Siyasette sık yapılan hatalardan birisi; dönemleri ya tamamen kötü ya da tamamen kusursuz olarak kodlamaktır.
Oysa hiçbir başarı boşlukta, durup dururken ortaya çıkmaz. Çok net ifade ediyorum: 2019 yerel seçim başarısı olmasaydı, 2024 yerel seçim başarısı olmazdı. Dolayısıyla, “Bir kişi değişti, her şey değişti” kolaycılığı bizi sadece siyasi bir hataya sürükler.
Kendi dönemlerinde öncülük eden, emek veren, omuz veren herkesi, büyük yürüyüşümüzün ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin başarılarının doğal paydaşı olarak kabul etmek zorundayız. Aksi halde tarafgir duyguların esareti altında akla, bilime, mantığa savaş açmış oluruz.
Önümüzdeki zorlukların, omuzlarımızdaki yükün farkındayım. Bu yolu yürürken kimseyi dışlamamaya, kimseyi incitmemeye, kurumsal hafızamızı ve örgütsel iradeyi korumaya azami özen gösterilmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü gerçek ve kalıcı başarı; emekle, zamanla ve fikirsel taşıyıcılıkla inşa edilir.
Atatürkçü ve sosyal demokrat değerleri benimsediğim 1980’li yıllarda siyaset sahnesinde ne Özgür Özel ne Ekrem İmamoğlu ne de Kemal Kılıçdaroğlu vardı.
Şimdi bazı arkadaşlarım bana “Kavgada tarafını seç” diyor.
Niye? Cumhuriyet Halk Partisi’nin bütünlüğü içinde mücadelemizi büyütmek diye bir seçenek yok mu?
Partimize daha bugün “dövüş kulübü” demekten keyif alan kişinin Erdoğan olduğunu görmüyor musunuz?
Benim tarafım Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Ben, Cumhuriyet Halk Partisi’nin mücadelesini gerileten bir kavganın tarafı olmam.
"Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,
Haraç salmışlar üstüme.
Ne İskender takmışım,
Ne şah ne sultan.
Göçüp gitmişler, gölgesiz!"
#OrhanKemal 2 Haziran 1970
#AhmedArif 2 Haziran 1991
#NazımHikmet 3 Haziran 1963
Haziranda Ölmek Zor...
Ustalara saygıyla...
@acun_karadag İktidar tarafından hep Alevi olduğu konuşuluyor du o video o sebeple çekilen bir video yapmayın hocam el insaf 2023 seçimlerinin Meral Akşener ve tayfası tarafından kaybettirildiği gün gibi ortada duruyor.
@ozngndgdu Seçim sandığı halkın önüne geldiği zaman bu halkın iktidarın karşısındaki adaya oy vermemesi için kim nasıl engel olacak Sn. @ozngndgdu o yüzden yapılan yorumlar yazılanlar saçma geliyor. Bu kadar karamsarlık pompalamanın bir anlamı var mı? Kurultay da eninde sonunda yapılacaktır
@CanOzgule Mezhep üzerinden siyaset yapmayı bırakın artık seçim sandığı kurulduğunda insanlar gereğini yapar ve bu iktidardan kurtulur. İktidarın yaptığı gibi dini ve inançları siyasete alet etmekten vazgeçin. Bu iktidardan kurtulmanın mezhepler ile bir alakası yok bunu anlayın artık.
Boş teneke çok ses çıkarır!
Bilgi insanı ihtiyatlı yapar; cehalet ise ölçüsüz bir cesaret üretir. Bu yüzden en yüksek perdeden konuşanlar çoğu zaman en sığ birikimin sahipleridir.
Birkaç sloganla, medya parlatmasıyla “siyasal özne” kibirine kapılanlar şunu hala kavrayamadı. Siyasette asıl mesele ne kadar ağırlık taşıdığınızdır. Sosyal medyanın en büyük yanılsamalarından biri de alkışla siyasal ağırlığın karıştırılmasıdır.
Çünkü fikir; bilgiyle, emekle, mücadeleyle, tarih ve sınıf bilinciyle derinleşir.
Bunlardan yoksun bir öfke ise ancak gürültü üretir.
Ülkenin hayvancılık politikalarının ana mimarı AKP’yi yeterince kullandı. Kapı kapı dolandı, soluğu ofiste aldı.
Emek mücadelesine değil sermaye kibrine yaslanan, kamuculuğu değil piyasacı hoyratlığı savunan, halk dayanışmasını değil bireysel başarıyı kutsayan birinin; bugün geldiği yerde kraldan çok kralcı kesilerek bedel ödeyip mücadele edenlere siyaset öğretmeye kalkması hadsizliktir, arsızlıktır!
@siring Masa kurulduğu ilk gün bugün Cumhurbaşkanı Adayımız olan ve siyasi bir kararla tutuklanan Sn. Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş biz aday değiliz adayımız Sn. Genel Başkanımızdır deseydi bugün iktidar değimişti.
@siring Altılı Masa kurulduğu ilk günden itibaren O dönem Genel Başkanımız olan Sn. @kilicdarogluk defalarca Belediye Başkanlarının görevlerinde kalacağını ve aday yapılmayacağını yaptığı tüm röportajlarda söyledi ve bunu sağır sultan duydu yalnız İktidar safına geçen Meral Hanım duymadı
Düzgün Baba Ziyaretgâhı yalnızca bir ziyaret yeri değildir.
Bu kadim coğrafyada bir halkın inanç hafızası, vicdanı ve hakikat arayışıdır. Yüzyıllardır dara düşenin sığındığı, niyaz ettiği, kendisiyle ve Hakk’la yüzleştiği manevi kapıdır.
Bugün bu kutsal mekâna yönelik gerçekleştirilen saldırıyı fiziksel bir tahribat olarak görmüyoruz.
Bu eylem; bir halkın hafızasına, inancına, kültürel sürekliliğine ve manevi değerlerine yönelmiş ağır bir saygısızlıktır.
Çünkü Dersim coğrafyasında ziyaretler taş ya da mekânla sınırlı değildir.
Dağ, taş, su ve ağaç; inançla kurulan kadim ilişkinin parçasıdır.
Orada yakılan her çerağ, yalnızca bir ışık değil; kuşaktan kuşağa taşınan hakikat bilgisidir.
Düzgün Baba, Alevi toplumunun ortak vicdanında adaletin, rızalığın ve maneviyatın sembollerinden biridir.
Burada yaşanan her hoyratlık, bugünü olduğu kadar geçmişten bugüne taşınan toplumsal hafızayı da yaralamaktadır.
Bizler çok iyi biliyoruz ki;
Bu topraklarda insanlar yıllarca kimliğinden, dilinden, inancından ötürü ötekileştirildi. Acılar görmezden gelindi, hafızalar bastırılmak istendi.
Ama bütün bu karanlığa rağmen halk kinle değil, lokmayla direndi; öfkeyle değil, rızalıkla ayakta kaldı. Bir çerağın etrafında vicdanını büyüttü.
Tam da bu yüzden kutsallarımıza yönelik her saldırı, toplumun içinde derin bir kırgınlık yaratıyor.
Çünkü Dersim bir şehir değil; hafızadır, yaradır, direniştir.
Oysa Alevilik bize başka bir yol öğretmiştir:
“İncinsen de incitme.”
“Yetmiş iki millete bir nazarla bak.”
Bizler bugün de aynı yerde duruyoruz.
İnancımızı, ziyaretlerimizi ve kültürel hafızamızı korurken toplumsal barışı, birlikte yaşama umudunu ve insanlık vicdanını savunmayı sürdürüyoruz.
Yetkilileri bu saldırının tüm yönleriyle aydınlatılması, sorumluların ortaya çıkarılması ve benzer olayların bir daha yaşanmaması için gerekli adımları atmaya çağırıyoruz.
Tüm demokratik kamuoyunu, inanç kurumlarını ve vicdan sahibi herkesi Dersim’in inançsal ve kültürel hafızasına sahip çıkmaya davet ediyoruz.
Ve bilinmelidir ki;
Dağlar bazen susar…
Ama hakikat susmaz.
Bir halkın gülbangı, deyişi, cemi susmaz.
Düzgün Baba’nın çerağı da sonsuza dek yanmaya devam edecektir.
@MunzurPress@dersim_gazetesi@PirHaberAjansi@yol_televizyonu
Siyaseti zehirleyen hakaret dilini, yalanı, iftirayı ve organize linç kültürünü dün olduğu gibi bugün de reddediyorum.
Çünkü siyaset; topluma karşı sorumluluk taşıma işidir. İnsanların onurunu hedef alan, haysiyetini siyasetin malzemesi haline getiren bir dilin; ne demokrasiye, ne toplumsal barışa, ne de bu ülkenin geleceğine en küçük bir faydası vardır.
İnsan onurunu hedef alarak siyaset yaptığını düşünenler, aslında kendi ahlaki ve vicdani çöküşlerini büyütmektedir.
Hakareti “mücadele”, iftirayı “siyaset”, itibarsızlaştırmayı ise bir yöntem haline getiren bu çürümüş anlayışı asla normalleştirmeyeceğiz.
Türkiye’nin bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey; insan onurunu ve toplumsal vicdanı koruyan yeni bir siyasal ahlaktır.
Geleceği karanlıktan ayıracak en değerli şey de; insan kalabilme iradesi olacaktır.
Kadın milletvekililerimizin ahlak ve vicdan sınırlarını aşan saldırılar karşısında ortak açıklaması:
"Bugün kadın siyasetçilere yöneltilen saldırılar karşısında sessiz kalmayan herkes, aynı zamanda demokratik toplum düzenine de sahip çıkmaktadır.
Bu ülkenin vicdanına, kadınların dayanışmasına ve halkımızın sağduyusuna güveniyoruz.”
İstanbul Milletvekilimiz @yunusemrechp ile saha çalışması yaptıktan sonra ilçe binamızda @BursaicinCHP İl Başkanımız @nihat_yesiltas , @chp_kestel İlçe Başkanımız @YILDIRAYATLI yöneticilerimiz ve partililerimiz ile İlçe Başkanlığımızda bir araya geldik.
“Ölenler dövüşerek öldüler, güneşe gömüldüler…”
Onlar; eşit, özgür ve tam bağımsız bir Türkiye için yürüdüler.
Boyun eğmediler, teslim olmadılar.
Emperyalizme ve onun yerli işbirlikçilerine karşı bağımsızlık, eşitlik ve adalet için direnen üç fidanı; Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı sabah 05.30’da 3 Fidan Parkı’nda Şafak Nöbeti’nde andık.
Bugün de adalet, eşitlik ve bağımsızlık mücadelesi bıraktıkları yerden sürüyor.
Deniz Gezmiş’i, Yusuf Aslan’ı ve Hüseyin İnan’ı saygıyla anıyorum.
Yaşasın tam bağımsız Türkiye!
#6Mayıs1972