Çin Nereye?
ABD ne yaparsa Çin'e yarıyor.
Ezber ve önyargı değil gerçekler...
Elinde dünyanın en gelişmiş silahlarının yanı sıra atom bombası da bulunan ABD, 1950'de henüz iktidarı ele geçirmiş ve ülkedeki açlık sorununu bile çözememiş Çin'in, eğer Kore'ye müdahale ederse atom bombası kullanacağını söyleyerek tehdit etmişti.
Ama Çin ABD'den korkmadı, kardeş Kore halkına yardım ederek Kim İl Sung'un kahraman ordusunu imhadan kurtardı ve NATO kuvvetlerinin bugünkü sınırı geçmemesini sağladı.
Hatta bu savaşta Mao, oğlunu kaybetti ve bu haberin Çin gazetelerinde yer almasını bile istemedi.
Bunun üzerine ABD 1950'den itibaren Çin'e tam ticaret ve silah ambargosu uyguladı.
İhracatlarını yasakladı.
Çin'le alışveriş yapan ülkeleri cezalandırılılacağını ilan etti.
Bütün ticari işlemlere yasak koydu.
Ama Çin, bundan korkmadığı gibi, Asya'nın, Afrika'nın ezilen ve kurtuluş arayan halklarına yardım etmeye devam etti.
Mao, bugün herkesin dilinde olan : "Emperyalizm kağıttan kaplandır!" tezini ortaya attı.
Batılı ülkelerin de dahil olduğu bu ambargo ne Çin'in silah teknolojisini geliştirmesini ne de ekonomik kalkınmasını durdurabildi. Çin bir süre sonra Sovyetlerin yardımıyla atom bombasını da üretti.
ABD, 1960'lı yıllarda Hindistan'ı kışkırtarak Çin'le kısa süreli sınır savaş yaşamasına da neden oldu. Ama Çin geri adım atmadı, Hindistan'a hakettiği cezayı verdi ve sınırlarını tahkim etti.
Yine ABD, 1989'da Sovyetler Birliğini ve Doğu Bloku'nu dağıttıktan sonra Tian An-men olayların bahane ederek ve Batı Avrupa'yı da hizaya sokarak silah yapımında kullanılacak teknolojinin ve malzemelerin Çin'e ihracatını yasakladı.
Bu yetmezmiş gibi hem Tayvan sorununu kaşımaya devam etti hem de Taliban ve El-kaideyi kullanarak ve radikal İslamcı örgütleri (Uygur) silahlandırarak Çin'i bölmeye çalıştı, tıpkı Sovyetler Birliği'nde başardıkları gibi.
Ama Çin, bunları savuşturmayı bildiği gibi ülke birliğini daha da sağlamlaştırarak emperyalist kışkırtmalara meydan okudu!
Yine ABD 2015'ten itibaren, Çin'e hedefli bir şekilde birçok alanda teknoloji ve yarı iletkenleri içeren ambargo uyguladı.
Üçüncü ülkelerin Çin'e bu teknolojiyi ve yarı iletkenleri satmalarını da yasakladı.
Bu yasaklar hala devam etmekle kalmadı bunlara yenileri de eklendi.
Batı Avrupa ise Çinli şirketleri sözüm ona güvenlik nedeniyle ihalelere sokmadı ve hala sokmuyor.
Gelişmekte olan ve hatta Batılı şirketlerin ürünlerinden daha ucuz ve daha iyi ürünler üreten (cep telefonu, araba vs) şirketlerin sorumlularını çeşitli bahanelerle tutuklamakla kalmadı şirketlerin varlıklarına da el koydu.
En son 2025'te Trump en yüksek gümrük vergisini Çin'e uyguladı ve Çin'in ABD'ye ihracatını engelledi. Ama bu konuda da dikiş tutturamadığı gibi geri adım attı.
Şimdi Çin'in enerji kaynaklarını (Venezüela ve İran) ve deniz ticaret yollarını (Panama Kanalı, Hürmüz ve Malaka boğazları) baskı ve işgallerle ele geçirerek Çin'i dize getirmeye çalışıyor.
Peki Çin ne yapıyor?
Şu anda dünyayı "Kuşak ve Yol Projesiyle" demir yolu ve limanlarla örüyor ve kaplıyor.
ABD henüz tedbir düşünmeden Çin, hangi tedbirlerin uygulanacağını düşünüp kendini koruyacak tedbirleri çoktan almış oluyor.
Şu anda Çin, yenilenebilir enerji kaynakları alanında araştırma yapan ve teknolojiyi kullanan ülkelerin başında geliyor.
Şu anda Çin, dünyanın hem en uzun demiryollarına hem de en hızlı tren ulaşım ağına sahip tek ülkedir.
Şu anda Çin, en çok bilimsel atıf alan ve bilimsel makale üreten üniversiteler içinde bir numara. İlk 10 sırada Çin, 8 üniversiteyle başı çekiyor.
Çin sadece enerji kaynaklarının sevkiyatını güvenceye almıyor, aynı zamanda enerji kaynaklarını çeşitlendiriyor. Güneş enerjisi, rüzgar enerjisi, hidro, atom reaktörleri vb. projelerle üretim ve tüketimini petrol ve taş kömüründen bağımsızlaşarak hem ABD'nin baskısından kurtulmuş oluyor hem de yeşil enerji alanlarına yöneliyor.
Şu anda Çin, güneş enerjisi açısından dünyada üretilen enerjinin yarısını (%50) üretiyor.
Çin, çölleri, dağları güneş panelleriyle donatıyor.
Yenilenebilir enerji üretebilmek için denizleri ve hatta gökyüzünü kullanıyor. Birkaç yüz metre yükseklikte Zeppelin gibi sabit duran rüzgar tribünleri inşa ediyor.
Çin hidro elektrik üretiminde de neredeyse dünya birincisi.
Şu anda ihtiyacının %13'ünü buradan sağlıyor.
Bütün ülkeyi su kanallarıyla döşüyor. Çölleri bile ağaçlandırıyor ve bu bölgeleri aynı zamanda güneş panelleriyle donatıyor.
Şu anda Çin, aynı anda 50 yeni nükleer reaktör inşa ediyor. Tırlar üzerinde taşınabilen atom reaktörlerini çoktan üretti ve bunları ihtiyaç olan kent ve bölgelere anında gönderebilecek durumda. Çin şu anda, elektrikli araç üretiminde dünyayı peşinden sürüklüyor ve hatta bütün dünyayı bu yöne doğru çekiyor.
ABD, Çin'e ambargo uyguladıkça, Çin yeni bir teknoloji ve üretim alanı yaratarak Amerika ve Avrupa'nın teknolojisini de eskitiyor.
Şu anda Çin öncü 74 bilim alanının 66'sında birinci sırada. Kalan 8 alanda ise bir yıl içinde ilk sıraya yerleşecektir.
Elan Musk, Çin'in yapay zeka alanında çok ileri olduğunu ve bir iki yıl içinde ilk sıraya yerleşeceğini şimdiden ilan ediyor.
Dünyanın en gelişmiş ÇİPini üreten Amerikan şirketi NVİDİA'nın Ceosu mealen "Çin'e ambargo uygulayarak kendi ayağımıza kurşun sıkıyoruz. Hem pazar payımız sıfır hem de Çin şu anda kendi ÇİPini üreterek bizden bağımsızlaştı" diyerek içinde bulundukları dilemmayı ortaya koyuyor.
Yani sözün kısası:
Çin poker oynamıyor, oyunlar içinde en stratejik oyun olan GO oyunu oynuyor.
Düşmanı sar ve hareket edemeyecek hale getir!
Çine uygulanan her ambargo, Çin'i daha fazla geliştirmekle kalmıyor, aynı zamanda Çin'in yeni teknolojiler üreterek dünyada öncü olmasını da sağlıyor...