Yüksekova"daki caddelerden Şehit Cengiz Topel ismi kaldırılarak, oraya cumhuriyetin ne hıyrını gördüm diyen Sırrı Süreyya Önder ismi verildi..
İşte yeni Türkiye, şehit ve gaziliğin neredeyse ayıp ve suç sayıldığı dönem..
Hiç ders alınsaydı tarih tekerrür eder miydi?
Abdullah Öcalan ve PKK'lılara yönelik yasal düzenlemelerin benzeri 130 yıl önce II. Abdülhamid döneminde emperyalistlerin baskıyla Ermeni teröristler için yapılmıştı...
Taşnak terör örgütü liderlerinden Karekin Pastırmacıyan (Armen Garo), 1896’da Osmanlı Bankası’nı bastı, terör eylemlerinde yüzlerce Türk'ü katletti. İngiltere, Fransa ve Rusya’nın baskısıyla affedildi, Fransa’ya gitti.
Yine II.Abdülhamid döneminde Erzurum milletvekili oldu. Milletvekili olduktan sonra Doğu’da Ermeni isyanlarını organize etti, binlerce Türk’ü katletti.
Büyük Ermenistan hayallerini 19 Mayıs 1919’da başlayan Kurtuluş Savaşı ile Atatürk çöpe attı.
Kripto hainler, Atatürk ,Lozan ve Cumhuriyetten bu yüzden nefret eder.
Teröristle müzakere olmaz, taviz verilmez. Terörist imha edilir...
Adamlar "devlete başkaldırarak yanlış hata ettik" demedi, "pişman olduk" demedi, "yanlış yaptık" demedi, "hakkınızı helal edin" demedi;
Asker öldürdüler, polis öldürdüler, köylü öldürdüler, öğretmen öldürdüler, bebek öldürdüler....
Biz dedik ki, "Gelin sizi affedelim!"
Olay bu!
Değerli kardeş, bu mesele öyle geçiştirilecek bir mesele değildir. Türkiye himayesinde Kürdistan kurma meselesidir. İran Kürtlerini, Suriye Kürtlerini, Irak Kürtlerini Türkiye Kürtlerini federasyon yapma işi. Yani üniter devleti dağıtma işidir. BOP diye bir şeyi biliyorsanız, tehlikenin farkında olursunuz. Sadece PKK işi de değildir.
Türk milleti!
Bugün Türk siyasetinde tarihin en büyük tiyatrolarından biri oynanıyor. Perde önünde birbirlerine bağıranlar, perde arkasında aynı küresel politikaları kimin daha iyi uygulayacağını ispatlama yarışında.
Hâlâ bunun bir iktidar-muhalefet kavgası olduğunu sanıyorsanız, bir daha uyanmanız çok zor!
Soruyorum: Bu partilere borcunuz mu var? Ömür boyu sadakat yemini mi ettiniz? Bir siyasi parti sizin dininiz, namusunuz ya da aileniz değildir.
İdeolojiler aklınızı esir, liderler vicdanınızı rehin almış. Rozetlerinizi çıkarın ve gerçeklere bakın. Yanlış yapana “yanlış”, ihanete “ihanet” demek partinize değil, milletinize sadakattir.
Partilerin fanatiği değil, bu vatanın sahibi olun. Çünkü bu tiyatro, Türk milleti seyirci kalmayı reddettiği gün bitecek!
Çözüm, aynı düzenin partileri arasında taraf değiştirmek değil; bu düzenin dışına çıkmaktır.
Anayasa’yı koruması gereken iktidar, iktidarın Anayasa’ya karşı hamle yapmasını engellemesi gereken muhalefet.
Her ikisi de Anayasa’ya karşı hamle yapıyorsa zihinler işgal…
Gün gelecek,bu ülkede fabrikalarin
bilerek satildigini, tarimin sistemli olarak
Bilerek yok edildigini, enflasyonun bilerek yükseltildigini herkes ögrenecek.
@Rafetkilic89 Yok hükmündedir.Milletvekili yemini Anayasa m.81 gereği bağlayıcı bir kamu görevi taahhüdüdür.TCK m.309 – Anayasayı ihlal.TCK m.302 – Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma.Anayasa m.81 – Milletvekili yemini; Anayasa'ya ve Cumhuriyete sadakat yükümlülüğü.
Cumhuriyet’in kuruluş felsefesi etnik kökene değil, ortak tarih, ortak kader ve ortak vatandaşlık bilincine dayanan Türk milleti anlayışı üzerine inşa edilmiştir.
Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk’un sonunda gençliğe seslenirken, “Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.” diyerek bu devletin dayanağının ortak milli irade ve milli bilinç olduğunu vurgulamıştır.
Yine Atatürk, “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.” sözüyle millet tanımını etnik değil, siyasi ve tarihi bir birlik olarak ortaya koymuştur.
Bugün bu temel anlayışı zedeleyecek, aynı vatan üzerinde ikinci bir siyasi ulus oluşturma arayışına kapı aralayacak her girişim, Cumhuriyet’in kuruluş felsefesiyle bağdaşmaz.
Yaklaşık iki asırdır bu coğrafyada etnik fay hatlarını kaşıyarak Türkiye’yi zayıflatmaya çalışan emperyal akıl değişmemiştir. Değişen yalnızca yöntemleridir. Dün silahla ve işgalle denenenler, bugün hukuk, siyaset ve kimlik tartışmaları üzerinden yürütülmektedir.
Terör örgütü liderinin “çerçeve yasa bin kilometrelik yolun ilk adımıdır” ifadesi bu talihsiz sürecin kendi bakış açısından nasıl değerlendirildiğini açıkça göstermektedir.
Atatürk’ün milliyetçiliği ayrıştıran değil birleştiren, ırka değil ortak vatana ve ortak geleceğe dayanan bir milliyetçiliktir.
Bu nedenle Türkiye’de ikinci bir siyasi millet anlayışını meşrulaştırabilecek adımlara destek vermek ciddi bir çelişkidir.
Bu coğrafya yüzlerce yıl boyunca farklılıklarını Türk milleti çatısı altında yaşatmış, bağımsızlığını da bu birlik sayesinde korumuştur.
Türk milleti tektir. Türkiye Cumhuriyeti de bu milletin ortak devletidir. Bu temel ilkeyi aşındıracak her düzenleme, kısa vadeli siyasi hesapların ötesinde, gelecek nesillerin güvenliğini ve Cumhuriyet’in bütünlüğünü ilgilendirir.
Tarih, milli birlik konusunda yapılan hataları da bu hatalara kayıtsız kalanları da mutlaka kaydeder.
Ne mutlu Türküm Diyene.