📌 Van Yüzüncü Yıl Üniversite Kampüsünde Skandallar Bitmiyor
🔴Diş Hekimliği Öğrencilerine, Öğretim Görevlisinden Şiddet ve Mobbing
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'nde patlak veren skandal, eğitim dünyasını bir kez daha sarsmıştır .Öğrenciler, Toplum Ağız ve Diş Sağlığı Dersi sorumlusu Öğretim Görevlisi Merve Aksoy Yüksek'in sistematik mobbing, psikolojik şiddet ve tehditlerine maruz kaldıklarını belirterek dekanlığa resmi şikayette bulunmuşlar. Elde edilen belgelere göre, bu iddialar öğrencilerin motivasyonunu yerle bir etmiş, bazılarını depresyon ve anksiyete eşiğine getirmiş. Peki, bir eğitimci nasıl olur da geleceğin diş hekimlerini bu şekilde ezer? Bu, Türkiye'de akademik mobbing'in utanç verici bir yüzüdür.
Şikayet dilekçesi, 9 Kasım 2025 tarihinde öğrenci No İmzalı olarak dekanlığa sunulmuş ve 114 öğrencinin imzası yer almaktadır. Belgede, Merve Aksoy Yüksek'in derslerde öğrencileri aşağıladığı, tehdit ettiği ve ayrımcılık yaptığı detaylı bir şekilde anlatılmaktadır. Öğrencilerden biri olan Yılmaz Güneş'e, 7 Kasım 2025'te derste "Hayatın kaydıracağım, hayatının otobanında seni ezeceğim" gibi ifadelerle tehdit edildiği belirtiliyor. Merve Aksoy Yüksek'in öğrencileri "aptal, salak, gerizekalı" gibi kelimelerle aşağıladığı ve notlarla şantaj yaptığı öne sürülüyor.
Öğrenciler, bu davranışların bedenlerinde titreme, kalp çarpıntısı gibi fiziksel tepkilere yol açtığını, hatta bazılarının uyku bozukluğu ve depresyon yaşadığını ifade ediyor. Bir öğrenci, "Sınıfta sürekli korku içinde oturuyoruz, eğitim almak yerine hayatta kalmaya çalışıyoruz" diyor.
Merve Aksoy Yüksek'in bazı öğrencileri kayırdığı, diğerlerini ise sebepsiz yere dışladığı ifadeleri yer alıyor. Örneğin, bir öğrenciye "Senin gibi birini nasıl mezun ederiz?" diyerek mezuniyetini riske attığı belirtiliyor.
Bu durumun sadece bireysel değil; sınıfın genel motivasyonunu düşürdüğünü, öğrencilerin birbirine destek olmak zorunda kaldığını vurguluyor.
Aylar önce Merve Aksoy Yüksek hakkında soruşturma talep edilmesine rağmen henüz gerekli önlemler alınmamış , mağduriyetler devam etmektedir.
Üniversite tarafından 6 Ocak 2025 tarihinde yayınlanan bir resmi yazıda 2025 yılı Toplum Ağız ve Diş Sağlığı Komisyonu'nu belirliyor. Ancak şikayet, doğrudan Aksoy Yüksek'in ders sorumluluğuna odaklanıyor ve bu komisyonun işleyişini de dolaylı olarak sorgulatıyor.
Buradan, fakülte dekanı Prof.Dr.Cemil Göya 'ya soruyoruz: bu kaçıncı skandal, kaçıncı utanç?
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, Türkiye'nin doğusundaki önemli eğitim kurumlarından biri. Ancak bu yaşananlar, akademik özgürlük ve öğrenci haklarını ihlal etmekle kalmıyor, ülkede yetişecek diş doktoru adaylarının geleceğini riske atıyor. Geleceğin sağlık profesyonellerini yetiştiren bir kurumda şiddetin yeri olmamalı – bu, bir utanç değil mi?
Peki siz, Merve Aksoy Yüksek ...bu mu sizin eğitimci anlayışınız?
Hangi hakla öğrencilere şiddet uyguluyorsunuz?
Bu haberden sonra ne yapmayı düşünüyorsunuz? Sınıfa girip yine öğrencileri tehdit etmeye ve hakaret etmeye devam mı edeceksiniz?
Ve yetkililere buradan bir kez daha seslenmek istiyoruz:
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde eğitim gören öğrencilerin hayatlarıyla daha ne kadar oynanacak?
Ülkenin geleceği olan gençler neden bu kadar büyük bir risk altına atılıyor?
Gerekli önlemler neden hâlâ alınmıyor?
Bu skandallar ne zaman sona erecek?
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde eğitim alan her bir öğrencinin hayatı için ciddi endişe duyuyoruz.
@GokceGokcen_@AsuKaya80TBMM@sevdakaraca@adalet_bakanlik@tcbestepe
DİŞ HEKİMLİĞİ ATAMA VE İSTİHDAM SORUNU!!
Kamu hekimleri 10 dakikada kanal tedavisi yapmaya zorlanırken, 20 bin hekim hala bekletiliyor.Yapılan tedavi kaliteleri kullanılan malzemeler bunlara girmiyorum bile siz halka sağlığı bile çok görüyorsunuz!
Türkiye’de diş hekimliği artık yalnızca bir meslek krizi değil, planlama ve sorumluluk krizidir.
Yıllarca emek veren gençler mezun olduklarında atanamıyor, özel sektörde güvencesiz ve düşük ücretli çalışmaya zorlanıyor ya da mesleğini hiç yapamadan başka alanlara savruluyor.
Bu tablonun bedelini yalnızca gençler değil; çocuğunu okutmak için borçlanan, birikimini harcayan, umutlarını bu diplomaya bağlayan aileler de ödüyor.
Plansız açılan fakülteler, nitelikten bağımsız kontenjan artışları ve istihdamla örtüşmeyen mezun sayıları;
bugün işsiz diş hekimleri,
yarın ise mesleki değeri aşınmış bir sağlık sistemi anlamına geliyor.
Bu sorun “zamanla düzelir” denecek bir mesele değil. Bu, bilimsel planlama, kontenjan düzenlemesi ve gerçekçi istihdam politikaları gerektiren bir kamu sorunudur.
#DişEczayaBütçeAyır
22 Kasım Diş Hekimliği Günü’nü ve Ağız Diş Sağlığı Haftası’nı büyük bir saygı ve gururla kutluyoruz.
Toplum ağız ve diş sağlığının korunması için özveriyle çalışan tüm meslektaşlarımızın bu anlamlı günü kutlu olsun.
Ancak , mesleğimiz adına sevincimize eşlik eden bir burukluk da var.
Uzun yıllar emek vererek yetişen genç diş hekimlerinin atanamama, istihdam yetersizliği ve işsizlik sorunları, mesleğimizin geleceğine dair ciddi kaygılar oluşturmaktadır.
Daha planlı kontenjan politikaları, adil istihdam koşulları ve mesleki standartların güçlendirildiği bir gelecek dileğiyle…
Tüm diş hekimlerinin 22 Kasım Diş Hekimliği Günü kutlu olsun. #22KasımıKutlamıyoruz
Artık mevcut durum sürdürülebilir olmaktan çıkmıştır.
Diş Hekimliği Uzmanlık Sınavı’nın yalnızca yılda bir kez yapılması, artan mezun sayısı, uzmanlık talebi ve sağlık hizmeti ihtiyacı göz önüne alındığında, güncel gereksinimlerle bağdaşmayan bir uygulamadır. Bu nedenle DUS’un yılda iki kez yapılması, uzmanlık eğitimine erişimde eşitliği ve planlamada öngörülebilirliği artıracaktır.
Ayrıca uzmanlık kontenjanlarının ve kamu atamalarının artırılması, hem eğitim kurumlarının hasta yükünün dengelenmesi hem de nitelikli ağız-diş sağlığı hizmetinin yaygınlaştırılması açısından zorunludur.
Bununla birlikte özel sektörde giderek belirginleşen rant odaklı yapı, diş hekimliği mesleğinin bilimsel ve etik temellerini aşındırmaktadır. Diş hekimi olmayan kişilerin sağlık mevzuatını ihlal ederek hasta kabul etmesi ve buna rağmen çok sayıda genç diş hekiminin işsiz kalması, mevcut sistemin çarpıklığını açık biçimde ortaya koymaktadır. Bu tablo, hem toplum sağlığı açısından ciddi bir risk hem de hekimlik mesleğinin değersizleştirilmesine yönelik yapısal bir sorundur.
Bu nedenle özel sektör üzerinde etkin denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi ve “diş hekimi olmayan herkesin ağız-diş sağlığı hizmeti alanından uzaklaştırılması”, hem mesleki etik hem de halk sağlığı açısından elzemdir. #2dushaktır
Diş Hekimleri Hakkını Arıyor: 22 Kasım’da Ankara’dayız!
Kamudaki hekim açığı ve artan iş yükü, hem hekim emeğini hem de hasta haklarını ciddi şekilde zedeliyor. MHRS dayatmaları, düşen teşvikler, yardımcı personel eksikliği, adaletsiz uygulamalar ve giderek artan şiddet olayları çalışma ortamını sürdürülemez hâle getirdi.
Adil, insanca ve güvenli çalışma koşulları için sesimizi yükseltiyoruz!
Tüm sivil toplum kuruluşlarını ve meslektaşlarımızı, haklı mücadelemizde birlikte durmaya çağırıyoruz.
📍 22 Kasım – Ankara | Saat 12:30 (Sağlık Bakanlığı Önü)
Haklarımız ve mesleğimiz için buluşuyoruz.
@saglikbakanligi@drmemisoglu
#GelinBirlikOlalım
Nitelikli hekimler,niteliksiz yöneticilerin yanlış kararları altında eziliyor.
Dönercinin bile klinik açmasına izin veren rant sistemi Diş Hekimlerini işsizliğe sürüklüyor..alınan kötü kararlar zaten diş hekimi enflasyonu yaratacakken daha kötü kararlar almaya devam etmeyin.
#dusu2leTakvimiGüncelle
Artık mevcut durum sürdürülebilir olmaktan çıkmıştır. Diş Hekimliği Uzmanlık Sınavı’nın yalnızca yılda bir kez yapılması, artan mezun sayısı, uzmanlık talebi ve sağlık hizmeti ihtiyacı göz önüne alındığında, güncel gereksinimlerle bağdaşmayan bir uygulamadır. Bu nedenle DUS’un yılda iki kez yapılması, uzmanlık eğitimine erişimde eşitliği ve planlamada öngörülebilirliği artıracaktır.
Ayrıca uzmanlık kontenjanlarının ve kamu atamalarının artırılması, hem eğitim kurumlarının hasta yükünün dengelenmesi hem de nitelikli ağız-diş sağlığı hizmetinin yaygınlaştırılması açısından zorunludur.
Bununla birlikte özel sektörde giderek belirginleşen rant odaklı yapı, diş hekimliği mesleğinin bilimsel ve etik temellerini aşındırmaktadır. Diş hekimi olmayan kişilerin sağlık mevzuatını ihlal ederek hasta kabul etmesi ve buna rağmen çok sayıda genç diş hekiminin işsiz kalması, mevcut sistemin çarpıklığını açık biçimde ortaya koymaktadır. Bu tablo, hem toplum sağlığı açısından ciddi bir risk hem de hekimlik mesleğinin değersizleştirilmesine yönelik yapısal bir sorundur.
Bu nedenle özel sektör üzerinde etkin denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi ve “diş hekimi olmayan herkesin ağız-diş sağlığı hizmeti alanından uzaklaştırılması”, hem mesleki etik hem de halk sağlığı açısından elzemdir.
#dus2026
#DUSSenedE2KezOlsun
Sınava giren aday sayısının ve yıllık mezun sayısının kayda değer biçimde artmasına rağmen DUS’un yılda bir kez yapılması, mevcut istihdam gerçekliği ve eğitim-hizmet ihtiyaçlarıyla örtüşmeyen bir planlamadır.
#DUSSenedE2KezOlsun
Ayrıca mezun sayısındaki büyümeye karşın kamu atamalarının sınırlı kalması, yeni mezun hekimleri özel sektörde düşük ücretlere razı olmaya zorlamakta; bu durum ise hekimlik mesleğinin niteliği ve onuruyla bağdaşmamaktadır.
Bir hükümetin adaletsizliği,halkın sessizliğinden güç alır,her şey onların istediği gibi oldu sadece onlar rant elde etti fakat bir nesli kırdılar ve asla durmuyorlar.#dus2026