İzmir/Bayraklı/Central Hospital yanı
Bu işletmeye bugün birşeyler atıştırmak oturdum.Ben otururken bir deri bir kemik, aç sussuz bir anne kangal çıktı karşıma. Bu işletmeden o can için köfte porsiyon satın almak istedim:"köpek için köfte satmıyoruz "cevabını alıp çıktım+
evde kedisi olmayan fipli kediye 45 gün sabah akşam ilaç verebilecek geçici yuva arıyorum. bağıra bağıra arayacak halim kalmadı. tanıdıklardan çıkarsa ne olur yardım edin. İstanbul
@YedasKurumsal 3 gündür elektriklerimiz kesik. Soğukta ve karanlıkta oturuyoruz. Her kış aynı sorunu yaşıyoruz. Bu durumun tekrar tekrar yaşanmaması için neden zamanında onarımlar bakımlar yapılmıyor?
Elektriklerimiz 3 günden fazla süredir kesik. Öncesinden hicbir bilgilendirme yapılmadı. Elektrik olmadığı için kışın ortasında evimizi ısıtamıyoruz. Buzluktaki gıdalarımız ziyan oldu. @YedasDestek@YedasKurumsal bu rezilliği insanlara nasıl/niye yaşatıyorsunuz?
Sevgili lubunyalar, farkındayım bu tasarı morallerinizi bozdu. Ama yılgınlık yok, direniş var. Geri çekecekler, başka yolu yok. Ayağınıza taş değmesin. Onlar gidecek, biz kalacağız. Bir aşk şarkısında, bir park köşesinde, bir bar sehpasında, bir meydanda, bir sokakta...
SON ÜÇ GÜNDE!
• 12 yaşındaki EYÜP CAN GÜNER, gece dörtlere kadar çalıştırıldığı yerdeki ustabaşı tarafından yavaş çalıştığı gerekçesiyle k*tledildi.
• Sinem Topaloğlu, boşanma sürecinde olduğu Ali Eren Somucu isimli erkek tarafından silahla kalbinden vurularak katledildi.
• Cezve isimli kedi, bir apartmana boyamaya gelen Burak Alan adlı katil tarafından ‘sevme’ bahanesiyle yerden yere vurulup tekmelenerek katledildi.
ÇOCUKLAR, KADINLAR, HAYVANLAR, LGBT bireyleri GÜVENDE DEĞİL!
İlgili videoda hassas kısımlar çıkarılmıştır. | Katilin adı Burak Alan. Hak ettiği cezayı alana dek gündemde tutacağız. Bu videoda ismi, fotoğrafı yayınlanmıştır. Şahıs şu an gözaltında, bilginize…
Olayın takipçisiyiz. #CezveİçinAdalet
Arkadaşlar bu 9 dakikayı her yerde paylaşın!
Ayşe Tokyaz'ın sesi olalım paylaşalım.
Ayşe Tokyaz’ın kardeşi Esra Tokyaz'ın anlattıkları inanılmaz!
Lütfen izleyin, izlettirin, sesi olalım lütfen.
#AyşeTokyazİçinAdalet
Bu canlara yaşattığınızı yaşamadan ölmeyin. Korkuyu, üzüntüyü, çaresizliği, yalnızlığı iliklerinize kadar hissedin. Kurtulmak icin ölmek isteyin ama ölemeyin.
İzmir'de denizde yüzüyor diye şikayet edip barınağa aldırmışlar. Şikayet eden her kim ise mis gibi denizde rahat rahat keyfine devam etti, ona bu ortamı layık gördü.
Merak etmeyin, kendisiyle ilgilenen bir gönüllü var, sahiplendirmek için uğraşıyor.
Tarım Orman-İş Sendikası Genel Başkanı Şükrü Durmuş: "Geçmişte orman köylüleri, ormanın içinde yaşıyordu, yangına ilk müdahaleyi kendisi yapıyordu ve zamanında yapıyordu. Şimdi ise maalesef orman köylüsü desteklenmediği için ormana küskün."
https://t.co/IsvKw3i0lo
Yazılarıyla birçok kez feminist sözümüzü büyütmemize katkı sunan Aslı Aydemir, Leman'a saldıran cihaçı gruba tepki gösterdiği için bugün TUTUKLANDI.
Neydi Aslı’nın suçu?
“Kadın başına” asan, kesen, cam kıran, ölüm diyen bir erkek güruhunun ortasına çıkıp laf etmek!
Arkadaşlar ÇESAL Barınağında kurtarılan hayvanlar Alaçatı Patipark’talar. Acil geçici yuva ve sahiplendirme için lütfen herkes paylaşsın. #izmiryanıyor#cesmeyanıyor#ildiri
DÜZELTME:
Yangından kurtarılan patili dostlarımızın yuvalandırması 4 Temmuz (Yarın), saat 19:00'da yapılacaktır.
Siz de 1-2 can da olsa kapınızı açıp yuvalanabilirsiniz.
Ayrıca bu duyuruyu paylaşıp patili dostlarımızın yuvalanması için destekleyebilirsiniz.
#cesmeyanıyor
Sosyoloji Bölümü onur öğrencimiz Doruk Dörücü'nün diplomasını yırtarak yaptığı barışçıl protesto sonrası şafak vakti gözaltına alınması; eleştireni susturmak, itiraz edeni cezalandırmaktır!
Bu zorbalığı kabul etmiyor, korku düzenine boyun eğmiyoruz!
#DorukDörücüYalnızDeğildir
İzmir’deki belediye başkanları, gönüllüler ayrı ayrı videolar çekerek yardım istemek zorundalar!
Kimi su tankeri çağrısı yayınlıyor, kimi yurttaşları uyarıyor, kimi gönüllü çağrısı yapıyor, kimiyse hava desteği diye adeta yalvarıyor artık!
ÇÜNKÜ BU ÜLKEDE BÖYLESİ BİR FELAKETTE ÇIKIP KRİZ YÖNETECEK, OTURDUĞU KOLTUĞA DONANIMIYLA, BİLEĞİNİN HAKKIYLA GELMİŞ TEK BİR İKTİDAR MENSUBU YOK!
Bölgedeki kamuya ya da özel şahıslara ait tüm gerekli araçlara, tankerlere el koyup bölgeye gönderecek yetkileri var, (depremde de vardı!) ama o yetkileri halk yararına kullanmayı canı isteyen bir irade yok!
Bir karikatür dergisini linç ettirmek için gece vakti ortalığı ayağa kaldıran sözde bakanlar, mesele bu memleketin gerçek bir felaketi olunca anca horul horul uyuyor!
Yok etmek için canla başla uğraştıkları Türk Hava Kurumu’nun yangın uçaklarını ya satıp ya çürümeye terk eden, sonra da aynı uçakları kiralamayı bile beceremeyen bir rejim, bu vatanın ciğerinin yanmasını da elbette bu kadar umursuyor!
#İzmirYanıyor
Egitim-sen ile ilgili farklı illerde de "garip" hatta kadın düşmanlığına vatan tutumlar olduğunu duymuştum. Ordu'da bunların yaşanıyor olmasına da nedense şaşırmadım.
Mücadelene ❤️bırakıyorum Kübra
KAMUOYUNA DUYURU
Bu metin kişisel bir serzeniş değil, örgütsel bir sorumluluğun, yıllarca savunulan ilkelere sadakatin ve sendikal mücadeleye duyulan bağlılığın bir sonucudur.
Yaşananları sineye çekmek, unutturmak, görmezden gelmek; yalnızca bu çürümüşlüğü büyütür.
Ben bu açıklamayı, bana yönelen iftiraların değil, kamu emekçilerinin gasp edilen mücadelesinin hesabını vermek için yapıyorum.
Çünkü biz susarsak, onlar her şeyi kendilerine ait sanacak.
Biz konuşmazsak, bu örgüt bir grubun tapulu malıymış gibi yönetilmeye devam edecek.
Bu yüzden bu teşhir gereklidir, meşrudur, gecikmiş bir görevdir.
İfade özgürlüğünü, eleştiri hakkını, kadın dayanışmasını tehdit görenler;
önce iftiraya başvurdu.
Ardından yıldırma politikalarıyla, örgüt içi lince ve sistematik dışlamaya girişti.
İmza toplayarak, karar alarak değil arkadan dolanarak, gizli mesaj gruplarıyla, kurgu senaryolarla iptal kültürünü hayata geçirdiler.
Ve sonunda geldikleri yer: kapı kilidi değiştirmek.
Bu artık yalnızca bir pratik değil, örgütsel ahlâkın ve sendikal meşruiyetin çöküşüdür.
Bu anlayışın geldiği nokta, mücadelenin değil, tahakkümün örgütlenmesidir.
Kilit Değiştirenler, Mücadeleyi Unutanlardır
Bugün bir kilidin değiştirildiğini öğrendik.
Sendikanın kilidi!!!
Ama mesele kilit değil.
Mesele, kamu emekçilerinin örgütlü mücadelesini, bir grubun denetimindeki dükkâna dönüştürmeye çalışanların arsızlığıdır.
Ordu ilinde kendilerine “Eğitim-Sen'liyiz” diyen bazı yöneticiler, bulundukları odaları mücadelenin değil, kendi iktidar fantezilerinin merkezi haline getirmiştir.
KESK’i, emekçinin değil; kliklerin, hiziplerin, çıkar ilişkilerinin örgütü haline getirmek isteyen bu anlayış, artık her gün yeni bir fiili saldırı üretmektedir.
Kapıların kilidini değiştirmek, darbe pratiğidir.
Susturma, dışlama, tasfiye yöntemidir.
Mücadele geçmişi olan kadınları, muhalif sesleri, eleştiren yoldaşları içeriden atarak yol açacaklarını sananlar, bilmelidir ki:
Bu yol, emekçinin değil; sarı sendikacılığın, bürokratik tahakkümün yoludur.
Sendikalı olmayı sadece maaş bordrosuna yazılan bir aidat sananlar,
kürsüleri sadece kendi isimlerini duyuracakları yerler zannedenler,
bu örgütün tarihinde ancak birer utanç notu olarak kalacak.
Bu sendikalar, kapıları kim açacak diye değil,
kapılar halka nasıl açılır diye kuruldu.
Kapıdan içeri kimin gireceğine karar verenler,
örgütün değil, iktidarın mantığıyla hareket etmektedir.
Unutulmasın:
Emek mücadelesi, kişisel iktidar alanı değildir.
Sendika, kimsenin arka bahçesi, mirası, mülkü değildir.
Birlikte kurduk, birlikte yöneteceğiz.
Kapı kilitleri değiştirerek geçmişi silemezsiniz.
Ama biz her defasında size hatırlatacağız:
Bu örgüt, içeri kim alınacak diye kurulmadı.
Bu örgüt, kimse dışarıda kalmasın diye kuruldu.
Ve bu yaşananlar, bir yanlışlık ya da bireysel zaaf değil;
örgütlü bir tercih, bilinçli bir çizgi sapmasıdır.
Unutmayın:
Kamu emekçilerinin sendikal mücadelesi, kişisel çıkarların, hizip savaşlarının, içe kapalı kliklerin değil;
eşitliğin, özgürlüğün, kadın mücadelesinin ve sınıf dayanışmasının tarihidir.
Bu tarih,
kapıların ardında değil,
direniş çadırlarında,
grevlerde,
sürgün edilen öğretmenlerin, ihraç edilen kamu emekçilerinin omzundadır.
Bu çizgiyi yok sayanlar, kendilerini sadece örgütlü mücadeleden değil, halktan da koparmıştır.
Bugün bu teşhir yapılıyorsa, nedeni açık ve meşrudur.
Bu anlayış, bu pratiği ısrarla sürdürdüğü için,
bu teşhiri de sonuna kadar hak etmiştir.
Çünkü biz susarsak, mücadele değil;
çürüme büyür.
Ve biz çürümeye değil,
emekçinin onurlu geleceğine söz verdik.
Yaşasın Onurlu Mücadele✊
Kübra Evliyaoğlu
PTT Emekçisi
Kesk HaberSen Gen. Merkez Den. Kurul Üyesi