Roman vatandaşlarımızın, can kardeşlerimin 8 Nisan Dünya Romanlar Günü’nü tebrik ediyorum.
Binbir renk, tek millet olduğumuz, aynı bağın gülü olduğumuz tüm Roman kardeşlerime selam ve muhabbetlerimi iletiyorum.
28 Şubat’tan beri bölgemizi yangın yerine çeviren savaşta dün gece ilan edilen ateşkesten memnuniyet duyuyoruz.
Olası tahrik ve sabotajlara fırsat verilmeden ateşkesin sahada tam olarak uygulanmasını temenni ediyoruz.
Başta dost ve kardeş Pakistan olmak üzere ateşkes ilanına giden süreçte katkısı olan tüm aktörleri canıgönülden tebrik ediyoruz.
Savaş, çatışma, gerilim ve zulümlerden çok çekmiş coğrafyamızın bir an önce barışa, huzura, istikrara kavuşması samimi temennimizdir.
Türkiye, bölgesinde ve dünyada barışın sesini yükseltmeye devam edecektir.
30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü vesilesiyle 2017 yılında kıymetli eşim @EmineErdogan öncülüğünde başlattığımız Sıfır Atık Hareketi’nin giderek büyümesi ve güçlenmesinden büyük memnuniyet duyduğumu ifade etmek istiyorum.
Ülkemizin başlattığı, bugün küresel bir çevre hareketine dönüşen Sıfır Atık Hareketi ile toplamda 90 milyon ton atık geri kazanıldı.
Bu sayede Türkiye ekonomisine 365 milyar lira katkı sağladık.
İnşallah geri kazanım oranını 2035 yılında %60��a, 2053 yılında ise %70’e yükseltmeyi hedefliyoruz.
İklim değişikliği ve çevre kirliliğiyle mücadelemizi kararlı bir şekilde devam ettireceğiz.
Dikkat edersiniz CHP Genel Başkanı’nı artık kendi seçmeni bile kale almıyor.
Ona buna sataşarak siyasette itibar devşirmeye çalışan bu zavallıyı biz bir kez daha kendi hezeyanlarıyla baş başa bırakıyoruz.
23 yıl boyunca karşılaştığı onca engele, bölgesinde yıllardır eksik olmayan krizlere ve çatışmalara, nice kifayetsiz muhteristen yediği darbelere rağmen yıkılmayan, sendelemeyen, tam tersine kaya gibi sağlam duran bir Türkiye gerçeği var.
Kimse bu Türkiye’ye diz çöktüremeyecek.
Bu aziz millet, katliamdan kaçan milyonlarca Suriyeliye kucak açtı.
İnsafı, vicdanı, kalbi olmayan, insanlıktan nasibini alamamış canilerin kışkırtmalarına rağmen sabırla misafirlerine sahip çıktı.
Suriye’de o mazlumların yaptığı devrim, bu aziz milletin şerefine şeref kattı.
Ensar ruhuyla o muhacirlere sahip çıktığımız için şereflendik.
Suriye devriminin gerçekleşmesini sağladığımız için şereflendik.
Şimdi misafirlerimiz kendi vatanlarına dönüyorlar.
Dönerken bize ve milletimize dua ediyorlar.
Şam’ın, Halep’in, Hama’nın, Humus’un, Lazkiye’nin sokaklarında Türkçe ikinci dil olarak konuşuluyor.
Suriye’nin kalıcı huzura, refaha, emniyete kavuşması için girişimlerimiz sürüyor.
Suriye’nin yeniden imarında, inşasında da inşallah yine o kardeşlerimizin yanında olacak, hem Suriye’yi hem Türkiye’yi birlikte büyüteceğiz.
Suriye’nin güvenliği, bizim güvenliğimizdir.
Biz bir gece yatıp sabah bütün irtibatlarından, bütün kardeşlik hukukundan, mirasından, mesuliyetlerinden azade olmuş bir millet olarak uyanamayız; bu mümkün değil.
Bu aziz millete fizikî sınırlar çizebilirsiniz ama gönül coğrafyasına sınır çizemezsiniz.
Filistin’in, Sudan’ın, Azerbaycan’ın, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin, Irak’ın, İran’ın, Ukrayna’nın güvenliği bizim güvenliğimizle doğrudan bağlantılıdır.
Ufku dar olanlar bu vizyonu anlayamazlar.
TİKA’mız, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığımız, Kızılayımız, Diyanet İşleri Başkanlığımız, Maarif Vakfımız, Türk Hava Yollarımız, yardım kuruluşlarımız, iş insanlarımız ve müteahhitlerimizle Allah’a hamdolsun bugün dünyanın her yerinde varız, her yerinde varlık gösteriyoruz.
Hem elimizi uzatıyor hem el uzatanların elini tutuyoruz.
Hem kazanıyoruz hem kazandırıyoruz.
Biz başkaları gibi değiliz.
Biz sömürmenin peşinde değiliz.
Biz hiç vermeyip sürekli alanlardan değiliz.
Biz gayriinsani, gayrivicdani hesaplar içinde değiliz.
Biz Selçuklu’nun torunlarıyız, biz Osmanlı’nın torunlarıyız; biz yıkmak için değil, gönüller yapmak için oralardayız.
Biz rahmete, berekete gönülden iman etmiş bir milletiz; parti olarak böyle bir kadroyuz.
Afrika’ya, Asya’ya, Latin Amerika’ya, hemen yanı başımızdaki mazlum coğrafyalara ulaşmaya çalışırken çalmak, çırpmak, yağmalamak, sömürmek için değil, muhabbetle kucaklaşmak için giden insanlarız.
Tam 23 yıldır işte böyle bir imanla, böyle bir misyonla, böyle bir anlayışla hareket ediyoruz.
Biz meselelere gönül gözüyle bakıyoruz. Onun için de Rabb’imiz yolları açıyor, seferi kolaylaştırıyor; rahmetini, bereketini bizden esirgemiyor.
Hamdolsun, Cenab-ı Allah’a sonsuz şükürler olsun.
Biz ülkemizin ve milletimizin menfaatini her türlü çıkarın üzerinde gören bir kadroyuz. Terörsüz Türkiye sürecinde de bu anlayışla hareket ediyoruz.
AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak tek bir gayemiz var, o da milletimizin böğrüne saplanan bu kanlı hançeri ebediyen çıkarmak…
Terörsüz Türkiye sürecinde hamdolsun bugüne kadar gayet olumlu, umut ve cesaret verici ilerlemeler kaydettik.
Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun Gazi Meclisimizin çatısı altında, oldukça geniş bir katılımla kurulmasıyla süreç hem toplumsal boyut kazandı hem de çok farklı bir ivme yakaladı.
5 Ağustos’tan bu yana iş dünyasından insan hakları kuruluşlarına, akademi mensuplarından sendikalara, emekli askerlerimizden şehit ve gazi derneklerimize kadar milletimizi temsil eden tüm katılımcılar Komisyon tarafından dinlendi, görüş ve önerileri dikkatle not edildi.
Tüm ikbalini sürecin akim kalmasına bağlayanlara inat, Komisyonun fikir ve hedef birliği içinde çalışmasını son derece kıymetli buluyorum.
Komisyonun Terörsüz Türkiye süreciyle birlikte ülkemiz demokrasisine, birlik ve beraberliğimize, toplumumuzun farklı kesimleri arasında diyalog ve empatinin güçlenmesine yaptığı katkıları takdirle karşılıyor, Meclis Başkanımızı ve Komisyon üyelerimizi canıgönülden tebrik ediyorum.
Komisyonun, müteakip oturumu dâhil bundan sonraki süreci de aynı yapıcı, sağduyulu ve özellikle uzlaşmacı anlayış temelinde sürdüreceğine inanıyorum.
“Niyet hayır, akıbet hayır” düsturuyla çıktığımız bu yolculukta sonuçta kazanan Türkiye olacak, milletimiz olacak; kazanan mutlaka kardeşlik olacaktır.
Türk, Kürt, Arap, Alevi, Sünni, Şii fark etmeksizin kazanan bölgemizdeki tüm halklar, tüm kardeşlerimiz olacaktır.
Cenab-ı Allah bizlere hayırlı bir sonuç nasip etsin.
Bizden sonraki nesiller bizim açtığımız yolda, sağlam bir zeminde Türkiye’yi zirvelere taşıyacaktır.
Biz o güne kadar şehit ve gazilerimizin aziz hatıralarına gölge düşürmeden, onlardan devraldığımız kutsal emaneti yücelterek Türkiye için çalışmaya kararlılıkla devam edeceğiz.
Günümüz dünyasında artık hiçbir ülkenin kendisini sınırları içine hapsetme lüksü yoktur.
Coğrafi bakımdan hiçbir ülke için yanı başındaki, bölgesindeki sorunlara bigâne kalma gibi bir seçenek söz konusu değildir.
Bugün ister Gazze ister Afganistan isterse Sudan olsun, masumların ölümüne “bunlar bizim sorunumuz değil” diye bakanlar, açık söylüyorum, “kazın ayağının hiç de öyle olmadığını” bir şekilde öğrenirler.
Sınırlarının hemen ötesinde yaşanan yoksulluğu, çatışmaları, krizleri büyük bir bencillik içinde umursamayanlar, bırakın insanlığı, kendi çocuklarına bile parlak bir gelecek vadedemezler.
“Her koyunun kendi bacağından asıldığı” bir dünya, hepimiz için sonu karanlık bir dünya demektir.
Haksızlık karşısında susan, o haksızlığa ortak olmuştur.
Zulme rıza göstermek de zulümdür.
Biz hesap gününe inanan insanlar olarak zulme rıza gösteremez, haksızlık karşısında susanlardan olamayız.
Cumhuriyeti salonlara ve gardıroplara indirgemeye çalışan slogan cumhuriyetçilerine aldırmadan Cumhuriyete asıl hizmetin eser ve hizmetle olacağını 81 vilayetimize kazandırdığımız devasa yatırımlarla ortaya koyuyoruz.
Türkiye Yüzyılı’nda Yüzyılın Konut Projesi’ni hayata geçiriyor, 500 bin sosyal konut seferberliğimizi başlatıyoruz.
Projemizle 81 ilimizin tamamına toplam 500 bin konut yapacağız.
500 bin sosyal konut projemizle vatandaşlarımız uzun vadeli, düşük taksitli ve güvenli bir şekilde ev sahibi olacak.
Böylelikle son dönemde olağan dışı artan kira fiyatlarına karşı güçlü bir kalkan oluşturacağız.
Ana muhalefet “TOKİ’yi bile imrendirecek” dedikleri projeyi bile ellerine yüzlerine bulaştırdı.
TOKİ’ye rakip olmak için çıktıkları yolda dolandırıcılıktan mahkemeye düştüler.
Biz ise bugüne kadar tam 1 milyon 740 bin sosyal konutu milletimizin emrine verdik.
Türkiye’nin kentsel dönüşüm seferberliğine 2012’de İstanbul’dan start vermiştik.
O tarihten itibaren milyonlarca kardeşimizin yuvasını ve iş yerini dönüştürdük.
Türkiye’yi bir uçtan diğer uca yepyeni yaşam alanlarıyla donattık; şehirlerimizi, meydanlarımızı, cadde ve sokaklarımızı iyileştirdik, güzelleştirdik.
On binlerce ailemizi yeni yuvalarıyla buluşturduk, dar gelirli kardeşlerimizin yüzünü güldürdük.
Vatandaşlarımızın kendi evlerini inşa edebilmeleri için altyapısı hazır arsaları kendilerine sunduk.
Dar gelirli 5 milyon vatandaşımızı camileriyle, parklarıyla, yürüyüş yollarıyla modern, sağlam ve çevre dostu yaşam alanlarına kavuşturduk.
Aynı şekilde afet bölgelerinde de çok büyük bir gayret ortaya koyduk.
Ana muhalefetin her fırsatta eleştirdiği TOKİ çok büyük başarılara imza attı, inşallah bunlara yenilerini eklemeyi de sürdürecek.