ÇEKİRDEKÇİ "ERLİK"
🫵 Sözümde durayım! Milyonları peşinden sürükleyen “Erlik” kod adlı Fatih Yılmaz kim açıklayayım.
🇩🇪 Kamuoyunun büyük bir merakla peşine düştüğü Fatih Yılmaz aslında Almanya'da Türk esnafının kanını emen batık bir çekirdek toptancısı.
🥜 Peki kim bu kuruyemişçi? Nasıl oldu da bu işe bulaştı?
🧑🧑🧒 Siber dünyanın o "dokunulmaz" sanılan sesin arkasındaki o ismi yakından tanımak için önce aileyi tanıyalım.
🧬 Çünkü Fatih Yılmaz’ın suça eğilimli yapısı ona babadan genetik bir miras.
🫧 Takvimler 2012 yılını gösterdiğinde, kimya sektörüyle haşir neşir olan baba Yılmaz, Almanya'da endüstriyel temizlik maddeleri ve klozet açıcılar ürettirerek Türk marketine satmaya başladı.
💶 Ancak işler iki yıl sonra sarpa sardı. Baba Yılmaz, milyonlarca Euro’luk devasa bir borç enkazı bırakıp, güdümlü bir iflasla ortadan kayboldu. Bu vurgun Alman federal makamlarının radarına girdi ve Yılmaz SCHUFA (kredi sicil) notu düşürüldü, "Gewerbeuntersagung" (ticari faaliyetten süresiz men) cezası aldı.
📒 Babanın adli sicili kirli ve Alman maliyesi tarafından kıskaca alınmış durumda olduğundan, şebekenin faaliyetlerini sürdürebilmesi için temiz bir paravana ihtiyaç duyuldu. Tam bu tıkanma noktasında, genetik ihanet mirasını devralacak olan oğul Fatih Yılmaz öne sürüldü.
📝 2019-2021 yılları arasında, Alman Ticaret Kanunu'ndaki boşluklardan yararlanmak amacıyla, reşit olur olmaz bu "küçücük çocuk" adına yeni bir paravan şirket tescil ettirildi. Aile, Alman polisinin takibinden kaçmak için yasal imza yetkisini bu genç piyonun üzerine yıkarak kirli çarkı yeniden döndürmeye başladı.
🚛 Yeni suç enstrümanı ise "Çekirdek Toptancılığı" olarak belirlendi. Plan sinsi ve katmanlıydı: Anadolu’nun temiz üreticisini ağa düşüren şebeke, Denizli’den tırlarla yüklenen tonlarca çekirdeği toptancı aracılığıyla Almanya’ya sevk ettirdi.
💶 Bu kirli tezgah, 2019 yılının sonlarında Yılmaz ailesinin müzmin açgözlülüğü yüzünden patlak verdi. Güven ilişkisini suistimal ederek mal tedarik ettikleri ana bayiye ve onlarca esnafa tam 100 bin Euro borç takıp parayı buharlaştırdılar. Ancak bu kez sert kayaya çarpmışlardı; birçok bayi, radikal bir kararla paravan şirkete yapılan mal sevkiyatını bıçak gibi kesti. "Lanet olsun" deyip alacaklarına da sünger çekti.
🧑💻 Çekirdek tezgahı duvara toslayan, finansal muslukları kesilen batık çekirdekçi Fatih Yılmaz, işte bu köşeye sıkışma anında siber dünyanın karanlığına sığındı.
🖥️ Esnaftan çarptığı 100 bin Euro’luk kirli parayla dijital ekipmanlar satın alıp yüzüne “Erlik” maskesini geçirdi.
🇩🇪 Almanya sokaklarında çuvallayan bu batık toptancı, kaybettiği haram paraların intikamını sosyal medyada devlet kurumlarına ve yargı organlarına operasyon çekerek almaya çalıştı.
Ama unuttuğu bir şey vardı:
👺 Çıtlatılan her çekirdeğin kabuğu çöpe mahkumdu. Maske düştüğünde geriye bir vatansever değil, batık bir çekirdekçinin enkazı kalmıştı
Can Ataklı :
▪️Bir Portekizli kadın yakalandı, eskort ve onun verdiği açıklamada işte ben Mustafa Sarıgül'ün, o zaman Mustafa Sarıgül'ün oğlu demiyor tabii. Emir Sarıgül, sonra bir iş insanı ve Ekrem İmamoğlu teknedeydik, hepsiyle cinsel ilişkiye girdim.
▪️Bunlar cep telefonumda da kayıtlı, bunları da polise verdim dedi. Yani yakında olay başka bir şekilde patlayacak.
▪️Yani Emir Sarıgül var ama en önemlisi Ekrem İmamoğlu var ve kadın diyor ki hepsiyle cinsel ilişkiye girdim. Şimdi özel hayat bilmem ne hemen tabii bizim bir de muhalif medya özellikle biraz kendinden yana olunca hemen bir dakika kardeşim yani özel hayata girilmez.
▪️Ya tamam girilmez de ya ama poliste kaydı var. Daha o bölüme gelmedik bak. Portekizli kadının İmamoğlu bölümüne gelmedik. Emir Sarıgül bölümü...''
Bir icraat yapmazlar bir çivi çakmazlar ama aynı metroda iki yılda bir test sürüşü yaparlar… CHP bu..
Osman Gökçek doğru söylüyor
“iki yılda bir test sürüşü yapmaya doymadılar..”
2 Kasım 1918
Talat, Cemal, Enver Paşa ve ekibi 1 Kasımda toplandı. Sabaha kadar evrak imha edip planlar yaptılar. Ardından "kahramanlarımız" bir Alman denizaltı ile kaçtılar.
Bu duyulduğunda Refik Halid Karay "Efendiler Nereye" yazısıyla onlara seslendi. Mutlaka okuyun:
"Ziyafet bitti, fakat ağzınızı silmeden, elinizi yıkamadan, bir de acı kahvemizi içmeden efendiler nereye?
Yaz başlangıcında sırtı karnına yapışmış, sarı, sıska, cansız birtakım tahtakuruları çıkar, iğne gibi vücudumuza batarlar, derimizi haşlarlar, kanımızı emerler, sonra sabaha karşı etli canlı, iri yarı şuraya buraya kaçarlar...
Galiba şafak attı, güneş doğuyor; tahtakuruları nereye?
Kedisiz evlerde fareler vardır; kilerlere girerler, dolapları delerler, şunu, bunu kemirip, sağa sola koşuşup başköşede gezerler, bir pıtırtı olunca deliklere girerler...
Galiba koku aldınız, kedi geliyor; koca fareler nereye?
Dul annelerin haylaz çocukları vardır; sandıkları kırarlar, paraları çalarlar, bohçaları aşırıp Yahudi [eskiciye] satarlar ve sonra korkup sokak sokak kaçarlar...
Galiba foyanız meydana çıktı, yakanız ele geçecek, ziyankâr evlatlar nereye?
Vurdular, kırdılar; yaktılar, yıktılar; astılar, kestiler; kastılar, kavurdular; nihayet leşimizi meydanlara sererek yılan gibi kaçtılar; memlekete düşmanları sokarak üzerimizden aştılar...
Eli sopalı, beli palalı, gözü kanlı paşalar damdan dama nereye?
Siz âmir olmadınız, sergerdelik [kabadayılık] ettiniz... Siz valilik yapmadınız, asesbaşılık [polis şefliği] ettiniz... Efelere, taş çıkardınız; zorbalara parmak ısırttınız...
“As” deyince sıra sıra darağaçları kurulur, “yak” deyince alev alev meşaleler tutuşur, “bas!” deyince tabur tabur jandarmalar üşüşürdü... Elinizde zindan anahtarları, belinizde idam ipleri, sırtınızda darağaçları vilâyet vilâyet dolaştınız...
Beş senedir her tarafta kargalara insan leşinden öbek öbek ziyafetler çektiniz; akbabaları çocuk ölüsü ile besleyip kartalları artık Âdem etinden tiksindirdiniz.
Muhalif mi? Al aşağı... Muharrir mi? Vur başına...
Türk mü? Sür ölüme... Rum mu? İste parasını...
Ermeni mi? Kes kafasını... Arap mı? Çek ipe...
Kadın mı? Gönder eve... Haydut mu? Buyurun köşeye...
Külhanbeyi mi? Gelsin yanıma... Yahudi mi? Sor fikrini...
Kalan kimseye at sopayı... Paraları koy cebine... İşte sizin programınız bu!
Palalarla sopalarla işe giriştiniz; sürülerle insanları dağ başlarına götürüp satırlardan geçirdiniz; babaları, evlatları yoktan yere harcayarak Anadolu içerisinde dul kadından, yoksul yetimden başkasını bırakmadınız.
Ne oluyordunuz?
Bu kanlı işgüzarlıklar, bu canavar akını, bu fitne ve fesat siyaseti ne fayda verecekti?
Ne kazanacaktık? Dünyayı mı alacaktık, Mısır’a sultan mı olacak, Hind’e şah mı gidecektik?
Sizin sadrazamlıkla, seraskerlikle, nâzırlıkla gözleriniz doymamıştı, a padişah heveslileri...
Şam’da, Halep’te az daha namınıza hutbe okutup, isminize sikke kestirecektiniz.
Yiğitlik sizde, kahramanlık sizde, avurt zavurt sizde, caka tavır, hepsi sizdeydi...
Şimdi böyle sinsi sansar gibi tavandan tavana nereye?
Evet, nereye gidiyorlar? Mahalle kahvesinden bir adımda sadârete, meyhane peykesinden bir basışta nezârete, tulumbacı koğuşundan bir hamlede vilâyete eren bu türediler nereye gidiyorlar?
Kendileri kürklere büründüler, milletin derisini soydular... Anamıza sövdüler, babamızı dövdüler, hulâsa bacağından yakalayıp bu devleti yerden yere vurdular, paçavraya çevirdiler.
İşte milleti artık büsbütün öldürdüklerinden emin olsunlar... kollarımızda bir zerre kuvvet kalmış olsaydı, yakalarından yapışır öcümüzü alırdık... Halbuki kollarını sallıya sallıya, yüzümüze tüküre tüküre gittiler.
Aşkolsun! At da size yaraşır; meydan da. Bizde bu ölü kan, sizde o yaman surat olduktan sonra bir gün olur yine gelirsiniz...
Biz size: “Kırk katır mı, kırk satır mı?” diye soramadık; yarın sizin bize:
- "Ölümlerden ölüm beğen!" demek artık hakkınızdır. Lâyıkımız olan paşalar!
Topumuzun başını bir kılıçla çıkarmadan [uçurmadan] nereye?"
Rüşvette farklı döviz-taşıma biçimleri kullanmışlar.
Manavgat'ta "baklava", Bursa'da "pasta" kutusunda Euro,
para kuleleri dikerken dolar,
battaniye içinde "pound",
kargo ile Japon "Yeni",
elden olursa Arjantin "pezosu!.."
https://t.co/FfjnotdIxZ
..,
Bu da “atkıda rüşvet” mi?!
Mustafa Sarıgül’ün oğlu Emir Sarıgül ek ifade verdi.
Babasının "hediye paketleri" arasında Özgür Özel'e para verdiğini söylüyor;
"Babam V...o mağazasından 2 adet atkı almamı söyledi. Sonrasında babam İstanbul'daki Ulus Platin Konutları'nda bulunan evde bu atkı paketinin içine 100 bin dolar para koydu, paraların yanında atkılar da duruyordu. Sonrasında biz bunu bir hediye paketi şekline getirdik"
Yeni bir rüşvet veriş şekli mi bu?
Duvar üstünde,
sırt çantasında,
pasta kutusunda,
baklava kutusunda,
battaniyede falan duyduk da,
"atkı paketi"ini ilk defa duyuyoruz!
Ne bu şimdi?..
"Atkıda rüşvet" mi!
İhtiyacı olan gelip alsın diye mi?!..
…
https://t.co/yGf2KcNCX5
.
@AliKara36733643@eha_medya@Akparti Arkadaş çok boş bir istek. 9.9.1999'u kapsasa 10.9.1999 isteyecek. 10'u kapsasa 11, 12, 13, 14 isteyecek. Bunun sonu yok. Madem istiyorsunuz yalnızca kendiniz için değil genel bir yasa isyeyin herkesi kapsasın. Bencillik yapıyorsunuz. Yada devleti zora sokmak için uğraşıyorsunuz.
@sabah@islammemiss@islammemiss yılın ilk çeyreğinden itibaren altın 10 bini görür diyerek herkesi altına yöneltti. Ardından altının yükselip düşmesi dahi insanlara altını sattırmadı. Bu arada fon vurgunu gibi altın vurgununu da olmaz inşallah. Manipülatörler hariç sayenizde vatandaş zarar etti.
♦️ İBB’de kiralık araç saltanatı: Sayıştay ortaya çıkardı
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin araç kiralama işleri, Sayıştay’ın 2024 yılı düzenlilik denetim raporunda ortaya çıkan tablo, ‘hizmet’ adı altında kamu kaynağının nasıl israf edildiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Rapora göre, yaklaşık 3 milyar 60 milyon TL bedelli araç kiralama ihalesinde belirlenen aylık kira tutarları, araçların ortalama kasko değerlerine göre son derece yüksek. Bazı gruplarda ise araç, yalnızca birkaç aylık kira bedeliyle satın alınabilecek düzeyde...
💢 Ortalama kasko değeri yaklaşık 607 bin TL olan araçlar için aylık yaklaşık 250 bin TL
💢 Ortalama kasko değeri yaklaşık 1,09 milyon TL olan araçlar için aylık yaklaşık 360 bin TL
💢 Ortalama kasko değeri yaklaşık 1,27 milyon TL olan araçlar için aylık yaklaşık 340 bin TL olarak İBB’ye fatura edilmiş.
♦️ Yani bu araçlar sırasıyla yaklaşık 2,4 ay, 3 ay ve 3,7 ay içinde öz mal olarak “edinilebilir” hale geliyor.
♦️ Mevzuatın ise şoför hariç aylık kira bedelinin kasko değerinin yüzde 2’sini aşamayacağını açıkça söylemesine rağmen bu sınırın katbekat üzerinde bir tablo karşımızda duruyor.
Tüm bunların yanısıra binek araçların bir kısmı taşıt kiralamasıyla ilgisi olmayan ihalelerin içine gizlenerek temin edildiği, binlerce araçta takip sistemi olmadığı, yaklaşık maliyetler piyasa rayiçlerine uygun oluşturulmadığı raporda yer alıyor.
Araçların kim tarafından, nerede kullanıldığı sorusu da havada kalıyor.
2019’da Yenikapı’da “makam aracı israfı” diye gösteri yapanlar, bugün kendi yönetimlerinde bu tablonun muhatabı olmuş durumda bulunuyor.
📌Ekrem İmamoğlu'nun dahiyane buluşu "Kent uzlaşısı" projesi çöktü..
*
DEM Parti, CHP listelerinden belediye meclislerine soktuğu üyelerini kendi çatısı altında toplamaya başladı.
*
Geriye,
CHP ile DEM'in mutlu günlerinde çekilen İBB itfaiyesindeki bu "Kent uzlaşısı halayı" kaldı...
Abdullah Bozkurt, Bülent Korucu, Adem Yavuz Arslan ve diğerleri...
FETÖ, tetikçilik yapan çakma gazetecilerine 10 yıldır maaş ödeyip evlerini düzüyormuş.
Videonun tamamı için
https://t.co/EIfKf7g6rs
Dünyanın en önemli seçmeninin milletimiz olduğunu biliyor muydunuz? Ben vermedim bu payeyi. 2023 Genel Seçimlerinde Avrupa ve Batı tarafından verildi. Bugün isyan ve tufan içindeki Avrupa tarafından.
🖊️ @yusufdincyd
https://t.co/ZznEk8cfU0
@Droglosti@ceycona@samiltayyar27 Bu kafayla hiçbir BK olamazsın.Türk milleti geçmişten bu yana hep devletçidir.Bu nedenle Atatürk de devletçilik ilkesini koymuştur.İlk önce bunu kafana sok.Beyni yıkanmış gençlerde devlet kavramı yokttur.Devlet din gibi kutsal değildir ama değer vermezsen hainlik sıradanlaşır.
Barış Yarkadaş:
''Muhittin Böcek Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına gittiğinde "Ben bu arkadaşları doyuramıyorum Savcı Bey.
Bunların otel isteklerinden, uçak isteklerinden, farklı isteklerinden yoruldum. Beni bunlardan kurtarın" diyor.
"Ben bu arkadaşları doyuramıyorum Savcı Bey" diyor. İsim de veriyor, isim de veriyor.
Kimin otel istediğini, kimin uçak bileti istediğini, kimin ne istediğini isim olarak da veriyor.''
Geç olmadan!
Cadılar bayramı garabeti kültürümüze sokularak yapılmak istenilen kimlik katliamına dur denilmeli, bu tür ithal rezilliklerin önü kesilmelidir.
30 Ekim 1922 günü Meclis'te Saltanat'ın kaldırılması oylanmış ve reddedilmişti! 104 yıl önce bugün 1 Kasım'da tekrar görüşülmüş ve "Bu iş bugün mutlaka bitecek belki bazı kafalar kesilecek" tehdidinden sonra yapılan oylamada Saltanat kaldırılmıştı.
1️⃣Niçin kaldırıldığı, "demokrasinin beşiği" dedikleri İngiltere'deki krallığın hâlâ üzerine titrenirken, bizde Saltanat ve Hilafet neden ilk harcanan kurum oldu iyi düşünmek lazım.
2️⃣Ama hepsini bir kenara bıraktık, Ankara'dakileri yetiştirip "Paşa" yapan, avuç dolusu altınlarla tedavi için Avrupalara gönderen, çok değerli görev ve yetkiler veren bir Sultan ve Halife, neden bu kadar aşağılanır?
3️⃣Neden "İstanbul'a gelince seni Sultanahmet'te sallandıracağız, haremini de askerlere vereceğiz" aşağılığına tenezzül edilir? Bu, kimin kin ve öfkesidir?
Sonra da "Vahideddin İngiliz gemisiyle kaçtı!.." iftirası...
▶️Sultan Vahideddin Han, Osmanlı Hanedanının en donanımlı, en vicdanlı ve kuyusunun kazıldığını gördüğü halde vatanı düşünerek Kurtuluş Savaşı'na en büyük desteği verecek kadar millî bir Sultan'dır.
🔴Bırakın içimizdeki Osmanlı düşmanlarını, çoğu "muhafazakâr" bile Vahideddin Han'ı tanımıyor ve bu Osmanlı düşmanlarının ağzıyla konuşuyor! Yazık!
Sosyal medyadaki her kansızın akıbeti bu olacak…
Şehidimiz Yusuf Sait Ünlü’ye yönelik hakaret içerikli paylaşımlar yapan şahıs, Balıkesir'de yakalanarak tutuklandı.
KENDİ KENTİNE BORÇLU BİR BELEDİYE: İBB!
İstanbullunun suyuna zam üstüne zam yapan İBB, kendi su faturalarını bile zamanında ödemiyor!
Sayıştay’ın 96. bulgusu :
📌 Su faturaları geciktirilmiş, gecikme zamları kamuya yük olmuş.
📌 2024 ve 2025 yıllarında doğal gaz tüketim borçlarına hiçbir ödeme yapılmamış.
📌 2025 yılı sonunda İGDAŞ’a biriken borç 826 MİLYON TL!
📌 Bazı hizmet binalarında su, İBB’nin ana hizmet birimlerine uygulanan fiyatın yaklaşık 3,5 katına tüketilmiş.
Kendi faturalarını BİLE zamanında ödemeyenler, İstanbul’un milyarlarca liralık bütçesini yönetiyor!?
📖 Kaynak: İBB 2025 Yılı Sayıştay Denetim Raporu, Bulgu 96, s. 387–388.