Bu ülkenin başarıyla derdi var; bu yüzden başarı gelmiyor, gelirse adamın içinden geçiyorlar çünkü dostum. Hayal kırıklığı falan bahane.
Rolls-Royce CEO’su Türk. Şirketi bataktan çıkarıp kâra geçirdi. YouTube’da röportajlarını açsan, telaffuzuyla, kılığıyla kıyafetiyle dalga geçenleri görürsün. Yabancılar ise adamın başarı hikâyesini manşete taşır.
Muhtar Kent yıllarca Coca-Cola CEO’suydu. Aynısı ona da yapıldı.
Daron Acemoğlu dünyanın en iyi üniversitesinin dekanlığını yaptı, Nobel aldı. Yine tam linç.
Fizikte Nobel alan Türk’e aynısı yapıldı.
Edebiyatta Nobel alan Türk’e de. “Ben de yazarım, ne var ki?” dediler. Cihangir’de üç evi varmış — “Parayı nereden buldun?” diye linçlediler.
Barış Alper en iyi döneminde yabancıların onda biri maaşa çalıştırıldı. Bir de üstüne linçlendi. Adamın psikolojiyi toplayıp toplayamadığı belli değil.
Arda giderken gurur kaynağımızdı. Başarılı olunca kız arkadaşından tutun her şey malzeme oldu.
Nuri Şahin, Harvard’da ders aldı. Entel hoca diye adamı linçlediler, dışladılar bütün sene. Röportajı var daha yeni. Ne yaşadığını anlatıyor. Okuyun.
Daha sayayım mı?
Brom yanlış anlama sen hayatında hiç hedge fon gördün mü? Ya da nasıl para kazanıyorlar biliyor musun?
Ben söyliyim sana. Yönettim çünkü TR’nin en büyük fonlarından birini.
Tam olarak : “INSANLARDAN PARA TOPLAYIP YÖNETİM ÜCRETİ ALARAK”
Sen fonların elalemin parasıyla para kazandığını mı düşünüyordun? Ya da onunla iyi performans/kötü performans göstererek?
Hiç birinin o paranın ne olduğu umrunda bile olmaz. Tek umurlarında olan zaman bonus dönemleridir. O da yıl sonudur. O yüzden santa rallisi diye bir kavram vardır.
Eğer gerçekten bilmeden yazdıysan başım üstüne önereyim ; Peter Lynch’in “Borsada tek başına” kitabını okuyup hem hedge fon mantığını, nasıl %99’unun hepinizi uyutup, bilerek iyi performans yapmadıklarını, hem de piyasaların mekaniğini anlarsın.
Yok sadece kıskançlıktan ve cahillikten yazdıysan inan ona verecek bir önerim yok. Ama bolca senin gibi düşünen bulursun ülkede, yanlız kalmazsın. Nerede bir adım yol alamamış, harekete geçmek yerine anca boş konuşan biri var, ona bakman yeterli.
Bir zaman sadece altcoin peşinde koşanlar (Bitcoin değil, shitcoin) şimdi bir akıma kapılarak yalnızca ABD hissesi yorumluyor.
İşi bu olana saygım var. Ama özellikle amatör arkadaşlar, bu şekilde daldan dala atlayarak bir gıdım yol gidemezsiniz.
QE/QT sürecini bile anlamadan senelerce likiditesiz ortamda altcoin shillediniz, olmadı. Şimdi de baktınız ABD'de yapay zeka yürüyor, opsiyonlar daha ulaşılabilir oldu; orada kendinizi tatmin ettiğinizi sanıyorsunuz ama aslında aynı oyunu tekrar oynuyorsunuz.
Bir pilav defalarca ısıtılıp yenilmez. Farklı platformlar olsa da aynı döngüyü yaşarsınız.
"Her işte kalfa olacağına bir işte usta ol" diye bir söz var.
Ben 10 yıldır yalnızca Bitcoin trade ediyorum ve neredeyse 20 yılı aşkın süredir, zaman zaman aralıklı da olsa, ABD'de aktif portföy yönetiyorum. ABD'de trade etmiyorum, aktif portföy yönetiyorum. Trade'i kriptoda yapıyorum. Çünkü bu şekilde uzmanlaştım; grafikleri de, hareketleri de, haftalık planı da, swing planını da, scalp planını da bu şekilde tanıyorum artık.
Bunu bu şekilde oturtmamın sebebi şu: kriptonun verileri bedava ve erişilebilir. Özellikle hacim detay verileri. Aynı kalitede CVD ve Footprint verilerini ABD hisseleri için bulmak, yalnızca veri için aylık yüzlerce dolar dökmek demek. Bunun dışında, trade ettiğiniz ürünü tanımak da zaman istiyor; hangi açılışta neye meyilli olduğunu, neye nasıl tepki verdiğini, hangi Fibonacci seviyesine riayet ettiğini, hacim/fiyat dengesinin nasıl şekillendiğini... Trade işinde takip edilmesi gereken bir sürü metrik var.
Kendinizi trader mı, yoksa yatırımcı mı olarak konumlandırıyorsunuz? "Yatırımcıyım" deyip trader gibi davranan çok insan görüyorum. Sürekli ne yükseliyorsa orada umut arayan çok insan görüyorum.
Yapacağınız tek bir şey var: hangi işte iyiyseniz oraya odaklanmak, o işten nakit akışı sağlayıp uzun vadeli yatırımlara yönlendirmek. Bunu ister endeks fonlarıyla yapın, ister temel analizle. Ama ne yaparsanız yapın, uzun vadeli yatırımı teknik analizle yapmayın. Trade'i de temel analizle ya da makroyla yapmayın.
Elmayı armutla karıştırmayın.
Gizli Tradingview sembolleri:
Şu zamana kadar hep Tradingview'de 3-4 normal sembolü trade ettiniz. İşte şimdi başarı yüzdenizi arttırabilecek bir kaç tane gizli Sembolden bahsetme zamanı geldi.
Uzun zamandır hayalim olan bir trade kitabını yazmaya başladım. Bu kitap tamamen takipçilerime yönelik olacak. Herhangi bir baskısı kopyası olmayacak. Tüm içerikler benim tarafımdan hiçbir yapay zeka kullanımı olmadan hazırlanmakta.( Kapaklar hariç 😊 ) Sadece Market Yapısını anlattığım 17 Sayfalık içeriğe ulaşmak için 👇
Şu zamana kadar gördüğüm en başarılı Trade Stratejisi anlatısı.
Benzerini yakın zamanda yapabilirim ingilizcesi olmayanlar için.
Yeni bir şey anlatmıyor ama çoğu şeyi doğru anlatıyor.
Siz yorum yapmamışsınız, muhtemelen de izlemediniz :D
ama ben detaylıca açıklayayım.
Normalde abonelere özel açıklayacaktım ancak önemli olduğunu düşündüğüm için herkes görsün istedim. Çünkü eğer denilenler yapılırsa Türkiye için çağ atlatacak kadar önemli bir durum bu olay.
Daha önce bunun örneğini İrlanda-Dubai-Singapur tarafıda görmüştük.
İrlanda bu sayede özellikle abd ve birleşik krallıktan çok fazla yatırım çekmiş dev şirketler avrupa ofislerini Dublin'e açmıştı.
Bunun neticesinde de Dublin bugün dil okulu ve expat cenneti haline dönüştü.
Keza dubai ve singapur da benzer durumlarda. Hepsi bölgesel hub oldular.
Bu konuda Bae-Singapur ikisi de devlet sayılamayacak düzeydelerdi. Güvenlik kısmını dubai'de abd sahiplenmişti ama bu savaş gösterdi ki suni devletlerin savunulması da suni oluyormuş.
O sebeple özellikle avrupalı şirketlerin kaçabileceği bölgede alternatif olmaya çalışmak çok önemliydi. Finans merkezi yıllar önce bu sebeple temeli atılmış ancak yasal düzenlemeler çıkmamış- batıyla ilişkiler kopmuş derken çok da işe yaramayan bir yere dönüşmüştü.
Şimdi teknik olarak ne denmiş inceleyelim.
En kritik hamle:
Transit ticarette fiilen sıfır vergi
Transit ticaret / yurtdışı al-sat aracılığı kazançları:
İstanbul Finans Merkezi (İFM) → %100 istisna
İFM dışı → %95 istisna
Yani pratikte:
İFM’de: 0% kurumlar vergisi
İFM dışında: neredeyse 0% (efektif %1 civarı)
Bu ne demek?
Türkiye üzerinden yapılan mal görmeden ticaret (buy-sell) artık vergi cenneti moduna giriyor
Dubai / Singapur / Hong Kong modeline yaklaşma hedefi
2) Türkiye’yi “regional HQ” yapma planı
Ama asıl büyük oyun burada:
Global şirketlerin:
Avrupa-Orta Doğu-Orta Asya operasyonlarını Türkiye’den yönetmesi hedefleniyor.
Vergi avantajı:
İFM → %100 muafiyet
İFM dışı → %95 muafiyet. Yani:
Türkiye’de şirket kur
Yurtdışı operasyonu buradan yönet
Vergi yok denecek kadar az.
Bu direkt şu anlama geliyor:
Türkiye = management hub / command center
3) Nitelikli çalışanlara vergi avantajı
Belirli şartlarla çalışanlara ücret istisnası
Bu neden kritik?
Sadece şirket çekmek yetmez . insan çekmen lazım
Bu model:
-Expat (yabancı çalışan)
-Yüksek maaşlı yönetici
-Finans/tech profesyonelleri için cazibe yaratıyor
Bu, Dubai’nin en güçlü taraflarından biriydi. Özellikle hedeflenip burası iyi çalışılmış.
Ve yıllardır asıl Türkiye'nin sorunu güven kısmıydı.
Şimdi burada yeni bir yapı oluşturmuşlar.
4) “Tek Durak Büro” – bürokrasi kırma hamlesi
Türkiye’nin en büyük zayıf noktası → bürokrasi
Buna çözüm:
Tüm süreçler tek merkezden:
-Şirket kuruluşu
-Çalışma izni
-İkamet
-Vergi / SGK
-İŞKUR
-Arazi / teşvik / ÇED
Bu neyi hedefliyor?
“Türkiye zor ülke” algısını kırmak
Yatırım süresini kısaltmak
Devletle temas noktalarını azaltmak.
Kısacası devlet yabancıya veya bıyıklı yabancılarımıza diyor ki getir paranı ülkeye, istihdam sağla kalifiye göçmenler de getir ben senden vergi almayayım.
Yatırım merkezi-bölge merkezi Türkiye olsun.
İstanbul yeni Dubai olsun.
Kaçan paranın %10'unu bile böyle yakalasak büyük iş olur.
Ve unutmayın, para-liberalizm geldiğinde arkasından sahte de olsa kanun-güven-hukuk getirir.
Çöl bedevisine bile özgürlükçü hayat vaadi sundurur Dubai örneğinde gördüğünüz gibi.
Çünkü gelen expat yerel hayata ayak uydurmak istemez.
O sebeple bu süreci sonuna kadar destekliyorum umarım yapabilirler.
Bu 1 saatlik MIT dersi, herhangi bir hedge fonu, yatırım bankası veya finansal kurumda geçireceğiniz 20 yıldan daha fazla gerçek Nesiller Arası Servet oluşturma konusunda size bilgi verecek.
Mutlaka vakit ayırın!
Bunun çözümü gayet basit aslında: imar yasasını değiştirecekler ve toprak arzını artıracaklar. Ama yapmıyor hiçbir devlet bunu. Yoksa boş araziden bol bir şey yok.
Neden yapmıyorlar? Çünkü mevcut mülk sahipleri bu değişime karşı en güçlü siyasi lobiye sahip. ABD’de yapılan araştırmalar, tek aile konutu (single-family zoning) kısıtlamalarının kaldırıldığı bölgelerde kira fiyatlarının 5-10 yıl içinde %15-20 gerilediğini gösteriyor. Houston buna en iyi örnek: zoning reformu sonrası konut arzı dramatik biçimde arttı, fiyat artışı diğer büyük şehirlerin çok gerisinde kaldı. Sistem bozuk değil, kasıtlı olarak böyle tasarlanmış.
Nüfus artışı meselesi ise kapitalizm ile alakalı. Firmalar kârlarını artırabilmek için buna ihtiyaç duyuyor. Kârlarını artırıp yeni tesisler yapılıyor. O tesislere de yeni insanlar daha az maaşa ve daha az hakla başlıyor.
Bu tesadüf değil. Emek arzı arttıkça pazarlık gücü işçiden işverene kayıyor. ABD’de 1980’den bu yana reel ücretler verimlilik artışının çok gerisinde kaldı: verimlilik %60 artarken medyan reel ücret ancak %18 yükseldi. Fark nereye gitti? Kâr marjlarına.
Yani bir nevi modern kölelik sistemi.
Bu durum kötü şeyler getirdiği kadar iyi şeyleri de beraberinde getiriyor. Her sistem gibi bu da %100 kötü değil.
Bu sistemde de gerçekten bir fikir üreten, topluluğun ihtiyaçlarını karşılayabilen biri sistemden sıyrılıp daha kolay zenginleşiyor. Eskiden zenginleşmenin önü de kapalıydı. Bunda zor olsa da sistem sizi belli bir birikimden sonra ödüllendiriyor.
Ama o birikimi yapmak için çok fazla fedakarlık gerekiyor. Ve asla rehavete yer yok.
Aslında bir nevi kölelik sisteminin farkında olup, sistemin açıklarını bilip, önce o sistemde yer alıp sonra da o sistemin dışına çıkma imkanı var. Zor olsa da var. Eski dönemlerde bu da yoktu.
Türkiye’de satış yapanlar (ne yaptığı önemli değil) o kadar yüksek kâr marjına ve bedava kredi/kart düzenine alışmışlar ki bugüne kadar, onu korumak için durmadan zam yapıp sonra da “yetişemiyoruz” diyorlar. Kardan zarar etmeye bile tahammülü yok bir çoğunun. O yüzden fiyatlar absürt hale geliyor.
Yurtdışında adam aynı işi yapıyor ama marjlar bambaşka:
• ABD’de Walmart gibi dev bir zincirin net kâr marjı %2-4.
• Almanya’da Lidl gibi marketler %3-5 bandında çalışıyor.
Türkiye’de ise aynı ürün:
→ raf marjı %30-60
→ üzerine tedarikçi iskonto, vade geliri vs.
⸻
Giyim tarafı daha da net:
• Zara ve H&M globalde %10-15 net marjla çalışıyor.
Türkiye’de:
→ 300 TL maliyetli ürün 900 TL
→ %200-300 marj “normal” kabul ediliyor
⸻
Kafe/restoran zaten apayrı dünya:
• Yurtdışında net marj %5-10
• Türkiye’de bir kahve:
→ maliyet 30 TL
→ satış 120-150 TL
⸻
Elektronikte bile durum aynı:
• Apple globalde %5-10 net marj
• Türkiye’de aksesuar tarafı: %100-300 marj
⸻
Sorun şu:
Bu ülkede fiyat artınca talep düşmüyor.
Aksine çoğu zaman artıyor. Sürekli zam olacak diye talep artıyor. (?!)
Yapay zeka artık kontrolden çıktı!
Bu videoyu sadece 5 saniyede yaptı.!!
Prompt: “Kripto hakkında analiz yapan; uzman, stratejist, trader, güvenlik uzmanı ve kripto para yatırımcısı yap.”
20-25 yıl prodüktörlük ve orkestra şefliği yaptım. Cumhurbaşkanlığı, TRT ve şehir orkestralarında çalıştım. Bildiğiniz/tanıdığınız bazı şarkıcıların kariyerlerini yönettim.
150’den fazla yayınlanmış eserde kaydım var. MSG’nin (meslek birliği) asil üyelerindenim. Bir dönem yönetim kadrosunda da yer aldım.
2008-2013 arasında İzmir’de bir müzik okulu kurdum, sektöre çok kişi yetiştirdim. İstanbul’a geldikten sonra 2013-2022 arasında gece kulüpleri kurdum, kurulmasına aracılık ettim. Müzik direktörlüklerini yaptım.
2022’de yeter diyip emekli oldum. Mekanları bıraktım. Orkestraları bıraktım. Yönettiğim şarkıcıların sözleşmelerini de sonlandırdım. Zaten ekonomik olarak bir derdim kalmamıştı.
Aynı süreçte bir yandan da finans alanında serbest fon yöneticiliği ve danışmanlık yaptım. Çeşitli holding sahipleri ve sanatçılarla çalıştım.
2022 ve sonrasında @MrTradeer ile Barbarians ekibini kurduk. Kısa süre sonra @ParabolArf da bize katıldı. O günden beri bildiklerimizi elimizden geldiğince insanlara anlatmaya çalışıyoruz. Bilmediklerimizi de öğreniyoruz. Hala devam ediyoruz.
Kimsenin sandığı gibi kriptodan dünyaları götürmedik. Çünkü hiçbir zaman insanların duymak istediklerini söylemedik. Bu yüzden sektördeki çoğu kişiyle de ters düştük. Reklam almadık. Amacımız insanlara bu işin nasıl yapıldığını öğretmekti. 250+ video yaptık, binlerce makale yazdık. 250 videonun 250sinde de altcoinler scamdir dedik. Sırf bu yüzden bile bir ton düşmanımız oldu.
2021’deki parasal genişlemenin insanlar üzerindeki makro etkisini hafife aldık. Yetiştirdiğimiz insanların %95’i bir süre sonra bizi beğenmedi. Sövdüler :)
2025’ten sonra insanlar gerçek finansla yüzleşince daha stabil ve olgun bir kitle oluştu. Ergen, özgüven patlaması yaşayan, empatiden yoksun kitle zaten kendi kendini eledi.
Yani başta müzik hobi olarak başladı, meslek oldu. Finans meslek olarak başladı, hobi oldu. Şimdi müzik hobi, finans meslek.
Müzik sektörü de maalesef 90’lar ve 2000’ler gibi ilerlemedi.
Arada keyfine şarkı da söyledim, boşluk buldukça. Videoda konserlerden birinden kısa bir performans var. Ben de bayadır kendimi sahnede görmemiştim 😂 İki işi de severek yapıyorum.
Sevmesem ikisi de yapılacak işler değil. Kimseye tavsiye etmiyorum. Sevmiyorsanız yapmayın.
Genel olarak böyle şeyler bana toplum psikolojisini gösteriyor.
Sonra rakamlara bakıyorum.
Altın 5300+ seviyesindeyken Türkiye’de en çok satın alınan fondu.
Petrol 118 olduğunda yine en çok alınan fon buydu.
Gerçekten yazık.
FOMO’yu (fırsatı kaçırma korkusu) seviyoruz.
Her gün ekmek aldığınız fırın her gün zam yapsa, 3–5 gün ses çıkmaz belki ama sonra kimse almaz, isyan çıkar. Ama yatırım yapmak istediğiniz varlık her gün yükseldiğinde peşinden koşuluyor. Aynı varlık ucuz kaldığında ise kimse dönüp bakmıyor.
“Ucuz olduğunu nasıl anlayacağız?” deniyor.
Günlük hayatta karpuz alırken bile vurup bakıyorsanız, burada da en azından 50-100-200 haftalık ortalamaların (uzun vadeli ortalama fiyatlar) nerede olduğuna bakmanız lazım.
“Nasıl bileceğim?” deniyor.
Yapay zekaya sorabilirsiniz. İnsanlar dertlerini anlatıyor ama iş gerçekten para yatırmaya gelince bu araçları kullanmıyor.
Mesela gidip “Altının güncel fiyatını analiz et, 50-100-200 haftalık ortalamaları söyle” diye sorun. Söyler.
Sonra “bunları haftalık takip et, fiyat yaklaşınca haber ver” deyin, onu da yapar.
Bunu yapmak neden zor geliyor anlamıyorum. Aynısını BIST için de yapabilirsiniz, ABD endeksleri için de, neye istiyorsanız ona uygulayabilirsiniz. Kimseye bağımlı olmanıza gerek yok.
Özellikle 200 haftalık ortalama uzun vade için ciddi referanstır.
Bugün mesela sadece haberlere bakarak bile şunu rahat söyleyebilirim: dip olmasa bile insanlar FOMO ile gayrimenkullerini neredeyse reel dip fiyatlara yakın seviyelerden satıyor. Nominal fiyat artar, çünkü enflasyon var. Ama gerçek kazanç reel artıştır (enflasyondan arındırılmış getiri).
Petrol 120 iken alırken ne düşünüyordunuz? 200 olacak diye mi?
Diyelim 100 bin TL’yi 180 bin yaptınız. Peki bu petrol fiyatıyla hayatınız gerçekten daha mı iyi olacak?
O petrol o seviyeye giderse, sizin aldığınız ekmek iki katına çıkmayacak mı sanıyorsunuz?
Çoğu zaman bunun olmaması sizin için daha hayırlıdır. Çünkü bu tarz emtialar (ham maddeler) devletlerin doğrudan ilgilendiği, yüksek derecede regüle edilen piyasalardır. Kısa süreli şoklar olur ama kalıcı kontrolsüz yükselişler genelde sürdürülemez, zaten müdahale gelir.
Özetle mesele fiyat değil, davranış. İnsanlar pahalıyı kovalar, ucuzdan korkar. Bu döngü değişmedi, değişmeyecek.