yedi kuralı şöyle sıralamıştı:
Yönettiğiniz yerdeki tüm yurttaşlara, inanç ve kimlikleri nedeniyle ayrım yapmadan eşit davranacaksınız.
Hizmeti belirli zümre için değil, halk için yapacaksınız.
Yönettiğiniz beldede fakir mahallelere pozitif ayrımcılık yapacak, engelli ve dezavantajlı gruplara hizmet götüreceksiniz.
Yoksulun yanında dururken, ailenin ya da kişinin yoksulluğunu asla teşhir etmeyeceksiniz; sağ elin verdiğini sol el bilmeyecek.
Harcadığınız her kuruşun hesabını millete vereceksiniz.
Belediyede yönetici atamalarında liyakati gözetecek, partizanlık yapmayıp işi ehline vereceksiniz.
Belediyeleri adil yöneteceksiniz.
Belediye başkanı, önce belediye başkanlığı görevini yapsın !
CHP arınıyor efendiler. Belediye başkanları parti yönetimine müdahale edemez.
Geçmişte sizlerden para alıp aday yapmış olabilirler ama o günler geçti.
Anlaşılan o ki herkes oturmuş kalkmış, Sayın KILIÇDAROĞLU'nu ve dahası CHP'nin 103 yıllık kurumsal yapısını darmadağın etmeye ant içmiş. Bu sebeple sağda solda saçma sapan konuşmaya başlamışlar.
Belediye başkanlarından bazıları ne diyormuş?
Efendim, neymiş?
"Genel siyasetle ilgili fikrimiz alınsın. Başta belediye başkanları ve milletvekilleri olmak üzere, ihraçlarla ilgili fikirlerimizi söyleyelim; bizim de söz hakkımız olsun." diyorlarmış.
Sanırım bunu söyleyenler, akıllarını hâlâ Silivri'deki hırsıza ipotek etmekten vazgeçmemişler.
Bu cümle aslında, "Silivri'deki arsızın fikirlerine başvurulsun." demektir. O arsızın sözleri geçerli olsun, onun söyledikleri yapılsın demektir. Bu kadar ince hesaplar yapıp bu cümleleri kurmalarının nedeni budur.
Sebep belli: "Bağlılık." Ama bu bağlılık, göbekten bağlılık. Öyle siyasal bir bağlılık değil; suç ortaklığından kaynaklanan bir bağlılık. Kendisini bir rüzgâra kaptırmak değil, paçayı kaptırmaktır.
Partiyi bu hâle getiren, dahası milyonlarca insanın hayatını mahveden bir suç örgütü elebaşının dedikleri yapılmalıymış. Ve bu örgüt elemanlarının söz hakkı olmalıymış, fikirleri alınmalıymış.
Pespayeliğin, arsızlığın, utanmazlığın ve ahlaksızlığın dibini sıyırmaya çalışan bu akıl ile sadece CHP değil, ülke de mahvolur. "Akıl tutulması" diyerek, "düşüncesizlik" deyip geçiştirilemeyecek kadar organize bir suç örgütü aklıdır bu. Bu yapıya karşı çok dikkatli olunmalıdır.
Bizler yine de CHP'nin 103 yıllık devlet geleneğinin sorumluluğu üzerinden cevap verelim.
CHP'nin izleyeceği siyaseti, halkın talepleri doğrultusunda ilgili kurumları belirler. Genel Başkanı, Genel Başkan Yardımcıları, MYK'sı, PM'si, il ve ilçe kurulları belirler.
Belediye başkanları bulundukları beldedeki sorunları çözmekle uğraşır ve halka hizmet ederler. Siyaset, belediye başkanlarının işi değildir. Çalmakla, çırpmakla, vurgunlarla, ihalelerle ve hırsızlıkla değil; hizmetle uğraşırlar. Görevleri hizmettir. Gerisi haddini aşmaktır.
Genel Merkezin belirlediği hizmet politikalarını yerine getirmekle yükümlüdürler.
Son olarak; temiz ve namuslu olanların fikirleri, CHP Genel Merkezindeki ilgili kurullar tarafından dinlenir ve takdir edilir.
Göbekten Silivri'deki hırsıza bağlı olanlar, Ankara'daki Genel Merkezi ele geçirmeye çalışıyorlar.
Sıra hepinize gelecek, hepinize...
Merak etmeyin.
Hepinizden arınacağız.
Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, geçmişte yerel yönetimdeki CHP'lilerden uymalarını beklediği yedi kuralı şöyle sıralamıştı:
Yönettiğiniz yerdeki tüm yurttaşlara, inanç ve kimlikleri nedeniyle ayrım yapmadan eşit davranacaksınız.
Hizmeti belirli zümre için değil, halk için yapacaksınız.
Yönettiğiniz beldede fakir mahallelere pozitif ayrımcılık yapacak, engelli ve dezavantajlı gruplara hizmet götüreceksiniz.
Yoksulun yanında dururken, ailenin ya da kişinin yoksulluğunu asla teşhir etmeyeceksiniz; sağ elin verdiğini sol el bilmeyecek.
Harcadığınız her kuruşun hesabını millete vereceksiniz.
Belediyede yönetici atamalarında liyakati gözetecek, partizanlık yapmayıp işi ehline vereceksiniz.
Belediyeleri adil yöneteceksiniz.
Belediye başkanı, önce belediye başkanlığı görevini yapsın !
CHP arınıyor efendiler. Belediye başkanları parti yönetimine müdahale edemez.
Geçmişte sizlerden para alıp aday yapmış olabilirler ama o günler geçti.
Anlaşılan o ki herkes oturmuş kalkmış, Sayın KILIÇDAROĞLU'nu ve dahası CHP'nin 103 yıllık kurumsal yapısını darmadağın etmeye ant içmiş. Bu sebeple sağda solda saçma sapan konuşmaya başlamışlar.
Belediye başkanlarından bazıları ne diyormuş?
Efendim, neymiş?
"Genel siyasetle ilgili fikrimiz alınsın. Başta belediye başkanları ve milletvekilleri olmak üzere, ihraçlarla ilgili fikirlerimizi söyleyelim; bizim de söz hakkımız olsun." diyorlarmış.
Sanırım bunu söyleyenler, akıllarını hâlâ Silivri'deki hırsıza ipotek etmekten vazgeçmemişler.
Bu cümle aslında, "Silivri'deki arsızın fikirlerine başvurulsun." demektir. O arsızın sözleri geçerli olsun, onun söyledikleri yapılsın demektir. Bu kadar ince hesaplar yapıp bu cümleleri kurmalarının nedeni budur.
Sebep belli: "Bağlılık." Ama bu bağlılık, göbekten bağlılık. Öyle siyasal bir bağlılık değil; suç ortaklığından kaynaklanan bir bağlılık. Kendisini bir rüzgâra kaptırmak değil, paçayı kaptırmaktır.
Partiyi bu hâle getiren, dahası milyonlarca insanın hayatını mahveden bir suç örgütü elebaşının dedikleri yapılmalıymış. Ve bu örgüt elemanlarının söz hakkı olmalıymış, fikirleri alınmalıymış.
Pespayeliğin, arsızlığın, utanmazlığın ve ahlaksızlığın dibini sıyırmaya çalışan bu akıl ile sadece CHP değil, ülke de mahvolur. "Akıl tutulması" diyerek, "düşüncesizlik" deyip geçiştirilemeyecek kadar organize bir suç örgütü aklıdır bu. Bu yapıya karşı çok dikkatli olunmalıdır.
Bizler yine de CHP'nin 103 yıllık devlet geleneğinin sorumluluğu üzerinden cevap verelim.
CHP'nin izleyeceği siyaseti, halkın talepleri doğrultusunda ilgili kurumları belirler. Genel Başkanı, Genel Başkan Yardımcıları, MYK'sı, PM'si, il ve ilçe kurulları belirler.
Belediye başkanları bulundukları beldedeki sorunları çözmekle uğraşır ve halka hizmet ederler. Siyaset, belediye başkanlarının işi değildir. Çalmakla, çırpmakla, vurgunlarla, ihalelerle ve hırsızlıkla değil; hizmetle uğraşırlar. Görevleri hizmettir. Gerisi haddini aşmaktır.
Genel Merkezin belirlediği hizmet politikalarını yerine getirmekle yükümlüdürler.
Son olarak; temiz ve namuslu olanların fikirleri, CHP Genel Merkezindeki ilgili kurullar tarafından dinlenir ve takdir edilir.
Göbekten Silivri'deki hırsıza bağlı olanlar, Ankara'daki Genel Merkezi ele geçirmeye çalışıyorlar.
Sıra hepinize gelecek, hepinize...
Merak etmeyin.
Hepinizden arınacağız.
Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, geçmişte yerel yönetimdeki CHP'lilerden uymalarını beklediği yedi kuralı şöyle sıralamıştı:
Yönettiğiniz yerdeki tüm yurttaşlara, inanç ve kimlikleri nedeniyle ayrım yapmadan eşit davranacaksınız.
Hizmeti belirli zümre için değil, halk için yapacaksınız.
Yönettiğiniz beldede fakir mahallelere pozitif ayrımcılık yapacak, engelli ve dezavantajlı gruplara hizmet götüreceksiniz.
Yoksulun yanında dururken, ailenin ya da kişinin yoksulluğunu asla teşhir etmeyeceksiniz; sağ elin verdiğini sol el bilmeyecek.
Harcadığınız her kuruşun hesabını millete vereceksiniz.
Belediyede yönetici atamalarında liyakati gözetecek, partizanlık yapmayıp işi ehline vereceksiniz.
Belediyeleri adil yöneteceksiniz.
Belediye başkanı, önce belediye başkanlığı görevini yapsın !
CHP arınıyor efendiler. Belediye başkanları parti yönetimine müdahale edemez.
Geçmişte sizlerden para alıp aday yapmış olabilirler ama o günler geçti.
Anlaşılan o ki herkes oturmuş kalkmış, Sayın KILIÇDAROĞLU'nu ve dahası CHP'nin 103 yıllık kurumsal yapısını darmadağın etmeye ant içmiş. Bu sebeple sağda solda saçma sapan konuşmaya başlamışlar.
Belediye başkanlarından bazıları ne diyormuş?
Efendim, neymiş?
"Genel siyasetle ilgili fikrimiz alınsın. Başta belediye başkanları ve milletvekilleri olmak üzere, ihraçlarla ilgili fikirlerimizi söyleyelim; bizim de söz hakkımız olsun." diyorlarmış.
Sanırım bunu söyleyenler, akıllarını hâlâ Silivri'deki hırsıza ipotek etmekten vazgeçmemişler.
Bu cümle aslında, "Silivri'deki arsızın fikirlerine başvurulsun." demektir. O arsızın sözleri geçerli olsun, onun söyledikleri yapılsın demektir. Bu kadar ince hesaplar yapıp bu cümleleri kurmalarının nedeni budur.
Sebep belli: "Bağlılık." Ama bu bağlılık, göbekten bağlılık. Öyle siyasal bir bağlılık değil; suç ortaklığından kaynaklanan bir bağlılık. Kendisini bir rüzgâra kaptırmak değil, paçayı kaptırmaktır.
Partiyi bu hâle getiren, dahası milyonlarca insanın hayatını mahveden bir suç örgütü elebaşının dedikleri yapılmalıymış. Ve bu örgüt elemanlarının söz hakkı olmalıymış, fikirleri alınmalıymış.
Pespayeliğin, arsızlığın, utanmazlığın ve ahlaksızlığın dibini sıyırmaya çalışan bu akıl ile sadece CHP değil, ülke de mahvolur. "Akıl tutulması" diyerek, "düşüncesizlik" deyip geçiştirilemeyecek kadar organize bir suç örgütü aklıdır bu. Bu yapıya karşı çok dikkatli olunmalıdır.
Bizler yine de CHP'nin 103 yıllık devlet geleneğinin sorumluluğu üzerinden cevap verelim.
CHP'nin izleyeceği siyaseti, halkın talepleri doğrultusunda ilgili kurumları belirler. Genel Başkanı, Genel Başkan Yardımcıları, MYK'sı, PM'si, il ve ilçe kurulları belirler.
Belediye başkanları bulundukları beldedeki sorunları çözmekle uğraşır ve halka hizmet ederler. Siyaset, belediye başkanlarının işi değildir. Çalmakla, çırpmakla, vurgunlarla, ihalelerle ve hırsızlıkla değil; hizmetle uğraşırlar. Görevleri hizmettir. Gerisi haddini aşmaktır.
Genel Merkezin belirlediği hizmet politikalarını yerine getirmekle yükümlüdürler.
Son olarak; temiz ve namuslu olanların fikirleri, CHP Genel Merkezindeki ilgili kurullar tarafından dinlenir ve takdir edilir.
Göbekten Silivri'deki hırsıza bağlı olanlar, Ankara'daki Genel Merkezi ele geçirmeye çalışıyorlar.
Sıra hepinize gelecek, hepinize...
Merak etmeyin.
Hepinizden arınacağız.
Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, geçmişte yerel yönetimdeki CHP'lilerden uymalarını beklediği yedi kuralı şöyle sıralamıştı:
Yönettiğiniz yerdeki tüm yurttaşlara, inanç ve kimlikleri nedeniyle ayrım yapmadan eşit davranacaksınız.
Hizmeti belirli zümre için değil, halk için yapacaksınız.
Yönettiğiniz beldede fakir mahallelere pozitif ayrımcılık yapacak, engelli ve dezavantajlı gruplara hizmet götüreceksiniz.
Yoksulun yanında dururken, ailenin ya da kişinin yoksulluğunu asla teşhir etmeyeceksiniz; sağ elin verdiğini sol el bilmeyecek.
Harcadığınız her kuruşun hesabını millete vereceksiniz.
Belediyede yönetici atamalarında liyakati gözetecek, partizanlık yapmayıp işi ehline vereceksiniz.
Belediyeleri adil yöneteceksiniz.
Belediye başkanı, önce belediye başkanlığı görevini yapsın !
CHP arınıyor efendiler. Belediye başkanları parti yönetimine müdahale edemez.
Geçmişte sizlerden para alıp aday yapmış olabilirler ama o günler geçti.
Anlaşılan o ki herkes oturmuş kalkmış, Sayın KILIÇDAROĞLU'nu ve dahası CHP'nin 103 yıllık kurumsal yapısını darmadağın etmeye ant içmiş. Bu sebeple sağda solda saçma sapan konuşmaya başlamışlar.
Belediye başkanlarından bazıları ne diyormuş?
Efendim, neymiş?
"Genel siyasetle ilgili fikrimiz alınsın. Başta belediye başkanları ve milletvekilleri olmak üzere, ihraçlarla ilgili fikirlerimizi söyleyelim; bizim de söz hakkımız olsun." diyorlarmış.
Sanırım bunu söyleyenler, akıllarını hâlâ Silivri'deki hırsıza ipotek etmekten vazgeçmemişler.
Bu cümle aslında, "Silivri'deki arsızın fikirlerine başvurulsun." demektir. O arsızın sözleri geçerli olsun, onun söyledikleri yapılsın demektir. Bu kadar ince hesaplar yapıp bu cümleleri kurmalarının nedeni budur.
Sebep belli: "Bağlılık." Ama bu bağlılık, göbekten bağlılık. Öyle siyasal bir bağlılık değil; suç ortaklığından kaynaklanan bir bağlılık. Kendisini bir rüzgâra kaptırmak değil, paçayı kaptırmaktır.
Partiyi bu hâle getiren, dahası milyonlarca insanın hayatını mahveden bir suç örgütü elebaşının dedikleri yapılmalıymış. Ve bu örgüt elemanlarının söz hakkı olmalıymış, fikirleri alınmalıymış.
Pespayeliğin, arsızlığın, utanmazlığın ve ahlaksızlığın dibini sıyırmaya çalışan bu akıl ile sadece CHP değil, ülke de mahvolur. "Akıl tutulması" diyerek, "düşüncesizlik" deyip geçiştirilemeyecek kadar organize bir suç örgütü aklıdır bu. Bu yapıya karşı çok dikkatli olunmalıdır.
Bizler yine de CHP'nin 103 yıllık devlet geleneğinin sorumluluğu üzerinden cevap verelim.
CHP'nin izleyeceği siyaseti, halkın talepleri doğrultusunda ilgili kurumları belirler. Genel Başkanı, Genel Başkan Yardımcıları, MYK'sı, PM'si, il ve ilçe kurulları belirler.
Belediye başkanları bulundukları beldedeki sorunları çözmekle uğraşır ve halka hizmet ederler. Siyaset, belediye başkanlarının işi değildir. Çalmakla, çırpmakla, vurgunlarla, ihalelerle ve hırsızlıkla değil; hizmetle uğraşırlar. Görevleri hizmettir. Gerisi haddini aşmaktır.
Genel Merkezin belirlediği hizmet politikalarını yerine getirmekle yükümlüdürler.
Son olarak; temiz ve namuslu olanların fikirleri, CHP Genel Merkezindeki ilgili kurullar tarafından dinlenir ve takdir edilir.
Göbekten Silivri'deki hırsıza bağlı olanlar, Ankara'daki Genel Merkezi ele geçirmeye çalışıyorlar.
Sıra hepinize gelecek, hepinize...
Merak etmeyin.
Hepinizden arınacağız.
Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, geçmişte yerel yönetimdeki CHP'lilerden uymalarını beklediği yedi kuralı şöyle sıralamıştı:
Yönettiğiniz yerdeki tüm yurttaşlara, inanç ve kimlikleri nedeniyle ayrım yapmadan eşit davranacaksınız.
Hizmeti belirli zümre için değil, halk için yapacaksınız.
Yönettiğiniz beldede fakir mahallelere pozitif ayrımcılık yapacak, engelli ve dezavantajlı gruplara hizmet götüreceksiniz.
Yoksulun yanında dururken, ailenin ya da kişinin yoksulluğunu asla teşhir etmeyeceksiniz; sağ elin verdiğini sol el bilmeyecek.
Harcadığınız her kuruşun hesabını millete vereceksiniz.
Belediyede yönetici atamalarında liyakati gözetecek, partizanlık yapmayıp işi ehline vereceksiniz.
Belediyeleri adil yöneteceksiniz.
Belediye başkanı, önce belediye başkanlığı görevini yapsın !
CHP arınıyor efendiler. Belediye başkanları parti yönetimine müdahale edemez.
Geçmişte sizlerden para alıp aday yapmış olabilirler ama o günler geçti.
Anlaşılan o ki herkes oturmuş kalkmış, Sayın KILIÇDAROĞLU'nu ve dahası CHP'nin 103 yıllık kurumsal yapısını darmadağın etmeye ant içmiş. Bu sebeple sağda solda saçma sapan konuşmaya başlamışlar.
Belediye başkanlarından bazıları ne diyormuş?
Efendim, neymiş?
"Genel siyasetle ilgili fikrimiz alınsın. Başta belediye başkanları ve milletvekilleri olmak üzere, ihraçlarla ilgili fikirlerimizi söyleyelim; bizim de söz hakkımız olsun." diyorlarmış.
Sanırım bunu söyleyenler, akıllarını hâlâ Silivri'deki hırsıza ipotek etmekten vazgeçmemişler.
Bu cümle aslında, "Silivri'deki arsızın fikirlerine başvurulsun." demektir. O arsızın sözleri geçerli olsun, onun söyledikleri yapılsın demektir. Bu kadar ince hesaplar yapıp bu cümleleri kurmalarının nedeni budur.
Sebep belli: "Bağlılık." Ama bu bağlılık, göbekten bağlılık. Öyle siyasal bir bağlılık değil; suç ortaklığından kaynaklanan bir bağlılık. Kendisini bir rüzgâra kaptırmak değil, paçayı kaptırmaktır.
Partiyi bu hâle getiren, dahası milyonlarca insanın hayatını mahveden bir suç örgütü elebaşının dedikleri yapılmalıymış. Ve bu örgüt elemanlarının söz hakkı olmalıymış, fikirleri alınmalıymış.
Pespayeliğin, arsızlığın, utanmazlığın ve ahlaksızlığın dibini sıyırmaya çalışan bu akıl ile sadece CHP değil, ülke de mahvolur. "Akıl tutulması" diyerek, "düşüncesizlik" deyip geçiştirilemeyecek kadar organize bir suç örgütü aklıdır bu. Bu yapıya karşı çok dikkatli olunmalıdır.
Bizler yine de CHP'nin 103 yıllık devlet geleneğinin sorumluluğu üzerinden cevap verelim.
CHP'nin izleyeceği siyaseti, halkın talepleri doğrultusunda ilgili kurumları belirler. Genel Başkanı, Genel Başkan Yardımcıları, MYK'sı, PM'si, il ve ilçe kurulları belirler.
Belediye başkanları bulundukları beldedeki sorunları çözmekle uğraşır ve halka hizmet ederler. Siyaset, belediye başkanlarının işi değildir. Çalmakla, çırpmakla, vurgunlarla, ihalelerle ve hırsızlıkla değil; hizmetle uğraşırlar. Görevleri hizmettir. Gerisi haddini aşmaktır.
Genel Merkezin belirlediği hizmet politikalarını yerine getirmekle yükümlüdürler.
Son olarak; temiz ve namuslu olanların fikirleri, CHP Genel Merkezindeki ilgili kurullar tarafından dinlenir ve takdir edilir.
Göbekten Silivri'deki hırsıza bağlı olanlar, Ankara'daki Genel Merkezi ele geçirmeye çalışıyorlar.
Sıra hepinize gelecek, hepinize...
Merak etmeyin.
Hepinizden arınacağız.
Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, geçmişte yerel yönetimdeki CHP'lilerden uymalarını beklediği yedi kuralı şöyle sıralamıştı:
Yönettiğiniz yerdeki tüm yurttaşlara, inanç ve kimlikleri nedeniyle ayrım yapmadan eşit davranacaksınız.
Hizmeti belirli zümre için değil, halk için yapacaksınız.
Yönettiğiniz beldede fakir mahallelere pozitif ayrımcılık yapacak, engelli ve dezavantajlı gruplara hizmet götüreceksiniz.
Yoksulun yanında dururken, ailenin ya da kişinin yoksulluğunu asla teşhir etmeyeceksiniz; sağ elin verdiğini sol el bilmeyecek.
Harcadığınız her kuruşun hesabını millete vereceksiniz.
Belediyede yönetici atamalarında liyakati gözetecek, partizanlık yapmayıp işi ehline vereceksiniz.
Belediyeleri adil yöneteceksiniz.
Belediye başkanı, önce belediye başkanlığı görevini yapsın !
CHP arınıyor efendiler. Belediye başkanları parti yönetimine müdahale edemez.
Geçmişte sizlerden para alıp aday yapmış olabilirler ama o günler geçti.
Anlaşılan o ki herkes oturmuş kalkmış, Sayın KILIÇDAROĞLU'nu ve dahası CHP'nin 103 yıllık kurumsal yapısını darmadağın etmeye ant içmiş. Bu sebeple sağda solda saçma sapan konuşmaya başlamışlar.
Belediye başkanlarından bazıları ne diyormuş?
Efendim, neymiş?
"Genel siyasetle ilgili fikrimiz alınsın. Başta belediye başkanları ve milletvekilleri olmak üzere, ihraçlarla ilgili fikirlerimizi söyleyelim; bizim de söz hakkımız olsun." diyorlarmış.
Sanırım bunu söyleyenler, akıllarını hâlâ Silivri'deki hırsıza ipotek etmekten vazgeçmemişler.
Bu cümle aslında, "Silivri'deki arsızın fikirlerine başvurulsun." demektir. O arsızın sözleri geçerli olsun, onun söyledikleri yapılsın demektir. Bu kadar ince hesaplar yapıp bu cümleleri kurmalarının nedeni budur.
Sebep belli: "Bağlılık." Ama bu bağlılık, göbekten bağlılık. Öyle siyasal bir bağlılık değil; suç ortaklığından kaynaklanan bir bağlılık. Kendisini bir rüzgâra kaptırmak değil, paçayı kaptırmaktır.
Partiyi bu hâle getiren, dahası milyonlarca insanın hayatını mahveden bir suç örgütü elebaşının dedikleri yapılmalıymış. Ve bu örgüt elemanlarının söz hakkı olmalıymış, fikirleri alınmalıymış.
Pespayeliğin, arsızlığın, utanmazlığın ve ahlaksızlığın dibini sıyırmaya çalışan bu akıl ile sadece CHP değil, ülke de mahvolur. "Akıl tutulması" diyerek, "düşüncesizlik" deyip geçiştirilemeyecek kadar organize bir suç örgütü aklıdır bu. Bu yapıya karşı çok dikkatli olunmalıdır.
Bizler yine de CHP'nin 103 yıllık devlet geleneğinin sorumluluğu üzerinden cevap verelim.
CHP'nin izleyeceği siyaseti, halkın talepleri doğrultusunda ilgili kurumları belirler. Genel Başkanı, Genel Başkan Yardımcıları, MYK'sı, PM'si, il ve ilçe kurulları belirler.
Belediye başkanları bulundukları beldedeki sorunları çözmekle uğraşır ve halka hizmet ederler. Siyaset, belediye başkanlarının işi değildir. Çalmakla, çırpmakla, vurgunlarla, ihalelerle ve hırsızlıkla değil; hizmetle uğraşırlar. Görevleri hizmettir. Gerisi haddini aşmaktır.
Genel Merkezin belirlediği hizmet politikalarını yerine getirmekle yükümlüdürler.
Son olarak; temiz ve namuslu olanların fikirleri, CHP Genel Merkezindeki ilgili kurullar tarafından dinlenir ve takdir edilir.
Göbekten Silivri'deki hırsıza bağlı olanlar, Ankara'daki Genel Merkezi ele geçirmeye çalışıyorlar.
Sıra hepinize gelecek, hepinize...
Merak etmeyin.
Hepinizden arınacağız.
Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, geçmişte yerel yönetimdeki CHP'lilerden uymalarını beklediği yedi kuralı şöyle sıralamıştı:
Yönettiğiniz yerdeki tüm yurttaşlara, inanç ve kimlikleri nedeniyle ayrım yapmadan eşit davranacaksınız.
Hizmeti belirli zümre için değil, halk için yapacaksınız.
Yönettiğiniz beldede fakir mahallelere pozitif ayrımcılık yapacak, engelli ve dezavantajlı gruplara hizmet götüreceksiniz.
Yoksulun yanında dururken, ailenin ya da kişinin yoksulluğunu asla teşhir etmeyeceksiniz; sağ elin verdiğini sol el bilmeyecek.
Harcadığınız her kuruşun hesabını millete vereceksiniz.
Belediyede yönetici atamalarında liyakati gözetecek, partizanlık yapmayıp işi ehline vereceksiniz.
Belediyeleri adil yöneteceksiniz.