12/ Bana göre tartışmayı;
“Hasta hakkı mı, hekim hakkı mı?”
seviyesine indirgemek yanlış.
Asıl tartışmamız gereken:
Hastanın mahremiyetini eksiksiz korurken, geleceğin uzman hekimlerinin gerçek hastalar üzerinden eğitim almasını nasıl sürdüreceğiz?
Çünkü bugün asistanın eğitimine izin vermediğimiz sistemde,
yarın hepimiz o uzmanın hastası olacağız.
Sizce eğitim hastanesinde sınır nerede olmalı?
1/ Daha zor soruyu soralım:
Eğitim hastanesine başvuran herkes;
“Uzman beni muayene etsin ama asistan görmesin.”
derse ne olacak?
Asistan hekim hangi hastayı görecek?
Hangi muayeneyi öğrenecek?
Hangi klinik tecrübeyi kazanacak?
Ve en önemlisi:
Yarının uzman hekimini nasıl yetiştireceğiz?
10/ O halde asıl soru şu:
Hasta elbette mahremiyetini istemelidir.
Fakat sağlık hizmetinin sunumunda mevzuat gereği görev alan bir asistan hekim;
“tedavimle ilgisi olmayan üçüncü kişi” olarak değerlendirilebilir mi?
Mevzuatın lafzına baktığımızda bu hiç de tartışmasız bir kabul değil.
9/ Bugün muayene olduğumuz profesör de, doçent de, uzman hekim de bir zamanlar asistandı.
Onlar da gerçek hastaları gördüler.
Muayene ettiler.
Eğiticilerinin gözetiminde tanı ve tedavi süreçlerine katıldılar.
Uzman hekim böyle yetişiyor.
8/ Çünkü asistan hekim yetiştirmenin teorik dersle mümkün olmadığını hepimiz biliyoruz.
Bir cerrah ameliyat görmeden,
bir kadın-doğum uzmanı hasta muayene etmeden,
bir dahiliyeci hasta değerlendirmeden,
bir acil tıp uzmanı gerçek hastaya yaklaşmadan
uzman olamaz.
7/ Elbette bu hüküm;
“Hasta eğitim hastanesine girdiyse bütün haklarından vazgeçmiştir”
anlamına gelmez.
Mahremiyet hakkı vardır.
Aydınlatılma hakkı vardır.
Tıbbi müdahaleye rıza hakkı vardır.
Ancak mahremiyet hakkı ile tedavi ekibini istediğimiz şekilde oluşturma hakkının aynı şey olup olmadığı tartışılmalıdır.
6/ Bir başka konu daha var:
Hasta Hakları Yönetmeliği yalnızca hasta haklarını düzenlemiyor.
Hastaların uyması gereken kuralları da düzenliyor.
Madde 42/A'ya göre hasta;
başvurduğu sağlık kurumunun kural ve uygulamalarına uygun davranmak ve teşhis-tedavi ekibinin bir parçası olduğu bilinciyle hareket etmekle yükümlüdür.
5/ Bu nedenle iki kişiyi birbirinden ayırmak gerekiyor:
🔹 Hastanın tedavisiyle ilgisi olmayan ve yalnızca eğitim amacıyla gözlem yapan kişi,
ile
🔹 Hastayı değerlendiren, muayene eden, tetkiklerini değerlendiren ve eğiticisinin gözetiminde sağlık hizmeti sunan asistan hekim.
Bunların hukuki konumu aynı değildir.
4/ Bunun cevabı için Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği'ne bakalım.
Madde 11/7:
Uzmanlık öğrencisi, eğiticilerin gözetim ve denetiminde;
“araştırma ve eğitim çalışmaları ile sağlık hizmeti sunumunda görev alır.”
Yani asistan hekim yalnızca odada eğitim amacıyla bulunan bir gözlemci değildir.
Sağlık hizmeti sunumunda görev alan hekimdir.
3/ Aynı maddede eğitim hastaneleri için daha da dikkat çekici bir hüküm bulunuyor.
Eğitim verilen sağlık kurumlarında hastanın ayrıca rızasının alınması gereken durum yine;
“hastanın tedavisi ile doğrudan ilgili olmayanların”
eğitim amacıyla tıbbi müdahale sırasında bulunması üzerinden düzenlenmiş.
Peki asistan hekim tedaviyle ilgisiz biri mi?
2/ Hasta Hakları Yönetmeliği Madde 21, mahremiyet hakkını düzenliyor.
Buradaki kritik ifade şu:
Hastanın “tedavisi ile doğrudan ilgili olmayan kimselerin” tıbbi müdahale sırasında bulunmamasını isteme hakkı vardır.
Yani düzenleme, odada bulunan herkesi değil, özellikle tedaviyle doğrudan ilgili olmayan kişileri tarif ediyor.
1/ Hasta, “Mahremiyet hakkım var, asistan hekim odadan çıksın” diyebilir mi?
Son zamanlarda bu konu sıkça tartışılıyor.
Evet, hastanın mahremiyet hakkı vardır.
Ancak mevzuata baktığımızda önemli bir ayrıntı gözden kaçıyor:
Asistan hekim, hastanın tedavisiyle ilgisi olmayan üçüncü bir kişi midir?
Birlikte bakalım. 👇