“Kitaplarla, resimlerle, güzel şeylerle dolu olan, insanların alçak sesle konuştukları, kendilerinin ve düşüncelerinin temiz olduğu bir havayı solumak istiyorum.”
—Jack London
Türkiye'nin geri dönüş hikayesi satın alınıyor.
2013-2023 çıkış döneminin ardından yabancı yatırımcılar tekrardan Türk varlıklarına ilgi gösteriyor.
Haber akışı oldukça pozitif bir haftaydı. Cumartesi okumalarımızı moralli yapıyoruz.
(1/20)
Yüksek enflasyon ve enflasyonun altında mevduat faizi nedeniyle TL değer saklama fonksiyonunu büyük ölçüde yitirmiştir ve yitirmeye devam etmektedir.
Ayrıca uzun yıllardan beri enflasyonla mücadelenin sözde kalması hatta 2024 sonu OVP enflasyon hedefinin de ulaşılamaz olduğunun TCMB tarafından ikinci yukarı revizyonla ilan edilmiş olması nedeniyle TL'ye güven vermek daha da zorlaşmıştır.
TL değer saklama fonksiyonunu yitirdiği için vatandaş doğal olarak değer saklama aracı olarak altını tercih ediyor.
Vatandaşa güven verilir ve mevduat faizi de enflasyonun üzerinde olursa vatandaş da değer saklama aracı olarak yine TL'yi tercih edebilir. Ancak vatandaş açıklanan enflasyona da güvenmiyor çünkü TÜİK mahkeme kararı olduğu halde ortalama fiyatların olduğu madde listesini yayınlamıyor.
Bu durumda altını sanki kullanılmayan, hiç uçak inmeyen bir hava alanı gibi atıl bir yatırıma benzetmek yanlıştır. Güven verildiği zaman altın tekrar TL'ye dönebilir veya ülkede fazlası olursa rafineriler bunu ihraç edebilir. Oysa hiç uçak inmeyen bir hava alanı atıl olarak kalmaya mahkumdur ve o yatırım artık geri kazanılamaz, batık yatırımdır. Yani altın bir değerin şartlar uygun oluncaya kadar saklanmasıdır, atıl yatırım değildir.
Altını atıl bir yatırım olarak görmenin altında yatan düşüncenin ekonomi yönetiminin halka güven vermesinin kısa sürede mümkün olmadığı gerçeğinin anlaşılmış olması ve de cari açığı sürdürülebilir şekilde azaltma kapasitesi artık kalmadığı için bu durumda sorumluluk almak yerine altın yatırımcısını ve altın yatırımını tavsiye edenleri suçlamanın daha kolay olması olduğunu düşünüyorum.
Doğru olan ve yapılması gerekenler:
1. TÜİK'in mahkeme kararına uyarak geriye dönük olarak ortalama fiyatları ve madde listesini açıklaması,
2. Madde listesindeki fiyatlar ve tüketici fiyat endeksinin değişimi arasında tutarsızlıklar varsa giderilmesi ve gerekirse endekste geriye dönük revizyon yapılması,
3. Buna göre net mevduat faizinin her ay enflasyonun en az 2 puan üzerinde kaldığının en az 6 ay görülmesi,
4. Dolar kurun sözde değil özde serbest kur rejiminde belirlenmesi,
5. Yukarıdaki madde ile ilgili olarak ihracatçıya ihracat gelirinden elde edilen dövizi zorla bozdurma uygulamasından tamamen vazgeçilmesi,
6. OVP'deki 2024 sonu enflasyon hedefi olan %33'ün erişilemez olduğunun ve programın çalışmadığının kabul edilmesiyle gerçekçi bir program yapılması,
7. Yapılacak programda hedefler, bu hedeflere ulaşmak için yapılacak işlerin listesi ve takviminin yer alması,
8. Kamuda tasarrufun göstermelik olmadığının ve bu konuda ciddi olunduğuna halkı ikna etmek için bu yıl ek bütçe talep edilmeyeceğinin net olarak açıklanmasıdır.
O zaman TL'ye güven geri gelmeye başlar. Bunlar olmadan TL'ye güvenin geri gelmeyeceğini, bir kısım altın ve döviz bozulsa dahi vatandaşın yüklü miktarda döviz, altın ve yastık altı altın tutmaya devam edeceğini düşünüyorum.
Altın yerde paslanmaz, taş yağmurdan ıslanmaz.
- Türk atasözü
Fatih Altaylı: “Türk pasaportu neredeyse emlakçıda satılacak. Emlakçıya pasaportları koyacaklar, ev alana orada pasaport verecekler.
Benim vatandaşlarım da vize ofislerinin önünde köpek muamelesi görüyor.”
1929 krizindeki Büyük İşçi Direnişlerine kadar ABD'de bir çok maden işçisi, maden şirketlerinin kurduğu kasabalarda yaşıyordu, yatakhanelerde yatıp kalkıyordu.
- İşçilere gerçek para değil, sadece yine şirketin marketlerinde harcayabilecekleri kuponlar veriliyordu.
- Bu yüzden+++
Pasaportun ne zamandan beri kullanıldığını düşünmemişim hiç, Zweig diyor ki: “1914 yılından önce yeryüzü tüm insanlığa aitti. Herkes istediği yere gidebiliyor ve istediği kadar uzun kalabiliyordu. İzin verme yoktu, kabul etme yoktu.” Dünün Dünyası, s.467.
Öğrencilik yıllarımdan itibaren ilk evim olan Üsküdar’ın ilk kadın belediye başkanı olduğum için çok mutlu ve gururluyum.
Bugün, görevi Sayın Hilmi Türkmen’den teslim aldım. Şimdi Üsküdarlı komşularımıza verdiğimiz sözleri tutmak için çok çalışacak, Üsküdarımızı birlikte yöneteceğiz.