Suudi Arabistan’la yapılan 5.000 MW’lık enerji anlaşmasının oylanması sırasında kürsüye 79 pusula gönderildi. İsim yoklamasında ise salonda sadece 4 AK Parti milletvekilinin bulunduğu görüldü.
İlk oylamada katılım 165’te kaldı, ikinci oylamada da toplantı yeter sayısı sağlanamadı. Sözleşme oylaması geçersiz sayıldı, Genel Kurul kapandı.
Milletin Meclisi’nde cevap bekleyen soru açık:
79 pusulayı kim verdi, kim sahte imza attı,milletvekilleri neredeydi?
Bu korkunç şahsa TV ekranlarının, diğer medya alanlarının açılmaması gerektiğini, umarım dünkü yayın yeterince ortaya koymuştur.
Kindar ifadeleri kan dondurucuydu
Bir psikiyatr yardımına ihtiyacı var
Baska yayın lstemlyoruz
Kılıçdaroğlu soruların çoğuna mantık sınırlarında yanıt veremedi. Saray yargısının kararlarına dayanarak CHP’li başkanları suçlamasındaki çelişkiyi açıklayamadı. Etkin pişman ifadelerini peşinen doğru kabul etmesindeki tutarsızlık gözler önüne serildi. Sürekli ‘Bilmiyorum’ diyerek yanıt vermekten kaçındı. Partiye polis sokulması, mutlak butlan kararında bile ‘Benimle ilgisi yok’ söylemi hiç inandırıcı olamadı. Kılıçdaroğlu, toplumun aklı ile alay eder gibi sorumlulukları üzerinden atıp ‘Arınma’ söyleminin arkasına saklanmaya çalıştı.
Memleketin her köşesinde ahlaksızlık, çıkarcılık ve suç dizi beli geçmiş boğaza kadar gelmiş. İktidar değiştiğinde mutlaka Devr-i Sabık yaratılmalı ve milletten çalanlardan hesap sorulmalıdır.
Damla damla emekle, terle inşa edilmiş bir kanala çöktünüz zalimce. Emek verenini casusluk gibi ipe sapa gelmez bir iddia ile zindana attınız. Şimdi de kanalı 28 milyona satılığa çıkardığınızı duyuruyorsunuz. Hangi akbaba alır bilmem ama yaptığınızın bir gün hesabını vereceksiniz
İşte Halkı yanıltıcı, bir bilgi daha:
Ne işte ne eğitimde genç oranında Kolombiya ve Kosta Rika ile en başlardayız.
Dünya kıskanıyor gençliğe verdiğimiz önemi
Yahu ne isteniyor köylüden, çiftçiden, emekçiden…
Mersin Anayurt’ta yıllar önce “orman arazisi” denilen bir alan var.Kağıt üzerinde kalmış öyle.Ancak o topraklar 50 yıldır köylünün emeğiyle işleniyor. Bahsedilen alan limonu, narı, narenciye ağaçlarıyla dolu…
Yani geçim, yani hayat.
Şimdi ise deniyor ki: “Ağaçları söküp çam dikeceğiz.”
Neden?
Yıllardır gözümüzün önünde gerçek ormanlar maden projelerine, inşaatlara açılırken; doğa talan edilirken ses çıkarmayanlar, konu köylünün emeği olunca mı “orman” hatırlıyor?
Narenciye ağacı da ağaçtır. Üstelik toprağa hayat verir, insana ekmek olur. Bu mudur doğayı korumak? Bu mudur adalet?
Bu topraklar yarım asırdır çiftçinin,köylünün alın teriyle yaşıyor.
Gerçekten ne isteniyor köylüden, çiftçiden, emekçiden?
Videolar @mersinobjektif