Ayşe Tokyaz davasındaki bir tanık Cemil'in daha önce kendisine şiddet uyguladığını anlattı: Duruşmada konuşan tanık şöyle dedi:
Cemil’i 2020 yılında tanıdım. Kendisi beni darp etti. Suç duyurusunda bulundum. Evden çıkarken onun hakkında suç duyurusunda bulunmayacağımı söyledim ve evden çıktım. Sitenin dışında kendi fotoğrafımı çektim. Bu fotoğrafı kendisine gönderdiğimde, hakkında suç duyurusunda bulunacağımı söyledim.
“Korumа kararı istemişsin” diyerek beni aradı ve ifademin bütün detaylarını anlattı. Kendisi hakkında o zaman herhangi bir işlem yapılmadı. Ben de bu durumu dosyaya sundum.
Ece isimli bir kız arkadaşı vardı. Ona da şiddet uyguluyordu. O videoları ben çektim. Ece’ye, “Şikâyetçi olursan istersen sana yardımcı olabilirim” dedim ama Ece çok korkuyordu.
Beni darp ettiği sırada da “Seni burada öldürürüm, kimse bana bir şey yapamaz” diyordu. Ece ile imam nikâhı kıymıştı. Yasaklı madde kullanıyordu. Karakolda imza atması gerekiyordu ancak imza atması gerekirken “Bak, çıkmıyorum” diyordu.
Ben onu şikâyet ettikten sonra bana ulaştı, tehdit etti ve ifademi geri çekmem için para vereceğini söyledi. 2022 yılında bununla ilgili şikâyetimi geri çektim.
2024 yılında beni tekrar aradılar. Kendisine bir şey olacağını düşünmüyordum. Beni öldürmekle tehdit etti. Adımı değiştirdim, kendisi beni bulsun diye.
Beni döverek bazı şeyler söyletti ve bu ses kaydını ev arkadaşım Yağmur’a gönderdi. Kendisinin o tarihlerde silah ticareti yaptığını biliyorum. Samet isimli bir polis memuru da olayın içindeydi.
Ece’yi çok darp etti ve her defasında doktora götürüyordu. Ece’nin bütün aile bilgilerini ortaya çıkarmıştı.
Ben şiddet gördükten sonra Halkalı’daki karakola gittim. Oradaki polisler şikâyetimi almadı. Daha sonra Kanuni Sultan Süleyman Hastanesi’ne gittim ve oradan darp raporu aldım. Ondan sonra şikâyetçi olabildim.
Koruma kararı çıkardım. Daha sonra beni aradı ve tüm ifademi okudu. Bana “Koruma kararını eve getirdiler” dediler ve buna gülerek tepki verdi. Bana bunu, polis memuru olan bir arkadaşından öğrendiğini söyledi.
İBB DAVASINDA FRANKENSTEİN HİKAYESİ!
İmamoğlu'nun danışmanı Murat Ongun savunma yapıyor:
"Bugünlerde çok popüler bir hikaye var, Frankenstein hikayesi. Doktor Frankenstein kendini yaratıcıyla bir tutar, sadece onun yapabileceği bir şey yapmak ister ve yoktan bir varlık yaratır. Ancak doktor yarattığı ucubeden tiksinir onu terk ederek kaçar. Bu iddianame doktor Frankenstein’in eseri gibidir. Yaratan kişi de ondan tiksindiği için olsa gerek onu bırakıp Ankara’ya gitmiştir. Siz de şimdi kollarınıza atılan canavarla ne yapacağınıza karar vereceksiniz."
Geçtiğimiz haftalarda Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP'yi “Bir Frankenstein ürettiler şimdi ceremesini çekiyorlar” sözleriyle hedef almıştı.
murat ongun kendisini serbest bırakma vaadiyle ziyaret eden avukatlardan sonra bir de soruşturma başlamadan kendisini listeden sildirme vaadiyle ziyaret edenleri açıklıyor.
"2024 senesinin ekim ayında ahmet çiçek beni çetin ayaz adında bir şahısla ofisime gelerek tanıştırdı. bu şahıs bana hakkımda bir soruşturma yürütüldüğünü, soruşturmanın gizli olduğunu, yardım edebileceğini söyledi.
2025 senesinin ocak ayında çetin isimli şahsı çağırarak tekrar görüştüm. bu görüşmede benden 100 bin dolar vermem karşılığında bana listede kimlerin olduğunu ve olayın ne olduğunu bana bulabileceğini ve listede olmam halinde belirleyeceği bedel karşılığında de listeden adımı sildirebileceğini söyledi"
@cerezfamilya Oğlumuz paşamız dünden bu yana İstanbul Kağıthane hürriyet mahallesi mazi sokakta kaybolmuştur tasması yoktur ama adına duyarlı lütfen ilanın yayılmasında yardımcı olur musunuz dışarıyı hiç bilmiyor başına birşey gelmesinden korkuyoruz 05305409001
Venezuela’ya bağış yapmak isteyenler ama organizasyonlara güvenmeyenler için 👇🏻 Yakın arkadaşım Venezuela’da kişisel olarak yardım topluyor ve her şeyi Instagram’da adım adım paylaşıyor. Wise Türkiye’de çalışıyor. Lütfen yayalım, yardımımız dokunsun 🙏🏻
Bu sistem, yaşanan katliamları unutturmaya ve zamanla hepimizi bu acılara alıştırmaya çalışıyor.
Elbette her an, her dakika bu davaları takip etmeniz mümkün değil. Ama en azından mahkemeler ne zaman yapılıyor, hangi kararlar alınıyor, adalet süreci nasıl ilerliyor bilmek; vicdani ve insani bir sorumluluktur.
Lütfen "Bize bir şey olmaz." demeyin.
Biz de öyle düşünüyorduk.
Sonra bir telefon geldi ve hayatımız bir daha hiç eskisi gibi olmadı.
Bugün biz çok büyük bir acıyla yaşıyoruz. Bu acının başka ailelerin kapısını çalmaması için mücadele ediyoruz.
10 Temmuz'da görülecek Gayrettepe davasında sesimize ses olun. Çünkü adalet, yalnızca mahkeme salonlarında değil, toplumun vicdanında da aranır.
#GayrettepeİçinAdalet
#29CanİçinAdalet
#AdaletHerkeseLazım
beylikduzu baris mahallesinde bir spor salonu calisanlari orada yasayan ve bakilan kediyi koltuklara zarar verdigi gerekcesiyle oldurup cope atmislar caniler lutfen yayilmasina yardimci olur musunuz
Bu ölüm, bu yıl tespit edilen 29. çocuk işçi ölümü.
16 yaşındaki Muhammed Ali Tazegün, Iğdır'da besici olarak sömürüldüğü sırada hayatını kaybetti.
Sınıflarında olması gereken sıra arkadaşlarımızın atölyelerde, inşaatlarda, çiftliklerde sömürülmemeleri, iş cinayetlerinde hayatlarını kaybetmemeleri için mücadele etmeye devam edeceğiz!
İki günde üç gazeteci tutuklandı
Gazeteci Ali Çağatay, İBB Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal’ın kaçırılmasıyla ilgili sosyal medya paylaşımı nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklandı.
İki gün önce de gazeteci Yıldız Tar, “NATO Operasyonu” kapsamında yöneltilen “silahlı terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla tutuklanmıştı.
25 Haziran’da tutuklanan Evrensel Gazetesi Ankara Muhabiri Doğa Baskan ise dün tahliye edildi.
"NATO Zirvesi öncesinde, kent genelinde çok sıkı bir “dilenci operasyonu” yürütülüyor. Ankara Emniyet Müdürlüğü tarafından uygulamaya konulan “Operasyon Turkuaz” planı kapsamında, yabancı heyetlerin bulunacağı kritik alanlar dilencilerden tamamen arındırılmakta. Emniyet güçleri ve zabıta ekipleri; kent genelindeki tüm dilencilere, hanutçulara, değnekçilere ve valelere karşı sıfır tavizle operasyonlar yürütüyor. 9 merkez ilçede, 215 ayrı noktada, parklarda ve eğlence mekânlarında özel timler bu grupları sokaklardan tek tek toplamakta"
Habitat’tan NATO’ya: Sosyal temizlik! https://t.co/j10RMv1fMW
Avrupa kavruluyor, Türkiye’de de sıcaklıklar 40 dereceye dayandı, daha sıcak günlerin geleceği konuşuluyor. Tüm emekçilere "tehlikeli koşullarda çalışmaktan kaçınma hakkı”nı hatırlatıyoruz...
> Tersanelerde, inşaatlarda, demir-çelik ocaklarında, yol yapımında, sokak temizliğinde milyonlarca işçi güneşin altında çalışıyor.
> Aşırı terleme ve sıvı kaybı nedeniyle kas spazmı, kalp krizi, yüksek tansiyon, beyin kanaması ve bunlara bağlı ani ölüm riskleriyle karşı karşıyalar.
> Avrupa Sendikalar Konfederasyonu (ETUC) sıcaklık 30 dereceyi aştığında iş kazası riskinin %5 ila 7 arttığını tespit ediyor. 38 derecenin üzerinde ise risk %10-15 daha fazla. ILO, 2000’lerden bu yana işyerlerinde sıcağa bağlı ölümlerde AB genelinde %42'lik bir artış tespit ediyor. ABD Sağlık Bakanlığının 2030 modellemesi ise çarpıcı: Önlem alınmazsa her 14 ila 24 dakikada bir işçi, aşırı sıcağa bağlı olarak ölecek.
> İşte bu düzeyde risklerle yüz yüze bırakılan farklı kent ve işkollarından işçiler gazetemize konuştu.
- Bir tersane işçisi, geçtiğimiz hafta tansiyonu düşüp bayılan bir ustayı ayran içirerek çalışmaya devam ettirdiklerini anlatıyor.
- Bir yol işçisi “20 yıldır yol işçiliği yapıyorum daha bir yaz çalışma şartlarında esneklik uygulandığını görmedim” diyor.
- Dalga geçer gibi “Sıcak ile paradan zarar gelmez” diyen patronlar ise sadece 'verimlilik düşmesi'nden şikayetçi..
> Ankara Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Zafer Çelik, “Çok soğukta olduğu gibi çok sıcakta da çalışma süreleri kısıtlanmalı. Daha kısa aralıklarla mola verilmeli, nöbetleşe çalışma uygulanmalı. Koruyucu giysiler, şapka gibi ekipmanlar sağlanmalı. Ayrıca sıvı kaybını önlemek için su ve beslenme desteği düzenli olmalı” diyor.
> Birleşik Metal-İş Sendikası İşçi Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Nuran Gülenç ise mevcut yönetmeliklerin bu konuda işçileri koruyacak bir çerçeve sunmadığını ve bu yönden denetlenmediğini söylüyor ve mevzuattaki “tehlikeli koşullarda çalışmaktan kaçınma hakkı”na değiniyor: “Bu hakkın kullanımı ise işçilerin örgütlü gücü olmadan neredeyse imkansız hale geliyor.”
Tutuklananlardan biri de yakınımız üniversite öğrencisi bir genç. Annesini ve kızkardeşini 6 Şubat’ta kaybetti. Kendisi enkazdan çıkarıldı babası ile birlikte. Cuma günü babasıyla konuştuğumda gözaltına aldılar ben de Ankara’ya gidiyorum dedi. Dün de tutuklama haberi geldi.
🚨 Zavallı ayıya önce araba carpıyor bacağı kırılıyor .Dkmp ekipleri gelip iğne atıyor hayvan kaçıyor sonra 10 metreden çaya düşüyor .Ekipler yine iğne atıyor ama ayıyı almadan gidiyor .Ertesi gün üzerinde 3 enjektör ile ölüsü çıkartılıyor .@karabukdkmp@TCTarim@milliparklar