Ben böyle haberleri küfür etmeden ve ağlamadan izleyemiyorum. Allah kahretsin böyle insanları. Durumundan bağımsız halada gülümsüyor,umarım bundan sonra ki hayatın çok güzel olur❤️
Ankara’da 11 yaşındaki engelli bir çocuğun, babasının ölümünün ardından annesinin evi terk etmesi üzerine amcası tarafından yıllarca güvercin kümesinde yaşatıldığı ortaya çıktı.
Kitap okuma alışkanlığımızın bir anda son bulması ve çok fazla insanda böyle olması bana çok garip geliyor. Lütfen eski halimize dönelim harıl harıl okurken aldığımız keyif geri gelsin ya
Cidden öyle ya 100 kere sınava girdim hiç birine geç kalmadım hiç bir şeyimi unutmadım yani sorumsuzluktan başıma hiç birşey gelmedi. Akşamdan belgeleri hazırladım hep. SORUMSUZLUKtan ve düzensizlikten nefret ederim bu yüzden üzülmüyorum bu haberlere.
Dünden beri izledikçe uyku uyuyamıyorum. Yaşananlar, şahit olunanlar, duyulan sesler,hissedilen koku bedeni sağlam kurtulan bile aklını bırakmıştır orda. İnsanlar bu kadar kolayca kopmamalı hayattan ve ailesinden. Sebep olan herkes(ki sanmıyorum) en ağır şekilde ödesin bedelini.
1.5 yaşındaki çocuğum ona ev işi yaptırmıyorum diye ağlıyor. Bulaşık makinesinin yanına gidip devamlı anne Mabi diyo yerleştirmek için, ortalık süpürüyorum süpürgeyi almak istiyor, çamaşır asmak için sepeti taşırken bile yardım etmeye çalışıyor hayata karışsın derken Ünzile oldu
Gece 12 den sonra başlayan yol yapım çalışması ilk defa görüyorum hayatımda. Kalabalık cadde trafik cart curt anlıyoruz da bu saatte de hiltiyle yol deldirmezsin sevgili belediye. Kocam 5 te kalkıp işe gidiyor bebeğim 1,5 yaşında. 4 gündür sabah akşam sesten cinnet geldi
365 TL'ye ekmek arası 'anne patatesi' satın alan kadın:
“Bunun özelliği anne patatesi gibi olması. Biraz pahalı ama herkes böyle anneniz gibi yapamaz.”
Ata Emre Akman'ın annesi Zuhal Akman:
"Olay gecesi sabaha karşı eşime telefon geldi. Polis, 'Oğlunuz bir bıçaklanma olayına karıştı, ağır yaralı ve ameliyata alındı, buraya gelmeniz gerekiyor' deyince eşim ağlamaya başladı. Balıkesir'e doğru yola çıktık. Tuhaf bir geceydi, yağmurlu ve sisliydi.
Yoldayken eşim hastaneyi aradı ancak 'Ata Emre Akman diye bir hasta yok' deniliyordu. Çünkü artık yok. 150-180 kilometre hızla Balıkesir'e vardık. Acil servisten çıktıktan sadece 5 dakika sonra morgdaydık ve ikinci raftan oğlumuzu çekiyorlardı. Sonra sedyeyi aşağı indirdiler, örtüyü açtım, Ata olduğu söyleniyor ama Ata değil. Ata olamaz çünkü saçları kısaydı. Bilmiyordum ki, saçlarını kestirmiş; Anneler Günü'nde bana sürpriz yapacakmış.
Her tarafını açtım ve baktım. Otopsiden sonra bütün izleri, her şeyi gördüm. Sonra yetkililere 'o sedye beni kaldırır mı?' diye sordum ve Ata'nın yanına çıkıp yattım, biraz sarıldık. Çünkü bir daha sarılıp yatma şansımız olmayacaktı. Baktım ki ellerim kanlanmış. Bir müddet sonra artık Ata'dan ayrılmam gerekiyordu. Sonra tabut geldi, oradaki görevli, birisine 'el atın da kaldıralım' dedi. 'Ben annesiyim, ben çocuğumu kaldırırım' dedim. Kaldırdım, kuş gibiydi. Zaten Ata, Ata'ya benzemiyordu. İnsan bir anda mı değişir?"
Kocam ve ben başka dünyaların insanıyız ama aynı dünyayı paylaşıyoruz.Mesela o bir porsiyon sufleyi bile bitiremez ben rahatlıkla iki porsiyon yerim.Evde yaptigim keklerin, pastaların bir iki dilimle tadına bakar ben kalanların hepsini yerim.Midesiz miyim ayı mıyım ben acaba ya..