Hayata dair 05324796225 hep nötürüm. Bu günde yine sabah günlük gülistanken bir anda kara bulutlar çöktü gökyüzüne. Sanırım pozitif bir tebessümü bile düşünmek
@Yusuf__Tekin Bir TC vatandaşı olarak görevim size iletmek. Görmemiş olabilirsiniz. Çünkü Osmanlı'nın kaç yerden kemirildiğini bilmediğinizden "kurtuluş savaşını" neyden kurtulduk koskoca Osmanlı vardı diyerek sıvıştırmışsınız
https://t.co/plYpghrcTz
iyi bakın Osmanlı var mıydııııı yok muyduuuuu
@MuratMuratoglux Bu çocuğun başına gelenlerin en büyük sorumlusu müsebbibi
@samiltayyar27 dır. İlk o hedef gösterdi. Ehh göreceğiz zaman her şeyin ilacı. Şamil abimizin de güzel günlerini bu ülkenin vatandaşları er yada geç görecektir.
akp de neye İnanılır ? Hani acılacaktı .???????
Ylanları ; suriye sıgınmacılar savas bitince gidecek .
Dogrusu ; sıgınmacılar kalacak , kimlik verilip calısmaları kolaylastırılacak .
Ylnları ; pkk ile pzrlık Yok .
Dogru , pk! ile Üniter yapı dil pzrlgı var, pkk lılar sehirlerde sov yaparlar......
Ylan ;trörsüz Türkiye
Dogru ;Bop la Tüksüz Blünmüs Türkiye
🏩Askerî Hastanelerin yeniden açılması için İYİ Parti @iyiparti olarak yasa teklifi verdik.
➖2.5 yıldır işleme alınmadı.
➖İç Tüzüğün verdiği hakla, teklifimizin gündeme alınması ile ilgili Meclis’te konuşma talep ettik, hem de iki kez.
➖Hâlâ bekliyoruz.
➖NATO üyesi ülkeler içinde askerî hastanesi olmayan tek ülke Türkiye.
➖Bu hastanelerin kapatılması büyük hata, hâlâ açılmayışı daha büyük hata.
➖Yıllar içinde oluşan muazzam bilgi birikimi, deneyim, organizasyon kabiliyeti ve disiplin bir kararla yok edildi.
➖Askerî hastanesi olmayan Türkiye, büyük bir risk altındadır.
➖Bu hatadan bir an önce dönülmeli ve askerî hastanelerimiz açılmalı.
Ankara'da NATO Zirvesi öncesi sabah baskınıyla gözaltına alınan aralarında Doç. Dr. Emel Memiş’in de bulunduğu pek çok TEMA Vakfı gönüllüsü, avukat, siyasi parti ve dernek üyeleri "silahlı terör örgütüne üye olma" suçlamasıyla tutuklandı
Ege’de bize ait olan 22 Adamızı ve 2 Kayalığımızı Yunanistan’a satarak vatana ihanet suçu işleyen iktidar mensuplarının her gün yalan söyleyerek halkı aldattığı Lozan ve 12 Adalar konusunu yanlış bilenler buradan doğrusunu öğrenebilirler.
Türkiye’nin çok acil olarak Devr-I Sabık yaratmaya, nereden buldun yasasını çıkarmaya ve devletten, milletten, her birimizden çalınan her kuruşu Hazineye geri kazandırmaya ihtiyacı var.
Bu nedenle büyük Türk milletinin amasız ve fakatsız birleşerek en erken genel seçimi büyük farkla kazanmaya ve tekrar parlamenter demokrasiye, kuvvetler ayrılığına ve hukukun üstünlüğüne yani Atatürk Türkiyesi’ne geri dönmeye ihtiyacı var.
Tarih: 26.10.2018
İl Valisi: Tuncay Sonel
Yer: Tunceli - Nazımiye Sarıyayla Köyü kırsal alanı
Tunceli İl Jandarma Komutanlığına bağlı JÖH timleri 3 günlük pusu görevine gidiyor.
22 Ekim 2018 günü iki JÖH timi, helikopterlerle pusu faaliyeti için bölgeye bırakılıyor.
İl Jandarma Komutanlığının planladığı pusu faaliyeti 25 Ekim 2018 günü sona erecektir. Hava şartları oldukça iyi olduğu için iki helikopter, pusu faaliyetini yürüten iki JÖH timini almak üzere hazırlık yapıyor. Ancak helikopterler tam havalanmak üzereyken gelen bir emirle JÖH timlerinin pusu faaliyeti bir gün daha uzatılıyor.
26 Ekim 2018 günü hava şartları değişiyor. Özellikle Nazımiye ve Pülümür kırsalında ani bir kar yağışı başlıyor. Kar yağışıyla birlikte tipi ve fırtına etkili oluyor.
Tunceli İl Jandarma Komutanlığı, pusu faaliyetinin sonlandırıldığını JÖH timlerine bildiriyor ve Jandarma Bölge Komutanlığı emrindeki iki helikopterin bölgeye geleceğini belirterek timlerin hazırlıklı olmasını istiyor. Ancak irtibat tam olarak sağlanamıyor.
Öğle saatlerinden akşam saatlerine kadar devam eden kar, tipi ve fırtına nedeniyle hava sıcaklığı eksi derecelere düşüyor.
Tunceli Jandarma Komutanlığından havalanan iki adet Sikorsky helikopteri, Nazımiye Sarıyayla bölgesinde pusu faaliyetinde bulunan iki JÖH timini almak için bölgeye hareket ediyor.
Helikopterler bölgeye iniş yapmak için tam 6 kez deneme yapıyor ancak hava şartları nedeniyle iniş mümkün olmuyor. Bunun üzerine en yakın jandarma karakollarına iniş yaparak hava şartlarının düzelmesini bekliyorlar. Bu sırada sağlık ekipleri karadan bölgeye ulaşmaya çalışıyor ancak başarılı olamıyor.
İki JÖH timi kar, tipi ve fırtınayla mücadele ederken ilk etapta altı asker hareket edemez hâle geliyor ve bulundukları yere yığılıyor. İki uzman çavuş olay yerinde şehit oluyor.
JÖH timleri en yakın yerleşim yerine ulaşıp bir eve sığınarak kurtulmak için yoğun çaba sarf ediyor ancak tipi nedeniyle yönlerini kaybediyorlar.
Akşam saatlerine doğru hava şartları bir miktar hafifleyince iki helikopter pilotu risk alarak yedinci denemede bölgeye iniş yapıyor. Helikopterlerle birlikte sağlık ekipleri de bölgeye ulaştırılıyor.
Sağlık ekiplerinin tüm çabalarına rağmen iki uzman çavuş kurtarılamıyor.
Hipotermi geçirerek donan iki askere yaklaşık 3,5 saat boyunca yolda ve Tunceli Devlet Hastanesinde kalp masajı ve gerekli tüm tıbbi müdahaleler uygulanıyor ancak askerler kurtarılamıyor ve şehit oluyor.
Diğer dört asker ise uzun süren müdahaleler sonucunda kurtarılarak hastaneye yatırılıyor.
Yönlerini kaybeden bir JÖH timinde görevli askerler, 27 Ekim 2018 günü bölgeye giden diğer JÖH timleri tarafından bulundukları yerlerden alınarak hastaneye getiriliyor ve sağlık kontrolünden geçiriliyor.
26 Ekim 2018 günü hipotermi geçiren altı asker Tunceli Devlet Hastanesine getirildiğinde hastanedeki sivil personelin tamamının tahliye edildiği öne sürülüyor.
İl Jandarma Komutanı, Jandarma Bölge Komutanı ve Vali Tuncay Sonel hastaneye gelerek yaralı ve şehit askerlerle ilgili bilgi alıyor.
İddiaya göre vali ve komutanlar, hastanedeki sağlık personeli ile askerlere bu olayın hiçbir yerde konuşulmaması ve bilgi verilmemesi yönünde uyarılarda bulunuyor.
İl Jandarma Komutanının daha sonra operasyona katılan JÖH taburuna giderek olayla ilgili askerlerin, yakınları da dahil olmak üzere hiç kimseye bilgi vermemelerini emrettiği öne sürülüyor.
İl Jandarma Komutanının, pusu faaliyetindeki ihmalleri düşündüğü için hastanede uzun süre sessiz kaldığı ve bunun askerlerin dikkatini çektiği iddia ediliyor.
Şimdi gelelim ihmal iddialarına:
JÖH timleri üç günlük pusu faaliyetine giderken yanlarına üç günlük erzak ve malzeme almıştı. Yanlarında bulunan su ve diğer ihtiyaç malzemeleri de üç gün yetecek şekilde temin edilmişti.
Bölge şartlarının zorlu olması nedeniyle daha fazla malzeme taşınmasının sorun oluşturacağı düşünülmüş ve tedarik buna göre yapılmıştı.
Eksi 40 dereceye kadar dayanıklı kışlık kıyafetlerin birçok asker tarafından giyilmediği, ani tipi ve fırtınaya uygun ekipmanların alınmadığı, ayrıca beyaz kamuflaj verilmediği öne sürülüyor.
Pusu faaliyeti üç gün olarak planlanmasına rağmen dördüncü güne uzatıldığı için birçok erzakın tükendiği, ani hava koşulları nedeniyle bazı malzemelerin sırt çantalarına konulamadığı ve ellerin donması nedeniyle silahların bile taşınamaz hâle geldiği iddia ediliyor.
Özellikle olası bir çatışma ihtimali nedeniyle fazla mühimmat taşındığından yiyecek ve içecek miktarının sınırlı tutulduğu belirtiliyor.
Şimdi soralım:
Bir haftalık hava durumu değerlendirilmeden askerler neden 2400 rakımlı tepelere pusu faaliyeti için gönderildi?
Üç gün planlanan pusu faaliyetinin dört güne çıkarılması hâlinde askerlerin malzeme durumunun yetersiz kalacağı düşünülmedi mi?
25 Ekim'de hava şartları uygun olduğu hâlde askerler geri çekilecekken pusu faaliyetinin bir gün daha uzatılması emrini kim verdi?
Faaliyet bir gün daha uzatılırken 26 Ekim tarihindeki hava durumu neden dikkate alınmadı?
Şehit olan ve yaralanan askerlerin ailelerine olayın tüm boyutları anlatıldı mı?
Askerlere bu olayı kimseye anlatmamaları yönünde baskı yapıldı mı?
Bu olaydan sonra o timde ve JÖH taburunda kaç asker mesleği bıraktı?
Şimdi bir kez daha soralım:
Ortada bu kadar soru işareti ve ihmal iddiası varken, bu pusu faaliyetini planlayan ve emrini veren komutanların hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını söylemek mümkün mü?
Bu soruşturmanın üzeri kim tarafından kapatıldı?
Bu olayda ihmal bulunmama ihtimali var mı?
Şehit olan askerlerin, yaralanan personelin ve mesleği bırakmak zorunda kaldığı iddia edilen askerlerin hakları neden aranmadı?
Bu olayın hesabı hiç sorulmayacak mı?
Şimdi bu olayı neden yeniden gündeme getirdiğimi açıklayayım:
Bu olay yaşandığında Vali Tuncay Sonel Tunceli'de görev yapıyordu. Vali ile dönemin İl Jandarma Komutanı olan ve şu anda general rütbesiyle görev yaptığı belirtilen S.Ş. arasındaki yakın ilişkinin dikkat çektiği ileri sürülüyor.
İddiaya göre vali, makamının gücünü kullanarak olayın üzerinin kapatılması için yoğun çaba gösterdi.
Daha sonra Gülistan Doku dosyası kapsamında ortaya çıkan gelişmeler nedeniyle Tuncay Sonel ve bazı kişiler hakkında soruşturmalar yürütüldüğü iddiaları kamuoyunda gündeme geldi. Tuncay sonel, Oğlu Mustafa Türkay Sonel, Koruması Şükrü Eroğlu dahil 13 kişi Gülistan Doku soruşturması nedeniyle tutuklanmıştı.
Şimdi gelelim en önemli soruya:
İddiaya göre, Gülistan Doku soruşturması s��rasında Vali Tuncay Sonel ile dönemin İl Jandarma Komutanı S.Ş. arasında geçen bazı görüşmeler ve soruşturma sürecindeki işlemler hakkında çeşitli tartışmalar yaşandı. Hatta vali Tuncay Sonel'in Gülistan Doku'nun SİM kartını Tunceli Cumhuriyet başsavcılığına vermek yerine Ankara'da polis memuru Gökhan Ertok'a gönderdiği bilgisini valinin bizzat il jandarma komutanına söylediği , il Jandarma komutanı S.Ş'nin bu bilgiyi soruşturma savcılarına söylemesi gerekirken gizlediği iddia ediliyor.
Dönemin İl Jandarma Komutanı olan ve şu anda general rütbesiyle görev yaptığı belirtilen S.Ş., Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tanık sıfatıyla ifadeye çağrıldı ve Tuncay Sonel hakkında tanık olarak ifade verdiği ve Tuncay Sonel'i bir suçunun olmadığı yönünde tanıklık yaptığı belirtiliyor.
2018 yılında 2 askerin şehit olduğu ve 4 askerin ağır yaralandığı olayda bir çok ihmal bulunmasına rağmen olayın üzerinin kapatılması gerçeği bütün boyutları ile ortada dururken, Gülistan Doku soruşturmasında il jandarma komutanının Gülistan Doku soruşturmasında Valinin suçsuz olduğunu söylemesi size normal geliyor mu?
👉Nüfusunun %90 ı müslüman olan Senegal de Diyanet İşleri Başkanlığı yeniden yapılandırılıyor. İmamların maaşını, Camilerin masrafını camiye giden cemaat karşılayacak; gerçek islami devrim budur.
👉 Türk Milletinin ekseriyesinin talebi budur. Biz de kara delikten kurtulmalıyız.
30 yaşında bir kadın olarak bugün hayatımın en büyük şokunu yaşadım.
Çok ısrar ettiler ve görücü usulü bir erkekle kafede buluştum. Sohbet ederken bana daha önce sevgilim olup olmadığını sordu. "Evet, oldu" dedim.
Bana aynen şunu söyledi: "Eğer daha önce sevgilin olduğunu bilseydim buraya gelmezdim. Geçmişi olan bir kadınla evlenemem, benim niyetim ciddi."
İşin en komik kısmı ne biliyor musunuz? Bu adam daha yeni nişan attı. Kendisi nişanlanıp ayrılınca temiz, ama benim geçmişimde sevgilim olunca evlenilmez kadın oluyorum. Bu ikiyüzlülük beni tiksindiriyor. Hangi mağarada yaşıyorsunuz siz?
Banvitte çalıştım, Bandırma'da hayatımda gördüğüm en hijyenik fabrikaydi, çalışma şartları işçiye çalışana verilen değer başka bir işletmede asla görmedim, insanlar buradan emekli oluyor , çocuklarına burs veriyor, çocuklu ailelere kreş olanağı sağlıyor.. Bu işletmeye haksızlık edilmiş diye düşünüyorum
@ComezTurhan bu övünülecek birşey mi yoksa milletin parasına cokmenin adımı disimizddn tırnağını dan ayırdığımız paralarla insanlar sıcak bir sohbet ortamı Allah için kardeşlik yuvası kursun sonra kayyum atansin içinden geçsin iyiki ölüm var
İhraç yapabilip istifa kabul edemeyen kurum yapmışlar ! Şahane ! O zaman ihraçları da mahkemeden yapmak gerekmez mi ? Disipline sevk edebiliyor ama istifa kabul edemiyor ! Vallahi şahane . Butlan yönetimi helvadan hukuk yapmış!
@abdurrahim_av Haklı ile haksızın ayırt edildiği gerçek mecliste herkesin nasibine düşeni almasını temenni ediyorum gerçekler birgün öğrenilecek Allah hepsinin hakettiğini yaşatmadan yanına almasın...
TÜRKİYE CUMHURİYETİ BİR HUKUK DEVLETİDİR VE BU HUKUK İŞLETİLMEK ZORUNDADIR!
Hiç kimse; gözaltında ya da tutuklu bulunduğu bir süreçte, onurunu zedeleyecek ve güvenliğini tehlikeye atacak bir muameleye maruz bırakılamaz.
Sevgili eşim Ekrem İmamoğlu’na yönelik bu davranış, yalnızca bir kişiye değil; hukuk devletine, insan onuruna ve adalet duygusuna yönelmiş ağır bir saygısızlıktır.
Bir insanın düşmesine sebep olacak şekilde müdahale edilmesi ve ardından bunun yok sayılması kabul edilemez.
Hukukun askıya alındığı, insan onurunun değersizleştirildiği hiçbir uygulamanın normalleşmesine izin vermeyeceğiz.
Adaletin herkes için eşit işlediği, kimsenin haysiyetinin çiğnenmediği bir Türkiye mücadelesinden de asla vazgeçmeyeceğiz.