Entre dormir o ver otro atraco de Argentina, no había discusión cual era la mejor opción
¿ Alguien sabe por qué aquí el VAR no revisa el teatro de Messi y lo amonesta ?
La FIFA ha dejado a Negreira en una broma
https://t.co/ZFYIQmVMeB
CARİYE ERKEĞİN MALI MIDIR?
Bugün herkes Kur’an’ı kendi bakışına göre yorumluyor, kendi fikirlerine göre fetva üretiyor.
Oysa hakikat, kişisel çıkarların veya ideolojilerin hizmetine sunulamaz.
Cariye meselesi de bunun en çarpıcı örneğidir.
Kur’an’ın indiği dönemde mevcut olan kölelik sistemi, tedricen kaldırılmış; insan onuru ve özgürlüğü merkeze alınmıştır.
Ama bazıları hâlâ bu tarihi bağlamı görmezden gelip kendi anlayışlarına meşruiyet arıyor.
Kur’an’ın ruhu köleliği değil, özgürlüğü emreder.
Cariye, köle, esir… Bunlar bir çağın gerçeğiydi; Kur'an ise bu zincirleri Muhammed Suresi 4. ayetteki "savaş esirlerini ya karşılıksız ya da fidye karşılığı serbest bırakın" hükmü ile tamamen kırdı, cariyeliği ve köleliği kaldırdı.
Yeni bir dolandırıcılık yönteminden bahseden kadın, son anda dolandırılmaktan nasıl kurtulduklarını anlattı:
• Arabamızı satmak için ilana koyduk. Bugün eşimi bir numara aramış.
• Eşinin doktor, kendinin ise Din Kültürü öğretmeni olduğunu söyleyerek, eşinin günlerdir arabamızı istediğini anlatmış.
• Sonra kocamla fiyat konusunda ortak bir noktada anlaşmışlar ve adam kapora vereceğini söylemiş.
• Ama dershanede öğretmenlik yaptığı ve arabayı almaya gelirken mazeret izni kullanması gerektiğini söyleyerek kaporayı noterden göndermesi gerektiğini söylemiş.
• Eşim de öğretmen tanıdığı olmadığı için prosedürün böyle olduğunu düşünerek “Tamam” demiş.
• 10 dakika sonra adam tekrar arayıp “Ben noterdeyim parayı sana attım. Şimdi sana e-Devlet’ten bir onay bildirimi geldi. Onu onaylar mısın?” demiş.
• Eşim bir terslik olduğunu anlayıp telefonu kapatmış ve “Abi sen başkasını dolandır, bu numaralar bize işlemez” diye mesaj atmış.
• O sırada ben eve gittim. Eşim bana yaşadıklarını anlatırken adam tekrar arayıp “5 dakika önce o onayı verseydin senin ananı nasıl s*kecektik ama” dedi.
10 yaşındaki Ali Koç, 54 ülkeden yüzlerce öğrencinin katıldığı İtalya Bilim Olimpiyatları'nda dünya 1.'si oldu.
"Yaşa Türkiye"
Ali Koç'un kazandığı madalyalar:
🥇 Matematik Dünya Birincisi
🥇 Bilim Dünya Birincisi
Başörtülü bir vatandaş, 'Laiklik İslam düşmanlığıdır' diyen Halil Konakcı'ya kapak değil bildiğin füze atmış 🚀
"Laiklik, dindarı ve devleti koruyan bir yapıdır. Laiklik, dinsizlik olsaydı o fetvayı vermenin cezası idam olurdu.
Senin orada oturmanı sağlayan da laikliktir."
Pınar Yürik isimli Türk genci:
• İnsanlar okuduklarını anlasın diye Kur’an’ın Türkçeye çevrilmesini sağlayan Atatürk dinsiz, Kur’an’ı Türkçe okumak haramdır diyen adamlar hoca, öyle mi?
• Diyanet İşleri’ni kurduran Atatürk hain. Dini kullanarak insanların duygularını ve paralarını sömüren adamlar Müslüman. Öyle mi?
• Millî Mücadele döneminde Türk milletinin bağımsızlığı için mücadele eden Atatürk ajan; vatanı satmaya, mandayı kabul etmeye hazır olanlar kahraman. Öyle mi?
• Meclisi dualarla açan Atatürk sahtekâr; uydurma duaları diline dolayıp milleti kandıranlar doğru insanlar. Öyle mi?
• Dini kullananlar Atatürk’e iftira atarlar. Peki neden?
• Çünkü bu insanların yapmak istedikleriyle Atatürk ilkeleri ters. Bir insan Atatürkçü olursa ne olur? Düşünür, sorgular, araştırır. Her söylenene değil, gerçeklere inanır.
• Ve dini de kişisel çıkarları doğrultusunda kullananlardan değil, ana kaynağı olan Kur’an’dan öğrenir. E, gerçek dinliğini öğrenen insan dincilerin uydurma hikayelerine inanır mı? İnanmaz.
• İşte tam da bu yüzden Atatürk sahtekar dincilere yaranamaz.
Beşiktaş taraftarının tepki gösterdiği fikstür cetveline Mehmet Demirkol’un yorumu.
Avrupa maçları dönüşünde deplasman sayıları;
✈️ Beşiktaş • 7
✈️ Fenerbahçe • 1
✈️ Galatasaray • 1
✈️ Başakşehir • 1
Van'ın Erciş ilçesinde, Pay Jandarma Karakoluna patlayıcı yüklü araçla düzenlenen saldırıda şehit olan geçici köy korucusu, Erciş Ulupamir köyünden Kırgız Türk'ü Turatbeg Gürocak'ı rahmetle anıyoruz. (10 Temmuz 2016)
Mithat Cemal Kuntay’ın Üç İstanbul adlı romanından tüyleri diken diken eden bir bölüm:
“Ben Taş Devrinde Türk, Tunç Devrinde Türk, Altın Devrinde Türk olmak isterdim. Türk doğmak, Türk ölmek!”
Son nefesinde, hasreti onu bir anlığına evine götürdü. Aklı ne atında kaldı ne de kılıcında… Geride bıraktığı anasında, babasında, eşinde, evladındaydı. Fakat son nefesinde bile vazifesi her şeyden önce geliyordu. Binlerce yıldır nice Türk askerinin kaderi buydu.
Türk olmak, dünyanın en güzel aidiyetlerinden biri olduğu kadar en ağır mücadelelerinden de biridir. Dışarıda bitmek bilmeyen tehditlerle, içeride ise kendi tarihine, milletine ve vatanına sırt çeviren iş birlikçilerle mücadele etmek zorunda kalmış bir milletin evlatlarıyız. Yüzyıllardır türlü saldırılara, işgallere, iftiralara ve bölme girişimlerine rağmen ayakta kalabilen bu milletin en büyük gücü; gerektiğinde önce vatanı, sonra kendini düşünen insanların varlığıdır.
Belki de Türk milletini diğerlerinden ayıran en belirgin özellik budur. Çünkü bazı ruhlar, rahat bir hayat sürmek için değil; gerektiğinde toprağına, bayrağına ve milletine omuz vermek için yetişir. Bu yüzden Türk olmak yalnızca bir kimlik değil, nesilden nesile taşınan ağır ama onurlu bir sorumluluktur.