⚽ FENERBAHÇE-GORNİK ZABRZE MAÇI BU AKŞAM SADECE TV100’DE!
📍 Fenerbahçe’nin Avrupa macerası yarın Kadıköy’de başlıyor.
📍 Dünyaca ünlü yıldız Greenwood ilk kez Sarı Lacivertli taraftarlarla buluşuyor.
⏰ Fenerbahçe-Gornik Zabrze maçı bugün 21:00’da naklen ve şifresiz yayınla tv100’de!
Kuş gribi sırasında tavukçuluk sektörü batmak üzereydi. Oysa beyaz et, en ucuz hayvansal protein kaynağıydı ve fason üretim yapan 200 bin köylü aile, geçimini bu tesislerden sağlıyordu.
Sektör temsilcileri entegre tesislerden virüslü beyaz et çıkmasının imkansız olduğunu anlattılar.
Bilim insanları da bunu doğrulayınca, ARENA ekibi olarak kolları sıvadık. Eksi 5 derecede bir gün çalıştık ve bu gerçekleri anlatan bir tanıtım videosu çektik.
BUNUN KARŞILIĞINDA TEK KURUŞ ALMADIĞIMIZI, PROJEYE SOSYAL SORUMLULUK ANLAYIŞIYLA VE HALKIMIZIN UCUZ HAYVANSAL PROTEİNDEN MAHRUM KALMAMASI İÇİN KATILDIĞIMIZI AÇIKLADIK.
Video tüm televizyonlarda yayınlanınca, tüketicideki korku kayboldu ve dibe vuran satışlar, füze gibi yükseldi.
Güven duygusu özveri, dürüstlük ve şeffaflık gerektirir. Toplumun güveni para ile sağlanamaz.
Ama para uğruna yapılan yanlışlar, güçlükle inşa edilen bu güveni kolayca sıfırlar!
SUÇ DUYURUSU!
6 Şubat'taki Kahramanmaraş merkezli deprem felâketinden sonra yurttaşlarımızın acılarını paylaşmak ve röportajlar yapmak üzere o dönemde çalıştığım televizyon ekibiyle birlikte bu kentimize gitmiştik. Görüntü korkunçtu. Bu nedenle akşam yaptığımız canlı yayında gözyaşlarımı tutamadım. Ancak bazı kötü niyetli kişiler benim o yayında güldüğüm gibi, tamamen YALANA DAYALI BİR ALGIYI YAYMA ÇABASINA GİRDİLER. TEKRAR EDİYORUM O GÜLME SESİ BANA AİT DEĞİLDİR.
BUNUN YALAN OLDUĞUNU BİLMELERİNE RAĞMEN ALGI İÇİN YAYMAYI SÜRDÜREN TROLLER HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNUYORUM...
Bu hafta BANA BAŞTAN ANLAT’ta konuğum; terapi odasından memleket gerçeklerine uzanan cesur tespitleriyle zihnimizi açan, çok yönlü ve vizyoner bir klinik psikolog: Kıvılcım Kıran!
Kıvılcım Hanım ile, terapi odasında son dönemde en çok konuşulan gizli dertlerden, Deniz Göktaş'ın gösterisinin toplumda yarattığı etkiye kadar pek çok konuyu konuştuk : https://t.co/0eLPYzVhYb
Asıl soru şu; Babaocağı gibi kimsenin tanımadığı internet sitelerine ve sosyal medya trollerine bu devasa ödemeler NİÇİN yapılmış?
Bu ödemelere karşılık ne talep edilmiş?
Bu sitelere ve trollere nasıl görevler verilmis?
Kimlere itibar suikasteleri yaptırılmış?
Kimlere saldırtılmış?
Kimler linç ettirilmiş?
Bir dönüp geriye bakalım.
Bugün Avcılar ilçemizde ailemize katılan kıymetli yol arkadaşlarımıza yürekten hoş geldiniz diyoruz.
Her yeni katılım, umutlarımızı büyüten, inancımızı güçlendiren ve geleceğe olan güvenimizi artıran çok değerli bir adımdır. Sizlerin aramıza katılmasıyla sadece sayımız değil, yüreğimiz, dayanışmamız ve mücadele azmimiz de büyüdü.
Birlikte daha güçlü, daha kararlı ve daha güzel yarınlara yürümeye devam edeceğiz. Bu onurlu yolculukta bizimle olduğunuz için teşekkür ediyor, her birinizi sevgi ve saygıyla selamlıyoruz.
@RTErdogan
Gazetecilerin, akademisyenlerin, avukatların ve sivil toplumun üzerinden elinizi çekin!
NATO Zirvesi gerekçe gösterilerek T24 ve Odatv muhabirleri, akademisyenler, avukatlar ve sivil toplum temsilcilerinin gözaltına alınmasını kabul etmiyoruz.
Şiddet içermeyen demokratik protesto hakkının engellenmesi kabul edilemez. Keyfî gözaltılar, toplantı ve gösteri hakkını açıkça tehdit etmektedir.
Dünya liderlerinin katıldığı uluslararası zirvelerde protestolar, demokratik hayatın olağan bir parçasıdır.
Bir ülkenin itibarına zarar veren, protestoların varlığı değil; demokratik protesto hakkının engellenmesidir.
Basın özgürlüğü bir ayrıcalık değil, demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez şartıdır. Tarafsız basının sustuğu yerde millet gerçeği duyamaz; gerçeğin sustuğu yerde ise demokrasi yaşayamaz.
İSTER İNANIN, İSTER İNANMAYIN AMA BU OLAY TÜRKİYE'DE YAŞANDI!
Yıl 1974...
Bülent Ecevit CHP Genel Başkanı ve yüzde 42 oy ile Başbakan. (Koalisyonun diğer ortağı da Prof. Necmettin Erbakan'ın Milli Selamet Partisi.)
O tarihte İsmail Cem, TRT'nin başarılı Genel Müdürü.
Ben de Ankara Televizyonu'nda yapımcı-yönetmen ve sunucu olarak görev yapıyorum.
Günün birinde Cem Bey arayıp; Rahşan Ecevit'in Kurucu Başkanı olduğu Köylü Derneği'nin düzenlediği bir etkinlikte sunuculuk yapmamı rica ettiğini söyledi.
Kendisine bu görevi kabul etmem halinde TRT'nin kamu kuruluşu olması nedeniyle hem Kurumun, hem de bizlerin yıpranabileceğimizi belirterek olumsuz cevap verdim.
Genel Müdür anlayışla karşıladı ve bunu Rahşan Hanıma bizzat benim anlatmamın doğru olacağını ifade etti.
Verdiği adres, ünlü keman sanatçısı Suna Kan ve eşi Faruk Güvenç'in evleriydi.
Çünkü Ecevit çifti, o akşam, onların misafiriydi.
Ben gittiğimde yemekten henüz kalkıyorlardı.
Hiç unutmuyorum masada kuru fasulye, pilav ve salata vardı.
Bana da ikram etmek istediler.
Tabii ki kabul edemedim.
Rahşan Hanıma kısaca mazeretimi belirterek etkinlikte görev alamayacağını söyledim.
Hiç ısrar etmediler ve anlayışla karşıladılar.
Gitmek için izin isteyince de Başbakan Bülent Bey; kendilerinin de kalkacaklarını ve beni evime bırakmaktan memnuniyet duyacaklarını belirtti.
"Olur mu Sayın Başbakan, ben bir taksiye biner giderim,"
dediysem de ısrarcı oldular.
Neyse aşağıya indik.
Kapıda siyah renkli Renault Station makam aracı duruyordu.
O tarihlerde Başbakan Ecevit'i koruma ordusu değil, sadece Mümtaz Karaduman adlı iri yarı bir Emniyet Amiri koruyordu.
Aracın arkasında da 2 koltuk vardı. Birinde Başbakan, diğerinde Rahşan Hanım oturacaktı. Ön koltukta da Koruma Amiri Karaduman...
Yani bana yer yoktu.
Bunu söyleyince Bülent Bey;
"Mümtaz Beyden rica ederiz. o bagaja geçer, siz de öndeki koltuğa oturursunuz," dedi.
Taksiye binme isteğimi yineledim ama yine olumsuz cevap verdi.
Uzatmayayım, Bestekar Sokak'taki adrese geldik.
Renault arabaların ön kapıları zor açılır. O nedenle daha sokağa girdiğimizde kapı tokmağını sıkı sıkıya kavrayıp, açmak için hazırlandım.
Ama o da ne!
Araç durur durmaz kapı açılıverdi!
Meğer Başbakan hızlı davranıp inmiş ve kapımı da benden önce açıvermişti.
Bu eşşsiz nezaket ve zerafet örneğini anlatırken gözlerim buğulandı.
Hepsinin mekânı cennet olsun. Allah rahmet eylesin.
Türkiye böyle Başbakanlar da gördü...