🔴 Ömer Hayri Konar: Eskinin inceltilmiş politikası sürüyor
▶️ İktidar cenahı her türlü oyunu oynayabilir. Önemli olan nokta, eskinin inceltilmiş politikasının sürdürüyor olmasıdır. Bu nedenle iktidarın ne dediğine ve ne yaptığına değil, demokrasi güçlerinin koşulları ne kadar doğru değerlendirdiğine bakmak gerekir
🖊️ Ömer Hayri Konar
https://t.co/8BKOlXBIVY
Ulus devlet çok kısa 1 dönemin, kapitalist pazarın oluşumu için kurulmuş 1 devlet modeliydi. Küreselleşme ile bu modeli kaldırıyorlar ve yeni ulus devletler kurulmayacak. Bu sömürgeciliğin dayandığı ulus devletlerinde çözülme sürecine girmesi demektir.Konfederatif yapı dönemidir.
Önderlik ulus devletlerin aşıldığını belirtirken sömürgeciliğin dayandığı ulus devletin aşıldığını belirtiyor. Irak, Suriye ve şimdi İran’da yaşanan budur.
Ulus devleti ağırlıkta kendi üzerimizden “aşılmış��� olarak anlatmamız yanlış yorumlanmasına etki etti.
Öcalan:
📌Ulus-devletçi çözümler, halklara özgürlük getirmedi
📌PKK’nin feshi, yeni bir dönemin başlangıcı olarak görülmeli
📌Silahlı mücadelenin bitmesi tek başına barış demek değil
📌Silahların yerini siyaset, inkârın yerini eşitlik almalı
https://t.co/3fflWjS8HA
@gnelihavalnh etmemiz, dünya konjöktürünü, reel politik durumu yeterince göstermemizi engelledi ve meseleyi sanki salt bir tercih gibi anlaşılmasına neden oldu.
@gnelihavalnh Ulus devlet paradigmasının dayandığı tarihsel süre tamamlandı. Dört sömürge devleti bu konjöktürle kuruldu ve hegemonik sistem artık ulus devletleri engel görüyor. Önderlik biten ve aşılan şey derken buna işaret ediyor. Devlet-toplum ilişkisinde özgür toplum tercihini sadece izah
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan:
"Silahların yerini siyaset, güvensizliğin yerini hukuk, inkârın yerini eşitlik almalıdır. Kalıcı barışın yolu budur."
Kürtler, hem dört parça halinin yarattığı bölünmüşlük, hem birindeki gelişme diğerlerini dolaysız etkilediği için, hem bu çözülmüş ulus devlet çağı nedeni ile konfederal sistem ile ancak kendini dönemin statü sahibi yapabilir.
🔴 ÖMER HAYRİ KONAR: “DEMOKRASİ TALEP EDİLMEZ, İNŞA EDİLİR”
İmralı Cezaevi’nde tutulan Ömer Hayri Konar, Ekim 2026 tarihli “Özgürlük Bahşedilmez Alınır” başlıklı yazısında, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni değerlendirdi. Konar, mevcut ateşkesin yalnızca çatışmasızlık anlamına geldiğini belirterek, demokratik siyasetin, toplumsal örgütlenmenin ve özgürlük mücadelesinin önemine dikkat çekti.
ÖZGÜRLÜK BAHŞEDİLMEZ ALINIR
Ömer Hayri Konar – Ekim 2026
Politik yaşam bütün yoğunluğu ile devam ediyor. Büyük yaratıcılığa ve politik ustalığa dayanmayan böylesine karmaşık süreçlerin istikrarlı yol alması zordur. Genel olarak bölgenin böylesine kriz ve kaos hâlini yaşadığı, her an ve her zeminde çatışmanın mümkün olacağı dikkate alındığında sürecin nasıl yüksek bir hassasiyet gerektirdiği açıktır.
Her kesimin kendince anlam yüklediği ve yorumladığı süreç, tartışılmaya devam ediyor. Belirsiz tarafları ve öngörülemezliği çok olması nedeniyle haklı olarak tartışması da yoğun olmaktadır. Türkiye’deki sağ milliyetçi-ulusalcı cenah başka yorumluyor, muhafazakâr milliyetçi cenah başka yorumluyor. Kürt milliyetçileri farklı, sol cenah farklı yorumluyor. Bu durum elbette ki, sürecin karakteriyle alakalıdır. “Süreç�� denilen gelişme, temel sorunu çözmekten ziyade sorunun çözüm yöntemini ve araçlarını değiştirmeyi hedefliyor. Silahlı çatışma yöntemi ve araçları yerine demokratik siyaset ve hukuku esas hale getirmeyi önceliyor.
Eskinin inceltilmiş politikası sürüyor
Mevcut durumda bir ateşkes var ama sadece çatışmasızlık halini içeriyor. Toplumsal ve siyasi alanda ise daha yoğunlaşmış bir mücadele söz konusudur. Yöntemi değişmiş ama daha yoğunlaştırılmış bir dönem olarak anlaşılmalıdır. İktidar cenahı her türlü oyunu oynayabilir, hesabı yapabilir. Bunlara bakarak, yaptıklarını değerlendirerek süreci yorumlamak gerekir. Önemli olan nokta, eskinin inceltilmiş politikasının sürdürülüyor olmasıdır. Varlığın kabulü ve özgürlüğü, tanınmaktan uzaktır. Bu nedenle karşı cenahın ne dediğine ve ne yaptığına değil demokrasi güçlerinin günlük olarak neleri ne kadar inşa ettiğine, koşulları ne kadar doğru değerlendirdiğine bakmak, ona göre ele almak daha do��rudur.
Demokrasi talep edilmez inşa edilir
Demokrasi, özgürlük, hukuksal güvence hegemon olanların toplumlara vereceği veya bahşedeceği değerler değildir. Toplumsal güçlerin bizzat kendini örgütlemesi ve inşa etmesi sonucu, iktidarların zorunlu olarak alan açtığı ve yetki paylaştığı hususlardır.
Hep sorgulanan bir husus vardır: Neden Osmanlı’da demokrasi gelişmedi? Devamında, Cumhuriyet döneminde devlet neden demokrasiye duyarlı hâle gelemedi? Haklı sorular ama bu, devletlerin karakterinden ziyade, toplumların politik güç hâline gelememeleriyle alakalıdır. Toplum sadece talep etmekle yetinmiştir. Oysa demokrasi talep edilmez, inşa edilir.
Toplum ne kadar kendini örgütleyip, inşa etmişse talepleri o düzeyde karşılık bulur. Kendinizi ne kadar örgütlüyor, dönüşüyor ve inşa ediyorsanız anlam gücünüz ve değeriniz o kadardır. Bu, bireyler için olduğu kadar topluluklar ve toplumlar için de geçerli ve gereklidir. Kürtler söz konusu olunca bunun yaşamsal değeri oldukça açıktır.
Politika anı anına üretmek, uygulamak ve inşa etmektir
Silahlı şiddetle politika yapmanın sınırları vardır. Aşırıya kaçınca dönüp sahibini tüketme ihtimali göz ardı edilemez. Tercih edilen şey demokratik yöntem ve araçlarla politika yapmaktır. Burada yaratıcılık, üreticilik, inşacılık olmazsa olmazdır. Toplumumuzun hep kaçtığı gerçek de burasıdır. Oysa politika anı anına uygulamayı, üretmeyi, yaratmayı, inşa etmeyi şart kılıyor. Bu konuda bürokratik, elitist, konformist tarz fazlasıyla engelleyicidir. Zihin, kişilik ve karakter olarak demokratik komünal olamama durumu tarihsel fırsatı kaçırmaya, olanakları doğru değerlendirmemeye neden oluyor. Bunlar aşılmayı bekleyen temel problemlerdir.
Abdullah Öcalan:
'Silahların yerini siyaset, güvensizliğin yerini hukuk, inkârın yerini eşitlik almalıdır.
Kalıcı barışın yolu budur.'
https://t.co/kiFnfiKMKb
🚩Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan,Torino'da düzenlenen konferansa mesaj gönderdi.“Orta Doğu’nun geleceği yeni savaşlarda ve yeni tahakküm ilişkilerinde değil,demokratik toplumun inşasındadır. Kurtuluş,halkların özgür birliğinde ve demokratik siyasetin güçlendirilmesindedir”dedi.
🔴 Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan Torino’daki konferansa mesaj gönderdi:
▪️Demokratik siyasetin karşılığı demokratik cumhuriyettir, demokratik toplumun güvencesi ise hukuktur. Hukuki güvenceler olmadan demokratik siyaset kalıcılaşmaz, barış süreci de başarıya ulaşamaz
https://t.co/lU4t4XlKwF
Rêber Apo: “Demokratik entegrasyon, tek taraflı uyum değildir. Tam tersine farklılıkların inkâr edilmediği, hakların tanındığı ve ortak yaşamın eşitlik temelinde kurulduğu demokratik dönüşümdür. Silahların yerini siyaset, güvensizliğin yerini hukuk, inkârın yerini eşitlik almalı”
🔴 ABDULLAH ÖCALAN: SİLAHLI MÜCADELENİN BİTMESİ TEK BAŞINA BARIŞ DEMEK DEĞİLDİR
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, İtalya’nın Torino kentinde düzenlenen “Ortadoğu’da Barış İçin Bir Perspektif” konferansına mesaj gönderdi. Öcalan, kalıcı barış, demokratik cumhuriyet, Kürt sorununun çözümü ve hukuki güvencelere ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
Abdullah Öcalan’ın mesajı şöyle:
“Değerli dostlar;
Sizleri İmralı’dan, enternasyonal dayanışma ve özgürlük duygularıyla selamlıyorum. Konferansınızın, halkların eşitliği, özgürlüğü ve Ortadoğu’da kalıcı barışın kurulmasına katkı sunmasını diliyorum.
Ortadoğu bugün önemli bir dönemeçten geçiyor. Savaşlar, çatışmalar, ulus-devletçi çözümler ve güvenlikçi politikalar halklara barış ve özgürlük getirmedi. Bu artık açık. Bu yüzden temel görevimiz, savaş siyasetini bırakıp demokratik siyaseti esas almak, toplumu örgütlemek ve halkların eşit, özgür şekilde bir arada yaşamasını güvence altına alan yeni bir dönemi inşa etmektir. Demokratik konfederalizm ve Demokratik Cumhuriyet perspektifi, bu arayışın temel tartışma başlıklarından biridir.
Kalıcı barış için çatışma nedenler ortadan kaldırılmalı
PKK’nin feshi ve silahlı mücadele stratejisinin sona ermesi, yeni bir dönemin başlangıcı olarak görülmelidir. Bu değişim, meseleye yeni bir bakışı da gerektirir. Açıkça söylemek gerekir ki, silahlı mücadelenin bitmesi tek başına barış demek değildir.
Sürecin sonunda barışın kalıcı olabilmesi için çatışmanın nedenlerinin ortadan kaldırılması, Kürt varlığının, dilinin ve kültürünün güvence altına alınması, demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılması ve eşit yurttaşlığın hukuki güvenceye kavuşturulması gerekir.
Hukuki güvence olmadan süreç başarıya ulaşmaz
Demokratik entegrasyon, tek taraflı uyum ya da mevcut düzene koşulsuz katılım değildir. Tam tersine farklılıkların inkâr edilmediği, hakların tanındığı ve ortak yaşamın eşitlik temelinde kurulduğu demokratik bir dönüşüm olmalıdır. Demokratik siyasetin karşılığı demokratik cumhuriyettir, demokratik toplumun güvencesi ise hukuktur. Hukuki güvenceler olmadan demokratik siyaset kalıcılaşmaz, barış süreci de başarıya ulaşamaz. Kürt sorununun çözümü, Türkiye’nin demokratikleşmesinden ayrı düşünülemez.
Türkiye’nin demokratikleşmesi de halkların eşit ve özgür biçimde bir arada yaşamasını sağlayacak bir siyasal iradenin ortaya çıkmasından ayr�� değildir.
Çözüm savaş yerine demokratik siyasettedir
Demokratik konfederalizm perspektifinin Ortadoğu için önemi de buradadır. Çözüm, halkları tek bir kimlik altında eritmek, sınırları ve farklılıkları yeni çatışmaların kaynağı haline getirmek ya da yeni bir devletçi tahakküm yaratmak değildir. Bugün ihtiyaç duyulan şey şudur; Savaş siyasetinin yerine demokratik siyaset, inkârın yerine tanıma, zorun yerine hukuk, toplumsal parçalanmanın yerine özgür ve eşit ortak yaşam.
Bu dönüşüm, devletlerin ve siyasal aktörlerin sorumluluk üstlenmesini, demokratik kurumların güçlendirilmesini ve toplumun kendi geleceği hakkında söz ve karar sahibi olmasını gerektirir.
Ortadoğu’nun geleceği demokratik toplumun inşasındadır
Sevgili dostlar;
Bu konferansın, demokratik konfederalizm perspektifini bugünün koşullarında tartışarak demokratik çözümün somut yollarını ortaya koymasını diliyorum. Ortadoğu’nun geleceği yeni savaşlarda ve yeni tahakküm ilişkilerinde değil, demokratik toplumun inşasındadır. Kurtuluş, halkların özgür birliğinde ve demokratik siyasetin güçlendirilmesindedir. Silahların yerini siyaset, güvensizliğin yerini hukuk, inkârın yerini eşitlik almalıdır. Kalıcı barışın yolu budur.
Konferansınızı bir kez daha, barışa ve özgürlüğe duyduğum inançla selamlıyorum.
Abdullah Öcalan
İmralı.”