Çok seviyorum yaz gecelerini. O sessizliği, o ılık havayı. Arka fonda slow şarkılar çalan radyoyu. Gecenin bir yarısına kadar dizi film izlemeyi, kitap okumayı. Yaz candır 🥰
Evre Başak Clarke için konuşulanlar ve tek gerçek; gitti. Ona saldıranlar rahatladı öyleyse; linç kültürünün özneleri ve peşinden süreklenen öfkeli kitle yeni bir işaret çakıncaya kadar bir süre sakinleşirler artık. Bir acının, hastalığın, ölümün gerçekliğinin durduramayacağı bir vahşet linç kültürü. Harekete geçirene bir bakalım; kendi kitlesi ile etkileşimini beslemek, bir şüpheyi pazarlamak ve kendi gündemini kurmaktan başka bir amacı yok ve önüne katıp sürükledi herkesi. Linci harekete geçiren figürün bundan fayda sağladığını görmüyoruz. Bu mecrada meslek sahibi, eğitimli, “aklı selim” denecek gerçek kişiler var, neden bu figürlerin ne olduğunu bile bile bu güveni gösteriyorkar bunu da ayrı sorgulamak gerek. Linç kimseyi ayırt etmeden önüne katıp sürükleyen bir haz mekanizması, aklı devre dışı bırakıyor. Oysa bu olayda;
•Sahtekârlık ifşası kılıfıyla, sosyal medyada gerçekleri açıklayan kahraman rolüyle görünürlük ve güç kazanıyor böyle insanlar.
• Bir şüpheyi pazarlıyorlar; bu on binlerce insanın ilgisini çekmeye yetiyor. Böylece linç, bir etkileşim sermayesi oluyor.
•Toplumun öfkesini bir hedefe yönlendirdiklerinde, bu öfkenin öncüsü gibi konumlanıyorlar. Birinin çaresizliği üzerinden konumlarını pekiştiriyorlar. Bütün bunları fark etmesi gerekenler bile ayırt edemiyorsa nasıl olacak bu işler? Kimsenin vicdanı yok mu? Yaptık bir hata mı diyeceksiniz?
Uzun yazmamak üzere başladım ama yine uzadı; linç olmasın vs demiyorum onu söylemenin bir hayrı yok yaşananlara. Bu girdaba kapılmak çok kolay çünkü. Bu sonu gelmeyen bir şey; önce kendi içimizdeki öfke ve merak duygusunu sorgulamak zorundayız. Tek otokontrolümüz vicdan; bir de söyleyene bir bakalım önce öfkeyi kim yönlendiriyor?.. Evre Clarke öldü, onu linç edenler ise bu gerçeğin altında ezildi. Ne etkileşimleri, ne de bahaneleri bu vicdan yükünü hafifletebilir. Vicdanları var mı o da ayrı tabii…
Kapısında Turizm Bakanlığı yazan otellerin denetiminin kime ait olduğu on günde bulunacak. Yas süreci siyasallaşacak. Herkes birbirini suçlayacak ama suçlu olmayacak.
Aklım ermeye başladığından beri bu ülkede iyi kötü gündemi takip ederim. 59 yaşındayım. Neredeyse 60 artık. Ne garip ki ve ne acı ki hiçbir şey değişmedi. Yangında ölenler, enkaz altında hayatını kaybedenler, trafik kazalarında hayatını kaybedenler, tren kazalarında ölenler … Bir adım ileri gitmedik maalesef. İnsan hayatı en değerli şey olmalı. Şimdi yine “sorumlulara “ davalar açılacak. Yine sorumlular ceza almayacak. Ve bu döngü böyle sürüp gidecek. Gitmesin ! Gitmesin!
Kişisel bilgilerimizin korunamadığı “Maalesef bazı bilgilerin elde edilmiş olduğu doğru" ifadesiyle kabul edilirken,
SGK, Statik İP ile güvenli giriş yapılan medula eczane sistemine e-devlet üzerinden girişe eczaneleri zorluyor.
SGK günde 1,5 milyonun üzerinde reçeteyi hızlıca 24 saat esasına göre karşılayan, paydaşı olan eczanelere “ben yaparım olur” baskısıyla yaklaşamaz.
Eczacının kişisel bilgileri açık edilemez.
İşleyen sistemin aksatılması, hastaların ilaca ulaşımının geciktirilmesi kabul edilemez.
SGK’ya tavsiyemiz; enerjilerini eczacının angaryasını arttırmaya, hastaların ilaca erişimini zorlaştırmaya değil, geri ödeme kapsamında olmayan hayati öneme haiz ilaçların sosyal güvence kapsamında hastalara ulaştırılmasına harcamalarıdır.
Görgüsüz kara paracıların salıverilmesinden daha utanç verici olan o gün 250 bin yeni takipçi kazanmalarıdır . Siyasi rezillik ve adli satılmışlıktan kötüsü toplumsal çürümüşlüktür. İlki iktidar değişikliği ile kısa zamanda çözülür. Diğeri ise buna neden olan iktidardan sonra da sürer.
Ülkede hak hukuk adalet kalmayınca utanma da kalmıyor ve sonuç bu. Kaldığı yerden devam. Çünkü tek bildikleri bu. Çekinme ders alma gibi bir şey söz konusu değil. Çünkü devir bunların ve bunlar gibilerin devri. Baştan aşağı rezillik
9 yaşındaki Narin'in kaybolması, tıpkı Gabriel Garcia Marquez'in "Kırmızı Pazartesi" romanında olduğu gibi, bir topluluğun içinde herkesin her şeyi bildiği ama kimsenin harekete geçmediği bir trajediye dönüşmüş olabilir. Bu tür olaylarda, toplumun suskunluğu, göz yumma hali ve belki de olayın bir parçası olmaktan korkma duygusu, gerçeğin gün yüzüne çıkmasını engeller o Allahın emri ve o hâl yaşanıyor sanki. Narin’in kaybolması hakkında, mahallede veya çevrede birilerinin bir şeyler bildiği ihtimali oldukça yüksek.
Ancak bu bilgi ya korku,
ya umursamazlık, ya da toplumsal baskı nedeniyle paylaşılmıyor olabilir. Böylesi bir durumda, toplumun sessizliği, olayın çözülmesini geciktirebilir ve Narin'in bulunmasını zorlaştırabilir ki zorlaştırdığı da görülüyor.
Beklenti şu, bu suskun kalabalığın artık sessizliğini bozması. Toplumun, Narin’in bulunmasına yardımcı olabilecek her türlü bilgiyi çekinmeden paylaşması, olayın aydınlatılmasına büyük katkı sağlayacak, ama cesaretli biri ortaya çıkarsa…
#NarinGüran
"Müdahale etmeyenin erkekliğine tüküreyim, ayırmayan erkeğim diye gezmesin" diyorlar. Yahu döven de erkek. O "erkeklik" dediğiniz şey pek de matah bir şey olmayabilir. Artık eril dili bırakıp "insan olmak"tan bahsetmek lazım.
Tam da “ekmeğimi böldüm de yedim” derken…
Tam da bu sabah Hatay yine bir depremle sarsılmışken. @Suavi_Suavi bugün sarsılan Hatay’da, 6 Şubat depremi sonrasında, aylarca depremzedeler için çalışmıştı…
Tam da #Suavi ‘nin dediği gibi: “Gerisi teferruat”
Son yıllarda o kadar çok mutlu ettiniz ki bizleri.
İşçisini, köylüsünü.
Her politik görüşten insanı.
Zenginini, yoksulunu.
Kısaca halkımıza çok büyük moral kaynağı oldunuz.
Bizleri mutluluktan çok ağlattınız be kızlar.
Daha da iyi günlere inşallah.
Sizleri çook seviyoruz.💚💚
Boynunuza Olimpiyat madalyası takamadınız belki ama bu ülkenin; okumaktan, çalışmaktan, ezcümle yaşamaktan alıkoyulan kızlarının boynundaki zinciri kırdınız.
Sayenizde hepsinin bir umudu var artık.
Başınız onlar için, onlarla birlikte dimdik olmalı.
Var olun.
#FileninSultanları
Eczacının karşıladığı reçeteyi uzman değil aile hekimi yazmış diye bas kesintiyi
Doktorun bilgi notu eksik diye bas kesintiyi
Endikasyon prospektüse sonradan girmiş diye bas kesintiyi
Ama siyasetçi, bürokrat ve aşağıda bahsedilenlerin ortak olduğu hastaneleri görme.Şahane düzen!
Hala ikinci dünya savaşı belgesellerini, filmlerini izleyip, daha bu kadar yakın tarihte ne katliamlar yaşanmış diye ağlıyoruz. Gerçeği yaşanıyor Gazze'de. 10 sene sonra filmlerini çekerler, ona ağlarız
Yahudilerin sürgün edildiği
Piyanist filmi değil bu.
Hepimizin yahudiler için gözyaşı döktüğü Hitler dönemini anlatan filmlerden alınmadı bu görüntüler.
Bizzat sürgün yaşayan Yahudi toplumun torunları tarafından sürgün edilen Gazze halkı bu fotoğraftakiler.
Bu küçücük çocukların bu devirde bu şekilde sürgün edilmesi kimin vicdanını harekete geçirmez ki?
Maalesef bu konuda bile ayrıştık.
Ayrıştırıldık.
Kendini çağdaş , Atatürkçü , Türkçü, milliyetçi, ya da başka bir düşünce içerisinde gören tüm dostlarıma söylüyorum.
Bu bir Arap sorunu değil.
FKÖ’nün , Hizbullah’ın , Hamas’ın politik durumları da beni ilgilendirmez!
Ben insanların bu duruma düşmeleri ile ilgileniyorum.
Bu bir insanlık sorunu.
“Bize ne “ diyemeyiz.
Dünyanın en önemli müzisyenleri , oyuncuları, sanatçıları Gazze için her gün bir şeyler söylüyorlar, bir şeyler yapıyorlar. Herpi ayakta!
Hepsi Kahrol Netenyahu!!! Kahrolsun siyonizm! diye haykırıyor.
Haydi biz de kenetlenelim artık!
Twitle de olmuyor.
Birleşelim. Bütünleşelim.
Bir şey yapmalı.
Bir şey yapmalı! 🙏🙏