Çarpık yöneticileri KHK ile ihraç edilenlerle karşılaştırmak nasıl bir akıl tutulmasıdır? KHK ile hukuksuzca ihraç edilenlerle, halkın çıkarlarını zedeleyen ve görevini kötüye kullanan yöneticileri aynı kefeye koyamazsınız. Geçmiş mağduriyetler, bugünkü yanlışlarn gerekçesi olamz
DEM Parti Yerel Yönetimler Komisyonunun uyguladığı bir aylık görevden alma ve benzeri yaptırımlar oligarşik bir yaklaşımdır. Belediyelerin veya belediye eş başkanlarının eksikleri olabilir; ancak bu durum, söz konusu yaptırımları uygulayan kurumun kendi eksikliklerinden bağımsız değildir. Belediyeler birer komündür; bu konuda karar vermesi gereken merci ise belediye meclisi ve hizmet sunulan halktır. Kurumsallaşmak, gece yarısı kanun hükmünde kararname çıkarır gibi kararlar almak demek değildir. KHK ile ihraç edilen veya açığa alınan arkadaşlar, geçmişte kendilerine yapılan bu tür uygulamaları şimdi başkalarına uygulayarak mı tatmin oluyorlar? Belediye eşbaşkanlarının veya belediyecilerin eksikliğinde paylarının üzerini örtmeye gerek yok
Çarpıklıkları yazarsak “birileri” halkın içine çıkamaz. Bu dönem, bazıları için siyasi hayatlarının sonu olacak. Ancak halkın çıkarlarını peşkeş çeken “atanmış düşkünlükler” de halkın hafızasına kazındı.
Görevden uzaklaştırma kararlarını 'itibar suikastı' olarak nitelendiren bir gurup var. Bunlar belediyelerde neler yaşandığını bilmiyor mu ? Yoksa itibarsızlara itibar mı katmaya çalışıyorlar? 2 yıldan uzun bir süredir halkın gördüğünü sağır sultanın duyduğunu bu körler görmedi+++
Uzun zamandır yerel yönetimlerle ilgili suskunluğumun nedeni, beklenen bazı adımlardı. Atılan adımlar halk adına her ne kadar umut verici olsa da sadece görevden almakla kurulan çetevari sistem sona ermez.
Yerel yönetimlerde de baştan aşağı bir yönetimsel temizlik şart.
Unutmak şiddetin ya da incinmenin bir tekrarı olacaktır. Görevimiz geçmişi unutmak değil etkisini yıkmak olmalıdır, diyor Sara Ahmed Duyguların Kültürel Politikaları kitabında.
Bu bir başlangıçtır. Benzer metinlerle görevden çekilecek başka isimler de olacaktır. Basına servis edilen açıklamalarda yer almayan gerçeklerin de halkın hafızasında olduğu unutulmamalıdır. Rezil pratiğiniz, mücadeleye leke süremez.
Geç kalınmış bir istifa ya da görevden alma, halkın beklentisini karşılamaya ve yaşananları aklamaya yetmez. İdeolojik bir hareketin, kimi yanlışları görmezden gelme ya da sürece yayarak yönetme lüksü olamaz
Yerel yönetimler tutum belgesinin 7. maddesi birçok yer için kaçınılmaz
Kuyu tipi insanlık dışı Karatepe zindanının güzellemesi artık gerçekten baydı.
Mizah yapmak elbette mümkün; zaten Deniz Göktaş da bunu çok iyi yapıyor. Ama bir metnin komik olması, anlatılan koşulların normal veya övülecek olduğu anlamına gelmiyor.
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Bu zihniyetin varacağı son nokta, "Yolsuzluk yapıyorlarsa bizimkiler yapsın" körlüğüdür! Yıllardır eleştirdikleri "düşmanına benzemek ve ondan rol çalmak", meğer ulaştıkları yeni politik bilinç seviyesiymiş! Muazzam bir çürüme...
DEM Parti’ye ve yerel yönetimlerine yönelik eleştirel dalga kısmen anlaşılıyor; muhtemelen partinin de bu konuda kimi hazırlıkları vardır ancak bu dalganın arkasına saklanan düşkün profillerin dışında özellikle yakın durup akıl verenlerin kullandığı dil, üslup ve tarz aidiyet duygusuna mesafeli, dayanışma ruhunu, düzeltme-onarma kaygısını içermeyen; “yönetemiyorsunuz, layık değilsiniz” havasıyla adeta aşağılayıcı, üsttenci bir dil kullanmaları eleştirinin niyetini beyan ediyor. Dostluğa, yoldaşlığa, zahmete yabancılaşmış, kim bilir hangi zamanın kişiselleştirilmiş intikamının hesabını görmeye yeminli; iradeyi iradesizleştiren “en doğrusunu ben bilirim” egosu ile içe geçmiş, sömürgeci ruhtan henüz kurtulamamış, kurtuluşu hala harakiride gören, rekabetçi otoriterliğin-popülizmin zehrinden nasibini almış, “elbet vardır bir bildikleri” gibi geleneğe gönderme yapan söylemsel direnci besleyen takviyeler yerine emeğe-bilince, hafızaya saygıyı kendi egosuna feda eden bencil, bezgin, aciz profiller…
Özellikle bazı seçilmişlerle ilgili yaklaşım ve kullanılan dile baktığımızda hortlayan lümpenliğin düzeyini görebiliyoruz. Gözlemlediğim kadarıyla bu tarzın arka planında seçilenlerin en alt tabakadan gelmesi, halk çocuğu olması var. Eğer seçilenler popülist olsaydı, arkalarında bir sermaye ağı olsaydı, her gün ekranlarda olsalardı, özetle içimizden birileri olmasalardı kimse kolay kolay böyle aşağılayıcı bir dil kullanmaya cüret etmeyecekti. Ama onlar içimizden birileri; o halde tetikte durmak, yaptıkları her hatayı abartarak ifade etmek mübah! Hatta çoğu zaman dalga geçerek mizah konusu haline getiriliyor. İşte bu tam da sömürgeci ruhun yeniden etrafı ve geleceğimizi yoklamasıdır. İşin bu kısmı kuşkusuz en ölümcüldür.
Seçilen insanların çoğuna yönelik dil ve yaklaşımın kaynağında temlendirilmiş liyakatsizlik eleştirisi değil, katılımcılık falan da değil, zira karılımcılık bu değil; toplumun adım adım popülizmle zehirlenmesi, hakeza devrimci bir halkın seçmen konumuna alıştırılması var.
Belli ki birileri demokratik siyaseti ve yerel demokrasiyi düzen siyasetine doğru ittirmeye çalışıyor. Her şeyi sorumluluk alanlara atmak, kendinde hiçbir sorun ve sorumluluk görmemek, katılım ilkesini yağmalamak temsili demokrasilerde olabilir; ancak bu tarz komünal demokratik siyasete bir katkı sunmaz.
Hem seçeriz hem döveriz anlayışının en kaba hali Kürt toplumunda yaygınlaşıyor. Eğer derdiğimiz her şeyi sıradanlaştırmak ayaklar altına almaksa evet yapalım ama düzeltmekse sorunumuz daha iyi bir siyaset, daha iyi bir belediyecilik, kent hakları, kent yurttaşlığı veya yurtseverlik, devrimcilik, Kürt halkının geleceği ise yapılacak işler çok sadedir.
Çağımız değişiyor, insanlar ve toplumlar da değişiyor!
Kuşkusuz demokratik siyaset kurumu da ona göre önlemlerini alacaktır.
Şayet Büyükşehir Belediyesi İmar Müdürü’nün kendi ailesine milyon dolarlık rant sağlamak için ana su kanalını değiştirip, binlerce vatandaşı günlerce susuz bırakmasına gereken tepkiyi gösterseydik; bugün rant uğruna kentin sosyal alanlarını peşkeş çekmeye cesaret edemezlerdi!
Sistem Belediyeciliği Yaptıklarını açıklayan @serrabucak ve @doganhatundbb
Kamu yararından ziyade kişi yararını gözeten revizyon çalışmalarında parsel sahiplerinin kim olduğunu da açıklar mısınız?
📢 BASINA VE KAMUOYUNA
Son günlerde bazı basın yayın organları ve sosyal medya mecralarında, Büyükşehir Belediyemiz tarafından gerçekleştirilen imar planı değişikliklerine ilişkin eksik ve yanıltıcı bilgiler içeren paylaşımlar yapılmaktadır. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla aşağıdaki açıklamanın yapılması gerekli görülmüştür.
Söz konusu plan değişiklikleri; keyfi kararlarla değil, yürürlükteki mevzuat hükümleri, ilgili kamu kurumlarının resmi görüşleri, mülkiyet hakkının korunması ve kamu kaynaklarının etkin kullanılması esas alınarak gerçekleştirilmiştir.
1. Yasal Dayanak
12 Aralık 2024 tarihli ve 32750 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7534 sayılı Kanun ile yapılan düzenleme kapsamında; imar planlarında umumi hizmet alanı olarak ayrılan ancak kamu mülkiyetine geçirilemeyen alanlarda, ilgili kurumun ihtiyaç duymadığına dair görüşünün alınması ve çevre yapılaşma koşullarına uygun olması şartıyla fonksiyon değişikliği yapılabilmesine imkân tanınmıştır.
Ayrıca 22 Kasım 2025 tarihli ve 33085 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İmar Planı Değişikliğine Dair Değer Artış Payı Uygulama Yönetmeliği hükümleri doğrultusunda, uzun yıllardır kamulaştırılamayan özel mülkiyete konu KOP alanlarının neden olduğu mülkiyet ve uygulama sorunlarının giderilmesi amaçlanmıştır.
2.Kurum Görüşleri Alınmıştır
Kanunun açık hükmü gereğince; eğitim, sağlık ve spor tesis alanı olarak planlanmış ancak özel mülkiyette bulunan taşınmazlar için ilgili yatırımcı kurumlardan resmi görüş alınmıştır.
İl Milli Eğitim Müdürlüğü, İl Sağlık Müdürlüğü ve Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü başta olmak üzere ilgili kurumlar, söz konusu alanların yakın ve orta vadeli yatırım programlarında yer almadığını ve ihtiyaç duymadıklarını resmi yazılarla bildirmiştir.
3. Kamu Yararı ve Mali Sorumluluk
İmar planlarında kamu kullanımına ayrılmış olmasına rağmen uzun yıllar kamulaştırılmayan alanlar nedeniyle Belediyemiz aleyhine kamulaştırmasız el atma davaları açılmaktadır. İhtiyaç bulunmadığı resmi olarak bildirilen bu alanların mevcut haliyle korunması, kamu bütçesi üzerinde ciddi tazminat yükleri oluşturacaktır.
Yapılan plan değişiklikleriyle hem mülkiyet mağduriyetlerinin giderilmesi hem de kamu zararının önlenmesi amaçlanmıştır.
Hazırlanan revizyon planının amacı; mevcut imar planlarının uygulanması sırasında ortaya çıkan mülkiyet sorunlarının giderilmesi, plan kararlarının uygulanabilirliğinin artırılması ve güncel kentsel ihtiyaçlara uyum sağlanmasıdır.
Çalışma kapsamında özellikle uzun yıllardır kamulaştırılamayan KOP alanları yeniden değerlendirilmiş, planlar arası uyumsuzlukların giderilmesi ve mevcut yerleşim dokusunun korunması hedeflenmiştir.
Bazı sosyal medya paylaşımlarında ve haberlerde iddia edildiği gibi söz konusu plan değişiklikleri kapsamında yeşil alan veya park alanlarında herhangi bir azalma söz konusu değildir.
Gerçekleştirilen revizyon plan çalışmaları; Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği, ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda hazırlanmıştır.
Belediyemiz, hukukun üstünlüğü, şehircilik ilkeleri ve kamu yararı doğrultusunda hareket etmeye; kentimizin geleceğini ve kamu kaynaklarını korumaya kararlılıkla devam edecektir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
SERDAR BAKIROĞLU
Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri
DEM Parti, demokratik ilke ve ölçütlerine aykırı hareket etmesi halinde geri çağırma ilkesi kapsamında bulunduğu görevden alınabilecek. Ayrıca bulunduğu alanda kendisini eksik ve yetersiz gören seçilmişler, geri çekilme ilkesi talebiyle görevini bırakma talebinde de bulunabilecek
Atadıklarınız emekçiye kabadayı kesildi!
Bugün Çand Amed'deki işçi ve sendika toplantısında, Belediye Başkan Yardımcısı Reşat Yücel'in üstenci ve kabadayıca tavırları, yüzlerce belediye çalışanı tarafından protesto edilip yuhalandı! Hak arayan işçiyi kabadayılıkla susturmak..…
Değerli dostlar, bakın bu olay sıradan bir olay değil.Zaman zaman tansiyon yükselse de sükunetle sona eren bir toplantıda; önünde divan üyeleri, arkasında yaklaşık 500 emekçiye karşı kalkıp ucuz kabadayılık yapmak, işçiyi tehdid etmek parti tarihinde görülmemiş bir alçaklıktır+++
Atadıklarınız emekçiye kabadayı kesildi!
Bugün Çand Amed'deki işçi ve sendika toplantısında, Belediye Başkan Yardımcısı Reşat Yücel'in üstenci ve kabadayıca tavırları, yüzlerce belediye çalışanı tarafından protesto edilip yuhalandı! Hak arayan işçiyi kabadayılıkla susturmak..…
Devraldıklarında 50 milyon bile olmayan borcu 1 milyar TL'ye çıkarıp, 2 yıldır "Kayyum tahribatı" yalanıyla emekçinin maaşını eksik ödeyen Bağlar Belediyesi!
Madem paranız vardı; 2 yıldır "para yok" diye ödemediğiniz 60 bin TL'yi bugün ne değişti de ödeyecek duruma geldiniz? Gücünüz vardı da bunca zaman neden ödemediniz?
Kendi yarattığınız ekonomik enkazı, bu kentin kahrını çeken emekçilerin üzerinden finanse edemezsiniz. Kapılara kilit vurarak, sendikayı yasaklayarak yapılan otoriter tahakküme ve emek gaspına derhal son verin; işçinin hakkını teslim edin!