⚠️ BİR KADIN “ÖLMEK İSTEMİYORUM” DİYE FERYAT EDİYOR!
Kamu görevlisi ve 2 çocuk annesi Ezgi Ö.’nün boşandığı eşi Mehmet Yılmaz B., elektronik kelepçeyi kırıp evi basarak bıçaklı saldırıda bulundu.
Talihsiz kadın�� sokak ortasında öldüresiye dövüp tutuklanan ancak altı ay sonra serbest kalan şahsın elektronik kelepçeyi tam 5 kez kırdığı ifade edildi.
Şehir değiştiren kadını bulup tekrar tehditler savuran magandanın attığı mesajlardan bazıları şöyle:
• Saplantı oldun bende. Hapis asla, ölürüm de girmem. İstersen mahkemeye sunabilirsin, yüzünü cehenneme çeviririm.
• Ahtım olsun en sevdiğini alacağım. ‘Yapma’ diye yalvaracaksın. Önce ondan başlayacağım.
ÖĞRENCİ ANDI!
Türküm, doğruyum, çalışkanım!
Yasam; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.
Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.
Ey büyük Atatürk!
Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.
Varlığım Türk varlığına armağan olsun.
Ne mutlu TÜRKÜM diyene!
Fox News: “Binlerce Iraklı Kürt İran’da kara harekâtına başladı.”
Bu kapsamda kısa bir analiz sunmak istiyorum👇
ABD’nin 2000’li yıllarda ortaya koyduğu Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), Ortadoğu’daki siyasi yapıları yeniden şekillendirmeyi hedefleyen bir stratejik çerçeve idi başlarda. Bugün bunun aslında bir BÜYÜK İSRAİL PROJESİ nin temel fikir altlığı olduğuna hep birlikte şahit oluyoruz.
ABD (aslında İsrail) BOP (Büyük İsrail) için Suriye, Irak ve İran ülkelerinde yıllardır özenle Kürt askeri güçler oluşturdu.
•Irak’ta Kürt bölgesi fiilen oluşturuldu
•Suriye’de Kürt askeri yapıları güçlendirildi
•İran’da PJAK gibi yapılanmalar aktif hale getirildi
Bu gelişmeler net olarak bölgesel bir Kürt askeri kapasitesinin inşa edildiğini gösteriyor.
Türkiye’deki barış sürecinin de aniden bu proje kapsamında gerçekleştirildiğini düşünüyorum.
PKK ve uzantılı diğer örgütler onlara İran’da lazımdı, hazır Türkiye’den çekecekken Türkiye’deki dostlarımızı halklarının önünde “barışçıl” gösterip güçlendirelim çünkü bize lazım olmaya devam edecekler dediler.
📍Çünkü sıra Türkiye’ye herkesin beklediği gibi savaş ile değil “Yeni Anayasa” ile gelecek.
İran ile birlikte onlara göre vadedilen topraklar açısından sadece Türkiye’nin doğusu kalacak.
Yeni Anayasa ile terör temelli Kürtleri ve Arapları bu ülkeye ortak etmek isteyecekler ve bu ülkenin temel yapı taşı olan Ulus Devlet yapısını, ABD temsilcisi Tom Barrack’ın:
📍“1919'dan beri ulus-devletler tarafından engellenmiş durumdayız.”
diyerek ilan ettiği şekliyle yıkmayı deneyecekler.
Maksimum 5-7 sene içerisinde de yeni sistemle bu ülkeye ortak edilen Kürtlerin ve Arapların özellikle ülkenin doğusunda özerklik ilan etmesini hedefleyecekler. Bu süreçte bugün ABD ve İsrail’e destek veren Ortadoğu ülkelerinin de yine Türkiye’ye cephe almasını isteyecekler.
Sadece Doğuda özerklik ile bitmeyecek. Tarihten kalan acılarla diğer hayallerinin de peşinden gidecekler.
O süreçte ortaya çıkan karışıklıkla Batıda hayal ettikleri Roma hayallerini inşa etmek isteyecekler. Heybeliada Ruhban Okulu ve Kanal İstanbul projelerinin temelinde de bu hayal yatıyor (bu konuyu ileride daha detaylı ele alacağım)
Yeni Anayasa ve yerel yönetim tartışmalarının da bu bölgesel ve tarihsel denklemden bağımsız olmadığını düşünüyorum.
Eğer bölgedeki gelişmeler dikkatle okunmaz ve toplum duyarsızlığı devam eder ise, bugün uzak görünen senaryolar yarının siyasi gerçekliklerine dönüşecektir.
Burak Oğraş 2011 yılında Epstein dosyalarında adı geçen malum otelde öldürüldü.
Telefonu saat 23.53’ten itibaren sinyal vermedi. Ve telefon 15 yıldır hala bulunamadı.
Burak Oğraş babasına görmemesi gereken bir şeyi gördüğünü söyledi.
Tarihin en sapkın insanlarından Epstein, malum otele ve malum zata defalarca mail atmasına rağmen hala TUTUKLU TEK 1 KİŞİ YOK.
Kendi çocuğumuzun başına gelmesini istemiyorsak hep beraber sormalıyız: Burak Oğraş’a ne oldu?
Büyük haber sayfalarına ulaşamıyorum lütfen yardımcı olun, siz de gönderin. Kardeşim 17 yaşındaydı kalbine ve ciğerlerine aldığı beş bıçak darbesiyle katledildi 18 yaşındaki Ahmet Muhammet Özkal tarafından. Berkay Milli Takıma girmek için çalışıyordu sporcuydu. #berkaymelikoğlu
Kardeşim Fatih Acacı Ankara’da 15 yaşındaki akranı tarafından 12 kere bıçaklanarak katledildi lütfen Fatih’inde çıkmayan sesi olun paylaşım yapın🙏🏻
📍2.Duruşma 28 Ocak saat 14:30
📍Ankara Adliyesi Söğütözü Ek Hizmet Binası
Görevi ihmal eden yurt görevlileri hakkında açmış olduğumuz soruşturma izni Van Valiliği tarafından red edilmiştir.
Prösedürde yazılan kurullara uyulmadığı %100 kusurlu olan yurt yönetimi valiliğin desteğiyle kusurlarına bir kılıf uydurulup soruşturma red edilmiştir.
#RojinİçinAdalet
Bütün vicdanlı insanlardan Adalet için çağrımdır.
Yarın akşam 19.00'da hastag çalışması yapılacaktır.
16 ay oldu adalet işlenmedi.
Üstüne üstün ihmali olanlar soruşturma izni verilmeyerek ödüllendirildi.
Siz abilerimden ablalarımdan ve kardeşlerimden bize destek olmak adına yapmış olduğum bir Adalet çağrısıdır.
#RojinİçinAdalet
Değerli dostlar Lütfen paylaşalım görevi ihmal eden yurt ve üniversite gürevlileri hakkında başvurduğumuz soruşturma izni reddedildi Valilik tarafından #RojinİçinAdalet
En düşük emekli aylığının artırılmasına karşı değiliz. Ancak bu artışın diğer emeklilere göre daha yüksek oranda yapılması, yüksek prim ödeyenlerin emeğini değersizleştirir ve prim–maaş dengesini bozar. Bu yaklaşım kayıt dışılığı teşvik eder. Çözüm nettir: Tüm emeklilere intibak! Ayrıca ilave zam yapılacak ise aynı oranda artış.
Milletvekili aylığı yaklaşık 273 bin TL, emekli milletvekili aylığı yaklaşık 178 bin TL. Meclisteki 600 milletvekilinin neredeyse %80’i bu iki aylığı birlikte alıyor ve toplamda aylık yaklaşık 450 bin TL gelire sahip. Bu tabloyu yaşayanların, en düşük emekli aylığını 2.000 TL artırarak yıllarca çalışıp prim ödeyen emeklilerin sorununu çözdüğünü sanması, siyasetçi ile toplum arasındaki kopukluğu gösteriyor.
Rojin Kabaiş'in babası Nizamettin Kabaiş:
- Ortada iki büyük delil var: İki erkeğe ait DNA örneği ve Rojin'in atletinde bir kadına ait kan izi. Bunlar neden derinlemesine araştırılmıyor?
- Kızımın telefonu olaydan aylar sonra İspanya’ya gönderildi. Neden bu kadar geç beklendi? Biz 15 aydır evladımızın yasını değil, belirsizliğin acısını çekiyoruz.
- Üç sefer Ankara'ya gittim, tekrar gideceğim, gerekirse orada açlık görevine gireceğim, Meclis kapısından kalkmayacağım. Benim kızımın başına ne geldi? Niye açıklama yapmıyorsunuz?
Sokak röportajı yaptığı için tutuklanan Hasan Köksoy:
"Gazeteciliğin bedeli bu olmamalıydı. Tüm bu zorluklar yetmezmiş gibi bir de maddi zorluklarla mücadele etmeye çalışıyorum.
Cezaevine girince eşime aracımızı satmasını söyledim. Dişimizden tırnağımızdan arttırdığımızla aldığımız aracı da 2 hafta önce satmak zorunda kaldık..."
(İsmail Arı)
Kolombiya, Grönland, Venezuela falan bunları bırakıp kendi gündemimize bakalım. Bu satırları dikkatle okuyun:
“Balıkesir'de yeni yıla "2026'da kimseyi kaybetmeyelim." diyerek giren Hasan Durka, bu sözlerinden saniyeler sonra bir magandanın rastgele ateş açması sonucu vurularak hayatını kaybetti.
Magandanın işletmeden alkol almak istediği, talebi reddedilince de tüfekle rastgele ateş açtığı ortaya çıktı.
Katilin aftan yararlanarak tahliye olduğu öğrenildi.” (İHA)
Ekrem İmamoğlu içeride, gazeteciler içeride, Kendine Muhabir Hasan Köksoy ve Arif Kocabıyık içeride, 19 yaşındaki genç hakaret suçundan içeride. Bu eli kanlı katiller ise dışarıda!
Yazıklar olsun böyle adalete!
BİZ NELER YAŞADIK,KİMSE BİLMİYOR
O gün sıradan bir pazar günüydü. Sabah Fatih yanımdaydı. Gülüyorduk. Yan yanaydık.
Akşamına ben kardeşimi kaybettim.
Saat 20:03’tü. Babamın telefonu çaldı. Arayan canım oğlum Fatih’ti.
“Fatih arıyor baba” dedim.
Babam açtı.
“Efendim oğlum” dedi.
Ama konuşan Fatih değildi.
Bir polis memuruydu.
“Oğlunuz bıçaklı saldırıya uğradı, hastaneye götürülüyor.”
O an ayakta duramadım. Vücudum boşaldı. Titredim.
Hastaneye nasıl gittiğimizi bilmiyorum.
Fatih’in kalbi ambulansta durmuş. Geri getirmişler.
12 kez bıçaklanmıştı.
Bir insan buna nasıl dayansın?
Babamı gözlem odasına aldılar.
Bir süre sonra çıktı.
Bir hastane duvarına yaslandı.
Sonra yavaşça yere çöktü.
Ağlamaya başladı,hüngür hüngür
Hayatımda babamı ilk kez öyle gördüm.
“Ne oldu?” dedim.
“Ne oldu baba?”
“Her yeri bıçak yarası…” delik deşik olmuş dedi.
“Çırılçıplak yatıyor…”
O an aklım durdu.
Kriz geçirdim. Serum verdiler. Kaç tane bilmiyorum.
Saatlerce bekledim.
Bir umutla.
Sonra Fatih’in eşyalarını verdiler.
Siyah bir poşetin içindeydi.
Kanlar içindeydi .
Ben de orada dağıldım.
Saatler sonra doktor çıktı.
Bu çocuğu öldürmek için bıçaklamışlar
Biz kanamayı durduramıyoruz 8 ünite kan verdik dedi
2.Ameliyatta bir böbreği alındı
Bir umut kanama durur diye ama
orada… gitti.
Sabah saçını nasıl yaptıysa öyleydi.
Eve gittiğimde jölesine baktım.
Kokusunu almak için.
Sabahki parmak izleri hâlâ duruyordu.
Ama Fatih yoktu.
Bir başkası yüzünden…
Benim kardeşim 12 kez bıçaklanarak öldü.
Fatih’i son öpüşüm…
Kefenli halindeydi.
Daha yazsam çok şey yazarım.
Ama bazı acılar anlatılmıyor.
Biz neler yaşadık…
Bize neler yaşattılar…
Fatih geri gelmeyecek.
Bunu biliyoruz.
Ama bu yaşananın üstü örtülürse,
bu sessizlik bir başkasının başına geleceklerin de başlangıcı olur.
Biz intikam istemiyoruz.
Biz unutulmasını istemiyoruz.
12 bıçak darbesiyle öldürülen 15 yaşında bir çocuğun dosyası
rakamlara, raporlara, ertelenen duruşmalara sıkışmasın.
Adalet gecikirse, bu sadece bizim acımızı büyütmez;
başka ailelerin de kapısını çalar.
Fatih için adalet istiyoruz.
Başkaları yaşamasın diye.
#FatihEmsalOlsun #deprem #Elazığ
#BizBüyükBirAileyiz #Trump
#Fatihcaciicinadalet
Sevgili Dostlar,
“İzmir’in havası, suyu farklıdır” diyenler yanılmışız..!
Yeni bir yıla girerken bu yazıyı yazmak istemezdim.
Kusuru bakmayın mecbur kaldım. Çünkü;
İzmir’de Adalet yere düştü. Ayağı kaymadı “kasten ve örgütlü olarak” DÜŞÜRÜLDÜ.
Benim de canım yandı ama isyanım sadece ondan değil.
Adaletin oksijen gibi şart olduğunu bir gün herkes anlayacak.
O yaralanırsa, yarası beresi sarılıp yerden kaldırılmazsa, daha çok insanın canı yanacak.
1 temmuz 2025 günü şafak operasyonuyla 157 kişi gözaltına alınmıştık.
6 aydır elene elene 2 kişi tutuklu kaldık. (Heval Savaş Kaya ve ben)
Dosyanın bomboş, iddiaların dayanaksız olduğu -mahkeme heyeti dahil herkes tarafından anlaşıldığından, 5 gün sonra, 5 Ocak 2026 tarihinde yapılacak duruşmada tahliye olma umudumuz büyüktü.
Bu dosyadan ayrılan (tefrik edilen) kooperatiflerin iç işleyişiyle ilgili dosyaya, 3 gün önce 26 Aralık’ta bir denetim raporu gelmiş. Raporda adım hiç geçmiyor ama son cümlede kooperatif modelini ortaya koyduğumuz için sorumlu olabileceğim yazıyor.
Rapor geldiğinde bu soruşturmaya dahil edileceğim ihtimalini ben dahil hiçbir hukukçu öngörmemişti.
Fakat öyle olmadı. Milyonda bir dahi ihtimal vermediğimiz şey gerçek oldu.!
Dün gece sabaha karşı aynı iki kişi ikinci kez tutuklandık.
Hem de bir kooperatifin, - bizim bilmemize imkan olmayan - iç işleri nedeniyle.
Böylece şunu anladık; 5 Ocaktaki duruşmada, Mahkeme heyeti tahliye kararı verse bile bizi dışarı çıkartmamaya çalışıyorlar.
Ancak bazı şeyler iyice anlaşılmaz hale geldi.
İlk dosyada; “kamu kurumları üzerinden, hile ve desise ile haksız kazanç elde edilmesi” suçu nedeniyle yargılanıyoruz.
Tek ilgili kamu kurumu belediye “zararım yok” diyor. Bırakın hile yapmayı, ben alenen ve bütün açıklığıyla projeyi duyurmaya çalı��mışım ve iddianamede savcı da kişisel çıkar ve haksız kazanç elde etmediğimi kabul etmiş.
Hiç tanımadığımız birileri için böyle bir menfaat sağlamış olabileceğimiz şüphesi nedeniyle tutukluyuz.
İçeride lehine menfaat sağlamış olduğumuz varsayılan kimse kalmamışken ne yazık ki biz iki kişi hala hapisteyiz.
Bu yeni tutuklama kararıyla, maceramız tam anlamıyla Aziz Nesin’lik bir hikayeye dönüştü.
Kooperatifle kentsel dönüşüm isteyerek; meçhul birileri için dolandırıcılıkla temin edilen miktarı belirsiz (!) bir haksız kazanca mı yol açtık, yoksa, meçhul birilerinin zimmete para geçirmelerine yardımcı mı olduk iyice karıştı. Sahi sizin "kuvvetli şüphe" konusunda dayanağınız ne? ☺
Kooperatiflerle yapılan protokoller sonucunda kooperatiflerin içinde yaşanabilecek yolsuzluklar nedeniyle belediyenin en üst düzey yöneticisinin sorumlu tutulması bırakın hukuku, akıl ve mantık sınırları dışındadır. Raporlarda böyle bir zimmet tespiti de yok zaten.
Bu durum şuna benziyor;
- Bir araba kaza yaptığında arabayı üreten firmanın başındaki kişiyi tutuklamak..!
- Bir bakanlığın çıkarttığı teşvik kararnamesinden yararlanan bir firmanın hayali ihracatından bakanı sorumlu tutmak..!
E, hani suçsuz ceza olmaz ilkesi? Hani aynı suçtan ikinci kez yargılanılamaz ilkesi? Masumiyet karinesi, lekelenmeme hakkı.. vb?
Ve neden bu öfke, bu nefret, bu telaş?
Acaba kimler yaptığımız sosyal belediyecilikten bu kadar rahatsız oldular.
Ya da Orta Çağ’daki gibi nesillerden intikam alma hırsı mıdır bu akıl almaz süreç?
Bilmiyorum...
Tek bir delili olmayan “zimmete yardım” suçu için tek bir fiil, bir tek eylem yok dosyada.
Hukuk kurallarını birilerinin canını yakmak için bu kadar eğip, bükerek kitabına uydurma keyfiyeti, ne hukuka, ne hukukçulara, ne de adalete güven bırakır.
İzmir Adliyesindeki hakim ve savcılara sesleniyorum. Bulunduğunuz çatının altında yaşanan hukuksuzluğa lütfen sessiz kalmayın.
Adaleti iyileştirip ayağa kaldıracak olan sizlersiniz.
Bu şehirde yaşayan milyonların hayatlarının, huzurlarının ve toplumsal düzenin teminatı sizsiniz.
Sizin vicdanınızdan başka neye g��venebiliriz?
Bugün geldiğimiz nokta; tek kelimeyle, Hüsran.
“Hüzzam makamında bir kelime. Hüzünle yakın akraba, üzüntüyle arkadaş, efkarla kol kola, kederle tanış, korkuyla hemhal kızgınlığa gebe. İlla hayale tutkun, onunla sevgili.” (Figen Şakacı “Hayriye Hanım’ı Kim Çaldı?” romanından)
Yarın yeni bir gün, yeni bir yıl,
Yarın inadına umut, inadına mücadele..!
Yeni yılda adalet sizinle olsun.
Sağlıcakla kalın sevgili dostlar..!
İzmir 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu, Koğuş B/63, Buca – Kırklar
30.12.2025
Emekçilere destek verdi diye tutuklanan Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi Bilge Kağan Şarbat’ı, aklı ve kendi berrak gencimizi serbest bırakın.
Doğusundan batısına mühimmatlarıyla yuvalanmış; kelle kesen Işid teröristlerinin peşine düşün.
Bu ülkenin ana gündemi ekonomidir, hukuktur, sağlık, tarikat yuvasına dönmüş eğitim sistemidir.
Bilerek fakirleştirilmiş, moral olarak yıpratılmış Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarıdır.
Açlık sınırının altında yaşam “ insan hakları “ ihlalidir.
Birkaç kızgın genç dediğiniz teröristler saatlerdir kolluk kuvvetleriyle çatışacak mühimmata sahipken “ Terörle müzakere değil mücadele olur “.
Şalvarınızı alın gidin.
#BilgeKağanŞarbatYalnızDeğildir #bilgekağanşarbataözgürlük #erkendeğilhemenseçim #hükümetistifa #gençlerimizedokunma
Sokak röportajında hicivli bir röportaj veren vatandaş tutuklanalı tam 22 gün oldu. O zaman esip gürleyip “unutturmayacağız” diyen herkes şimdi sus pus. Hatta onunla da kalmadı, ona mikrofon tutan Kendine Muhabir Hasan Köksoy da tutuklandı. Anlattıklarında hiçbir yalan bulunmayan bu 2 insan yoktan yere tutuklu! 3 çocuğu babasız büyüyor!
Lütfen üşenmeyip paylaşalım. Kendine Muhabir Hasan Köksoy ve vatandaşımız derhal serbest bırakılmalı!
arkadaşlar çok rica ediyorum Akbelen'deki zeytin ağaçları katliamını durdurmak için yerel halkın yardım çağrısına cevap verelim.
lütfen paylaşımı retweet yapalım daha çok kişinin görmesini sağlayalım.
bu zeytin ağaçları milletimizin rızkıdır,küreselcilere katlettirmeyelim.