El fondo de Bitcoin fue en Junio te guste o no 🚨
El precio desde muchas métricas esta mostrando una vuelta importante.
Los operadores de ciclo le estan causando perdidas materiales en su patrimonio de largo plazo.
Una perdida por comprar mas caro nunca se contabiliza en sus sistemas.
en cambio tratan de meter miedo con infinidad de trampas alcistas. Cuando las caidas de Bitcoin son grandes oportunidades.
bitcoin:native
Esta es la mejor manera de hacer tus Spaguettis y nadie te lo dice. No pongas los Spaguetti dentro de agua. Vamos a comprobarlo.
Supermercados OR #auspiciaestareceta
Kendi 100x coininizi bulmak için hileli bir yol var.
Puanlama sistemi!!
Her soruya evet ise 1 puan, hayır ise 0:
1 → Likidite havuzu 30 bin doların üstünde mi?
2 → Likidite kilitli ya da yakılmış mı?
3 → Mint yetkisi kapalı mı?
4 → Freeze yetkisi kapalı mı?
5 → İlk 10 cüzdan arzın %20'sinden azını mı tutuyor?
6 → Cüzdanlar birbirine bağsız mı, dağılım temiz mi?
7 → Geliştirici daha önce coin çıkarıp bırakmamış mı?
8 → Sosyal hesap bir haftadan eski mi?
9 → Takipçileri gerçek mi, botla şişmemiş mi?
10 → Holder sayısı son 24 saatte arttı mı?
11 → Günlük hacim likiditenin en az yarısı kadar mı?
12 → Hikayeyi tek cümleyle anlatabiliyor musun?
Nereden bakacaksın:
1, 2, 10, 11 → DexScreener
3, 4 → RugCheck
5, 6 → Bubblemaps
7 → GMGN
8, 9 → TweetScout
12 → kimseye sorma, kendine sor
Şimdi topla:
11-12 → nadir görülür. Pozisyonu normalden büyük tut.
9-10 → temiz. Normal gir.
7-8 → riskli. Küçük gir, yakın takip et.
6 ve altı → geç. Tartışma yok, pazarlık yok.
Bakın, bu tabloda hiçbir madde tahmin değil. Hepsi tek tıkla bakılan veri.
Yani bir coini almadan önce bilmen gereken her şey beş dakikada öğrenilebilir. Kimse yapmıyor.
Ben yıllarca hislerimle aldım. Grafiğe bakıp içim ısınırsa girdim.
İçimin ısındığı coinlerin çoğu bu tablodan 4 puan alıyordu. Sonradan hesapladım ve utandım.
Şunu unutmayın: kaybettiren coin, kontrol edilmemiş coindir. Kötü coin diye bir şey yok, bakılmamış coin var.
Şimdi elindeki coinlerden birini seç ve puanla.
Çıkan puanı yorumlara yaz. Coinin adını yazmana gerek yok, sadece sayıyı yaz.
Altının altında çıkarsa şaşırma. Çoğumuz oradan geçtik.
Kaydet. Bir sonraki alımdan önce aç ve doldur.
En Suiza, las familias de dinero antiguo enseñan a sus hijos un ritual extraño con dinero en efectivo.
Los psicólogos dicen que rompe la mentalidad de pobreza en tres meses:
🇯🇵 En Japón tienen un secreto ancestral que casi nadie conoce…
Mezclan cúrcuma + canela + pimienta negra + miel y crean la famosa Miel Dorada.
Uno de los remedios naturales más potentes que existen.
¿Quieres saber por qué es tan poderoso? 🧵👇
Así se ve un sueldo de 750.000 dólares al año: un tipo en camiseta blanca, un pizarrón y 2 horas y media.
Stanford, CS336. Percy Liang construye un LLM desde cero. Lo que hay debajo de Claude y ChatGPT, y arranca por la parte que todos saltan: el modelo no lee tu texto, lee números.
Anthropic paga ese sueldo a los ingenieros que entienden esa capa.
Lo único que cobra Stanford son 2 horas y media de tu atención.
Ahora respondo como AI y me funciona bastante bien:
Mi esposa: ¿por qué no compraste lo que te pedí?
Yo: Tienes razón! Se me olvidó y eso es culpa mía, la próxima vez tendré más cuidado. ¿Hay algo más en lo que te pueda ayudar hoy?"
🚨 BOMBAZO: Le pedí a Claude que mejorara mi perfil de LinkedIn.
No solo lo "mejoró".
🪰Atraigo RECLUTADORES como MOSCAS.
Aquí están los 7 prompts exactos que usé:
En 1979, el presentador de un programa de entrevistas intentó acorralar a un economista (liberal clásico) ganador del Premio Nobel en directo por televisión para hablar sobre la codicia. Dos minutos después, el profesor lo había dejado tan en ridículo que el vídeo sigue circulando 45 años después de su emisión.
Se llamaba Milton Friedman. Ganó el Premio Nobel de Economía en 1976 y pasó décadas en la Universidad de Chicago moldeando la forma en que los gobiernos de todo el mundo conciben el dinero.
El presentador se lanzó con la pregunta que todo el mundo considera una trampa: «¿No se basa el capitalismo precisamente en la codicia?». Friedman no se inmutó. Le devolvió una pregunta que dejó boquiabierta a toda la sala: «Dime, ¿conoces alguna sociedad que no funcione a base de codicia?».
Su argumento era sencillo y contundente. No hay ningún sistema dirigido por ángeles. La cuestión nunca es si las personas persiguen su propio interés. Siempre lo harán. La única cuestión es si las normas impulsan ese interés propio hacia la creación de cosas que otras personas realmente desean.
Las imágenes son granuladas. El traje es de otra época. El argumento no ha envejecido ni un solo día.
#DaleCasco
Agarró el control y empezó a cambiar algunas cosas.
En unos minutos:
• Cambió Vivid por Movie
• Desactivó Auto Motion Plus
• Ajustó la nitidez
• Revisó el ahorro de energía
• Activó Input Signal Plus para el HDMI
• Y comprobó las opciones de Smart Calibration de mi modelo.
Volvió a poner la misma película.
Me quedé viendo la pantalla y dije:
“Espera… ¿por qué se ve tan diferente?” 😳
Japonya'nın parası eve dönüyor. ABD 1951'den beri yapmadığı şeyi yapmak zorunda kalabilir.
ABD'nin borcu 39 trilyon dolar.
Bu borç nasıl kapanacak?
Cevap genelde aynı oluyor.
Ekonomi büyür, vergi gelirleri artar, borç yavaş yavaş ödenir.
Kulağa mantıklı geliyor ama tarihte bir kez bile böyle olmadı.
Bilinen tek yol var. ABD onu zaten bir kez kullandı.
1942'de başladı. 9 yıl sonra, 1951'de bitti.
Şimdi o yol yeniden açılıyor.
Açan da ABD değil. Japonya.
Nasıl olduğunu göstereceğim.
Önce 1942'ye bakalım.
O yıl ABD'nin büyük bir savaş borcu vardı. Bu borcu piyasanın istediği faizden çeviremezdi.
Fed kısa vadeli bono faizini %0,375'te sabitledi. Uzun vadeli tahvil faizini de en fazla %2,5'te tuttu.
Yani faizi piyasa belirlemedi. Devlet belirledi.
Sonra enflasyon geldi.
1950'nin ikinci yarısında yıllık %7,7'ye çıktı. 1951'in ilk çeyreğinde %17,2 oldu.
Normalde bir merkez bankasının burada faizi yükseltmesi gerekir.
Fed yükseltmedi.
Bu düzen Mart 1951'de bitti. Hazine ile Fed anlaştı, faizi yeniden piyasa belirlemeye başladı.
Peki bu 9 yılda ne oldu?
10 yıl önce sabit faizli bir kredi çektiniz. Taksitiniz her ay aynı kalıyor. Ama maaşınız bu sürede üçe katlandı.
Borcunuz kağıt üzerinde küçülmedi. Sadece paranın değeri düştüğü için hafifledi.
Devletler için de aynısı geçerli.
1946'da ABD'de reel faiz eksi %16'ya indi.
Bu oranı ilk gördüğümde yanlış okuduğumu sandım.
Borcun milli gelire oranı o yıl %106'ydı. 1974'te %23'e indi.
Borç ödenmedi. Değeri düşürülerek eritildi.
Peki o yıllarda parasını nakitte tutanlar ne oldu?
ABD borsasının ana göstergesi Dow endeksi.
1942'de 92'ydi. 1966'da 995'i gördü.
Nakit kaybettirmeye başlayınca para varlıklara kaçar.
Bugün rakamlar çok daha büyük.
ABD'nin Aralık 2027'ye kadar çevirmesi gereken borç 12 trilyon dolar.
Bugünkü devlet borcunun %61'inin vadesi 2028 yılı sonuna kadar doluyor.
ABD borcunu kısa vadeli aldı. Bu yüzden faiz her yükseldiğinde maliyet aynı anda artıyor.
Vade kısaldıkça faiz artık bir ekonomi kararı olmaktan çıkar. Ödeme kararı olur.
Buraya kadar bilinen bir borç sorunu gibi duruyor.
Asıl mesele borcun büyüklüğü değil. Onu kimin satın aldığı.
Japonya burada devreye giriyor.
En çok ABD tahvili tutan yabancı ülke o. Yabancıların elindeki bütün ABD borcunun %13'ü tek başına onda.
Bu para oraya neden gitti?
Çünkü Japonya'da faiz yıllarca sıfıra yakındı. Bir Japon emeklilik fonu için evde para tutmanın anlamı yoktu. Aynı fon ABD tahvili aldığında kur riski alıyordu ama karşılığında ciddi bir faiz farkı kazanıyordu.
Bu denklem 30 yıl boyunca bozulmadı.
Şimdi bozuluyor.
Japonya Merkez Bankası 2024'ten bu yana beşinci faiz artışına hazırlanıyor.
10 ve 30 yıllık tahvil faizleri de 1990'lardan beri en yüksek seviyede.
Bir yatırımcı evinde aynı getiriyi bulduğu gün, dışarıda risk almanın anlamı kalmaz.
Bu arada Japonya'nın kendi borcu da rekor seviyede. Onu ayrı bir içerikte konuşacağız.
İki şey aynı döneme denk geliyor.
ABD 12 trilyon dolarlık borcu çevirecek.
En büyük yabancı alıcısı da tam o sırada masadan kalkıyor.
Böyle bir durumda iki yol vardır.
Ya faizi yükseltip alıcı çekersiniz. Ama 12 trilyonu yüksek faizden çevirirseniz o faturayı ödeyemezsiniz.
Ya da faizi bastırıp alıcının yerine kendiniz geçersiniz.
İkincisinin adı 1942'de kondu.
Şimdi biri çıkıp Fed bunu yapmaz diyecek. Yapmak zorunda kalmasaydı 1942'de de yapmazdı.
Peki bugün neden tam tersi görünüyor?
Çünkü şu an piyasa faiz indirimi değil, faiz artışı fiyatlıyor.
Fed 29 Temmuz'da faizi %3,50 ile %3,75 aralığında sabit bıraktı.
O toplantıda 3 üye artış yapılmasını istedi.
Petrol 100 doların üzerinde ve fiyatlar düşmüyor.
Ama bir fark var.
Bu enflasyon insanlar çok harcadığı için gelmiyor. Hürmüz kaynaklı enerji maliyetinden geliyor.
Yani bugünkü yüksek faiz enflasyonu çözmüyor. Sadece borcun faizini yukarıda tutuyor.
Ben bu yüzden önümüzdeki dönem bir yükseliş bekliyorum.
Sebebi ekonominin iyi olacağı değil.
Borcu yüksek faizden çevirmek mümkün değil. En büyük alıcı da çekiliyor.
Geriye faizi bastırmak kalıyor. Bastırıldığında reel faiz eksiye düşer.
1942'de nakitte kalanlar kaybetti. Varlıkta kalanlar kazandı.
Bunun tam olarak ne zaman olacağını kimse bilemez. Ben de bilmiyorum.
Ama yönü belli.
Herkes bir sonraki toplantıya bakıyor.
Oysa toplantı bir gün sürer. Bir vade takvimi 3 yıl sürer.
Bu benim şahsi analizim.
Gelişmeleri takip ediyorum, sizi bilgilendireceğim.