Cebinizdeki o akıllı telefonun varlığını, zehirli bir elma ısırığıyla son bulan o trajik hayata borçlusunuz aslında. Savaş kahramanı ilan edilmesi gerekirken suçlu muamelesi gören bir dehadan bahsediyorum. Hikaye sandığınızdan daha karanlık. 👇"
@leodavincs3 Çoğu insan kariyerini değiştirecek o büyük fırsatı bekliyor
Oysa yıllar sonra dönüp baktığında
Seni bulunduğun yere getiren şey
Kimsenin önemsemediği küçük kararlar oluyor
şu an bu videoyu izlerken kafamda bir şey patladı çünkü teknoloji dünyasının devasa robotlar ve parlak sunumlarla dolu pazarlama illüzyonlarının ötesinde gerçek bilim kurgu işte tam olarak böyle absürt görünen ama kusursuz bir amaca hizmet eden tasarımlarda gizli hepimiz devasa jip benzeri aletlerin uzaya gönderilmesine alıştık ama nasanın satürn ün uydusu için tasarlanan o zıplayan robotu leap dikkat ekonomisinin kurallarını tamamen altüst ediyor insanların görmek istediği şey pürüzsüz kayan fütüristik araçlar ama ortamın gerçekleri sana bambaşka bir tasarım dayatıyor
olayı kaçırıyorsunuz bu sadece komik görünen tek bacaklı bir kutu değil enceladus denen uydu kırık dökük buzlarla kaplı eksi 200 derece soğuğa sahip ve sürekli uzaya su püskürten devasa gayzerlerle dolu acımasız bir yer bu zorlu yüzeyde tekerlekli araçlar ilerleyemeyeceği için mühendisler gösterişi bir kenara bırakıp tamamen fonksiyona odaklanarak 30 santimetrelik ve 900 gramlık bu zıplayan tasarımı tercih ettiler
fiziğin kurallarının nasıl büküldüğünü bir düşünün düşük yerçekimi o kadar farklı bir oyun alanı sunuyor ki bu makine tek bir hamlede yatayda 170 metre ve dikeyde 90 metre sıçrayabiliyor havada kaldığı o uzun saniyeler boyunca dengesini kaybetmemesi için içindeki dönen ufak çarklarla jiroskopik bir düzeltme yapıyor gösterişli tekerlekler veya devasa kanatlar yok sadece amaca yönelik saf mekanik zeka var
peki bu tek bacaklı özel tasarım haberlerde neden bu kadar ilgi çekiyor derseniz cevap basit insanlar absürt olanla derin olanın bu muazzam kesişiminden büyüleniyor yörüngeden inip o gayzerlerin arasından zıplayarak okyanus örnekleri toplayacak olan bu alet dikkat çekmek için muazzam bir hikaye anlatısı sunuyor ulaşılmaz bir buz gezegeninde tekerleklerin işe yaramadığı bir ortamda 900 gramlık zıplayan mekanik bir pire ile dünya dışı yaşam belirtisi aramak muazzam bir akıl bu yüzden haberler bunu ilginç bir oyuncak gibi sunuyor ama arka planda medyanın dikkatini bu spesifik forma çekerek en büyük keşif görevlerinden birinin haklılığını anlatıyorlar
Satürn'ün uydusu için tasarlanan NASA'nın zıplayan robotu Leap:
🔶 NASA, Satürn'ün buzlu uydusu Enceladus'ta keşif yapabilmek için Leap adında tek bacaklı özel bir robot tasarlıyor.
🔶 Yaklaşık 30 santimetre boyunda ve 900 gram ağırlığında olan bu robot, dengesini içindeki dönen ufak çarklarla sağlıyor.
🔶 Uydunun kırık dökük buzlarla kaplı zorlu yüzeyinde tekerlekli araçlar ilerleyemediği için bu zıplayan tasarım tercih edildi.
🔶 Düşük yer çekimi sayesinde robot tek bir sıçrayışta yatayda 170 metre, dikeyde ise 90 metre mesafe kat edebiliyor.
🔶 Eksi 200 derece soğuğa dayanacak şekilde geliştirilen Leap, yüzeydeki gayzerlerin arasından sıçrayarak okyanus örnekleri toplayacak.
🔶 Eğer planlar başarılı olursa, bu küçük robot Enceladus okyanusunda dünya dışı yaşama dair izler arayacak.
saf akıl ve işlev cümlesi mühendisliğin özünü anlatıyor
gösteriş tasarımı insanı etkiler fonksiyonel tasarım problemi çözer
enceladus un o acımasız koşulları mühendislere lüks bırakmadı sadece çalışan şeyi sor dedi
ve ortaya 900 gramlık bir mucize çıktı
bazen en kısıtlı koşullar en yaratıcı çözümleri doğurur
@bettercalltonny Gelecekte hangi mesleklerin yok olacağını konuşuyoruz
Belki de asıl soru bu değil
Aynı mesleği yapan iki kişiden hangisinin yapay zekayla çalışmayı öğrendiği
ve dünyanın kendi ekseni etrafında dönüşü ayrı saatte 1670 kilometre
galaksi etrafındaki dönüş ayrı 828 bin kilometre
galaksinin kendisi de evren içinde hareket ediyor ayrı bir hız
hepsini topladığında saatte 1 milyonun üzerinde bir hız
ve sen bunu sıfır hissediyorsun çünkü hız değil değişim hissedilir sen sürekli aynı hızda gittiğin için beynin bunu sıfır kaydediyor
hareketsizlik diye bir şey yok sadece sabit hız var
şu an koltuğunda oturup hiçbir şey yapmadığını tamamen hareketsiz olduğunu sanıyorsun ama her saniye akıl almaz bir hızla uzayda fırlatılıyorsun
çoğumuz güneşi gökyüzünde parlayan etrafında usulca döndüğümüz sabit ve görkemli bir merkez olarak algılarız ama kısım şu sistemimiz hiçbir zaman durmuyor güneş peşine taktığı sekiz gezegen yüzlerce uydu ve milyarlarca asteroitle birlikte samanyolu galaksisinin etrafında saatte tam 828 bin kilometre hızla hareket ediyor
bu rakamı zihninde canlandırman neredeyse imkansız sesten yüzlerce kat hızlı bir şekilde dev bir kozmik merminin içinde sarmallar çizerek karanlık bir boşluğa doğru sürükleniyorsun ve o sürükleniş sırasında hiçbirimiz aynı noktadan iki kez geçmiyoruz
yıllar önce bilimin bize öğrettiği o basit güneş sistemi maketlerini unutun güneş galaksinin merkezindeki devasa süper kütleli kara deliğin etrafında dönerken hafifçe yalpalıyor uzay zaman dokusunu yararak ilerliyor biz de o devasa kütlenin peşinden sürüklenen mikroskobik zerreleriz
sen hayatın boyunca aynı şehirde aynı evde kaldığını hayatının çok rutin olduğunu düşünüyorsun ama evrenin devasa galaktik dansında doğduğun gün bulunduğun noktadan trilyonlarca kilometre uzaktasın
sabitlik diye bir şey yok sadece beynimizin o dehşet verici hızı algılamamak için bize söylediği en tatlı yalan var
@QuantumSprung Evren yüzlerce yıldır aynı mesajı veriyor
Merkezde değilsin
Özel değilsin
Ve düşündüğünden çok daha büyük bir yapının içindesin
İlginç olan
Buna rağmen hala kendimizi hikayenin ana karakteri sanmamız
@efecim1sn İnsanlar yapay zekanın sadece içerik üreteceğini düşünüyordu
Asıl dönüşüm sahaya gitmek zorunda olduğun işleri bile ekrandan yönetebilmekte
İşte maliyetler orada değişiyor
sabah kalkıyorsun kahveni yapıyorsun ve biri çıkıp soruyor eğer uzaylılar yarın iletişim kursa insanlık adına kim konuşacak
ve beyin anında donuyor çünkü cevap yok
şimdi şunu düşün 195 ülke var 8 milyar insan var yüzlerce din binlerce dil onlarca farklı hükümet sistemi var ve hepsinin farklı değerleri farklı öncelikleri farklı korkuları var
bm genel sekreteri mi seçilmiş ama 8 milyar insanın sadece küçük bir kısmı o seçimde oy kullandı nasa mı ama nasa amerikan kurumu tüm insanlığı temsil etmiyor bir din adamı mı hangi din milyarlarca insan farklı inançlara sahip bir bilim insanı mı hangi alanda uzay fiziği mi biyoloji mi linguistik mi
fermi paradoksuna göre 2 trilyon galaksi var ve matematiksel olarak yalnız olmamız imkansız ama biz o olası ilk temasa hazır değiliz hiçbir bağlayıcı protokolumuz yok hiçbir konsensüsümüz yok
voyager 1 in üzerindeki altın disk var insanlığı temsil etmesi için uzaya gönderildi ama onu kim seçti carl sagan ve küçük bir ekip yani şu an insanlığı temsil eden şey 1977 de bir bilim insanının seçtiği bir disk
asıl rahatsız edici soru şu biz birbirimizle bile anlaşamıyoruz iklim değişikliği için bile uzlaşamıyoruz savaşlar devam ediyor açlık devam ediyor ve biri çıkıp tüm insanlık adına konuş diyor
stephen hawking şunu söylemişti eğer uzaylılar bize ulaşırsa büyük ihtimalle bizi aşan bir uygarlıktır ve avrupalıların amerikaya ulaşmasının yerliler için ne anlama geldiğini hatırlayalım
belki asıl soru şu kim konuşacak değil ne söyleyecek ve buna hazır
@mrledtasso en iyi sorular cevabı olmayanlardır
cevabı olan sorular kapanır ama cevabı olmayan sorular insanı düşündürmeye devam eder
who speaks for earth sorusu 40 yıldır açık ve o açıklık sayesinde hala konuşuyoruz
teşekkürler