Açtım yine bu sahneyi izledim iyi değilim
:(
Elijah'ın Hayley'i ilk gördüğü son gördüğü ve onunla yaşadıklarını hatırlaması...
Klaus Haylijah'ın destekçisiydi ve eğer bu sahne de Klaus olmasa Elijah hatırlamayacaktı 😒
Elijah'ın Hayley'i hatırladıktan sonra yıkılması 🥹
#Haylijah
İlhan İrem, Fethullah Gülen’e ‘Fetoş’ dediği için tazminata mahkûm edilip hapis cezası almıştı.
Asla unutmam ve asla unutturmam.
Işıklar içinde uyu güzel yürekli adam.
💭 Bir devlet üniversitesi hastanesinin yabancıların tedavisine öncelik verilmesini yazılı olarak istemesi Türk vatandaşlarının negatif ayrımcılığa uğradığının ve devlet kurumlarının işgal altında olduğunun yeni bir ispatıdır.
Sunucu erdoğan'a soruyor.
Öcalan'a özgürlük söz konusu olabilir mi bu ülkede?
erdoğan: "AKP olarak bize soruyorsanız böyle bir şey olamaz. Ana muhalefete sorarsanız ana muhalefet olabileceğini açıkladı demiş
Peki şimdi, bu nedir Allah aşkına.
Nasıl bir dönemden geçiyoruz.?
Yunanistan Lozan’ı yok sayıyor ve Türk okullarını kapatıyor.
Batı Trakya’da Türk okullarının kapatılması, yalnızca birkaç okulun kapısına kilit vurulması değildir.
Bu karar; Türk kimliğine, Türkçeye, kültürümüze ve Lozan’la güvence altına alınmış eğitim hakkına vurulmuş yeni bir darbedir.
Türklerden her konuda “hoşgörü”, “demokrasi” ve “azınlık hakları” bekleyenlerin, Batı Trakya Türklerinin eğitim hakkı gasp edilirken sessiz kalması her zaman olan çifte standarttır.
Türkiye Cumhuriyeti bu konuda çok daha güçlü diplomatik girişimlerde bulunmalı, uluslararası hukuk mekanizmalarını sonuna kadar işletmeli ve Batı Trakya Türklerinin yanında olduğunu en somut adımlarla göstermelidir.
Türk milleti tarih boyunca kimliğini, dilini ve kültürünü yaşatmıştır. Buna yönelen her girişim, mutlak suretle kayba uğrayacaktır.
Bu kararı reddediyoruz !
🚢Bandırma Limanı’na yine binlerce angus geldi, ta Brezilya’dan.
➖21 gün yolculuk yapan angusların vücutları tamamen dışkıyla kaplanmış.
➖Yaz sıcağında şehir ağır bir koku altında ve her yeri sinekler istila etti.
🇹🇷Türk hayvan yetiştiricisini yok ederken, yabancıyı destekleyen, yandaşları zengin eden ve çevreyi perişan eden bu anlayıştan,
👉Bir an önce kurtulmak şart!
Timur Soykan: "Diyanet İşleri üç katlı villa yaptırmış arkadaşlar. O üç katlı villaya da Diyanet İşleri Başkanı Arpaguş taşınacakmış. Bunların lüks tutkusu bir türlü bitmiyor. Dünya malında gözü olmaması gereken adamlar lükse doyamıyorlar.
Ali Erbaş'ı hatırlıyorsunuz, ayak ısıtmalı son model makam araçlarına binmeden duramazdı. Şimdi bu da Diyanet adına yapılan üç katlı villaya taşınacakmış.
Bir kere de 'Bu adaletsizlikle ülke yönetilir mi? İnsan hakkına, kul hakkına girilir mi? Yolsuzluk yapılır mı?' deyin kardeşim."
Ben de Bakan Yusuf Tekin gibi Rize'de okudum. Okulda söylediklerinin hiçbirini yaşamadım.
Bakan Yusuf Tekin, her şeyin AKP ile başladığına dair tuhaf ve akıl dışı iddialara bir yenisini eklemiş. Şöyle şeyler demiş:
"Ben öğrenciyken, ders kitaplarını kırtasiyeye sipariş ediyorduk. 3-5 ay sonra geliyordu. Birinci yarıyıl bitmiş oluyordu.
Ben öğrenciyken sınıflar 70 kişiydi. Sınıflarda soba bile yoktu, soba olan okul lüks kabul ediliyordu. Annelerimiz fileyle odun yollardı."
Bakan bey ilk ve orta okulu Rize’de okumuş. Ben de öyle. Yusuf Tekin’ten büyüğüm. Bakan bey doğduğunda ben ilkokul öğrencisiydim. İlk ve orta okulu Rize’nin bir köyünde okudum.
Biz okuldayken ders kitabı sorunumuz olmadı. Hatta okulda kitaplığımız bile vardı. Kitaplarla ve ansiklopedilerle tanışmam köy okulunda oldu. Çok iyi öğretmenlerimiz vardı.
Sınıflarımız 30-35 kişilikti. Okullarımız devlet tarafından ısıtılır ve temizlenirdi. Okulda sobamız vardı. Kışlar çok sert geçmesine rağmen okulda üşüdüğümü hatırlamıyorum. Güzel derli toplu bir ilkokulumuz vardı. Köyde orta okulumuz bile vardı.
Okullarda ücretleri devlet tarafından ödenen müstahdemler olurdu. Şimdiki gibi okulların bakımı ve temizliği okul-aile birliğinin sırtında değildi.
Kısacası bakan beyin öğrenciliğinden daha önceleri de Rize’de ilk ve orta öğretimde böyle tuhaflıklar yoktu.
Köyler yoksuldu -şimdi şehirler de yoksul- ama okullar bakan beyin söylediği gibi değildi.
Bu da ilkokul günlerimden bir fotoğraf 👇🏽
Eski İçişleri bakanı Süleyman soylunun canlı yayında ümit Özdağ hakkında ağır ifadelerinden sonra ümit ozdag İçişleri bakanlığına gitmiş sen don lastiği satarken ben akademide ders veriyordum adam dediği anlar tekrar gündem oldu.
🔴 Cihat Yaycı : KKTC’nin Metehan Sınır Kapısının Rum tarafında dün bütün gün şu sloganlar atıldı:
▪️ “Türkler dışarı!”
▪️ “Yunan toprağında öleceksiniz Türkler!”
▪️ “Kıbrıs Yunan’dır!”
Buna rağmen hâlâ “Biz Kıbrıslıyız, Rum-Türk fark etmez, hepimiz adalıyız.” diyenlere söyleyecek söz bulamıyorum.
Rum tarafının zihniyeti ortadadır. Onlar için Kıbrıs bir Yunan adasıdır; Türkler ise yok edilmesi veya adadan çıkarılması gereken bir topluluktur.
İşte KKTC bu yüzden yaşamalı, güçlenmeli ve uluslararası alanda tanınmalıdır. KKTC’nin varlığı, Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin, hürriyetinin ve egemenliğinin teminatıdır. Türkiye’nin etkin ve fiilî garantörlüğü ile adadaki askerî varlığı ise bu teminatın vazgeçilmez güvencesidir.
Bütün bunlara rağmen hâlâ “federasyon”, “ortak devlet” ve “müzakerelere kaldığı yerden devam edelim” diyenlerin, önce Rum tarafının dün attığı sloganlara bakmaları gerekir. Türkleri adadan kovmayı hedefleyen bir zihniyetle egemenliği paylaşabileceğini düşünenler, gerçekleri görmek zorundadır.
Gerçekçi çözüm federasyon değildir. Tek gerçekçi çözüm, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlığının ve Kıbrıs Adası’nda egemen bir Türk devleti olduğunun kabul edilmesidir.
Türkler açısından Kıbrıs sorunu diye bir sorun yoktur. Kıbrıs sorunu, 1974 Barış Harekâtı ile Kıbrıs Türklerine yönelik soykırımın durdurulması ve KKTC’nin doğuşuna giden sürecin başlamasıyla fiilen çözülmüştür. Bugün çözülmesi gereken bir sorun varsa, o da Rum tarafının bu gerçeği kabul etmemesidir.
@kibris_postasi@HABERKIBRIS@kibrisbugun@GundemKibris@TAKAjansi@kibrismedya@KKTCCB@kktc_bbbasin@KKTC_Disisleri@yenisafak@yeniakit@gztcom@haber365@Haber7@dhainternet@milligazetecom@gazetesozcu@cumhuriyetgzt1
🔵 Dünya Kupası şampiyonu Nico Williams, final sonrası kazandığı altın madalyasını, 1994’te Gana'dan Sahra Çölü’nü aşarak İspanya’ya yeni bir hayat kurmak için göç eden annesine hediye etti.