İBB Meclisi yarın başkanvekili seçecek. Kimi?
Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş ı başkanvekili görmeyi isterim.
Geçici de olsa İstanbul’un bir kadın Başkanı olsun.
Bir yıldır Üsküdar’da başarılı, iyi eğitimli, çalışkan, aktivist. Yakışır bence.
“Türkiye’de ciddi insan hakları ihlalleri yaşanıyor.
Ama Batı’da göremeyeceğimiz kadar direniş kültürü de var bu ülkede.
Türkiye’nin özgürlük mücadelesi konusunda gurur duyacağı bir geçmişi var ve bizlerin de bundan çıkaracağı çok ders var.”
9-10 Ekim 2010
O güne kadar Nazım ustanın mısraları pusulamız olacak: "Yok öyle umutları yitirip karanlıkta savrulmak. Unutma; aynı gökyüzü altında bir direniştir yaşamak.."
Araştırıcılara göre, hayvana şiddeti mazur görenler suça yatkın kişilerdir; işledikleri suçların vahametini idrak edemez, empati kuramaz ya da pişman olmazlar.
Bu açıdan kadının, çocuğun, doğanın ve hayvanın kaderi aynıdır.
Psikopatinin yaygınlaştığı, nezaketi, asaleti, saygıyı, sevgiyi ve toleransı unutan, öfke biriktiren, empati kuramayan üstüne üstelik eğitilemeyen mutsuz toplumlarda en fazla zararı doğa, kadınlar, çocuklar ve hayvanlar görür. Eğer kolektif bir şiddet varsa bu, sadece bir kesime değil hepsine yöneliktir. Ya hepsi birden düzelir ya da hiçbiri düzelmez.
Çocuk istismarında bizim gibi önde gelen ülkelerin, mutsuzlukta, kadına ve hayvana şiddette de önde olmasının nedeni budur. Hayvana şiddet meşrulaşıyor, hafife alınıyorsa diğer kesimlerin bundan pay almaması beklenemez.
Bütün bunlar göz önüne alınarak, çıkarılacak her yasanın toplumsal etkileri iyi değerlendirilmeli, hangi türden olursa olsun şiddeti mazur gösterecek zaaflar taşımamalıdır. Hayvana şiddetin cezası belirlenirken “insana bile o kadar ceza vermiyoruz” diye bir ifade kullanılmamalıdır. Çünkü şiddete uğrayanın adı farklı olsa da kişiyi şiddete iten neden aynıdır. Toplumun tüm zayıf kesimleri aynı nedenler yüzünden etkilenmektedir.
Şiddetin adı dün kadındır, ağaçtır ya da köpektir bugün ise Narindir, Sıladır. Katilin adı farklı olabilir ama zihniyet hep aynıdır.
Hayvanları koruma kanununda şiddete yol açan değişikliklere imza atan bu düşünce yapısıyla yaşanan bu olayların çözülmesi mümkün değildir. #SokakHayvanlarıSahipsizDeğil
iki gündür, "cesedi gömdükten sonra namaz kıldım" itirafı üzerine düşünüyorum. nasıl olur da din ile vicdan arasında bu kadar büyük bir uçurum oluşur, nasıl olur da dindarlık ile ahlak arasına böyle büyük bir mesafe girer, anlayamıyorum.