Bugün, tek adaylı bir seçim olmasına rağmen 74.644 üyemizin oyuyla, YENİ Parti İstanbul İl Başkanı seçildim.
Üstlendiğim büyük sorumluluğun ve tarihsel görevin farkındayım, bana güvenen tüm üyelerimize yürekten teşekkür ediyorum.
Halkımızın isteği, üyelerimizin güçlü desteğiyle YENİ yolumuzda kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz.
Hak kazanacak, halk kazanacak.
Yepyeni bir hayat doğacak!
Sevgili Süleyman Saim Tekcan’ı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyorum.
Türkiye’nin sanatla, kültürle, güzellikle buluşmasına ömrünü adamış çok kıymetli bir sanatçıydı.
Yalnızca eserleriyle değil, yetiştirdiği öğrencilerle, paylaştığı birikimiyle, bitmeyen üretme heyecanıyla hepimize ilham verdi.
Yollarımızın kesiştiği, İstanbul’un sanatını ve geleceğini konuştuğumuz her anı sevgiyle hatırlayacağım.
Sanata duyduğu tutku kadar insanlara gösterdiği incelik, içtenliği ve dostluğu da unutulmayacak.
Sevgili Süleyman Saim Tekcan, bıraktığın iz hiç silinmeyecek.
Mekânın cennet olsun kıymetli hocam. Seni özlemle, sevgiyle ve minnetle anacağım.
Biliyorsunuz bu Cebeci Maden Sahası dillerden düşmüyor. Haşmetli, bilge, her konuda uzman gazetecilerimiz milyorlar, trilyonlar aman Allah'ım İmamoğlu Türkiye bütçesini burada batırdı, yedi bitirdi diye iddia ediyor.
Ben de bu milyorları görmek için iddianame ve savunmalara baktım.
Ortaya çıkan sonuç şu: Cebeci Maden Sahası'na hafriyat dökümü İmamoğlu döneminde yapılırsa suç, TMSF'nin kayyumu yapınca kamu hizmeti.
Peki nasıl oluyor?
İddianameyi ve savunmaları inceledim. Cebeci Maden Sahasında ne olduğunu anlamak için 4 büyük soruya cevap vermemiz gerekiyor. Savcılık ne iddia ediyor, bu saha ne zaman ve kim tarafından hafriyat sahası olarak tanımlandı, yetkili kurum ve kuruluşlar hangileri ve bu saha hala aktif mi? El cevap:
1) Cebeci Maden Sahası ile ilgili savcılık ne iddia ediyor?
📌3213 sayılı Maden Kanunu uyarınca atık rezerv barındıran sahalara döküm yapılması yasak olmasına karşın 185 milyon tonu aşkın inşaat atığı, beton ve dip çamuru dökülerek Alibeyköy su koruma havzasının tahrip edildiği,
📌MAPEG'den sınırlı güvenlik gerekçesiyle alınan döküm izninin kötüye kullanıldığı,
📌5216 sayılı Kanun ve Hafriyat Yönetmeliği gereğince hafriyat döküm sahası belirleme ve döküm izni verme yetkisinin İBB'de olduğu, İBB Meclis kararı bulunmamasına rağmen İBB birimlerince Atık Taşıma ve Kabul Belgesi düzenlenerek kaçak döküme resmiyet kazandırıldığı,
📌İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü'nün 2020'den itibaren izin vermemesine rağmen uydu ve drone görüntüleriyle orman sınırları içerisine milyonlarca ton kaçak döküm yapıldığı ,
📌Sahaya dökülen hafriyattan yaklaşık 31,2 milyar TL tutarında kayıt dışı/kaçak döküm geliri elde edildiği,
📌Sahada bulunan yaklaşık 260 milyon tonluk agrega rezervinin üzerine hafriyat dökülmesi nedeniyle 80 milyar TL değerinde stratejik maden rezervinin imha edildiği,
2) Cebeci maden sahası ne zaman hafriyat alanı olarak tanımlanıyor?
Burası İBB Meclis kararıyla sıradan bir "hafriyat döküm sahası" olarak açılmıyor. 3213 sayılı Maden Kanunu uyarınca yetki ve sorumluluğu doğrudan Enerji Bakanlığı, MAPEG ve İstanbul Valiliği başkanlığındaki komisyonda olan özel bir maden ve döküm/dolgu alanı statüsündedir
📌19 Haziran 2018 tarihinde dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, İstanbul Valisi ve İBB yönetiminin katılımıyla projenin lansmanı ve tanıtım töreni yapılıyor.
📌1 Ağustos 2018'de Resmi Gazete’de yayımlanarak Cumhurbaşkanlığı’nın 100 günlük eylem planı kapsamında Türkiye'nin ilk ve tek "Maden Bölgesi" ilan ediliyor. Bölgedeki 14 maden şirketi, o dönem Kuzey Cebeci Madencilik San. Tic. A.Ş. çatısı altında birleştirilerek 10 yıllık maden işletme ruhsatı veriliyor.
📌Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) ile İBB ve İBB ile İSFALT arasındaki döküm, dolgu ve yol yapımına ilişkin tüm resmi protokoller 2018 sonu ile 2019 başında imzalanıyor.
3) Yetkili kurum ve kuruluşlar hangileri?
📌 Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile MAPEG (Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü)
Maden ve Döküm İzni: 3213 sayılı Maden Kanunu uyarınca Cebeci Maden Sahası'na maden ruhsatı verme, döküm/dolgu izinlerini düzenleme ve dökümün maden rezervine zarar verip vermediğini denetleme yetkisine sahip tek merci MAPEG'dir
Rutin Saha Denetimleri: MAPEG müfettişleri ve görevlileri sahayı düzenli aralıklarla (ayda bir veya iki ayda bir) yerinde denetlemekle doğrudan sorumludur.
📌 İstanbul Valiliği ve Maden Bölge Komisyonu
Komisyon Başkanlığı ve Yönetim: Sahadaki faaliyetlerin denetimi ve koordinasyonundan sorumlu Maden Bölge Komisyonu'nun başkanı bizzat İstanbul Valisi (veya görevlendirdiği vali yardımcısıdır)
Gelir Paylaşımı ve Takip: Döküm faaliyetlerinin gelir paylaşımı ve idari koordinasyonu Valilik tarafından yürütülmektedir; Valilik yapılan döküm cirosundan her ay %10 pay almaktadır.
📌 Sultangazi Belediyesi ve Emniyet Müdürlüğü
7/24 Yerel Saha Kontrolü: Sahada kaçak döküm olup olmadığını zabıta ve ilçe emniyet ekipleriyle birlikte yerinde ve 7/24 esaslı denetlemekle yükümlü yerel idare Sultangazi Belediyesi'dir.
Yapı ve Gecekondu Takibi: Sahadaki ruhsatsız yapıların tespiti, numarataj işlemleri ve tahliye süreçlerinin takibinden de ilçe belediyesi sorumludur
📌Tarım ve Orman Bakanlığı / Orman Bölge Müdürlüğü
Orman Sınırları Denetimi: Maden bölgesine komşu orman sınırlarını korumak, izinsiz dolgu veya orman alanına tecavüz olup olmadığını devriye ekipleriyle denetlemek Orman Bölge Müdürlüğü'nün görevidir.
Görüldüğü üzere
📌İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve İştirakler (İSFALT / İSTAÇ)
Asil Denetçi veya İzin Mercii Değildir: Cebeci, İBB Meclis kararıyla açılmış sıradan bir hafriyat sahası olmayıp özel bir maden bölgesi olduğu için İBB'nin döküm izni verme veya alanı doğrudan denetleme yetkisi kanunen bulunmamaktadır. İBB projede yalnızca sütre ve yol yapımını üstlenen bir yüklenici (İSFALT) konumundadır.
İhbar Üzerine İnceleme Yetkisi: İBB, sahayı rutin denetleme yetkisine sahip olmamakla birlikte, vatandaşlardan veya CİMER'den kaçak döküm ihbarı geldiğinde zabıta ekipleriyle inceleme yapıp idari ceza kesme ya da konuyu Valilik ve Sultangazi Belediyesi'ne iletme sorumluluğuna sahiptir
İSTAÇ'ın Durumu: İBB iştiraki İSTAÇ'ın Cebeci Maden Sahası'nda herhangi bir döküm kabul, işletme veya denetim yetkisi ve sorumluluğu yoktur
4) Kamu Zararı iddiası somut mu?
📌31 Milyar TL Kaçak Gelir İddiası: Bu rakam kaçak dökümden değil, İBB'nin resmi atık kabul belgelerindeki kayıtlı tonajlardan çekilmiştir. Kayıtlı belgenin "kaçak" sayılamayacağı aşikardır.
📌80 Milyar TL Rezerv Kaybı İddiası: Jeolojik veya somut bir ölçüme dayanmayıp tamamen hayali bir "öngörü" ile yazıldığı gösterilmiştir. Bilirkişi raporunu hazırlayan 4 kişilik kurulda tek bir maden veya jeoloji mühendisi bulunmamaktadır, davanın tarafı konumundaki Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı memurlarınca tanzim edilmiştir.
4) Saha İmamoğlu tutuklandıktan sonra aktif mi?
📌TMSF Kayyumu ve İzinlerin Devamı: İmamoğlu tutuklandıktan ve sahada döküm yapan şirkete TMSF kayyumu atandıktan sonra; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na bağlı MAPEG, İstanbul Valiliği ve TMSF yönetimi aynı izinlerle döküm faaliyetlerinin sürdürülmesini resmi olarak onaylamıştır.
📌Ek Protokol ve Alan Genişletilmesi: Kayyum döneminde İstanbul Valiliği'nin ilgili şirketi ile TMSF kayyumu arasında ek protokoller imzalanmış ve alanda döküm işlemleri devam ettirilmiştir.
Yani
- Bölgeyi hafriyata açan özel bir düzenleme var.
- Denetim yetkisi MAPEG, Valilik ve Sultangazi Belediyesi'ne ait.
- İstanbul Valiliği buradaki hafriyat dökümlerinden pay almış.
- Eğer kaçak döküm yapıldıysa bunu denetlemesi ve engellemesi gereken kurumlar Bakanlık, Valilik ve İlçe Belediyesi
- Dahası, döküm hala devam ediyor.
O halde bir sonuca varmak zorundayız. Burada kaçak döküm yapılıp milyor milyor paralar kazanıldıysa ya bu "komplonun" içinde Bakanlık, Valilik, AK Partili İlçe Belediyeleri de var ya da esasında ortada bir suç yok.
YALANLAYAMADILAR, İTİRAF ETTİLER! TOPU BİRBİRLERİNE ATIYORLAR!
TERA Fon vurgununda anlattığımız her şeyi Takasbank yaptığı resmi açıklamayla satır satır doğruladı.
Takasbank ne diyor?
📌 "Bizim sorumluluğumuz KAP’ta yayımlanan izahnamenin kontrolüyle sınırlıdır." Yani "SPK onayı var mı diye sormayız, KAP'a ne yazılırsa inanırız"!
📌Fonun 7 Temmuz 2025'te izinsiz işleme açıldığını, KAP bildirim içeriğinin SPK onayı alınmadan yapıldığı gerekçesiyle SPK talimatıyla 1 Ağustos 2025'te alıma kapatıldığını kabul ediyorlar.
📌 Üstelik bu açık usulsüzlüğe rağmen fonun SPK onayı alarak 12 Ağustos 2025'te yeniden açıldığını ve 2025 yılındaki onaysız işlem cezasının SPK tarafından ancak 17 Haziran 2026'da kesildiğini bizzat itiraf ediyorlar.
Ortada yüz binlerce mağdur ve milyarlarca liralık devasa bir vurgun var! Rezalet öyle büyük ki artık üzerini örtemiyorlar; panikle kimse sorumluluk almıyor, kurumlar topu birbirinin kucağına atıyor. Takasbank "Ben KAP'a bakarım, sorumluluk SPK'da ve kurucuda" diyerek işin içinden sıyrılmaya çalışıyor.
Peki bunca suça, sahte bildirimlere ve milyarlık vurguna göz yuman bu kurumlardan tek bir istifa var mı? Yok! Tek bir görevden alma var mı?
Yok!
Çünkü bu düzenin ve bürokratların arkasında tek bir asıl sorumlu var. Tüm bu isimleri o koltuklara atayan ve koruyan Cumhurbaşkanı Erdoğan!
“Hz. Ali’nin sözünü tekrar ediyorum:
Zalim ısrarla zulme devam ediyorsa bil ki sonu yakındır.
Eğer mazlum da ısrarla direniyorsa bil ki zafer yakındır.”
📍 Silivri / 17.10.2026
#Ekremİmamoğlu
"Bana açtıkları davalara bakan 23 hakim sürgün edildi.
Peki, bu hakimlerin, bu 23 tane sürgün edilen hakimi ben tanıyor muyum? Tanıyorum.
Hatta şöyle söyleyeyim.
Muhatap olduğum iki mahkemede ikisinin çok yakın AKP'de siyaset yapmış birilerinin yakını olduğunu sonradan öğrendiğim iki kişi var.
İsimlerini vermeyeceğim, hangi dava olduğunu da söylemeyeceğim.
Onlar bile sürüldü.
Neden?
Çünkü ondan işaret alamadı.
Çünkü sürüldü hemen ilk gelen tak diye cezayı kesti.
Ya bu 23, hani bir olur, iki olur, üç olur. Ya benim hakimim sürülmemiş davam yok, hâkimi değişmemiş davam yok.
Ey halkım, Ekrem İmamoğlu'na açtıkları her davaya hâkim bile beğendiremiyorlar.
Kendi atadıkları, kendi koydukları, işte bu şekilde baro üzerinden kendi siyasi anlayışıyla hakim savcı yaptıkları insanları bile ikna edemiyorlar.
Ve ve ve ve bu mahkemede benim için kurulmuş mahkemeye dönüştü.
Bu dava için kurulmuş mahkemeye dönüştü.
Yok, ona göre atamalar yapıldı.
O bakımdan, bu, bu, bu ülkede benim hakkımda verilecek bir karar kariyerlerini belirliyor.
Yazık değil mi ya?
Yazık değil mi ya?
Bana yazık değil mi?
Bu ülkeye yazık değil mi?
Bu ülkeye yazık, geçin Ekrem İmamoğlu'nu.
Bu ülkeye yazık, bu ülkenin yargısına yazık.
Ampul Partisi ceza yargılamalarında çığır açtı. Muazzam bir yenilik getirdi. Nedir o yenilik? Suç uydurma. Cumhuriyet dönemi boyunca ülke hiç böyle bir şey görmemiş, duymamıştı. Bu yenilik karşısında şapka çıkarıyorum.
“Melih benim yol arkadaşım, siyaset yaptı gençlik kollarında. Bana yöneticiler Melih genel müdür olacak, istiyoruz olmasını dediklerinde 6 ay beklettim, daha iyisini bulun dedim.” — Ekrem İmamoğlu (@istyargiliyor11) https://t.co/805Tp50VGm
allah aşkına şu kısmı okuyun
Koskoca Devlet Savcısının acınası haline bakın
Döküm belgesi atık belgesi diye saçmalıyor finalde uzmanı olduk diyor.
Belediye başkanı diyor ki "ben bile uzman değilim olamayız da"
ve Savcı döküm atık belgesi demeye devam ediyor... Yazık...
Dün ilginç bir gelişme oldu..
Adalet Bakanlığı, İBB Davası için önceki yazısında diyor ki: “Bir sonraki duruşma 20 günden daha ileri bir tarihe bırakılırsa ve tutukluluk halleri devam ederse duruşma için Silivri’de geçici tutulanları Kandıra’ya geri gönderin.”
Ama son yazıda konu Av. Mehmet Pehlivan (@mehmettpehlivan) olunca bu süre 5 güne düşüyor!
Birine 20 gün, diğerine 5 gün!
Aynı Bakanlık, aynı dava, aynı kanun. Peki bu fark neden?
Av. Mehmet Pehlivan’ın Silivri’de kalması neden istenmiyor? Neden Çorlu’dan Kandıra’ya gönderildi ?
Bugün mahkeme bu hukuksuzluğa Av. Mehmet Pehlivan’ı tahliye ederek son vermelidir.
Mehmet hala Silivri'de ve Kandıra'ya götürülüp götürülemeyeceği belirsizliğini koruyor. Hiç tutuklanmaması gerektiği halde tahliye edilmediği yetmezmiş gibi bir de Kandıra'ya götürülerek eziyet edilmek isteniyor! Bekleyiş devam ediyor! Mehmet'e edilen eziyet son bulsun artık!
Düşünsenize 18 aydır bir dosyadan tutuklusunuz. Tutukluluk incelemesi yapılmadan bir gün önce ikinci bir dosyadan ifadeye çağırılıp hemen ardından tutuklanıyorsunuz. Ardından ilk dosyadan tahliye kararı çıkıyor. Bu insanların yaşadığı zorlukları ne kadar anlatsak boş…