Dün Urfa’da, bugün Kahramanmaraş’ta…
Bir öğretmen olarak şunu söyleyeyim:
Biz sınıfa sadece ders anlatmaya girmiyoruz.
Bazen aç gelen çocuğun karnını,
bazen kırık bir kalbin sessizliğini,
bazen de görmezden gelinen bir çığlığı taşıyoruz.
Ama son günlerde sınıflarda bilgi değil, gerginlik dolaşıyor.
Çocuklar daha küçük yaşta öfkeyi öğreniyor,
biz ise her gün biraz daha “yetişememe” duygusuyla baş başa kalıyoruz.
Eğitim sadece müfredat değildir.
Okul, güven hissidir.
Ve o his çatladığında, en çok çocuklar zarar görür.
Bugün olanlar bir “olay” değil, bir işaret.
Görmezsek, yarın daha büyüğünü konuşuruz.
Bir öğretmen olarak yorgunum…
Ama hâlâ umut etmekten vazgeçmedim.
#EgitimdeŞiddeteHayır
İnsanı zorlaştıran cehaleti değil; kendini haklı görme konusundaki bitmeyen yeteneğidir. Çünkü en büyük nankörlük, kendisine gösterilen iyiliği unutmak değil; onu zaten hak ettiğine inanmaktır.
#HayataDairKısaNotlar
Belki de insan, yaşamaya değil; insan gibi yaşamaya eğitim almak zorunda olan tek varlıktır. Hayata biyolojik olarak kolayca uyum sağlar ama ahlaki ve sosyal hayata aynı başarıyla uyum sağlayamaz. Bu yüzden bilgi çağında yaşıyor olsak da ilişkilerde, vefada, empati ve sorumlulukta hâlâ sınıfta kalabiliyoruz.
İnsan, sınır görmediği yerde ölçüyü kaybeder. Sürekli affedilmek, hataların önemsiz olduğu anlamına gelmez; sadece affeden kişinin karakterini gösterir. Fakat bunu ayırt edemeyen kişi, kendi davranışlarını sorgulamak yerine, karşısındaki insanın iyi niyetini sınırsız bir kaynak zanneder.
İnsan, kendisine gösterilen iyiliği çoğu zaman bir lütuf değil, kendi hakkı gibi görmeye meyillidir. Kerameti kendinden sanır. Kendisine gösterilen anlayışı, sabrı ve fedakârlığı karşı tarafın erdemi olarak değil, kendi değerinin doğal karşılığı olarak yorumlar.
İyilik süreklilik kazandığında ise tehlikeli bir algı oluşur: “Demek ki bunda bir sorun yok; aksi olsaydı bu davranış devam etmezdi.” Böylece teşekkür edilmesi gereken şey zamanla beklentiye, beklenti de hak iddiasına dönüşür. İşte nankörlük çoğu zaman tam burada başlar.
Bir kelime değişebilir; ama tarih, kelimelerle değişmez.
“Millî Mücadele” elbette doğru bir kavramdır. Çünkü sadece cephede kazanılan savaşları değil; milletin yeniden ayağa kalkışını, meclisin kuruluşunu, diplomasiyi ve bağımsızlığa giden yolu anlatır.
Ama bu gerçeğin içinde başka bir gerçek daha vardır:
Bir millet, kaybettiği bir dünya savaşının ardından işgal edilmiş topraklarını geri alıyor, dayatılan antlaşmayı tarihin çöplüğüne gönderiyor ve bağımsızlığını yeniden kazanıyorsa, bunun adına yıllardır “Kurtuluş Savaşı” denmesi tesadüf değildir.
Çünkü bazen bir isim, yalnızca bir dönemi anlatmaz; o dönemin milletin hafızasında bıraktığı hissi de taşır.
Kavramlar değişebilir. Hafıza kolay kolay değişmez.
#KurtuluşSavaşı
@nebigarci 7 gün önce huawei watch gt5 aldım. Şarjı yüzde 60 idi. Şu anda yüzde 25 . Henüz şarj etmedim. Uyku hariç aktif kullanıyorum. 2 günde bir yaklaşık 50 dk antrenman ve yine diğer 2 günde bir 15 dk lık egzersiz kullanımı dahil şarj durumu bu.
@borsa_fisilti Ekran paylaşımı yapan arkadaşı tenzih ederek söylüyorum; para kaybetmek elbet üzer lakin kazanınca da keşke daha fazla alsaydım diye üzülen bir topluluğuz maalesef, işiniz zor vesselam…
Anlaşılmak için ne kadar çabaladığınız değil nerede çabaladığınız önemli.
Yanlış yerde her çaba boşa kürek, doğru yerde çabaya niyet dahi takdire şayan.
Ama bu da bir hastalık tabi…
Yerin yanlış olduğunu bile bile çabalamaya devam….
@bosunatiklama Çocuklarınıza rollerinizi yaşatmaya çalışmayın! Onlar da birey. Süreçte verdiği emeği tekdir edin. İnsan çoktan seçmeli sınanmayacak kadar mükemmel bir varlık. Sınanıyor olması sistem-düzen. En iyi şıkkı seçenler değil, hayatlarına şık katabilenler başarılı okacaktır. Bence…