Salda’nın beyaz kumsalına isim kazımışlar.
Milyonlarca yıllık doğal oluşumlara zarar vermek, doğaya ve gelecek kuşaklara karşı sorumsuzluktur.
Hidromanyezit ve stromatolitler korunmalıdır. Salda’nın kumsalı hatıra defteri değildir.
#SaldaDünyaMirasıdır#SaldayaDokunma
Toprağı savunan köylü “suçlu”, onu şirketlere açan politika “kalkınma” sayılıyor.
Gıda egemenliği bastırılıyor, küçük üretici tasfiye ediliyor.
Bu düzen ne adil ne kabul edilebilir.
#17Nisan#KöylüMücadelesi
Hayvan hastalıkları; şirketleşen tarım, üretici üzerindeki ekonomik baskılar ve ekolojik bozulmayla birlikte derinleşiyor. Fransa’daki çiftçi eylemleri de, Türkiye’de hayvancılığın kırılganlığı da aynı yapısal sorunlara işaret ediyor. #EkolojikYıkım 🌾 https://t.co/IDPL6HJLS1
Mustafa Kemal’in önderliğinde, halkın iradesiyle kurulan Cumhuriyet; eşitliğin, özgürlüğün ve emekle kurulan bir geleceğin adıdır.
Saltanatın ve hilafetin zincirlerini kırarak kulluktan yurttaşlığa geçişin kapısını aralayan büyük devrimi selamlıyoruz.
Yaşasın Cumhuriyet
Büyük haksızlık❗️
Promosyon ödemeleri yapılmıyor.
21000 #PTT Emekçisi anlaşma yapılmasına rağmen 3 haftadır komedi gibi bir rakamı dahi 66.500 TL alamadılar. PTT Emekçileri böylesine bir ekonomik krizde bir de PROMOSYON mağduru oldular!!!
@ekremacikel@halktvcomtr#sorumlukim
#PTT emekçileri için emsal birçok kamu kurumuna göre sadaka gibi bir #Promosyon ödemesi yapmanız gerekirken, her türlü tahammülleri ve hukuku altüst ederek halen neden PTT emekçilerinin ücretlerini yatırmıyorsunuz @ziraatbankasi
Konu hakkında acil açıklama!
Ya da BOYKOT❗️
Haksız ve hukuksuz bir şekilde önce gözaltına alınıp tutuklanan, ardından da açığa alınarak emeğiyle, yaşam hakkıyla oynanan üyemiz Ünal KAYMAK, ağır bir hastalıkla boğuşurken; bütün uyarılarımıza, taleplerimize ve insanlık çağrılarımıza rağmen @BergamaKymkmlk@bergamailcetar@TCTarim sessiz kaldı. Tarım Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı, Bergama Kaymakamlığı ve Bergama İlçe Tarım Müdürlüğü ile defalarca yaptığımız görüşmeler ve yürüttüğümüz mücadele sonucunda, işe iade işlemleri ancak dün başlatılabildi. Fakat artık sevgili Ünal Kaymak arkadaşımız hayatta değil…
Bu yalnızca bir “bürokratik gecikme” değil; bu, sınıfsal bir öfkenin ve adalet talebinin konusudur. Emekçilerin sağlığını ve yaşamını hiçe sayan, yıllarca alın terini gasp eden bu düzen, yoldaşımız Ünal Kaymak'ın haklarını ancak vefatından sonra iade etmeye kalktı. Oysa biz biliyoruz: Adalet, yaşamda tesis edilmediğinde anlamını yitirir; ölümden sonra verilen hak, hak değil, gecikmiş bir itiraftır.
Sevgili yoldaşımızın haksız ve hukuksuz yere tutuklanıp cezaevinde sağlık haklarından mahrum bırakılması; bürokrasinin, sorumlu makamların keyfiyetinin bir sonucudur. Bu acı yalnızca bir bireyin değil, hepimizin ortak acısıdır. Ve bu acıyı örgütlü mücadelemize dönüştürmek, ona borcumuzdur.
Bugün, onun adıyla haykırıyoruz:
Hiçbir emekçi açığa alınmasın!
Hiçbir emekçi hastalığında yalnız bırakılmasın!
Hiçbir emekçinin en temel yaşamsal hakları , ölümünden sonra iade edilmeye kalkılmasın!
Emeğin onuru, halkın vicdanı kazanacak; bu düzen kaybedecek
@BergamaKymkmlk@bergamailcetar@TCTarim
Zeytinliklerimizi Talan Eden Yasa İstemiyoruz!
“Bir zeytinlik, yalnızca birkaç ağaç değil; binlerce yıllık kültür, geçim kaynağı, doğayla uyumlu yaşamın kendisidir.
Onu sökerseniz sadece köklerini değil, halkı da yerinden edersiniz.”
#MadenYasasınıGeriCek@csbgovtr@TCTarim@TCEnerji@murat_kurum
@lemandergisi Muhammed ve Musa’nın yukarıda barış içinde el sıkışması, aşağıdaki savaş ve ayrımcılıkla çelişiyor. Barış ve savaş karşıtlığı mesajı net. Leman’ın açıklama yapmasına gerek yok; biz sizi biliyor ve seviyoruz.
@GokceSteiner@BirGun_Gazetesi Siz yazılanı okudunuz mu acaba 🤔 2 vatandaş boğulmuş virgül bir çocuk kurtarılmış. Gayet anlaşılır. Ayrıca boğulan bir kişi yaşamsal faaliyetleri devam ediyorsa kurtarılabilir. Bu duruma Tıbbi Açıdan: Reanimasyon (Canlandırma) denir.
Kapitalist Üretim ve Doğanın Tahribatı
Her yıl 22 Mayıs’ta kutlanan “Dünya Biyoçeşitlilik Günü”, yalnızca doğanın zenginliğini değil, aynı zamanda insanlıkla kurduğu karmaşık ilişkiyi ve bu ilişkinin sosyal yapılar üzerindeki etkisini de gündeme getirir. Biyoçeşitlilik, sadece türlerin sayısıyla değil, yaşamın sürekliliği, ekosistemlerin dengesi ve toplumların var oluş koşullarıyla da ilgilidir. Bu bağlamda konuya sosyolojik ve ekolojik bir perspektiften bakmak, meseleyi daha derinlemesine anlamamıza olanak tanır.
Ekolojik krizlerin temelinde, insanın doğayla olan dengesiz ve sömürüye dayalı ilişkisi vardır. Sanayi devriminden bu yana hızla gelişen kapitalist üretim modeli, doğayı bir kaynak deposu olarak görmüş ve sürekli büyüme adına ormanları yok etmiş, nehirleri kirletmiş, canlı türlerini yok oluşa sürüklemiştir. Bu yaklaşım, yalnızca ekolojik dengenin değil, aynı zamanda biyoçeşitliliğin de çöküşünü hızlandırmıştır.
Bugün dünya üzerindeki türlerin yok oluş hızı, doğal seleksiyonun çok ötesinde, insan eliyle tetiklenen bir altıncı kitlesel yok oluş sürecine işaret etmektedir. Bu süreç, sadece doğayı değil, insan toplumlarını da doğrudan tehdit etmektedir.
Biyoçeşitlilik ve Toplumsal Eşitsizlik ; Biyoçeşitlilik kaybı, yalnızca doğayı değil, toplumların sosyo-ekonomik yapısını da sarsar. Gelişmekte olan ülkelerde yaşayan kırsal ve yerli topluluklar, geçimlerini doğrudan doğadan sağladıkları için bu krizden en fazla etkilenen gruplardır. Endüstriyel tarım, madencilik, enerji projeleri, ormanların ticarileştirilmesi, denizlerde, göllerde ve nehirlerde süren kontrolsüz avlanma gibi uygulamalar, bu toplulukların yaşam alanlarını gasp etmekte ve onların geleneksel bilgi birikimlerini yok etmektedir.
Ayrıca biyoçeşitliliğin metalaştırılması (örneğin genetik kaynakların biyoteknoloji şirketleri tarafından patentlenmesi) bilgi ve doğa üzerinde yeni bir mülkiyet rejimi yaratır. Bu durum, doğayı ortak miras olarak gören anlayışla doğrudan çelişir.
Doğayı piyasa ilişkilerinden arındırmayı ve insan ile doğa arasında eşitlikçi, kolektif ve sürdürülebilir bir ilişki kurmak sosyal adaleti de beraberinde getirir. Marksist ekoloji, insanın doğayla ilişkisinin bir üretim ilişkisi olduğunu vurgular. Kapitalizmin kar odaklı yapısı bu ilişkiyi tahrip ederken, toplumun doğa ile insan arasında uyumlu bir üretim ilişkisi kurulabilir.
Toplum adalet düşünüldüğün de biyoçeşitliliğin korunmasını sadece çevresel bir mesele değil, aynı zamanda sınıfsal ve yapısal bir sorun olarak ele alır. Bu yüzden çözüm önerileri; yerel halkın, işçilerin ve köylülerin doğayla kurduğu bağın tanınması, ekolojik planlamanın halk katılımıyla yapılması ve doğanın sömürüsüne dayalı üretim biçimlerinin dönüştürülmesini içerir.
Dünya Biyoçeşitlilik Günü, doğayı kutlamaktan öte, bir mücadele çağrısıdır. Bu mücadele, yalnızca çevre aktivistlerinin değil; sosyologların, işçilerin, köylülerin, kadınların ve gençlerin de ortak meselesidir. Çünkü biyoçeşitliliğin yok oluşu, hem gezegenin canlılığını hem de toplumsal yaşamın sürdürülebilirliğini tehdit eder.
Biyoçeşitliliği korumak; doğayı piyasanın elinden kurtarmak, toplumsal adaleti sağlamak ve yeni bir yaşam biçimini, yani ekososyalist bir geleceği inşa etmekle mümkündür.
Unutulmamalı: Doğayı savunmak, yaşamı savunmaktır.
https://t.co/BtWn4Ouz3s
Hangi demokratik ülkede sendikacılık yaptığın için ev hapsi cezası alırsın? 10. Güne girerken artık elektronik kelepçem de var. Artık adımlarımı devlet sayıyor.
Elektronik kelepçeyle ev hapsindeyim.Ama kalbim okul bahçelerinde eylem yapan öğrencilerle. #ÖğretmenimeDokunma
Bize ev hapsi verilerek bileğimize kelepçe vurulması; demokrasiye, sendikal özgürlüklüklere ve sendikal örgütlenmeye vurulmuş bir kelepçedir. Ancak şu bilinmelidir ki, sokakta kurulmuş ve mühürleri söke söke bugünlere gelmiş bir sendikanın (Eğitim Sen’in) yöneticilerine ev hapsi vererek bizi engelleyeceklerini umut edenler, sadece bizi ve sendikamızı tanımayanlardır.
Unutmayalım ki tarihe yön verenler halk için mücadele edenlerdir.
YILGINLIK YOK DİRENİŞ VAR.
KAMU VETERİNER HEKİM, VETERİNER SAĞLIK TEKNİKERİ VE TEKNİSYENLERİN "VETERİNER BİYOLOJİK ÜRÜNLER VE HAYVANLARIN TANIMLANMASINDA KULLANILAN TANIMLAMA ARAÇLARININ ÜCRETİNDEKİ" SORUNLAR
Kamu veteriner hekim, veteriner sağlık teknikeri ve teknisyen, hayvan sağlığını koruma ve salgın hastalıkların önlenmesi konularında kritik görevler üstlenmektedir. Ancak son dönemde getirilen yeni düzenlemeler, veteriner hekimlerin ekonomik haklarını ciddi biçimde olumsuz etkilemiş ve çiftçileri de mağdur eden sonuçlar doğurmuştur.
https://t.co/exUhJoFHEZ
Gazetecilik Suç Değildir!
https://t.co/yN6DsfArVl Yayın Koordinatörleri Uğur Koç ve Berkant Gültekin ile https://t.co/yN6DsfArVl Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Yaşar Gökdemir dün gece saatlerinde göz altına alındılar.
Arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır
@BirGun_Gazetesi
Dünyanın hangi ülkesinde bu kadar yurttaş sahte içkiden ölüyor acaba?
Bu rezil rüsva hadise de dahi dünya lideri oluyorsak utanmalıyız! Yazıktır yahu, ne hale geldi güzelim memleket, absürt hadiselerden dahi ölümler ülkesi olduk 🥲
Bizler sendikalarımızı mücadeleyle sokaklarda kurduk.
Birileri gibi yanaşma ve talimatla değil.
Bizler emekçiler için her daim gerçek mücadeleyi verdik.Gaz yedik,cop yedik,gözaltına alındık ama hiç vazgeçmedik.Birileri gibi göstermelik,danışıklı dövüş misali orta oyunu oynamadık.
Sazan sarmalı yılı!
2024 yılı için pek çok sıfat kullanmak mümkün.
Ama bence 2024 yılı sazan sarmalı yılı oldu!
"Kaynak yok" dediler, "para yok" dediler!
"Ücretler artarsa enflasyon artar" dediler!
"SGK batıyor, sosyal güvenlik yük oluyor" dediler!
Bu safsataları inanılmaz çok ve sık tekrarladılar!
Meseleden bihaber bazı "muhalifler" de bu sazan sarmalına teşne olunca vatandaş fena silkelendi.