Lübnanlı yazar Amin Maulof, Lübnan’ın çöküşünü şöyle anlatıyor:
"Ülke cemaat liderlerinin koalisyonuna döndü. Bir yere adam alınırken liyakata değil, o kişinin hangi cemaat ve tarikata bağlı olduğuna bakılıyordu. Lübnan, işte böyle çöktü."
SON DAKİKA
Gülistan Doku ailesinin avukatı Ali Çimen (@avukatalicimen), Gülistan Doku cinayeti soruşturmasında delillerin karartılmasında etkin rol aldıkları ve Tuncay Sonel ile birlikte hareket ettikleri iddiasıyla 106 emniyet görevlisi hakkında Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.
Avukat Ali Çimen’in Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunduğu suç duyurusu dilekçesinde; dönemin İl Emniyet Müdürü Yılmaz Delen, dönemin İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Sinan Şen, dönemin Asayiş Şube Müdürü Ertuğrul Aslan’ın da aralarında bulunduğu toplam 106 görevlinin gözaltına alınarak haklarında yasal işlem başlatılması talep edildi.
Rojin Kabaiş'in babası Nizamettin Kabaiş: “Van Baro Başkanı beni azarladı, barodan ağlayarak ayrıldım"
🔸 “Rektör bir numara örtbasçıdır Van Baro Başkanı da onun destekçisidir!"
🔸 “Van Barosu Başkanı dosya için hiçbir çalışma yapmadı. Tam tersine delilleri karartmaya çalıştı.”
🔸 “Defalarca ‘gerçeklerin peşine düşün’ dedim. Sonunda vekâletimi geri çektim. Baro dosyadan ayrıldı, ben de rahatladım.”
🎙️ Rojin Kabaiş'in babası Nizamettin Kabaiş, Van Barosu'nun dosyadan çekilmesi sonrası yaşanan süreci ve soruşturmayı Radyo Sputnik'te Gazeteci Mustafa Hoş'a (@mustafahos) anlattı.
Rojin Kabaiş cinayeti davasından Van Barosu neden çekildi?
Babanın psikolojisi bozuksa ailede başka kimse yok mu?
Van Barosu baskı mı gördü?
Van Barosu şehrinde işlenen başka cinayetlerde de benzeri karar aldı mı?
Genç bir kız için adalet mücadelesi yapamayan bir baro olur mu?
Deniz Zeyrek, mantık sınırlarını zorlayan saçmalığa noktayı koymuş
"Muhittin Böcek:
Özgür Özel'e 20 milyon $
CHP'ye 1 milyon €
Ferdi Zeyrek'e 950 bin €
Ekrem İmamoğlu’na 5 milyon €
verdiğini iddia ediyor
Bugünkü kurla toplam 1.260.000.000 TL ediyor. Böcek ailesi bu kadar parayı nereden buluyor?
Eğer verilen rüşvet buysa, yapılan işin boyutu 1-1.5 trilyon TL olmalı. Anlaşılabilir gibi değil"
SİZ DE SÖYLEYİN...
Stand-up'çı çocuk (Deniz Göktaş) çıkmış, meydanda olabildiğince açık biçimde herşeyi konuşmuş. Keskin zekâ ürünü esprilerle, üstelik tamamen yasal ve ahlaki sınırlar içinde kalarak (faşistler için o sınırlar tabii ki farklıdır) her tarafa gerekli iğneleri batırmış.
5 gündür yayında olan kayıt, şu an 6 milyonu aşkın bir izlemeye ulaşmış. 5 gün sonra 2 katına filan çıkması şaşırtıcı olmaz. Alır başını gider.
Bu, "Helal olsun be... Benim söyleyemediklerimi söylemiş çocuk. Ağzına sağlık..." duygusunun tezahürüdür.
Ama artık, "hepimizin söylemesi" zamanı gelmedi mi? Her kesimden, herkesin. İşi hep "yürekli stand-up'çıya, gözü kara gazeteciye, mangal yürekli sendika liderine, yiğit akademisyene, onurlu çevre eylemcisi köylü kadına" bırakmayın artık.
Deniz'i yalnız bırakmayalım.
Artık "ölü taklidi" yapmayalım.
Açın ağzınızı.
Açalım.
AKP milletvekilinin diploması sahte çıktı…
AKP Milletvekili Nimet Özdemir’in mezun olduğunu iddia ettiği Conley Üniversitesi’nin dünyanın hiçbir ülkesinde tanınmadığı ortaya çıktı.
♦️Üniversitede herhangi bir akademisyen çalışmıyor.
▫️Üniversite dünyanın hiçbir yerinde tanınmıyor. Pakistan bile tanımıyor.
♦️Yükseköğretim Kurulu tarafından AKP’li Vekil Nimet Özdemir’in diploması geçersiz sayılıyor.
Deniz Göktaş hakkında başlatılan hukuki süreçlerle ilgili olarak "bu lafların sonucu belli" kabullenişinde olanlardan tutun "reklam bedelini göze almış" diyenine kadar her türlü tepki var, ama "ifade özgürlüğü ne oldu" diyen yok. Espriye yer bırakmayan toplumlar tel tel dökülür.
İSTER İNANIN, İSTER İNANMAYIN AMA BU OLAY TÜRKİYE'DE YAŞANDI!
Yıl 1974...
Bülent Ecevit CHP Genel Başkanı ve yüzde 42 oy ile Başbakan. (Koalisyonun diğer ortağı da Prof. Necmettin Erbakan'ın Milli Selamet Partisi.)
O tarihte İsmail Cem, TRT'nin başarılı Genel Müdürü.
Ben de Ankara Televizyonu'nda yapımcı-yönetmen ve sunucu olarak görev yapıyorum.
Günün birinde Cem Bey arayıp; Rahşan Ecevit'in Kurucu Başkanı olduğu Köylü Derneği'nin düzenlediği bir etkinlikte sunuculuk yapmamı rica ettiğini söyledi.
Kendisine bu görevi kabul etmem halinde TRT'nin kamu kuruluşu olması nedeniyle hem Kurumun, hem de bizlerin yıpranabileceğimizi belirterek olumsuz cevap verdim.
Genel Müdür anlayışla karşıladı ve bunu Rahşan Hanıma bizzat benim anlatmamın doğru olacağını ifade etti.
Verdiği adres, ünlü keman sanatçısı Suna Kan ve eşi Faruk Güvenç'in evleriydi.
Çünkü Ecevit çifti, o akşam, onların misafiriydi.
Ben gittiğimde yemekten henüz kalkıyorlardı.
Hiç unutmuyorum masada kuru fasulye, pilav ve salata vardı.
Bana da ikram etmek istediler.
Tabii ki kabul edemedim.
Rahşan Hanıma kısaca mazeretimi belirterek etkinlikte görev alamayacağını söyledim.
Hiç ısrar etmediler ve anlayışla karşıladılar.
Gitmek için izin isteyince de Başbakan Bülent Bey; kendilerinin de kalkacaklarını ve beni evime bırakmaktan memnuniyet duyacaklarını belirtti.
"Olur mu Sayın Başbakan, ben bir taksiye biner giderim,"
dediysem de ısrarcı oldular.
Neyse aşağıya indik.
Kapıda siyah renkli Renault Station makam aracı duruyordu.
O tarihlerde Başbakan Ecevit'i koruma ordusu değil, sadece Mümtaz Karaduman adlı iri yarı bir Emniyet Amiri koruyordu.
Aracın arkasında da 2 koltuk vardı. Birinde Başbakan, diğerinde Rahşan Hanım oturacaktı. Ön koltukta da Koruma Amiri Karaduman...
Yani bana yer yoktu.
Bunu söyleyince Bülent Bey;
"Mümtaz Beyden rica ederiz. o bagaja geçer, siz de öndeki koltuğa oturursunuz," dedi.
Taksiye binme isteğimi yineledim ama yine olumsuz cevap verdi.
Uzatmayayım, Bestekar Sokak'taki adrese geldik.
Renault arabaların ön kapıları zor açılır. O nedenle daha sokağa girdiğimizde kapı tokmağını sıkı sıkıya kavrayıp, açmak için hazırlandım.
Ama o da ne!
Araç durur durmaz kapı açılıverdi!
Meğer Başbakan hızlı davranıp inmiş ve kapımı da benden önce açıvermişti.
Bu eşşsiz nezaket ve zerafet örneğini anlatırken gözlerim buğulandı.
Hepsinin mekânı cennet olsun. Allah rahmet eylesin.
Türkiye böyle Başbakanlar da gördü...
Az önce İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinden mezun oldum. Mezuniyet töreninde bölüm birincisi değil, seçilmiş bir AKP’li öğrenci konuşturuldu. Ardından bir AKP’li veli konuşturuldu. Ardından AKP’li bir öğrencinin müstakbel kayınpederi AKP’li bir milletvekili konuşturuldu. Dekan ve rektör zaten AKP’li.
Bu şekilde üniversitede egemen olduklarını sanıyorlar ama sadece bir üniversiteyi daha mahalledeki parti kahvehanesine çeviriyorlar.