Dünya’da yaratıldık; ne olduğumuz hakikatimiz bildirildi, kimimiz buna iman etti kimimiz etmedi ve sırayla bedenlerimizi terk edip edindiklerimizle kuantum beynimizin dünyasında, onun yeni özellikleriyle yaşamımıza devam edeceğiz. Bedenli yaşamı iman doğrultusunda değerlendirebilsek.
AHMED HULÛSİ
Vay hâline tüm hümeze (arkadan dedikodu yapıp çekiştiren) ve lümeze (kınayıp tahkir eden) güruha!
O ki, varlık topladı ve onu tekrar tekrar saydı (her gün banka hesabına bakıp ne kadar param varmış, kontrol etti. A. H. )!
Hümeze 1,2
Soru:
- Allâh’ın takdiri, programı asla değiştirmez; “lâ tebdiyle lihalkillâh” ile “Allâh her an yeni bir şan’dadır”ı nasıl bağdaştıracağız? ..
Cevap:
- O takdirin gereklerinin her an, an be an açığa çıkması şeklinde…
AHMED HULÛSİ
Merak öyle bir hâldir ki insan, eşini dostunu araştırıp onlar hakkında, yakışık alıp almadığına bakmaksızın gizli özel her şeyini öğrenmek ister.
Ancak bu durum insanı çökerten ve bulunduğu yere kilitleyen bir duyguya dönüşebilir.
Merakın faydalı olan yönü ise ilme ve öğrenmeye yönelten bir etkisi olmasıdır
“Düşüncelerinizden bile mesulsünüz” ayetini, “İkra” (Oku) emrinin anlamı doğrultusunda yeniden değerlendirmedikçe; ne gerçekten okumuş, ne yaşamış ne de gereği gibi anlamlandırmış olursunuz.
Aklını, zekanı arttıramazsın çünkü onlar beynin çalışma mekaniğiyle ilgilidir. Oysa bilgini arttırabilirsin ki bu beyin kapasitesidir. Bu yüzdendir ki Kuran'da "rabbim ilmimi arttır" duası önerilmiştir. İlim/bilgi/data beynin daha kapsamlı, daha büyük resim görmesi içindir.
AHMED HULÛSİ
Bir mezar taşına ne söylerseniz söyleyin; ister kâfir deyin, ister putperest, ister mecusi, isterse ne kadar güzel olduğunu anlatın. Söylenenlerin hiçbiri ona ulaşmaz, onda karşılık bulmaz.
Ölmeden evvel ölmek de böyledir. Olumsuz ya da olumlu hiçbir söz, onun üzerinde tutunamaz. Çünkü o, övgüye de yergiye de bağlanamaz.
Ölmeden evvel ölmüş bir insanın yüceltilmeye ihtiyacı yoktur. O hakikatten bir gömlek giymiştir.Libası odur.İsteseniz de onu değiştiremezsiniz.