@alimahir Siz halkın sesine kulaklarınızı kapattınız önce Ekmeleddin sonrada Kılıçdaroğlu ile bizi yok saydınız. Oy veren 25 milyon ağlaya ağlaya oy verdi ama artık bizde gemileri yaktık. Kılıçdaroğlu oldukça asla oy yok
@gidadedektifi_@AlgidaTurkiye gerçekten dün aldım baktım dondurma yazmıyor ayrıca ürünün koruması da yok. Yazıklar olsun size verdiğimiz paraya bir daha asla almam
Sosyal medyada bugünlerde herkesin karşısına Alman Devleti’nin verdiği ilanlar çıkıyor. “Almanya’ya geliniz. Almanya’da kalifiye elemanlar için çok iyi maaşlar var.” En başta hedef hekimler ve sağlık personeli. Çok yakın bir gelecekte Almanya gibi birçok ülkenin yüzlerce sağlık personeli açığı olacak. Bu açığı kapatabilecekleri ülkelerden biri Türkiye.
Türkiye’de ise adamın birinin kafası atıyor, doktora saldırıyor, yaralıyor, öldürüyor, sakat bırakıyor. Bazı insanlar 80 yaşındaki dedeleri öldüğü vakit duasını okur gibi öldüğü hastanenin hademelerine, hemşirelerine, doktorlarına saldırmayı, kapanan kapıların camlarını kırmayı âdet hâline getirdiler. Nihayet vatandaşın birisi çıkıyor, “Eskiden doktorlar bize hakaret ederdi, sıraya gir, derdi. Şimdi biz onları dövüyoruz” diyor. Zavallının bu dövülen doktorlar dolayısıyla başına geleceklerden haberi yok. Çoluk çocuğu hangi memlekette yaşayacak, bir ağır hastalık halinde yurtdışına gitme ihtimali var mı? Hayır, olmayacak. Bazı insanların parmağı kanasa yan memlekete gidebilirler. Birtakım Arap şeyhleri memnu olmasına rağmen İsrail’in hastanelerinde soluk alıp tedavi ediliyorlardı. Ama kitlenin büyük çoğunluğu için böyle bir şey olmayacak.
PEKİ NE YAPILMALI?
Maaşların arttırılması gibi miktarlara çocuklar güler. Kediye yüklenecek zamlarla kimseyi ikna edemezsiniz. Ama asıl önemlisi, çalışan doktorun, mühendisin, öğretmenin haysiyetinin ve onurunun korunmasıdır.
Türkiye bugün tıpta Nobel düzeyine gelmiştir. Verilen Nobel’in çok daha ötesinde ödüller alabilecek durumdadır. Böyle bir kaynağı kimse kaçırmaz. Batı ülkelerinde insanlar avlayacak kitle arıyor. Tembelleşen kitleler böyle ağır mesleklerde çalışmak istemiyorlar. Bunun bir faraziye değil, bir gerçek olduğunu pandemi faciasında gördünüz.
Türkiye’de ise birtakım kitleler büyük başarılar göstermiş bu insanlara hâlâ şiddet uygulamakta. Gelecek nesiller buna sebep olanları adamakıllı suçlu tutacaklar. Çünkü Türkiye, bir anda çıktığı yüksek mevkiden hak etmediği yere düşen bir ülke olacak. Probleminiz varsa bu ülkeden siz gidip başka bir ülkede yaşayınız. Ama burada yaşamak isteyen insanların haklarını ve huzurunu gölge altına almayınız.
#ilberortaylı
Kemal Kılıçdaroğlu 1919’da olsaydı;
“Anadolu’ya çıkılmasını doğru bulmuyorum, halkımız rahat olsun işgale karşı meclis-i mebusanda gerekli mücadeleyi vereceğiz”
“Yunanlar İzmir’i işgal etmiş, böyle bir şey olabilir mi değerli arkadaşlar? Ben bunu doğru bulmuyorum. İzmir halkı onlara gereken dersi sandıkta verir”
“Mustafa Kemal’in mücadelesi şahsi bir mücadele. Zaten hakkında idam kararı olan birisi, anadoludaki mücadeleye önderlik etmesini doğru bulmam”
“İşgal ne demek değerli arkadaşlarım? İşgal bir yerin uluslararası hukuka aykırı şekilde zorla ele geçirilmesi. Buna işgal demek doğru olmaz, İtilaf Devletleri’ndeki dostlarımız Mondros Mütarekesi uyarınca güvenlik önlemi alıyorlar”
“Değerli basın mensupları geçtiğimiz günlerde Pera’da yaptığımız toplantıyla İngiliz Muhipleri Cemiyeti, Taşnak Partisi ve Mavri Mira Cemiyeti ile dörtlü masayı kurduk. 1923 seçimlerinde ülkemizi aydınlığa taşıyacağız, ayrıca emeklilik yaşını 36’ya düşüreceğiz”
“Ben şahsi hırslarından sıyrılmış bir siyasetçiyim. Hiçbir makama aday olmam. Padişahımız öyle uygun gördüğü için biz naçar kulunu başvekilliğe atamış. Bu görevi kabul etmek vazifemiz”
“Faik Öztrak’ı da hükümet sözcüsü yapacağız(buradaki Faik Öztrak’ın dedesi Faik Öztrak)”
@mcelall7 2003 de 3.5 myop olan gözümü lazer yaptırmak için dünya göz hastanesine gittiğimde benim keratokonusa meyilli olduğum için lazer yapamayacaklarını söylemişlerdi hatta lens önerdiler. O gün bu gündür lens kullanıyorum tekrar düa cesaret edemedim. Bu konu hakkındaki gelişmeler nele
@pratikfikirr Ayak baş parmağı mide kapağını mı açarmış😂😂😂 uzaktan kumandalı herhalde bu kapak 😂😂saçmalaşmışsın iyice kıçından uydurup uydurup yazıyorsun
Einstein'ın ABD üniversitelerinde konferans verdiğinde öğrencilerin ona sık sık sordukları soru:
-Tanrı'ya inanmıyor musun?
Einstein hep şu cevabı verirdi:
“Spinoza'nın tanrısına inanıyorum”.
Spinoza'yı okumayan kişi aynı yerde kalır.
Şöyle özetleyebiliriz:
Spinoza'nın tanrısı ya da doğasına göre Tanrı şöyle derdi:
Dua etmeyi ve boşuna göğsüne yumruk atmayı bırak!
Yapmanı istediğim tek şey, dünyaya çıkıp hayatının tadını çıkarmandır. Eğlenmeni, şarkı söylemeni ve senin için yaptığım her şeyin tadını çıkarmanı istiyorum..
Kendi inşa ettiğin tapınaklara gitmeyi de bırak. Oraların benim evim olduğunu söylüyorsun!
Benim evim dağlarda, ormanlarda, nehirlerde, göllerde, plajlarda ve senin kalbindedir.
Sefil hayatın için beni suçlamayı bırak, çünkü ben sana hiçbir zaman yanlış bir şey olduğunu ya da günahkar olduğunu ya da cinselliğinin kötü bir şey olduğunu söylemedim!
O yüzden, seni inandırdıkları her şey için beni suçlama.
Benimle hiçbir ilgisi olmayan ve anlamadığın halde sözde kutsal yazıları okumayı da bırak.Gün doğumunda, bir manzarada,arkadaşlarının dostluğunda, küçük bir çocuğun gözlerinde beni okuyamıyorsan, henüz yazının bilinmediği devirlerde benim adıma yazıldığı iddia edilen hiçbir kitapta beni bulamazsın!
Bana güven, ama önce kendine güven ve her şeyi benden istemeyi bırak, bana işimi nasıl yapacağımı sen mi söyleyeceksin?
Benden korkmayı da bırak; Çünkü ben öcü değilim ve seni yargılamıyorum, seni eleştirmiyorum, sana sinirlenmiyor, seni rahatsız etmiyorum, asla seni cezalandırmıyorum. Beni sadece sevmen yeterlidir.
Benden özür dilemeyi de bırak.
Çünkü affedilecek bir şey yok. Eğer seni ben yarattıysam, seni özgür iradenle donattım. Sana verdiğim akıl ve iradeni kullanarak yaşıyorsan seni nasıl suçlayabilirim?
Seni sen olduğun için nasıl cezalandırabilirim?
Bir yaratıcı bunu nasıl yapabilir?
Her türlü emirleri unut,her türlü yasayı unut; bunlar seni manipüle etmek için,seni kontrol etmek için,senin suçluluk hissetmeni isteyenlerin kurgusudur. Bunlara inanma, sadece kendi aklını kullan.
Kendine saygı göster ve kendin için istemediğin şeyi başkalarına da yapma. Senden tek istediğim hayatına dikkat etmen. Çünkü bu hayat ne bir test, ne bir basamak, ne bir adım, ne bir prova ne de cennete giden bir yoldur.
Ben seni tamamen özgür kıldım; Ödül yok,ceza yok,günahlar yok,erdem yok, kimse skor taşımıyor, kimse kayıt tutmuyor.
SADECE SEVGİ VAR!
Ancak hayatında bir cennet veya cehennem yaratmak için kesinlikle özgürsün! Bu hayattan sonra ne olup olmadığını söyleyemem, ama sana bir tavsiye verebilirim; bu hayattan sonra bir şey yokmuş gibi yaşa.
Düşün ki bu hayat senin zevk alman, sevmen ve var olman için vardır, yani hiçbir şey yoksa, sana verdiğim bu yaşama fırsatından zevk almış olacaksın. Ama eğer bir şey varsa, orada da sana iyi mi kötü mü diye sormayacağım.
Sana soracağım tek şey, beğendin mi, öğrendin mi?
En çok neyi beğendin? ‘Yaşamında ne öğrendin ve hangi güzel işleri yaptın’ olacaktır.
Bana inanmayı bırak; inanmak tahmin etmek, hayal etmektir. Bana inanmanı istemiyorum, beni kendinde hissetmeni istiyorum. Beni sevmen yeterli.
Övülmekten sıkıldım, teşekkür edilmekten bıktım. Minnettarlık hissediyor musun? Bunu kendine, sağlığına, ilişkilerine ve dünyaya göz kulak olarak ifade et. İzlendiğini mi hissediyorsun?.
Neşeni ifade et!
Beni övmenin doğru yolları bunlardır..
İşleri zorlaştırmayı bırak ve benim hakkımda birilerinin öğrettiklerini papağan gibi tekrarlamaktan vazgeç..
Emin olabileceğin tek şey burada olduğun, ve yaşadığındır...
Nitekim bu dünya harikalarla doludur...
Etrafına baktığında beni görecek ve hissedeceksin...
Neden daha fazla mucizeye ihtiyacın var ki?
Beni dışarıda ararsan bulamazsın.
Beni sadece kendi içinde bulursun.
Baruch Spinoza
Baruch de Spinoza, Fransız Descartes ile birlikte 17. yüzyıl felsefesinin üç büyük Rasyonalistinden biri olarak kabul edilir.