@YilmazDirim Haziranda yapılacak seçim için çalışmalar başladı diye düşünüyorum. Yakın tarihte maçlara gitmeyin, bu takımı desteklemeyin diye yaygara yapmaya başlarlar.
Acil hastanın değerleri çok düşük
Bursa Kızılay Kan Merkezlerinde verilmek üzere
Bursa Şehir Hastanesinde yatan
SERAP DİNÇER isimli hasta için
O RH-NEGATİF KAN ihtiyacı
Tel: 05367628905-07.07.2025-09:51
Hasta ameliyata girecek
Bursa Kızılay Kan Merkezlerinde verilmek üzere
Bursa Şehir Hastanesinde yatan
BAHRİYE GARİP isimli hasta için
B RH-NEGATİF KAN ihtiyacı
Tel: 05413351516-02.07.2025-10:41
Anayasamızın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez ilk üç maddesi şöyle,
Madde 1: Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir. 🇹🇷
Madde 2: Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir. 🇹🇷
Madde 3:
Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. 🇹🇷
Dili Türkçedir. 🇹🇷
Bayrağı, şekli kanunda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. 🇹🇷
Millî marşı “İstiklâl Marşı”dır. 🇹🇷
Başkent Ankara’dır. 🇹🇷
Anayasa’nın bu temel maddelerinin değiştirilmesi yönündeki girişimler, cumhuriyetimizin kuruluş felsefesine ve milli birliğimize aykırıdır. 🇹🇷 Bu maddeler, devletimizin bağımsızlığını, egemenliğini ve temel niteliklerini korur. 🇹🇷
Ankara’nın başkent oluşunun yıl dönümü vesilesi ile bir kez daha hatırlamış olalım.
Milli mücadelemizin ve cumhuriyetimizin sembolü olan bu kadim şehrin, 13 Ekim 1923'te, yani 101 yıl önce, T.B.M.M. kararı ile Türkiye’nin başkenti olarak kabul edililişi bir kez daha kutlu olsun.
🇹🇷 Yaşasın Cumhuriyet 🇹🇷
Mücadelemizin ilk meyvelerini almaya başlıyoruz
Bilindiği üzere ilimizde Bursa Damızlık Birliği olarak sözleşme imzaladığımız firmalar, imza altına alınan sözleşmeye aykırı olarak fiyatı 1 TL geri çektiler ve geriye dönük iade faturaları düzenlediler. Biz de üreticilerimizin hakkını aramaya yönelik gerekli girişimlerde bulunduk.
1-Sözleşmeye aykırı olarak fiyatı geri çeken firmalara bir uyarı yazısı gönderdik.
2-Gelişen süreçte İade faturası düzenleyen firmalara Birlik olarak biz de geri iade faturası gönderdik. Şu ana kadar bir firma bu iade faturasına geri iade faturası gönderdi, o iade faturasını da noter kanalıyla geri iade ettik. Bu şekilde davranacak firmalara iade faturaları aynı şekilde iade edilecektir.
3-Birlik Avukatımız sözleşmeye aykırı hareket ederek fiyatı geri çeken tüm firmaları ve ilgili sözleşmeleri arabulucuya götürdü, hukuki süreci başlattı.
4- Arabulucuya götürüldükten sonra, tarafımıza düzeltme yapmak istediğini beyan eden firmalar oldu. Bu firmalarla arabulucuyla anlaşma tutanağı düzenlendikten sonra feragatta bulunup, onlarla ilgili süreci sonlandıracağız.
5-Bursa Tarım ve Orman İl Müdürlüğünü, sözleşmeye aykırı davranıldığı için fiyatı geri çeken firmalarla imzaladığımız sözleşmeleri arabulucuya götürdüğümüze yönelik resmi yazı ile bilgilendirdik.
Sonuçta üyelerimiz adına yaptığımız girişim meyvelerini vermeye başladı.
Bu konuda olumlu adım atarak üyelerimizin mağdur olmasını engelleyen ve sözleşmeye sadık kalan firmalarımıza teşekkür ediyoruz. Diğer firmalarımızdan da aynı olumlu adımları bekliyoruz.
Bakanlık tarafından hazırlanan ve yasal çerçevesi çizilerek imza altına alınan TİP sözleşmelerin uygulanabilirliği konusunda üretici örgütlerine büyük görev düşüyor.
Onları da bu konuda cesur olmaya ve üretici için bizimle ortak hareket etmeye davet ediyoruz.
Bursa Damızlık Birliği olarak, üyelerimizin altına imza attığımız sözleşmeden doğan haklarını korumakta çok kararlıyız.
Haklı mücadelemizde ulaşabileceğimiz son noktaya kadar gideceğiz.
Neticede;
Uygulanabilir, tarafların saygı duyduğu ve sahip çıktığı bir sözleşme hayata geçmiş olacak,
Hakkını arayabilir güçlü örgütler ortaya çıkmış olacak,
Tüm sözleşmeli ve dolayısıyla planlı üretim böylesi güçlenmiş sözleşmelerle daha uygulanabilir hale gelecek,
Üretici kadar sanayici de kazanacak, ülke kazanacaktır.
Türk çiftçisi 2. Dünya Savaşı’ndan sonra en zor günlerini yaşıyor. Yurdun değişik yerlerinde tarlada çalışan çiftçimizi ziyaret ediyorum.
Sabırlı belki yaşam tarzından dolayı en sabırlı insan olan, siyasal anlamda tercihini en son değiştiren çiftçiler Türkiye’nin her yerinde sokağa çıkmaya başladılar. Çünkü geçen sene kilosu tarlada 4 lira olan domates bu sene maliyet 2023’e göre yüzde 400 olmasına rağmen ancak tarlada 5 TL. Gaziantep’de geçen sene kilosu 115 TL olan fıstık fiyatı bu sene ancak 120 TL.
Çiftçi sokağa dökülüyor. Sokaklar ve tarlalar alev alev. Buna rağmen Saray rejimi çiftçinin üzerine gitmeye devam ediyor. Çiftçiyi daha da ezen politikalardan birisi de elektrik ödemeleri.
Bir mahsül ortalama 6 ayda yetişir. Çiftçi ürettiği mahsülü hasat eder. Ürünü bazen nakit bazen bir kaç ay vadeli satar. Üretim sezonu boyunca çiftçiye aylık olarak elektrik faturası kesilir. Eskiden çiftçi kart ile Çiftçiler elektrik faturasını 2 ay sonraya erteleyebiliyordu. Anlaşma sona erdiği için artık bu imkanda yok.
Bu akıl dışı uygulamanın ivedilikle çözüme kavuşması gerekiyor. Çiftçiler henüz tarladaki yeşil mahsül( satmadığı) için her ay gelen elektrik faturasını nasıl ödeyecek? Bazı çiftçilere aylık 300-400bin lira fatura geliyor.
Çiftçiler, elektrik faturasını hasat sonunda ödemelidir.
Türk çiftçisi, köylüsü bugün şehirler arası yollarda. Yarın şehre gelirse göreceğiz. Aşağıda Gaziantepli çiftçileri Nizip’te protesto ederken görüyorsunuz. @zaferpartisi
Sayın Yetkililer,
Son zamanlarda gündeme gelen sokak hayvanlarının itlaf edilmesi ile ilgili yasa tasarısı, halkımızın büyük bir kesimi tarafından onaylanmamaktadır. Türkiye, sokak hayvanlarına karşı şefkatli ve merhametli bir toplum olarak tanınmaktadır. Hayvan haklarına duyarlılığımız, kültürel ve ahlaki değerlerimizle örtüşen bir konudur.
Sokak hayvanlarının itlaf edilmesi yerine, onların sağlıklı ve güvenli bir şekilde barınabilecekleri, beslenme ve tıbbi ihtiyaçlarının karşılanacağı alanlar oluşturulmalıdır. Kısırlaştırma, aşı kampanyaları ve bilinçlendirme çalışmaları ile bu sorunun çözülmesi mümkündür.
Halkımızın çoğunluğunun onaylamadığı bu yasa tasarısının yeniden gözden geçirilmesini ve sokak hayvanlarının yaşam haklarına saygı gösteren alternatif çözümler üretilmesi daha doğru olacaktır. Unutulmamalıdır ki, sokak hayvanları da bu dünyanın bir parçasıdır ve onların yaşam hakkı, bizlerin vicdani sorumluluğudur.
Türkiye’nin en modern ve en büyük çiftliklerinden birisinin sahibi ve yöneticisi aslında çiftçisi olan Sencer Solakoğlu’nu Uğur Batur, Bartu Soral ve Azmi Karamahmutoğlu ile birlikte ziyaret ettik.
Türk tarımının ve çiftçisinin sorunlarını dinledik. Kendisine nazik daveti ve Türk tarımı için yaptıklarından ötürü teşekkürlerimizi ifade ettik. @zaferpartisi@sencer_s
" Kanada'da mercimek yoktu, 1972 yılında üniversitelerinde mahsül üretim merkezi kurdular, mercimek araştırmalarına başladılar, hatta ürün çeşitliliği için Türkiye'den mercimek örneği aldılar.
Bizim çok da umrumuzda olmadığı için, bugün Kanada'dan mercimek ithal ediyoruz, mercimek ithalatımızın yüzde 80'i Kanada'dan.
Yoğurt… Biz icat ettik, adını biz koyduk, dünyanın hangi lisan konuşulan ülkesine giderseniz gidin, yoğurdun üzerinde Türkçe “yoğurt” yazar, gurbet ellerde marketleri dolaşırken, rafta akrabanı görmüş gibi olursun, sarılasın gelir.
Ama bizim çok da umrumuzda olmadığı için, durup dururken yoğurdumuzun standardı değiştirildi, AB'ye uyum ayağıyla protein oranı düşürüldü, yüzde 12 oranında yağsız kuru madde bulunması şartı tamamen kaldırıldı.
Geleneksel olarak sade tüketilen, kıvamlı, koyu Türk yoğurdu, cıvık hale getirildi. Böylece, Türk pazarında yer bulamayan, meyveli, cıvık Avrupa malı yoğurtlara yol açıldı. Çok kısa sürede çocuklarımızın yoğurt konusundaki damak zevki değişti.
İnek ithal ediyoruz, koyun ithal ediyoruz, çok da umrumuzda değil, aynı zamanda, uğurböceği ithal ediyoruz. Hani “uç uç böcecik annen sana terlik pabuç alacak” var ya, işte onu ithal ediyoruz. Tarımdaki zararlıları yok etmeye yarıyorlar. İthal tarım ilaçlarıyla bizim uğurböceklerinin neslini yok ettik, şimdi, tarımdaki zararlıları yok etsinler diye İspanyol uğurböceklerini ithal ediyoruz.
Süt ürünlerinde kullanmak için “bakteri” ithal ediyoruz. Çok da umrumuzda olmadığı için “yerli ve milli” bakterimiz yok mu birader diye düşünmüyoruz!
Fare ithal ediyoruz, laboratuvarlarda deney yapmak için memlekette fare bulamıyoruz iyi mi…
Memleketin adı Turkey, çok da umrumuzda olmadığı için hindi ithal ediyoruz.
Angola, Eritre, Kongo gibi Afrika'nın gelişmiş ülkelerinden (!) saman ithal ettiğimizi zaten biliyorsunuz…
Çok da umrumuzda olmadığı için solucan ithal ediyoruz.
İthal ettiğimiz solucanlarla gübre yapıyoruz. Çünkü sadece toprağın üstünü değil, toprağın altındaki yaşamı da kuruttuk. Elalemin solucanını ithal etmezsek, bu memlekette gübre bile üretemiyoruz.
Narenciye para etmiyor, dalında çürümeye bırakıyoruz, ağaçları söküyoruz. Çok da umrumuzda olmadığı için, ilaç ve çay üretimi için, portakal kabuğu, mandalina kabuğu, limon kabuğu ithal ediyoruz.
İskenderun demir çelik, Ruslar yaptı, parasını domatesle ödedik.
Seydişehir alüminyum, Ruslar yaptı, parasını portakalla ödedik.
Aliağa rafinerisi, Ruslar yaptı, parasını salatalıkla ödedik.
Oymapınar barajı, Ruslar yaptı, parasını mandalinayla ödedik.
Türk tekstilinin temeli, Nazilli Sümerbank basma fabrikası, Ruslar yaptı, bir lira bile vermedik, kabak biber greyfurtla ödedik.
Sebzemiz meyvemiz narenciyemiz işte bu kadar kıymetliydi.
Çok da umrumuzda olmadığı için, hem bu hayati tesislerimizi sattık savdık, peşkeş çektik, imha ettik, hem de sebzemizi meyvemizi artık “çöp” fiyatına bile ihraç edemez hale geldik.
Üç tarafımız denizlerle çevrili, iç denizimiz var, deniz büyüklüğünde göllerimiz var, çok da şeyimizde olmadığı için barbun Senegal'den geliyor, kalamar Hindistan'dan, ahtapot İspanya'dan, karides Endonezya'dan, midye Şili'den lagos Mısır'dan, kalkan Romanya'dan, uskumru Norveç'ten, sinarit Gana'dan, lüks otellerde yediğiniz kılıç şişler aslında Çin'den ithal köpek balığı…
Karadeniz'de 26 balığın neslini kuruttuk, Marmara'da 125 balığın neslini tükettik, tarlada çipura yetiştirmeye çalışıyoruz. Sardalya festivali düzenliyoruz ama, çok da umrumuzda olmadığı için sardalya Yunanistan'dan geliyor.
Çok da umrumuzda olmadığı için, 2002'den beri, toplam tarım alanımız 26 milyon hektardan 23 milyon hektara geriledi.
Ekilen tarım alanımız 18 milyon hektardan 15 milyon hektara geriledi.
Ayrıca, şu anda 4 milyon hektarlık alan, maddi imkansızlıklar nedeniyle ekilemiyor.
Hal böyleyken, Türk tarımının ocağına incir ağacı dikilirken ne yaptık biliyor musunuz?
Çok da umrumuzda olmadığı için Afrika'da tarla kiraladık .Bastık tiko parayı, Sudan'da 7 milyon +++
Yobazına, gericisine, üzerindeki “Türk Milli Takımı Formasını” hiçe sayıp çelme takmaya çalışan hainine inat TÜRK KADINI, YİNE EN BÜYÜK!
🇹🇷Teşekkürler #FileninSultanları 🫡