"Yerin altında en çok ne var?" diye sordu Behlül Dânâ halife Hârun Reşîd'e.
" Herhalde ölüler var " deyince,
- "Yok" dedi Behlül Dâna; "en çok ölülerin pişmanlıkları var"
🔴FAKİRE VERGİ , ZENGİNE ÖVGÜ BİZİ FELAKETE GÖTÜRECEK..
KENDİMİZE GELELİM BEYLER..
Çayın 0,50 TL’ye satıldığı yerlerden oy alarak iktidar olduk..
Şu anda çayın 50 TL’ye satıldığı yerlerde oturmuş, çayın 0,50 TL olduğu yerlere uğramadığımız gibi, o insanları da hakir görüyoruz..
Çayın 0,50 TL’ye satıldığı yerlerdeki vatandaşlar, imkansızlıktan dolayı çayın 50 TL’ye satıldığı yerlere gelip derdini bize anlatamıyor.
Biz ise onlara gitmiyoruz.
Peki bu kafayla seçim kazanabilir miyiz..?
Bunun cevabını bulmazsak/ bulamazsak/ buldurmazsak iktidarı kaybedeceğiz..
Bizim rakibimiz muhalefet değil. Halk muhalefete hiç güvenmiyor.
Bizim rakibimiz kendi davranışlarımız,kendi vurdumduymazlığımız..
Geldiğimiz yeri unutmamız.
Halka ekmek yerine pasta ikram etme moduna geçmemiz..
Makam, mevki ve paraya doymuşluğumuzdan dolayı sırtına basarak iktidar olduğumuz insanların yanına bir daha uğramaz olmuşuz..
Bazı bürokratlarımızın ve bazı siyasilerimizin burnu bir karış havada..
Halka maraba muamelesi yapıyorlar..
Fakirden alıp zenginlere yaslanmak Ülkeyi kurtaramayacağı gibi,
gün gelecek,
Reisin oyu da bizleri kurtaramayacaktır..
Şımarmışız beyler şımarmışız..
Kendinize gelin beyler, halk yorgun, halk bitkin, halk çaresiz..
Bu asil halk ülke ve bayrak hatırına, Ortadoğu’nun diğer ülkelerine benzememe hatırına susuyor..
Sayın Cumhurbaşkanımıza güvendiğinden dolayı hala sabrediyor..
Teşhis bu,tedaviyi yetkili arkadaşların bulacağı umuduyla,
Kalın sağlıcakla…
Zikreden, zikrine devam edip kalbinden masivayı atınca zikrinin tesiri kalbine iyice yerleşir ve oradan da adalarına geçer. Böylece bütün beden harekete geçer ve titremeye başlar. Kalbinden açılan bir kafes ile yüksek derecelere ulaşır.
Kalp masivadan temizlenince oraya marifetullah emaneti konulur.
Denildi ki:
💦 Gafletten uyanan, ârif sayılır.
Marifet yoluna giren kimse fena aleminde iken "la ilahe illallah" lafzını söylemeye devam eder. Cezbe âleminde ise "Allah" lafzı celalini söyler. Kabza âleminde ise "Hu, hu" demeye devam eder. Kalbin keşfine evrenin la ilahe illallah, ruhun keşfine erenin Allah, sırrın keşfine erenin de Hu demesinin sebebi budur. Çünkü kalbin gıdası "la ilahe illallah" ruhun gıdası "Allah" sırrın gıdası da "Hu" olur. Yani kalbin kuvvet ve mıknatısı "la ilahe illallah" ruhun, kuvveti ve mıknatısı "Allah" sırrın kuvvet ve mıknatısı da "Hu" dur.
Kalp ve ruh kafese benzer, sır da kuşa benzer. Eve girmeden kafesi açmak, kafesi açmadan da kuşu almak mümkün olmaz.
Ey marifet yolcusu! Sen de aynı şekilde kalbe girmeden ruha, ruha ermeden de sırra ulaşamazsın. Öyle ise önce kalbe girecek, ruha erecek ve sonra da sırra ulaşacaksın. Eğer "la ilahe illallah" ile kalp evinin kapısını açar, "Allah" ile ruha edersen "Hû" ile sır kuşunu besleyebilirsin. Her ne kadar bu benzetmelerimiz mecazi ise de Hû demen senin sır kuşuna yem serpmendir. Bu demektir ki kalbe kalbe girilmeden ruha, ruha erişilmeden de sırlar alemine ulaşılamaz. İşin esası bunun zıddıdır. Yani benzetmemiz aksine kalp âlemi ruhlar âleminden, ruhlar alemi de sırlar aleminden daha geniş ve daha büyüktür. Bunun açık misali en dışta sırlar alemi olmak üzere birbiri içinde üç dairedir. Bu dairelerin en küçüğü kalp âlemidir. Buna sebep de kalp âleminin diğerlerine nazaran şehadet âlemine daha yakın olmasıdır.
Şehadet âlemi beden ve sûretler âlemidir. Orada darlık, sıkıntı, keder, üzüntü korku ve sakınmak vardır.
Ruhlar âlemi ile sırlar alemi ise, rahatlık, sevinç, kerâmet, emniyet ve selamet alemleridir.
Ey marifet yolcusu!
Sen bu gökte bir yıldız mı buldun? Bu denizden bir damla mı aldın? Yoksa nefsine mahkum olup beşeri karanlıklara mı gark öldün?
Eğer sen beşeri nefisten kalbe girer, kalpten ruha yanu nura çıkarsan gözlerin görmediği şeyleri görür, kulakların duymadığı şeyleri duyarsın. Çünkü nefis beşer ve tabiat âlemleri insanı helak eden aşağı derecelerdir. Halbu ki kalp ruh ve sır âlemleri ikram ve ihsan âleminin yüksek derecelerdir. Buna göre alçak âlemler;
Nefis âlemi; gafillerin derecesi,
Beşeri âlem; fasıkların derecesi,
Tabiat âlemi; münafıkların derecesidir. Bu esfel-i safilim yani aşağıların en aşağısıdır.
Yüksek âlemler:
Kalp âlemi; Abid kulların
Ruh âlemi; Aşıkların
Sır âlemi; Âriflerin muradıdır.
Marifetname &ct
Zikreden, zikrine devam edip kalbinden masivayı atınca zikrinin tesiri kalbine iyice yerleşir ve oradan da adalarına geçer. Böylece bütün beden harekete geçer ve titremeye başlar. Kalbinden açılan bir kafes ile yüksek derecelere ulaşır.
Ben bu sohbeti dinledikçe yıllardır medreseler ayakta kalsin zarar görmesin diye bin tane münafığı idare eden Cübbeli Ahmet Hoca aklıma gelir.
Büyüksün Cübbeli Hoca
Kral nedir nasıl olunur izleyelim:
AK Parti Bursa Vekili Osman Mesten:
Önce zihnimizi, dilimizi necasetten temizleyelim:
• Can dost değil; köpek, it.
• Hayvansever değil; köpeksever.
• Mama değil; hayvan yemi.
• Mama lobisi değil; köpekçi terörü.
Kur’an’da “gümüş” kelimesinin ilk geçtiği ayet Âl-i İmrân Suresi 14. ayettir. Gümüşün eritilerek dağlama aracı yapılacağının bildirildiği ayet ise Tevbe Suresi 35. ayettir.
Bu iki ayet arasında tam 962 ayet bulunmaktadır. Dikkat çekici olan ise, 962 sayısının gümüşün erime noktasına karşılık gelmesidir.
Allah’ın hikmetinden sual olunmaz…
YILMAZ ÖZDİL:
"Bir hanımefendiyi uyardım, dedim ki
'Lütfen tasmasız gezdirmeyin, bakın orada tabela var' dedim.
📌'O tasmayı sana takarım' dedi bana.
Erkek olsa o tasmayı ona yedireyim ama kadın olduğu için boynumuz kıldan ince, 'Özür dilerim o halde' diyoruz, yürüyüp gidiyoruz.
📌E şimdi böyle hayvanseverlik olur mu?
Dışarıdan bakıyorsun böyle modern görünümlü, eğitimli, zarif bir hanımefendi ama 'Lütfen kurallara uyun' diye uyardığımızda 'O tasmayı sana takarım' diyecek kadar kaba ve çirkef olabiliyor.
Sayfiye beldelerinde bir restorana gidiyoruz,
başıboş köpekler masaların aralarında dolaşıyor,
kediler masalara çıkıyor, atlayıp böyle tabaktan yemek kapıyorlar.
📌Köpekler mutfakta yatıyor.
'Kardeşim böyle restoran olur mu?' diyoruz
cevap olarak ne diyorlar?
'Hayvan sevmiyorsunuz galiba.' Ya bunun hayvan sevmekle, sevmemekle nasıl bir alakası olabilir?
Mutfakta köpek olur mu restoranda? Bu kafayla bu yakıcı soruna çözüm bulunabilir mi?"
@ozlemdogan_ Yeğenim bir oyun videosu dinlerken şahit oldum
biri oyun hakkında konuşuyo, saçma sapan muhabbet, o sırada ara ara ayrı bir ses lgbt diyor sadece
O ne dedim, o konuşmadan hariç biri aralarda lgbt diyo
ne bu dedim
Bilmiyorum dedi
Bunlar beyinlere sinyal yolluyorlar bu sapıklıkları
Mahv; benliğin çözülmesidir.
Tutunduğun kimliklerin, rollerin, hikâyelerin bir bir düşmesi…
Öyle bir yok oluş ki, iz bile kalmaz.
Ama işte tam orada, sen sandığın her şey sustuğunda, hakikat kendini gösterir.
Çünkü hakikate giden kapı, benliğin sonundan açılır...
#tasavvuf #hakikat
Uyanık olun solcu dinozorları dinlemeyin!
40 yaş üzeri iyi hatırlar…
Erdoğan öncesi, her vatandaşın hayatından 30 yıl çaldılar.
Türk Lirası bir gecede 4 kat değer kaybetti,
borçlar 3-4 katına çıktı, umutlar tükendi. O karanlık günleri bizzat yaşadık.
Her Türk evladının Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu konuşmasını dinlemesi ve tüm dünyaya duyurması gerekiyor.
Videoyu elden ele yayalım
Tüm dünyaya duyuralım…
Erdoğan önce ülke rezil kepaze haldeydi. Erdoğan geldi de adam etti memleketi.
Z kuşağı bilmez bu rezillikleri izletin.
Paylaşalım bunları herkes görsün.
Fatih Erbakan denen zevattan etimle kemiğimle tiksindim. 500.000 değil, 10 milyon üyesi olsa da hepsinin Allah cezasını versin.
“Tayyip Erdoğan İsrail ile ticaret yapıyor” diyen Yeniden Refahlılara ve Saadetlilere izletin bu videoyu.
Dünkü bebeler bilmez; İsrail ile Türkiye arasındaki en büyük anlaşmaları kimlerin yaptığını izleyin de öğrenin.
Erdoğan’a bu iftiraları atarken insan şöyle dönüp bir geriye bakar.
"Ruh ancak ruhla huzur bulur..."
Tasavvufi düşüncede ruh, Allah’ın kendi ruhundan üflediği ilahi bir cevherdir (Sad Suresi, 72. Ayet). Bu yüzden ruh, maddeye veya bedene ait değildir; o "Âlem-i Ervah"tan (ruhlar aleminden) gelmiştir. İbn Hazm burada, sevginin ve ünsiyetin (yakınlığın) bedensel değil, ruhsal olduğunu vurgular. İnsanlar birbirini dış görünüşüyle değil, özlerindeki o ilahi frekansla severler.
Beden: Ruhun Kafesi ve Emaneti
beden ise ağır bir yüktür."
Mevlana ve Gazali gibi mutasavvıflar bedeni bir kafese ruhu ise içindeki kuşa benzetir. Beden topraktan gelmiştir ve aşağıya, maddeye çeker; ruh ise gökseldir ve yukarıya, aslına dönmek ister. İnsan ölünce bu "ağır yükten" kurtulur. Tasavvufta "Ölmeden önce ölünüz" (Hadis-i Şerif olduğu rivayet edilir) düsturu, ruhun beden hapishanesinden manen özgürleşmesi anlamına gelir.
#Hakikat: Gerçek Sevgili Kimdir?
Kişi, sevdiğinin ruhu bedeninden ayrıldığında onu defnetmekte acele eder..."
Bu kısım, insanın aslında neyi sevdiğine dair sarsıcı bir hakikattir:
Biz birini sevdiğimizi söylerken onun kaşını, gözünü mü seviyoruz? Eğer öyle olsaydı, o kişi öldüğünde (beden hala oradayken) sevmeye devam ederdik. Ancak ruh gidince, o beden "cenaze" olur ve en sevdiğimiz kişi bile olsa onu toprağa bırakmakta acele ederiz.
İbn Hazm diyor ki; kederin sebebi yanındaki beden değil, giden ruhtur. Bu da gösteriyor ki, gerçek bağ **mana** bağadır.
"Onlar ki iman etmişlerdir ve kalpleri Allah’ın zikriyle huzura kavuşur. Biliniz ki kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur."* (Ra’d, 28). Ruhun asıl huzuru, kendi kaynağına (Allah’a) yönelen diğer ruhlarla beraber olmasıdır.
"Ruhlar, bir araya toplanmış ordular gibidir. Birbirleriyle tanışanlar kaynaşır, tanışmayanlar ise ayrışır."* (Buhari). Bu hadis, İbn Hazm’ın "ruh ancak ruhla huzur bulur" sözünün temelidir.
Özetle Hakikat
İnsan bu dünyada bir **gariptir**. Gerçek vatanı beden değil, ruhlar alemidir. Sevgi, iki bedenin yan yana gelmesi değil, iki ruhun birbirini tanımasıdır. Sevdiğimiz kişi öldüğünde bedenini toprağa vermemiz, o bedenin artık "boş bir kap" olduğunu bildiğimiz içindir. Asıl olan, baki kalan ve özlenen şey ise ruhun ta kendisidir.
Bu söz bize şunu hatırlatıyor: **Fani olan bedene değil, baki olan ruha ve o ruhun sahibine (Allah'a) yatırım yapmalı.**
Tam 10 bin fidan !!!
Ümmetin gençlerini gözümüzün önünde topluca idama götürüyor!
"Ümmet" sadece izliyor !
Vallahi de, billahi de, tillahi de bu vebalin altından kalkamayacağız !!!!
İDAMLARI DURDURUN !