✍️ Rauf Köse, Fikirtepe Postası için yazdı: @Halkiyatcilik
📌KORİDOR YARIŞINDA TÜRK YÜZYILI
“Türkiye’nin jeopolitik konumunu tanımlarken on yıllardır kullanılan Doğu ile Batı arasında “köprü" metaforu, 21. yüzyılın dinamikleri karşısında artık durağan ve yetersiz bir nitelemeye dönüşmüştür. Köprü, üzerinden geçilen ancak akışın kurallarını koyamayan statik bir unsurdur. Oysa yeni yüzyılın büyük stratejisi, Türkiye'yi bu edilgen konumdan çıkarıp "şalter devlet" hüviyetine kavuşturmayı hedeflemektedir.”
Satış Abonelik: https://t.co/mwq0kJSXvq
"Nur içinde yatsın" ile "Işıklar içinde uyusun" duası aynıdır. Ama bazıları "ışık" sözcüğünden hoşnutsuz oluyor.
"Nur" Arapça'dır.
"Işık" Öz Türkçe.
"Uyusun" denir, çünkü ölüm bir son değil, diriliş zamanına kadar süren bir "uyku"dur.
"Işıklar içinde uyusun" gibi duru ve tümüyle Öz Türkçe olan bir duadan kim, neden rahatsız olur?
Aslında bu tepki, kendi kültürümüze ne kadar yabancılaştığımızın en net göstergesi.
Örneğin Yunanlar "Ελαφρύ το χώμα που τον σκεπάζει" yani "Toprağı hafif olsun" olsun der. Mezarın altındaki kişinin üzerine binen toprağın ağırlığının ona eziyet vermemesi dilenir.
Aynı mantıkla Ruslar "Пусть земля будет пухом" yani "Toprak ona kuş tüyü gibi olsun" derler.
Türkler ise tam tersi "Toprağı bol olsun" derler.
Türk olmayan biri bunu kötü bir dua gibi algılar, "Toprak ona ağır gelsin, altında ezilsin" gibi algılar.
Oysa bu, eski Türk kurgan geleneğinden kalma bir duadır.
Eski Türklerde ölen kişinin mezarının üzerine herkes toprak atar, topraklar yığılarak büyük höyükler oluşturulurdu. Mezarın üstündeki toprağın bol ve yüksek olması, kişiye duyulan sevgi ve onun hatırasına verilen değerin göstergesiydi. Bu nedenle toprağı bol olsun denirdi.
Dolayısıyla "Toprağı bol olsun" aslında "Sevenin çok, hatıran ulu olsun" demek.
Özetle; dualarımız, dilimiz, deyimlerimiz bizim binlerce yıllık kimliğimiz, dünyayı ve olayları algılama biçimimizin bir yansımasıdır.
"Allah rahmet eylesin" de bizimdir, "Toprağı bol olsun" da. "Nur içinde yatsın" da bizimdir, "Işıklar içinde uyusun" da.
Bu temenniler arasında ayrım yapmak, özellikle Öz Türkçe dualara karşı gizli bir karşıtlık geliştirmek bilgisizlikten beslenen, kötü niyetli bir Türkçe düşmanlığıdır.
Allah tüm ölmüşlerimize rahmet eylesin, hepsi ışıklar içinde uyusun, geride kalanlara sabır versin.
Amin.
"Türkler Anadolu'ya 1071'de geldi" sözü doğru değil.
Bu, Batı'nın stratejik bir yalanıdır.
"Siz buranın yerlisi değilsiniz, sonradan geldiniz, işgalcisiniz" propagandası...
1071'den önce vardık.
Küçük ve dağınık boylar halindeydik.
Hristiyan Türkler zaten Anadolu'daydı.
1071'de Sultan Alparslan geldiğinde, Hristiyan Türkler de Alparslan'ın yanında yer aldı.
1071 Türklerin ilk kez gelişi değil, Anadolu'ya EGEMEN olduğu tarihtir.
1071'den binlerce yıl önceye uzanan; Hakkari'den Denizli'ye kadar tüm Anadolu, binlerce yıllık Türk kalıntılarıyla mühürlüdür.
Siyonizmin ve emperyalizmin sinsi çarpıtmalarına izin vermeyelim.
Bu vesileyle; bu toprakların TAPUSUNU ALAN Sultan Alparslan'ı
ve 1922'de o tapuyu yırtıp bizi bu topraklardan atmak isteyen emperyalistlere karşı Büyük taaruzu başlatıp zafer kazanan Mustafa Kemal Atatürk'ü ve tüm şehitlerimizi rahmetle anıyoruz.
Türk'ün zaferi kutlu olsun!
"Hakkı gel sırrını eyleme zahir,
Olmak ister isen bu yolda mahir, Harabat ehlini hor görme Zakir, Defineye malik viraneler var..."
Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerine bu meşhur dizeleri söyleten hikâye rivayete göre şöyle;
İbrahim Hakkı Hazretleri'nin Şakir ve Zakir adında iki evladı vardır. Zakir, adı gibi sürekli Hakk'ı zikirle meşgul salih bir evlattır. Şakir ise günahkar biridir...
Bir gün İbrahim Hakkı Hazretleri, Zakir'i alır yanına birlikte bir yere gideceklerini söyler. Giderlerken yol üzerindeki meyhanenin önünde Zakir'e beklemesini söyler, içeri girer.
Oğlunun ne kadar borcu olduğu sorar ve tüm borcu kapatır, çıkar ve Zakirle beraber yola devam ederler.
Bir zaman sonra Şakir, meyhaneciden babasının gelip bütün borçlarını ödediğini öğrendiğinde çok utanır. Tüm benliğini kaplayan derin hayå ve üzüntüyle peşlerine düşer.
İbrahim Hakkı Hazretleri ve Zakir bir uçurumun kenarındadır ve babası oğluna: "Kırklar'dan biri vefat etti. Atla, kırklara karışasın" der. Gökyüzünde de otuz dokuz tane kuş dönmektedir. Zakir o ilme rağmen bir an tereddüt eder. Tam o anda yanlarına varan Şakir, "Hakkını helal et baba,
Bismillah!" der, atlar ve kırklara karışır.
Zakir'in şaşkınlığı arasında, Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri meşhur sözünü söyler:
"Harabat ehlini hor görme Zakir, defineye malik viraneler var..."
Hiç kimseye hor bakma!
incitme gönül yıkma!
Sen nefsine yan çıkma!
Mevla görelim neyler?
Neylerse güzel eyler...
✍️ Halime Gürbüz
@Vatan_3452 Çin komunist partisi 25 yıldır Falun Gong uygulayıcılarını toplama kamplarına alıyor ve canlıyken organlarını alıp kendi devlet hastaneleri aracılığı ile satıyor. Falun Gong Doğruluk Merhamet Hoşgörü prensiplerine inanır ve 5 takım egzersizi bulunur.@Vatan_3452@FalunInfoCtr