➖Allah ile kandırıp Yunus Emre ile çaldılar.
➖Yunus Emre Vakfı'ndaki soygunu 2.5 yıl önce sorduk millet adına, cevap yok!
➖1.5 yıl önce, soygunun tüm ayrıntılarını anlattık ve yeniden sorduk, yine cevap yok.
🇹🇷Gazi Meclis’in çatısı altından feryat ettik, hırsızlığın boyutunu anlattık.
💰Yüz milyonlarca liranın nasıl çalındığını;
➖Paraların açılan tam 1.458 hesaba aktarıldığını,
➖Fakir fukaranın parasıyla Bodrum’da villalar alınıp lüks içinde yaşadıklarını söyledik.
➖Vakfın bağlı olduğu bakan ne sorulara cevap veriyor ne de hesap veriyor!
➖Vakfın eski başkanı ise bir süre tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakılıyor.
🇹🇷Yazık bu güzel ülkeye!
Şimdi bir bakalım; bakalım ama susalım. Neye bakalım? Şuna bakalım.
Resimdekiler Devletin Gazileri.
Üstteki resimde bir 15 Temmuz Gazisi, alttaki resimde ise Bir İç güvenlik Gazisi var.
Üstteki Gazi'ye kuş sütü eksik masada ( ki gözümüz yok) porselen tabaklarda, yemekler ikram ediliyor.
Alttaki Resimdeki Terörle Mücadele sonucu iki gözünü kaybetmiş Mehmet Yücel Gazi'ye ise Kaşar ekmek verdik.
@GaziErdem37@GaziTemder@idrisTugunmus12@gazilerplatform
#gazileriminyanındayım
Necip Hablemitoğlu 18 Aralık 2002'de öldürülmeden 4 gün önce Eskişehir'deki son konferansında bakın neler söylemiş:
"Bütün bu tarikatlar, Amerika Birleşik Devletleri merkezli bu tarikatlar, bütün dünyada Amerika Birleşik Devletleri büyükelçiliklerinin koruması altında. Adeta cirit atıyorlar. Ve bundan Türkiye de nasibini fazlasıyla alıyor. Sadece bizim kendi tarikatlarımıza destek vermekle kalmıyorlar. Kendi tarikatlarını bu anlamda Türkiye'ye ve bütün dünya ülkelerine gönderiyorlar. Bakın Çin hükümeti tarikatı yasakladı. Ve Falun Gong tarikatının lider kadrosunun canını kurtaramayanları idam etti. Tarikatın lideri şu an Philadelphia'da. Buna karşılık bakıyorsunuz Moon Tarikatı, aynı şekilde bütün dünya için öngörülen tarikat, lideri yine aynı yerde. Türkiye için öngörülen Fethullahçılık. Fethullah Gülen yine aynı yerde.
Hatırlayacaksınız 1946 yılında barış gönüllüleri Türkiye'ye gelmeye başladığında, 10 binden fazla barış gönüllüsü, Türkiye'yi hallaç pamuğuna çeviriyorlar. Ve özellikle bir grubu yeşil kuşak teorisine en uygun grup olarak nitelendiriyorlar. Bu da Nurcular. Yine hatırlayacaksınız bu teoremi, komünizmin güneye inmesini önlemek amacıyla Türkiye dahil, İran dahil, Pakistan dahil, Afganistan, Suriye, Irak dahil olmak üzere; bütün İslam ülkelerinde şeriatçılığı güçlendirerek ulus devletler yerine tarikat yönetimlerini egemen kılarak, ateizme, komünizme karşı olan dinsel yapılanmayı güçlendirmeyi hedefliyor bu strateji. Türkiye'nin iş birlikçisi olarak da Said-i Nursi seçiliyor. Ve Said-i Nursi, bildiğiniz gibi Amerikalılara sonuna kadar hizmet ediyor. Aşağı yukarı 6 bin kişiyi, 6 bin Nur talebesini Türkiye'den götürüyorlar. Ve Amerika'da ilk Nur Cemaati kuruluyor. Elimde ilk Nur risalelerinin Amerika'daki yayın tarihine baktığımda, biri 1951 biri 1956. Yani o tarihlerden itibaren İngilizceye çevrilmiş risaleleri biz Amerika Birleşik Devletleri’nde görüyoruz.
Türkiye'de 4 bin 500 vakıf ve dernek var bunlara ait. Aşağı yukarı 1704 toplam okul var. Bunların 199'u Fethullah, 29'u Nakşibendilere ait. Mahmud Esad Coşan, Musa Topbaş gibi değişik Nakşibendi gruplarının da farklı okulları, farklı yurtları, farklı gazeteleri ve dergileri var. Bunların yanı sıra Cihat, Yöneliş, Darül Harp, Akabe, Vahdet, Selefi, Hizb ut Tahrir gibi, çok sayıda maalesef İslamiyet, resmen irticai tensip eden gruplar da yine faaliyetlerine devam ediyor."
Ayrıntı için bkz.👇
https://t.co/mnEJoDC9jT..
Necip Hablemitoğlu Atatürk'e, bağımsız, laik Cumhuriyete sahip çıkıp gerici ve bölücü teröre karşı çıktı ve katledildi. Hep Hablemitoğlu gibi Atatürkçü ve laik Cumhuriyet sevdalısı aydınlar katledildi, ancak nedense hep Atatürk ve Cumhuriyet düşmanları mağdur pozlarında...
Anısına saygıyla...
➖Somali’ye Recep Tayyip Erdoğan Eğitim ve Araştırma Hastanesi kurduk.
➖Suriye’de Halep’e bağlı Çobanbey Bölgesi'nde Sağlık Bilimleri Üniversitesi ve Tıp Fakültesi kurduk.
➖Suriye’nin kuzeyinde çok sayıda sağlık merkezi ve klinik açtık.
➖Şimdi de Şam’a kalp hastanesi, Halep’e kanser hastanesi kuruyoruz.
➖Bunun için bir anlaşma imzalandı ve önümüzdeki günlerde Gazi Meclis’in onayına sunulacak.
➖Bizim vatandaşlarımız, kendi insanlarımız kanser ve kalp hastalıklarının tedavisi için aylarca sıra beklerken,
➖Bunlar kanser ve kalp hastalıklarının tedavisi için Araplara hastane kuruyor.
💡Sonra da bunu "Türkiye Yüzyılı" diye pazarlıyorlar.
Şu adamlar, bugün "kurucu önder" diye göğe çıkarılan teröristlerle mücadele ederken yaralandı yetmedi, bir de hak ararken yaralanıyorlar.
Gör bunları Türk milleti, gör de susmaya devam et.
Abi gerçekten tuhaf bir ülkedeyiz, kimsenin mehterden ya da yeniçeriden rahatsız olduğu yok.
Aksine mehteri ikinci Mahmut kapattı Enver Paşa kurdu, bütün o güzel marşlar onların döneminde yazıldı.
İnsanlar Trump'ın "bunlar rahip Brunson'u bırakmayacaktı, ben bırak der demez bıraktılar"demesinden rahatsız. İnsanlar o kadar para ve insan hayatı harcadığımız Colani'nin Fransa ve İsrail ile yaptığı anlaşmadan, Türkiye'nin çırak çıkarılmasından rahatsız.
İnsanlar, Türk cumhurbaşkanı ABD'ye gittiğinde hiç kimse karşılamazken, ABD devlet başkanının havaalanında karşılanmasından rahatsız.
İnsanlar, yokluk ve yoksulluk içerisinde yaşarken, Fransız tahkim yargısının kestiği 1 milyar 471 milyon dolarlık cezadan ve bunun sorumlularını bilememekten rahatsız. Çünkü o cezanın yükü de o insanların sırtına binecek
İnsanların rahatsız olduğu bir yığın şey var, ama bunların içinde Mehter ya da yeniçeri yok.
İnsanlar boş hamasetten rahatsız.
Daha önce edilen bütün o iri kıyım lafların yutulmasından rahatsız.
MİLLETİN 1,47 MİLYAR DOLARININ HESABINI KİM VERECEK?
Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı üzerinden Irak Hükümetinin onayı dışında gerçekleştirilen kaçak petrol sevkiyatları nedeniyle 1 milyar 471 milyon dolarlık tahkim kararına karşı Paris'te açtığımız iptal davasını kaybettik.
Bu kayıp Türkiye açısından sıradan bir dava kaybı değildir.
Konunun çok önemli üç boyutu var: Birincisi dış politika , ikincisi yolsuzluk, üçüncüsü kamu zararı.
Yapılan yasa dışı petrol satışı ile Irak merkezi hükümeti zayıflatılırken Barzani yönetimine destek sağlanmak suretiyle, Irak'ın toprak bütünlüğüne zarar verilmiştir. Bu şekilde Türkiye, bölgedeki diğer konularda yaptığı gibi BOP projesine hizmet etmiş olmaktadır.
Satış işlemine aracılık etmesi için yetkilendirilen şirketler konusu ise işin yolsuzluk boyutunu oluşturmaktadır. Bu kapsamda yetkilendirilen Powetrans isimli şirketin ana ortaklarından birisinin eski bakan olduğu iddiası, kendi yazışmalarının deşifre edilmesiyle kamuoyunun gündemine taşınmış, ancak konuyu gündeme getiren gazeteciler hakkında yasal işlem yapılmıştır. Irak tarafının ilk başvurusunda tazminat talebinin 30 milyar dolar olduğu dikkate alındığında işin yolsuzluk boyutunun devasa olduğu ortaya çıkmaktadır.
Kesinleşen 1,47 milyar dolar tazminatın kimin tarafından ödeneceği konusu da işin kamu zararı boyutunu oluşturmaktadır. Satıştan çıkar elde edenler ortada olmadığına göre yük Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ve Türk Milletinin üzerinde kalacaktır.
Konuyu takip etmeye ve gündemde tutmaya devam edeceğiz.
Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey 10 Nisan 1919 günü Beyazıt Meydanı'nda, sırf İngilizlere şirin görünmek uğruna idam edilirken orada en fazla bir bölük işgalci asker vardı.
Seyreden ise binlerce Türk!
İsteseler o işgalcileri tükürükle bile boğarlardı.
Yapmadılar.
Aynı @oktayyildirim__ 'ın dediği gibi, o kahreden sükut içinde izlediler.
Adam "... Borcum var, servetim yok. Üç çocuğumu, millet uğruna yetim bırakıyorum. Yaşasın Millet..." derken bile öylece seyrettiler.
Sonra?
Ertesi gün cenazesi bir protesto gösterisine dönüştü.
Neye yarar?
O anda söküp alamamışsın adamını, kurban edilmesine seyirci kalmışsın. Sonra kıyamet koparsan ne olacak?
Aynı şey bugün Siverek'te yaşanan.
"Du bakali noolacak?" diye diye seyret bütün bu olanları ey vatandaş.
Ne mi olacak?
Aziz Nesin çok güzel anlatmış ne olacağını.
"Du bakali noolacak?"
➖Hiçbir başkan İsrail için benim yaptığım kadarını yapmadı.
➖Buna yaklaşabilen bile olmadı.
➖Kudüs konusunda yaptıklarımıza bakın.
➖Golan Tepeleri meselesine bakın.
➖Ben, İsrail için daha önce hiç kimsenin yapmadığı şeyleri yaptım.
🇺🇸Bunları söyleyen Trump.
🇹🇷Hem de NATO Zirvesi'nde, yani Ortadoğu bizden sorulur, Suriye’nin fatihi biziz diyen Erdoğan’ın ev sahipliğinde.
🇺🇸Adam açıkça "Golan Tepelerini İsrail'e ben verdim" diyor,
🇸🇾Golan Tepeleri'nin ait olduğu ülkenin sözüm ona devlet başkanı Şara da sakince dinleyip onaylıyor.
👉Sadakat böyle bir şey demek ki!
Oğlum sen ne cahilsin. Mehter marşları II.Mahmut döneminde yasaklandı. İttihat ve Terakki başa geçince tekrar kondu.
İçindeki "Türk" sözleri o zaman eklendi.
II.Abdülhamit ve dedesi Türk musikisini sevmezdi çocuklarını vals ile büyüttüler, kendi yazdı bak bunları. Hatıratlarına bakıver.
Ayrıca Yeniçeriler de Türk değil. Hepsi devşirme.
Türk olanlar ise ordunun Tımarlı sipahileri idi.
Ama nereden anlayacaksın, bileceksin dimi.
DNA nda Türk geni olması gerekiyor. Baktır DNA na. Bak benim %100 Türk çıktı. %1 bile başka etnik grup yok vallahi.
2024 yılında NATO zirvesi için Washington'a giden RTE'yi, havaalanında Washington'a aynı uçakla gelen Numan Kurtulmuş karşılamıştı.
2026 yılında NATO zirvesi için Ankara'ya gelen Trump ise RTE tarafından havaalanında uçağın merdivenlerinde karşılandı.
Türk dış politikasının özeti budur.
👉NATO için Atatürk’süz hatıra parası basmışlar.
➖Araştırdım, NATO zirvelerinde hatıra pulu bastıran ülkeler var ama para basana rastlamadım.
💡Para bizimkilerin işi tabi, çok severler.
➖Yabancı heyet üyeleri dönüşte havaalanında bir kahve içmek istese 5 liralık hatıra parasından tam 60 tane vermeleri gerekecek,
➖Bence zirvede bu hatıra paralarını kilo ile dağıtsınlar…
"Sürmeneli" Mehmet, iyi oku.
Sultan Abdülaziz'in bizzat kendi bestelediği "Valse d'Invitation" (Davet Valsi) adında çok zarif bir vals eseri vardır.
Sultan V. Murad'ın yüzlerce bestesi vardır ve bu bestelerin neredeyse tümü vals, polka, mazurka ve galop gibi Batı formlarındadır.
II. Abdülhamid'in bir vals bestesi yoktur ama kendisi "A La Turca (Klasik Türk) müziğinin insana hüzün verdiğini, bu yüzden Batı müziğini (özellikle opera ve operetleri) tercih ettiğini bizzat hatıratlarında belirtmiştir. Yıldız Sarayı'nda özel bir tiyatro kurdurmuş, çocuklarına ve saray efradına piyano ve Batı müziği eğitimi aldırmış, sarayda sık sık valsler, polkalar ve operetler çaldırmıştır.
Bugün gurur duyduğun o Mehter teşkilatı ve Yeniçeri Ocağı, Sultan II. Mahmut tarafından kaldırılmıştır.
Bugün dinlediğin ve bildiğin tüm Mehter Marşları, Enver Paşa öncülüğünde İttihatçılar tarafından sonradan bestelenmiştir.
İyi oku şu sözleri;
Hep kahraman TÜRK milleti.
Orduların, pek çok zaman,
TÜRK milleti, TÜRK milleti,
Aşk ile sev MİLLİYETİ.
Kahret vatan düşmanını,
Çeksin o mel'un zilleti.
"TÜRKİYE MİLLETİ", "TÜRKİYELİLİK" GİBİ ŞEYLER YOK.
İyi oku ve sindir "Sürmeneli" Mehmet, Pontuslardan da bahsetmiyor Mehter marşları.
TÜRK Cumhuriyeti'ne yönelik imalarınızın nedenini çok iyi biliyoruz. "100 yıl önce" edebiyatınız işlemiyor. Dinlediğiniz Mehter Marşları yasaktı, zaten 109 yıl önce İttihatçılar tarafından yazıldı. Yeniçeri ocağı kaldırılmıştı ama Atatürk bizzat Sofya'da "Yeniçeri" kıyafeti giydi. Bu sizin değil bizim gururumuz. Siz gidin "Türkiyelilik" oynayın.
Bak anlatayım sorduğun gibi "neyden kurtuluşun" savaşıydı.
Saray yapabilmek için dış borca batan, iki bankerden aldığı borcu ödeyemediği için koca Midilli adasını peşkeş çeken, beş yıl önce donanmasını yakan ülkeye, donanmasını emanet eden, kendisine karşı en ufak eleştiriyi hapisle, sürgünle cezalandıran, işgalcilere kendi pis canının emniyeti için yalvaran, Türk milleti kanını dökerken 18 yaşında kızla gerdeğe giren, sonra bir İngiliz gemisine binip düşmanın koynuna kaçan PADİŞAHTAN KURTULUŞ savaşıydı.
Halkın sırtından asalakça geçinen, askerlik muafiyetiyle semiren, düşman askeriyle işbirliği yapıp önünde secde eden, vatanseverlerin katliam fetvalarına imza atan, Allah ile aldatan TARİKATLARDAN KURTULUŞ savaşıydı.
Halkın sırtına yüklenmiş vergilerle gününü gün eden, kendi çocuklarını semirten, saraya köpeklik eden haramzade FEODALLERDEN KURTULUŞ savaşıydı.
Bütün köyleri sarmış frengi, trahom ve bit salgınlarından, okulsuzluktan, doktorsuzluktan, hastalıklardan, topyekun bir CEHALETTEN KURTULUŞ savaşıydı.
Mehmetçiği sırtından bıçaklayan, düşmana kapıkulluğu yapan, kendi komşusunu katleden ETNİK BÖLÜCÜLÜKTEN KURTULUŞ savaşıydı.
Bütün madenlere, deniz taşımacılığına, demiryollarına, tarihi eserlere, hatta padişahın çanağını dolu tutmak şartıyla bütün hazine gelirlerine çöken YABANCI ŞİRKETLERDEN KURTULUŞ savaşıydı.
Sarayında şatafatını ve lüksünü kaybetme korkusuyla titreyen padişahın desteğiyle bütün memleketi işgal eden, etnik bölücüleri, kan emici tarikatları Türk milletine karşı asker eden, köylerimizi yakan, canlarımıza kıyan EMPERYALİST İŞGALDEN KURTULUŞ savaşıydı.
Ama...
Olmadı işte, tam olmadı, tamamlanamadı.
Çünkü...
Biz onları yendik, ama kaçarken kimi itini, kimi piçini bıraktı arkasında. Sonra onlar palazlandı, kanları bitlendi, cesaretlendiler, sahiplerinin yaptıklarını yapmaya kalktılar. Onlar da aynı akıbete uğrayınca o Kurtuluş Savaşı tamamlanmış olacak.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Kurtuluş Savaşı ile neyden kurtulduğumuzu sormuş…
Osmanlı’dan geriye kalana bakıp öyle sorsaymış keşke…
➖4 Temmuz ABD’nin Bağımsızlık Günü'dür.
➖4 Temmuz 2003, Irak’ın kuzeyinde Amerikan askerlerinin, orada görev yapan Türk askerlerinin başına çuval geçirdiği gündür!
➖Dün, yani 4 Temmuz’da, Amerika’nın bağımsızlık gününde,
➖ABD askerlerinin, askerimizin başına çuval geçirdiği günde,
🌉Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, kırmızı, beyaz ve mavi renklerle, yani ABD bayrağının renkleriyle ışıklandırıldı.
➖Size yakışır, Trump’ın da hoşuna gider belki ama
🇹🇷Türkiye’ye yakışmaz, Türk Milleti'nin hoşuna gitmez!