Memur-Sen: 1.130.008 üye (%47,02)
Kamu-Sen: 536.151 üye (%22,31)
İki konfederasyonun toplamı 1.666.159 üye! Yani sendikalı kamu görevlilerinin %69,33'ü!
Sağlık ve sosyal hizmetler kolunda ise;
Sağlık-Sen: 296.290 üye (%34,94)
Türk Sağlık-Sen: 126.466 üye (%14,91)
Toplam 422.756 üye! Hizmet kolundaki çalışanların %49,85'i!
Peki bu kadar büyük temsil gücüne rağmen kamu çalışanlarının hangi temel sorunları çözüldü?
Sağlık çalışanları 30 günlük yıllık izinlerini dahi tam kullanamıyor. Ayda 120 saatin üzerinde fazla mesai yapmak zorunda kalanlar var. Nöbet ücretleri emeğin karşılığını vermiyor. Meslek tanımları belirsiz, ek ödemeler emekliliğe yansımıyor. 2008 5510'da beceriksizliğin cabası... Yüzlerce sorun çözüm bekliyor!
2027 yılı için %5 + %4 zam oranlarıyla sonuçlanan toplu sözleşme sürecinin ardından şimdi yeniden sendikal baraj tartışmaları gündemde!
Sendikal baraj, çalışanların özgür iradesini sınırlamanın ve mevcut sendikal düzeni korumanın aracı hâline getirilmemelidir.
Milyonlarca üyeye sahip olmak tek başına başarı değildir. Asıl başarı, o üyelerin haklarını korumak ve çalışma koşullarını iyileştirmektir.
Sendikal mücadele, siyasi partilerin gölgesinde makam ve koltuk koruma mücadelesi değil, emekçinin hakkını savunma mücadelesidir! Parti sendikacılığından öteye gidemiyorsunuz. Partiler sizleri atıyor ve görevden alıyor. Acınası haldesiniz!
Çalışanların güvenini barajlarla değil, elde ettiğiniz kazanımlarla sağlayın!
Değişimden korkmak yerine değişimin neden istendiğini sorgulayın.
ÇÜNKÜ DEĞİŞİM KAÇINILMAZDIR!
KORKMAYA DEVAM EDİN. Gün gelecek DEĞİŞECEKSİNİZ!
@kaskkonf@hepsen_2020
ÜNİFORMA
Sternumun en ucuna kadar açılan V yakalı; bazı birimlerde iç teni gösterecek düzeyde renk seçimi yapılan; estetikten ve mesleğin ciddiyetinden uzak, kocaman logolu üniformaları hastanelerin inisiyatifine bırakıp, nasıl ve hangi koşullarda üretildiği belli olmayan, çoğu yerde belirsiz şekilde yalnızca iki adet üniforma vererek sağlık çalışanlarını bunları giymeye zorlayan anlayış, sahadan ve çalışanların gerçeklerinden kopuktur.
Yetkililere soruyoruz:
1. Renk seçimi yapılırken masa başındaki yöneticilerin değil, sahada çalışan sağlık emekçilerinin görüşleri alındı mı?
2. Üniformaların renk ve tasarımında çalışanların mesleki, kültürel ve kişisel hassasiyetleri dikkate alındı mı?
3. Gerçekten mevcut yöntemle sağlık çalışanlarına giyim yardımı yapılmış mı sayılacaktır?
4. Kurumlar hangi kriterlere göre, hangi firmalardan ve hangi ücretlerle bu üniformaları temin etmektedir?
5. Uygulanan bu yöntemden çalışanların memnuniyet oranı nedir?
Bu mağduriyet, çalışanlara dayatmayla ve sahadan kopuk kararlarla çözülemez.
Çözüm bellidir: Standardı, sağlık çalışanlarının görüşlerini de alarak katılımcı bir anlayışla belirlersiniz. Ardından çalışanların ihtiyacını karşılayacak yeterli miktarda nakdi giyim desteği sağlarsınız.
Böylece hem kurumlar için uygulanabilir bir standart oluşturulur hem de çalışanlar kendi ihtiyaçlarına, bedenlerine, birimlerine ve çalışma koşullarına uygun kıyafetleri özgürce temin edebilir.
Dayatma değil katılım, belirsizlik değil şeffaflık, yetersiz yardım değil hakkaniyetli destek istiyoruz.
@hepsen_2020@saglikbakanligi
Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kuruluşlarında Çalışan 190 Bin 113,
Yükseköğretim Kuruluna Bağlı Üniversite Hastanelerinde Çalışan 37 Bin 307,
Özel Sektörde Faaliyet Gösteren Sağlık Kurumlarında Çalışan 37 Bin 437 Hemşireye Çağrımızdır:
Bir hastaya tedavi uygulanabilmesi için, hekim tarafından düzenlenmiş ve kesinleşmiş (imzalanmış) bir istemin bulunması esastır.
Hemşire, sağlık hizmetini hekimin verdiği istem doğrultusunda yürütmekle yükümlüdür. Başka bir ifadeyle, istem önce verilmeli, tedavi ise bu isteme uygun olarak uygulanmalıdır.
Bunun istisnası, hastaya derhal müdahale edilmesini gerektiren acil durumlardır. Bu gibi hallerde, hastanın yaşamını veya sağlığını korumak amacıyla hekimin sözlü olarak verdiği istem derhal uygulanabilir; ardından verilen istemin yazılı hale getirilmesi sağlanır.
Bu nedenle tüm hemşirelerimizi; yazılı ve kesinleşmiş hekim istemi olmaksızın tedavi uygulamama, verilen istemin kapsamına uygun hareket etme ve acil durumlarda ise hastanın güvenliğini önceliklendirerek ilgili mevzuat çerçevesinde hareket etmeye davet ediyoruz.
Not: Yukarıdaki çerçeveyi aşanları, baskı kuranları bize bildiriniz.
@hepsen_2020
Amed ilk 30 dk aşırı baskılı oynadı yorulmuş. Kendilerine nefes alacak mola yarattılar.
Beşiktaş’ın hücum edeceği yarı sahayı sulayıp kısa pasın, top sürmenin zorlaşmasına sebep oldular ancak kendi kontra hücumu yapacakları kısmı açmadılar hızlı atağa çıkabilmek adına.
Şunu başka takım yapsa hükmen yenik sayarlar ama tff göz yumuyor amed sportife. Galatasaraylıyım dün Beşiktaş’ın açık şekilde hakkı yenmiştir.
İbrahim Hacıosmanoğlu’nun Türk futboluna yapabileceği en iyi hizmet istifa etmektir.
🟥🅿️ Bates kalecisini beklerken duraklayınca Vlahovic zaten hızıyla gelip rahatlıkla geçiyor, burada net faul yok.
Rakibe engel olamayan Bates, Vlahovic’in bacağına sarılarak istediği şutu atmasına engel oluyor.
Penaltı + kırmızı kart olmalıydı.
#AMDvBJK https://t.co/hKnwHjasc1
Çomar sürüleri şimdi de hastanede #doktor a yemek verilmesini eleştirmeye başlamışlar.
Ben başhekimliğe şöyle bir talep yazdım;
"24 saatlik mesai süresince yemek saatlerimin tarafıma tebliği, o saatlerde istediğim yerde kendi cebimden gidip yeme ya da sipariş etme hakkı açısından