Komisyonumuzdan sorumlu eş genel başkan yardımcımız Yüksel Mutlu’nun açıklaması; Seyfo’nun 111. yılında Süryani halkının acısını paylaşıyoruz.
https://t.co/D1rdQTuom8
Kerbela’da zulme boyun eğmeyen Hz. Hüseyin ve yol arkadaşlarının hakikat yürüyüşü, yüzyıllardır mazlumların yolunu aydınlatıyor. Muharrem’in matemini paylaşırken, adalet ve hakikat arayışını da büyütüyoruz. Tüm canların Muharrem oruçları ve lokmaları hak katında kabul olsun.
📌DEM Parti Sayfo’yu andı: Onurlu bir gelecek yüzleşerek kurulabilir
▪️Sayfo’nun 111’inci yıl dönümünde açıklama yapan DEM Parti Eş Genel Başkanları ile Halklar ve İnançlar Komisyonu, “Bir halkın hafızası inkârla silinemez. Ortak ve onurlu bir gelecek, ancak hakikatle yüzleşerek kurulabilir. Seyfo ile yüzleşilsin” çağrısı yaptı.
https://t.co/psm9EuoJZz
DEM Parti olarak; Süryani halkının adalet ve yüzleşme talebini sahipleniyor, Seyfo’da yaşamını yitirenleri saygıyla anıyoruz. Süryani halkının acısını ve hafızasını paylaştığımızı bir kez daha ifade ediyoruz.
111 yıl önce gerçekleşen Seyfo, Süryani halkının hafızasında derin izler bırakan bir sürgün ve katliamdı.
Süryani halkının hakikatle yüzleşme, adalet ve tarihsel sorumluluğun kabulü talepleri güncelliğini koruyor.
Süryani halkının adalet ve yüzleşme talebini sahipleniyor, Seyfo’da yaşamını yitirenleri saygıyla anıyorum.
Seyfo’nun 111. yıl dönümünde Süryani halkının yüzyılı aşan acısını paylaşıyor; katledilen canları saygıyla anıyorum.
Bir halkın hafızası inkârla silinemez. Ortak ve onurlu bir gelecek, ancak hakikatle yüzleşerek kurulabilir. Seyfo ile yüzleşilsin!
📌Süryani Soykırımı anma günü
🗨️“Türkiye Cumhuriyeti Sayfo ile yüzleşmeli”
▪️15 Haziran Sayfo Süryani Soykırımı’nın 111’inci yıl dönümünde açıklama yapan Avrupa Süryaniler Birliği (@esu_int) ve DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu (@DemPartiHalklar), “Süryani halkına yaşatılan acılar için samimi bir özrün ifade edilmesi gerekiyor. Halkların, inançların ve kültürlerin yüzyıllardır iç içe yaşadığı Mezopotamya ve Anadolu coğrafyasında kalıcı barışın, demokratikleşmenin ve toplumsal adaletin yolu hakikatlerle yüzleşmekten geçmektedir” dedi.
https://t.co/9Q4FaowdIp
ABD Emperyalizmi, Siyonist İsrail ve bölgedeki işbirlikçileri eliyle Suriye’de yönetimin başına getirilen, HTŞ lideri Ebu Muhammed el-Colani ve beraberindeki zihniyet, bölgede başta Aleviler olmak üzere tüm inançsal/etnik azınlıklara ve seküler kesimlere yönelik sistemli bir şiddet ve baskı dalgası başlatmıştır.
Bu süreç, Aleviler için organize ve açık bir soykırıma dönüşmüştür. Sürecin ilk anlarında ulusal ve uluslararası alanda gösterilen refleksler bu yıkıcı faaliyetleri kısmen de olsa frenleyebilmişse de, bugün dünya ve ülke gündeminin yoğunluğu nedeniyle Suriye’deki inançsal ve etnik temizlik tehdidine karşı duyarlılığın kaygı verici bir seviyeye düştüğünü görmekteyiz.
Bu nedenle; Alevi Kurumları, Sosyalist Örgütler, AHRS Suriye İnsan Hakları Topluluğu öncülüğünde, Amerika’dan Avustralya’ya kadar tam 606 kurumun iradesini ve imzasını taşıyan kapsamlı bir rapor hazırlanmıştır.
Söz konusu rapor, TBMM’de grubu bulunan Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili sayın Murat Emir, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Eş Genel Başkanı sayın Tülay Hatimoğulları, Yeni Yol Grup Başkan Vekilleri sayın Mehmet Emin Ekmen ve sayın Selçuk Özdağ, ve İYİ Parti Grup Başkan Vekili sayın Uğur Poyraz’a sunulmuştur. Ayrıca Meclis’te grubu bulunmayan partilerden Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Sn. Ahmet Şık ve Emek Partisi (EMEP) Milletvekili Sn. Sevda Karaca ziyaret edilerek rapor kendilerine doğrudan iletilmiştir.
Toplanan imzalar TBMM Başkan Vekili sayın Tekin Bingöl’e teslim edilmiştir.Yapılan görüşmelerde siyasi partilere ve kamuoyuna şu acil çağrılar ve talepler aktarılmıştır:
Suriye’de sadece Alevilere değil; Hristiyanlar, Ezidiler, Dürziler ve seküler Müslümanlar dahil tüm halklara yönelik insanlık dışı uygulamaların engellenmesi için güçlü bir toplumsal duyarlılık inşa edilmeli ve TBMM bünyesinde olayları yerinde inceleyecek bir komisyon kurulmalıdır. Bu komisyonda, insan hakları örgütleri, Alevi kurumları, gazeteciler, sağlıkçılar, kadın örgütleri gibi bir çok kesimden Temsilciler de dahil edilmelidir.
Bölgede hayatta kalma mücadelesi veren soykırım ve katliam mağdurlarına acil gıda, ilaç ve lojistik destek ulaştırılabilmesi için uluslararası denetime açık bir insani yardım koridoru derhal açılmalıdır.
Son dönemde tırmanışa geçen kadın cinayetleri, cinsel şiddet, tecavüz vakaları, kadın ve çocuk kaçırma vakaları, zorunlu din değiştirmeye yönelik asimilasyon politikaları, cezaevlerinde yaşanan şiddet ve ölümler, işten çıkarmalar, yerinden etmeler ve benzeri her türlü hak ihlallerinin yerinde tespiti ve durdurulması amacıyla; sivil toplum, hukuk ve insan hakları örgütlerinden oluşan bağımsız bir heyet ivedilikle bölgeye gönderilmelidir.
Meclis çatısı altında gerçekleştirdiğimiz tüm görüşmeler siyasi partiler tarafından olumlu ve yapıcı bir duyarlılıkla karşılanmış, aktardığımız hayati sorunlar partilerin Meclis gündemlerine taşınmıştır. Milletvekilleri kürsü konuşmalarında sorunu dile getirmişlerdir.
Bu duyarlılığın artarak devam edeceğini düşünüyoruz. Ülkenin içinden geçtiği bu yoğun siyasi hengamede, Suriye’deki mazlum halkların çığlığının parlamentoda yankı bulmasını önemsiyor ve değerli buluyoruz.
09.06.2026 tarihinde başlattığımız bu kapsamlı çalışmamızı, 10.06.2026 saat 11.00’de TBMM’de gerçekleştirdiğimiz bir basın açıklamasıyla kamuoyunun takdirine sunmuş bulunmaktayız.
Suriye'deki insanlık dramına karşı sessiz kalmayan, imza veren tüm kurumlara ve sesimize ses olan tüm canlara teşekkür ederiz. İnsanlığa karşı işlenen suçların karşısında durmaya, mazlum halkların haklarını savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz.Saygılarımızla...
Alevi Kurumları,
Sosyalist Örgütler,
AHRS,
Suriye İnsan Hakları Topluluğu e.V. Almanya
@PirHaberAjansi@cantv_tv@ilketvcomtr@BirGun_Gazetesi@TurkceJinnews@yeniyasamgazete@medyascope@AleviAgi@psakd1988@turkiyealevifed@alevibektasi_f@AvrupaAleviKonf@aaaf_ev@AKD_GenelMerkez@PirHaberAjansi@yol_televizyonu@AbidinKoc@HuseyinMat_@ERCECUMA
Eş Genel Başkanımız Tülay Hatimoğulları, Alevi örgütlerinin temsilcilerinden oluşan heyet ile Meclis Grubumuzda bir araya geldi.
Alevi örgütleri, Suriye’deki Alevi katliamına karşı topladıkları imzaları yarın TBMM'ye sunacak. Suriye’de, Alevilere yönelik saldırılara karşı durmaya ve Alevilerle dayanışmaya devam edeceğiz.
Hatimoğulları: Alevi canlarımız barışın sesine güçlü bir ses, güçlü bir dayanışma sağlayabilir

Eş Genel Başkanımız Tülay Hatimoğulları, Almanya’nın Frankfurt kentinde düzenlenen 16. Avrupa Dersim Kültür Festivaline katıldı:
https://t.co/6A59ZCXZkq
Çorum’da düzenlenen Uluslararası 1. Alevilik Çalıştayı Kongresi ve Rıza Şehri Alevi Canlar Buluşması kapsamında Pir Sultan Abdal ve Kadıncık Ana heykellerinin açılışına katıldık.
Pir Sultan Abdal’ın hakikati ve adaleti, Kadıncık Ana’nın eşitliği ve toplumsal öncülüğü temsil eden mirası; bugün de demokrasi, özgürlük ve birlikte yaşam mücadelemize ışık tutmaya devam ediyor.
Alevi toplumunun eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü ve demokratik haklar mücadelesinin yanında olmaya; barışı, kardeşliği ve ortak yaşamı büyütmeye devam edeceğiz.
Haq raji bo. Wes u war be. Haq kavul kero.
16. Avrupa Dersim Kültür Festivali'nde Avrupa'daki canlar ile bir araya geldik.
Anaların öncülüğünde gerçekleşen Kırmançki Anadilde verilen Muhabbet cemi, asimilasyon politikalarına en güçlü cevaptır.
Böylesi bir dönemde muhabbet ceminin analar öncülüğünde yürütülmesi Dilimize, inancımıza, hafızamıza, kimliğimize ve varlığımıza sahip çıkmanın güçlü bir ifadesidir.
Eş Genel Başkanımız Tuncer Bakırhan ve Komisyonumuzdan Sorumlu Eş Genel Başkan yardımcımız Yüksel Mutlu Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun, Köln’de düzenlediği “Bir Ol” festivaline katıldı.
Çorum Katliamı, bu ülkenin karanlıkta bırakılan hafızasıdır; acısı dinmeyen, adaleti sağlanmayan, hakikatiyle hâlâ yüzleşilmeyen büyük bir yaradır.
Çorum’dan Maraş’a, Sivas’tan Gazi’ye uzanan bu karanlık hafıza hâlâ canlıdır. Alevilere yönelen nefretin, inkârın ve cezasızlık düzeninin karşısında; hafızayı diri tutacak, hakikat ve adalet arayışımızdan asla vazgeçmeyeceğiz.
Katledilen canlarımızı saygıyla anıyorum. Eşit yurttaşlık temelinde; inancımızla, kimliğimizle, farklılıklarımızla bir arada ve özgür yaşayacağımız ortak yaşamı hep birlikte var edeceğiz.
#ÇorumKatliamı
46 yıl önce Çorum’da Alevi yurttaşlarımıza yönelik gerçekleştirilen saldırılarda onlarca insan yaşamını yitirmiş, yüzlerce insan yaralanmış; toplumsal hafızamızda derin ve silinmez yaralar açılmıştır.
#Çorum Katliamı; halkları, inançları ve kimlikleri birbirine düşman etmeyi amaçlayan karanlık politikaların, nefret dilinin ve örgütlü kötülüğün acı bir sonucudur. Aradan geçen bunca yıla rağmen gerçek sorumluların tüm yönleriyle ortaya çıkarılmamış olması ve cezasızlık anlayışının sürdürülmesi, adalet duygusunu zedelemekte ve acıları canlı tutmaktadır.
Türkiye’nin demokratik bir hukuk devleti olarak güçlenebilmesi; halkların, inançların ve kimliklerin eşit, özgür ve güven içinde yaşayacağı kalıcı bir toplumsal barışın kurulmasıyla mümkündür. Bunun yolu ise geçmişle samimi ve cesur bir yüzleşmeden, hakikatin açığa çıkarılmasından ve adaletin eksiksiz biçimde tesis edilmesinden geçmektedir.
Çorum’da yitirdiğimiz canları saygı, özlem ve rahmetle anıyor; bu organize katliamı gerçekleştirenleri, azmettirenleri ve karanlık zihniyeti bir kez daha lanetliyoruz. Hakikat, adalet, eşit yurttaşlık ve ortak yaşam mücadelemizi kararlılıkla büyütmeye devam edeceğiz.
#ÇorumKatliamı
Van’ın binlerce yıllık tarihi, doğası ve yaşam alanları göz göre göre talan ediliyor. Yıllardır HES projeleriyle akarsular zarar gördü; bugün ise Saray’ın Yeşilalıç Mahallesi’nde GES projeleriyle mera alanları yurttaşların elinden alınmak isteniyor.
Göl kirletiliyor, yaylalar ve doğal yaşam alanları tahrip ediliyor; halkların ve farklı inançların ortak hafızası olan tarihi yapılar ise kaderine terk ediliyor.
Bugün Norduz Yaylası’ndaki Der Meryem Ana Manastırı da bu ihmalkârlığın en acı örneklerinden biridir. Yıllardır definecilerin ve bakımsızlığın insafına bırakılan 365 odalı kadim yapıdan bugün geriye yalnızca 17 oda kalmış durumda. Bu sadece bir manastırın yıkımı değildir. Van’ın hafızasının, tarihinin, doğasının ve birlikte yaşam kültürünün yok edilmesidir.
Van’ın gölü de, meraları da, tarihi de sahipsiz değildir. Bu talanın, rantın ve ihmalkârlığın karşısında olmaya; Van’ın doğasını ve ortak hafızasını savunmaya devam edeceğiz.
Yaşanan bu olayların takipçisi olacağız.
@DEMPartiWan@DemPartiHalklar@Salih65SERTKAL
21 Mayıs 1864… Çerkes halkının hafızasına sürgünle, soykırımla ve büyük bir acıyla kazınan kara bir tarih.
Yurdundan koparılan, diliyle, kültürüyle, varlığıyla yok edilmek istenen Çerkes halkının acısını paylaşıyor; yaşamını yitirenleri saygıyla anıyorum.
Hafıza susmaz, hakikat kaybolmaz… Uluslararası toplum bu soykırımla yüzleşmeli; #ÇerkesSoykırımı tanınmalıdır.
21 Mayıs 1864, Çerkes halkının sürgünle, soykırımla ve büyük bir yıkımla yüz yüze bırakıldığı; hafızalarda derin izler bırakan kara bir tarihtir.
Anayurtlarından koparılan, yüz binlercesi sürgün yollarında yaşamını yitiren Çerkes halkının acısını paylaşıyor; hayatını kaybedenleri saygıyla anıyorum.
Çerkes halkının dili, kültürü ve kimliğini yaşatma mücadelesi; demokrasi, eşitlik ve ortak yaşam mücadelesinin ayrılmaz bir parçasıdır. Halkların yaşadığı tarihsel acılarla yüzleşmek, adalet duygusunu güçlendirir ve ortak yaşamın zeminini büyütür. #ÇerkesSoykırımı