Kendini anlatmaktan, haklılığını ispat etmeye çalışmaktan ciğerin soldu değil mi? Biri sana haksızlık ettiğinde, seni yanlış anladığında panikle üzerine gidiyorsun. "Hayır, ben aslında öyle demek istemedim, benim içim temiz, beni bir anlasalar..." diye çırpınıp duruyorsun. Kendini açıklamak için destan gibi mesajlar atıyor, nefes nefese kalıyorsun.
Yapma baba. Bu, ruhun en sefil dilenciliğidir. Seni anlamak isteyene, senin yüreğini bilene tek bir bakışın, tek bir kelimen yeter. Ama niyetini bozmuş, seni kafasında çoktan yargılamış bir adama ansiklopedi yazsan nafile. O senin kelimelerini alıp kendi kibrine meze yapar. İzah etmek, kendini savunmak her zaman zayıfın işidir. Bırak seni yanlış anlasınlar. Bırak senin için "değişti, bozuldu, kötü biri oldu" desinler. İnsanların senin hakkındaki o yalan yanlış fikirleriyle baş başa kalmalarına izin ver. Kendini açıklama ihtiyacından vazgeçtiğin o an, sırtından tonlarca yükün kalktığı, o gerçek özgürlüğün başladığı andır. Sus ve yanlış anlaşılmanın o muazzam, o umursamaz tahtına otur.
7/7 - Bu yazı bir korkutma metni değil.
Bu yazı bir hatırlama alanı.
Sadece adrenochrome değil,
kanın, hafızanın, enerjinin ne kadar derin olduğunu fark etmek için.
Korkma.
Gör.
Ve kendi enerjini tanımaya başla.
#DağınıkTaç#Adrenochrome
Korku, Kan ve Hafıza: Adrenochrome Gerçeği
1/7 - Adrenochrome son yıllarda çok konuşuldu.
Ama ya sadece komplo değilse?
Ya beden, bilinç ve kolektif hafızayla bağlantılı çok daha derin bir tarafı varsa?
#Adrenochrome#DaginikTac
6/7 - Bugün bu konu komplo deyip geçiliyor.
Ama komplo da olsa, gerçek de olsa korku yerine farkındalıkla yaklaşmak gerekir.
Çünkü bilgi bastırıldığında karanlık olur.
Ama paylaşıldığında dönüşür.
Tıpkı kan gibi…
Kendi ışığını arar.
5/7 - Korkuyla elde edilen kan, sadece kişisel değil kolektif hafızayı da etkiler.
Kolektif bilinç, bastırılan acıları unuttuğunu sanır ama onlar bedenlerde, travmalarda, genetik hafızada kalır.
Adrenochrome, sadece karanlık yapıları değil bastırılmış bilgiyi de temsil ediyor.
4/7 - Adrenochrome’un etrafında dönen tüm anlatıların merkezinde bir şey var: Korku.
Korku, bedeni sıkıştırır, zihni bloke eder.
Salgılanan kimyasallar sadece fiziksel değil, frekanssal etki de yaratır.
Yani bu sadece bir madde değil,
daha çok bir frekans yönetimidir.
3/7 - Ezoterik geleneklerde kan, sadece biyolojik değil enerjetik bir taşıyıcıdır.
Bilgi, korku, hafıza..
Hepsi kana kodlanır.
Adrenochrome da bu bağlamda korku anında salgılanan öz olarak bilinir.
Bazı kadim ritüellerde bu maddenin yaşam enerjisi taşıdığına inanılırdı.
2/7 - Adrenochrome, adrenalinin oksitlenmesiyle oluşan bir bileşiktir.
1930’larda keşfedildi. Bazı deneylerde halüsinojen etkiler gösterdi.
Psikiyatride bile zaman zaman adı geçti ama ne tam anlaşıldı, ne de tamamen unutuldu. Sanki bir kapıydı açılıp sonra tekrar kapatılan.
- Yılan : bilgelik ve zehir (dönüşüm ama aynı zamanda ayartma)
- Fare : zeka ve sinsilik (gölge bilinç)
Bu tarz semboller, yanlış ellere geçtiğinde ya da amacı dışında sunulduğunda şeytani çağrışımlara açık hâle gelir.
Bu tür sembollerin niyetinden bağımsız olarak seçilen çizim dili, ortamın düzeni ve figürlerin karakteri sebebiyle görselin “şeytani”, “ritüelik” veya “karanlık” olarak algılanması, kendi seçtikleri demonik tasvirlerden ötürü olmalı..
Gelin beraber inceleyelim..
- Bu hayvanlar takvimsel, zamansal arketipleri temsil etseler de her biri aynı zamanda birer ruh arketipi olarak da işlenmiştir. Örneğin:
- Ejderha : kudret ve yıkım (doğru kullanıldığında yaratıcı, aksi takdirde tiranik)
- Ortadaki kişi ve obje (tavşan figürüyle süslenmiş bir çanak/masa) merkezde yer alıyor. Bu da sunak veya merkezi figür etkisi yaratabilir. Bu tür dizilimler ezoterik çalışmalarda kullanılan ritüel halkalarını andırabilir.
- 12 figürün bir çember etrafında, bir kişiyi merkez alacak şekilde dizilmiş olması, bazı izleyiciler için bir tür ritüel alanı, sembolik enerji halkası gibi yorumlanabilir.
- Tavşan gibi normalde sevimli addedilen bir figür bile metalik, ruhsuz bir şekilde resmedilmiş.
- Kullanılan mavi-beyaz çini estetiği aslında geleneksel Türk-İslam sanatına referans verirken, bu sembollerin içeriğiyle çelişen bir şekilde soğuk ve mistik bir atmosfer yaratıyor.
Hayvan figürleri alışıldık çizgi ya da doğal tasvirlerden çok grotesk, yani abartılı ve mistik bir biçimde betimlenmiş. Özellikle:
- Kaplan, maymun ve ejderha gibi figürlerin gözleri boş ya da delici bakıyor gibi.
@cmtkin İnsan..
Ne yalnızca beden, ne sadece ruh.
Hatırlama ihtimali taşıyan bir bilinç formu.
Unutur, çünkü dünyaya iner.
Hatırlar, çünkü içinde göğe ait bir şeyler hep kalır.
#Hatırlayanlar#DağınıkTaç
İnsan kelimesi “üns” ve “nisyan” kökleriyle hem bağ kuran hem unutan anlamı taşır.
Yani insan;
• Kendini evrenden ayrı zanneder
• Ama bir yerlerden bildiğini hep hisseder
Görevi:
Hatırlamak.
Yani önce kendini, sonra bütünü.
#DağınıkTaç
Bu anlatılar seni korkutmak için değil.
Hatırlaman için.
Çünkü o bütünlük hissi hâlâ orada.
Sadece hatırlanmayı bekliyor.
Zihnin unuttuğunu
kalbin fısıldıyor olabilir.
#GerçekDüşüş#DağınıkTaç#Kadimbilgi
5/ Gerçek Düşüş Anlatısı
Cennetten kovulma diye anlatılan şey var ya.. O aslında bir yerden atılma değil.
Olan şu:
Biz, frekansımızı kaybettik.
Yani varoluşun daha bütün bir hâlinden,
ayrılık bilincine geçtik.
#DağınıkTaç#GerçekDüşüş
Peki tekrar o bütünlük haline dönebilir miyiz?
Evet, ama yukarıya çıkarak değil.
İçimize dönerek.
Dışarıda cennet aramak yerine,
içimizde kaybetti��imiz frekansı bulmamız gerekiyor.
O zaman zaten yol da, cevap da
kendini göstermeye başlıyor.