REHBERİM TEK: #Kuran
"O KİTAP; ONDA ASLA ŞÜPHE YOKTUR. O, MUTTAKİLER İÇİN YOL GÖSTERİCİDİR." (Bakara -2. ayet)
"Haksızlık karşısında susan, dilsiz şeytandır"
Tekrar neyi gördük:
- "Atatürkçü, Dindar, Hümanist" görünümlü bezirganları çok yüceltip, dokunulmaz kişi yapmamak gerektiğini.
- Karşı mahallede ki kötüleri gördüğümüz gibi kendi mahallemizdeki kötü kişileri ve yanlış işleri görmemiz gerektiğini.
Kur'an'ı hayatımıza indirelim!
@kkendihalindee@tugbaebrar_ Yaklaşımınız samimi olmakla birlikte geleneksel tasavvuf anlatılarında mürşit teriminin anlamı olarak "müritlere rehberlik yapan, onları irşad eden kişi" anlamı verilmektedir.
İslam Ansiklopedisi bakınız:
Sâlike Hak yolunda rehberlik yapan kimse, velî, er, eren, pîr.
Selamlar!
Madem bu ülkelerle derin bağlarınız var, sizde bu ittifaka dahil olmak için müracaat edin ki, oyun içinde oyun kuranların hesabı bozulsun.
Hadi bakalım, var mısın samimiyet oyununa?
⚡️SON DAKİKA
Pakistan-Türkiye-Suudi Arabistan Savunma Paktı'na İran Dışişleri Bakanlığı'nın İlk Tepkisi:
"Bu paktın İran'a Karşı Olduğu Konusunda Endişelenmek İçin Bir Sebep Yok
Türkiye ve Pakistan'ın İran ile Derin Tarihi Bağları Var
Bölgesel Ülkeler Sonunda Güvenlikleri İçin Birleşik Devletler'e Güvenelemeyeceklerini Fark Ettiler"
Bu açıklamaya rağmen fitne kazanına odun taşıyanları görünce, suizanlar neden Kur'an'a bakmazlar, neden birlik olmazlar diye düşünüyorum.
Kur'an diyor ki:"Müslüman, müslümanın kardeşidir."
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 12 günlük savaş sırasında Azerbaycan’ın İran’a desteğinden bahsetti:
“Azerbaycan, bütün yolları kapatmıştı, bankamızı da kapattı. Ancak biz telefon ettik, görüştük.
İki saat bile geçmeden hem yollar hem bankamız hem de büyükelçiliğimiz yeniden açıldı.
Savaş sırasında Azerbaycan bize yardımcı oldu. İster Rusya’dan isterse Azerbaycan’dan malların taşınması konusunda olsun, ne talep ettiysek yardımcı oldular ve destek verdiler.”
@guzun4rgoksu Aslında şunları da sormak lazım:
-Hz. Muhammed döneminde kaç mescit vardı?
-Her adımda cemaati olmayan bir camii yapmakta niçin ısrar ediliyor?
-Camilerde para toplayan zihniyet, Kur'an'da geçen Salih amelden ne anlıyor?
-Bakara 177. Ayet ve Asr Suresi kimlere sesleniyor?
Kur'an, Yusuf Suresi için boşuna "Ahsenü'l-Kasas" (Kıssaların En Güzeli) demez. Çünkü bu kıssa, insan psikolojisinin en karanlık odalarından en aydınlık zirvelerine uzanan kusursuz bir ruhsal haritadır.
Yusuf'un öyküsü, reddedilme ve kayıptan başlayarak içsel hükümdarlığa ulaşma öyküsüdür. Gelin, Yusuf Suresi'nin ayetlerini yeniden okuyalım:
1. Kardeşlerin Kıskançlığı:
Hikaye bir rüya ve hemen ardından gelen bir ihanetle başlar. Yusuf, öz kardeşleri tarafından kuyuya atılır.
Mesaj: En derin yaralar genellikle en yakınlarımızdan gelir. Kardeşler, insan ruhunun gölge yönünü temsil eder: Kıskançlık, haset ve yetersizlik duygusu.
Ders: İnsan bazen hak etmediği bir nefretin kurbanı olabilir. İlk kırılma, dış dünyada değil, güven duyulan en güvenli limanda (aile içinde) gerçekleşir.
2. Kuyu (Hayattan Kopuş ve İzolasyon)
Yusuf'un karanlık bir kuyuya atılması, konfor alanının ani ve vahşi bir şekilde yok olmasıdır.
Mesaj: Kuyu, insanın hayatında yaşadığı ilk büyük depresyonu, çaresizliği sembolize eder.
Dönüşümsel Kriz: Kuyu bir son değildir; ego ve çocuksu masumiyet orada ölür, yerine yetişkin ve dirençli bir ruh doğar. Kuyuya girmeyen, kendi derinliğiyle yüzleşemez.
3. Köle Pazarı ve Saray: Değersizleştirilme ve Kimlik İnşası
Kuyudan çıkarılan Yusuf, birkaç dirheme köle olarak satılır ve Mısır’da bir saraya saray kölesi olarak girer.
Mesaj: Dünya bazen size hak ettiğiniz değeri vermez, sizi nesneleştirir. Bir gün babasının göz bebeğiyken, ertesi gün bir meta olursunuz.
Ders: Özgür olmak, köle olmak geçicidir. Yusuf sarayda köleydi ama ruhu hürdü. Gerçek asalet ve değer, başkalarının size biçtiği fiyatta değil, karakterinizin kalitesindedir.
4. Züleyha’nın Çağrısı: Arzunun Sınavı ve Psikolojik Sınırlar
Sarayın güçlü ve güzel kadını Züleyha, Yusuf'u arzularına ortak etmek ister. Kapıları kilitler ve "Haydi gel!" der. Yusuf ise "Allah'a sığınırım" diyerek arkasını döner ve kapıya koşar.
Mesaj: Züleyha, insanın içindeki ham arzuları, dürtüleri ve nefsani yönü temsil eder. Kilitli kapılar, "kimsenin görmediği, ahlaki sınırların esnediği gizli anları" sembolize eder.
Gelişimsel Ders: Yusuf'un gömleğinin arkadan yırtılması, onun kaçan taraf (tuzaktan uzaklaşan temiz irade) olduğunu kanıtlar. İnsanın büyümesi, hazza karşı koyabilme ve kendi sınırlarını (gerekirse fiziksel olarak kaçarak) koruyabilme yeteneğiyle ölçülür.
5. Zindan Dönemi: Kuluçka Süresi ve Sabrın Olgunlaşması
İftiraya uğrayan Yusuf, yıllarca zindanda kalır. Musa'nın çölü neyse, Yusuf'un zindanı da odur.
Mesaj: Zindan, dış dünyadaki tüm gürültünün sustuğu, insanın sadece kendisi ve Tanrı ile baş başa kaldığı mutlak izolasyon alanıdır.
Ders: Büyük vizyonlar ve bilgelik, haksızlığa uğranan sessiz zamanlarda demlenir. Yusuf zindandaki mahkumların rüyalarını yorumlayarak "başkalarının iç dünyasını okuma ve anlama" yeteneğini, yani empati tavanını burada geliştirir.
6. Kralın Rüyası ve Kıtlık: Kriz Yönetimi ve Liderlik
Kral bir rüya görür (yedi zayıf ineğin yedi semiz ineği yemesi) ve Yusuf bu rüyayı yorumlayarak ülkeyi büyük bir ekonomik felaketten kurtaracak planı sunar. Zindandan çıkıp Mısır'ın Maliye Nazırı (Aziz) olur.
Mesaj: Hayat periyodiktir. Yedi bolluk yılı ve yedi kıtlık yılı, insan psikolojisindeki iniş ve çıkışları temsil eder. Mutluluk dönemleri (bolluk), zor zamanlara (kıtlığa) hazırlık evresidir.
Ders: İçsel vizyonunu kaybetmeyen insan, eninde sonunda dış dünyadaki krizleri de yönetebilecek bir otoriteye dönüşür. Kuyudan çıkan çocuk, artık koca bir medeniyeti doyuran akil bir lidere dönüşmüştür.
7. Yüzleşme ve Affediş: İntikamın Ötesindeki Bilgelik
Yıllar sonra kardeşleri buğday istemek için Yusuf'un huzuruna gelir. Güç tamamen Yusuf'un elindedir; onlardan intikam alabilir, onları cezalandırabilir. Ancak o, "Bugün size kınama yoktur, Allah sizi affetsin" der.
Mesaj: Gerçek iyileşme, size zarar verenleri cezalandırma gücüne sahip olduğunuzda onlara şefkat gösterebilmektir. Affetmek, geçmişin bağlarını koparıp ruhu özgürleştirmektir. Yusuf, kardeşlerini affederek kendi çocukluk yarasını tamamen kapatır.
En Derin Sır: Yusuf Kıssasındaki İçsel Karakterler
Tıpkı Musa kıssasında olduğu gibi, Yusuf Suresi'ndeki her bir figür aslınca iç dünyamızın birer parçasıdır:
Yusuf: İçimizdeki Ruh ve Öz. Bilge, saf, vizyoner ve her düştüğünde ayağa kalkan ilahi parça.
Yakup: İçimizdeki Derin Sezgi ve Sadakat. Kayıplara karşı ağlayan ama umudunu asla kesmeyen, kalbin sabreden yönü.
Kardeşler: İçimizdeki Ego (Nefis) ve Gölgeler. Kıskanç, bencil, suçlamaya meyilli ve hayatta kalmak için başkalarını feda edebilen ilkel tarafımız.
Züleyha: İçimizdeki Dünyevi Arzular ve Tutku. Ham bir sevgiyle başlayıp, olgunlaşmadığı için yıkıcı olan, ancak hikayenin sonunda (geleneksel yorumlarda olduğu gibi) gerçeği bulan arayış içindeki nefis.
Kuyu ve Zindan: Hayatın bizi olgunlaştırmak için içine fırlattığı Zorluklar, Depresyonlar ve Sınavlar.
Yusuf'un Ruhsal Gelişim Aşamaları (İnsanın İçsel Tekamülü)
1. Rüya (Vizyon): Potansiyelinin farkına varma.
2. Kuyu (Yıkım): Konfor alanından kopma, ilk büyük kriz.
3. Kölelik (Uyum): Egoyu ezme, değersizlik duygusuyla mücadele.
4. Saray/Sınav (İrade): Ahlaki sınırların test edilmesi, dürtü kontrolü.
5. Zindan (Sabır/Olgunlaşma): İçsel derinleşme, yalnızlıkta demlenme.
6. Aziz Olma (Bütünleşme): İçsel hükümdarlık, gücü ve bilgeliği eline alma.
7. Affediş (Kurtuluş): Geçmişle barışma, travmaları şifalandırma.
Kur'an bu kıssayı parça parça değil, tek bir surede baştan sona tek seferde anlatır. Çünkü insan psikolojisinin entegrasyonu (bütünleşmesi) kesintisiz bir süreçtir. Yusuf'un hikayesi, kendi kuyularından çıkıp, kendi içsel sarayının hükümdarı olmak isteyen her insanın rehberidir.
Diyanetin bir fetva kurulu var, hatta onlar bir araya gelip Türk Devletleri Fetva Konseyi adında bir yapı kurmuşlar. Merak edip en fazla fetva verdikleri konulara bakıp nerelerde yoğunlaşıyor nerelerde zayıf tespit etmek istedim.
Öncelikle belirtmeliyim ki tek hüküm koyucu Allah'tır ve Kuran'da zaten din alanında merak edilen tüm soruların yanıtları mevcuttur.
İnceleme:
Temmuz 2026 itibarıyla Diyanet Din İşleri Yüksek Kurulu portalındaki kategorilerdeki fetvaların genel toplamı 1.367
Ritüel genel tekniği fetvaları.
Namaz, hac, oruç, taharet, abdest, hayvan kesme, adak, dua-tövbe
769 fetva, toplamın %56'sı burda yoğunlaşıyor.
Ticaret, mali konular ve miras hukuku
171 fetva
Kadın ve aile
145 fetva
Zekat, sadaka, vakıf
92 fetva
ana yoğunluk bunlar. Peki ne mi hiç yok?
Adaletin tesis edilmesi
toplumun ıslahı
yolsuzlukla mücadele
kurumsal sorumluluk
kamusal denetim
iși ehline verme
hırsızlıkla mücadele
cehaletle mücadele
mizan'ı koruma
ölçü ve tartıda adalet
ezilen toplumsal sınıflara destek
dini eğitim metodu
şura sistemi
yönetici sınıfın sorumlulukları
Kuran'ın nasıl yaygınlaştırılacağı meselesi
bunların hiçbiri bulunmuyor.
Bireysel ve tekrarlanabilir, sınırları kesin ve taklidi olarak gelenekselleşmiş görevler öne çıkmış ama kolektif, kurumsal, çatışmalı ve sonuç üretmesi gereken sorumluluklara değinilmemiş.
Kuran'da insan, toplumsal bozulmaya müdahale eden muslih, kaynaklarını dolaşıma sokan infak edici ve adaleti fiilen ayağa kaldıran fail olarak tanımlanır ve bu şekilde bir dil inşa edilir. Diyanetin inşa ettiği dil ise Kuran dilinden koparak bireysel dindarlık, kişisel sevap ve teknik taklidi yükümlülüklere çevrilmiş durumdadır.
Bunun nedeni ile ilgili bir tespit yapmak isterim, üzerinde ciddi bir biçimde düşünülmesi gereken bir konu:
Değinilmeyen konular doğrudan doğruya iktidarın yapısını, kaynak dağılımını ve meşruiyetini sorgulama potansiyeli taşır. Adil yönetici kimdir, beytülmal nasıl denetlenir gibi sorular siyasi risk barındırır. Geçmişin İslam hukukçuları ki fukaha olarak bilinirler, Abbasi döneminden itibaren devletle bir tür örtülü sözleşme yapmıştır. İktidar hukukun ibadet, muamelat ve aile gibi alanlarına karışmaz, hukukçular da siyasi alanı çoğunlukla iktidar lehine yorumlar veya üstü kapalı geçip asla detaya girmezler. Bu 1200 senedir böyle devam etmektedir.
Din adamı sınıfı da enerjilerini adaletin kurumsallaşması gibi riskli alanlardan abdestin detayları veya kadının örtüsü gibi risksiz alana kaydırır. Bu bir tür kurumsal hayatta kalma stratejisidir. Tabi bu durum Maide 44-45-47 ayetleri ile çelişir.
Kuran'da toplumsal sistemi devrimsel şekilde değiştirme potansiyeline sahip, toplumu iyileştiren aktif düzelticilik anlamına gelen salih amel anlamından koparılarak sadece bireysel nafile ibadetler şeklinde kullanılmaya başlanmıştır. Bu tarihin en büyük çarpıtması ve üzeri örtülen en önemli gerçektir.
Toplum abdest, örtü, sakal ve 40/1 hesaplarıyla meşgul edilirken çürüme ve yönetici erkin buradaki payı ile kimsenin ilgilenmemesi sağlanır.
Bu tüm Emevi ve Abbasi doktrini çizgisindeki devletlerin ortak yönelişidir.
Tabi fetvaların doğruluğu ve yanlışlığı apayrı bir tartışma konusudur.
@feeynetezhebuni Hayatımın merkezinde yer alan ayetlerin başında geliyor.
Bir müslüman, Kur'an beni nasıl uyarıyor ve yol gösteriyor diye tefekkür yapması gerekir. Kur'an hayatımız için gerekli öğütleri veriyor. Yeter ki akledelim, O'na inanıp güvenelim!
@guzun4rgoksu Musikişinas(!) ve gardrop din(i)darlar ancak bu kadar güzel betimlemebilirdi. Yüreğinize sağlık!
İnşallah Kur'an'la aydınlanlardan oluruz!
Günümüz dünya müslümanları bazı konulara tepki verirken bazılarına da duyarsız kalır. Ama tepki verdiği tüm konular aslında geleneğin dayattığı ve adına 'din' denilen uydurmalardır. Müslümanların tepkileri hatalı konulara yönlendirilir, böylelikle 'tepki verme' refleksi boşaltılmış olur.
Konuyu şöyle örneklendirebiliriz:
- Mushaf yakılınca ayağa kalkarlar ama Kuran ilkeleri hiçe sayıldığında susarlar
Mushafa yapılan fiziksel ve sembolik saldırılara karşı bir öfkeyle sokaklara dökülünür veya kitabı belden aşağı tutmamak, evde en yüksek duvara asmak veya abdestsiz dokunmamak için azami gayret gösterilir. Ancak Kuran'ın özünü oluşturan adalet, merhamet, ehliyet, emanet, düzelticilik, ölçü ve düşünme ilkeleri kamusal, hukuki ve ticari hayattan silindiğinde yani kitabın içeriği yakıldığında hiçbir tepki vermezler.
- Camide saf düzenine dikkat ederler ama mahalledeki adalet düzenini umursamazlar
Namazda omuzların ve ayakların milimetrik olarak hizalanmasına, safların sık ve düzgün olmasına azami dikkat gösterilir. Buna karşın caminin dışına çıkıldığında iş yerinde hakkın tam verilmesi, komşuluk hukukunun korunması, zayıfın ezilmemesi, yaşlıların gözetilmesi ve toplumsal ilişkilerde adaletin tesis edilmesi noktasında aynı sistemik titizlik ve takip mekanizması işletilmez.
- Kadının saç teline takılırlar ama kadın cinayetleri ve tecavüzlerine karşı gevşek kalırlar
Toplumun ahlak seviyesi sadece kadının giydiği kıyafetin biçimi ve saç telinin görünürlüğü üzerine kurulur ve buradan fitne teorileri üretilir. Buna karşılık kadın bedenine kurşun sıkan zihniyete, tecavüzcülere, tacizcilere, kadını iş hayatında sömüren ya da mirastan mahrum bırakan uygulamalara karşı tepki verilmez.
- Hafızlık yarışması yaparlar ama Kuran'ın asıl yarışma konularını askıya alırlar
Çocuklar adeta bir ses yarışmasına sokulur gibi Kuran'ın melodik okunması ve ezber yarışmalarında yarıştırılır ve bu gelenek büyük merasimlerle kutsanır. Fakat o çocuklara Kuran'ın içindeki adalet, ıslah, ölçü ve haksızlığa başkaldırı ilkeleri aktarılmaz. Allah'ın sabikun adını verdiği düzelticilik ve hayırda yarışanlar kavramı unutturulur ve üzeri örtülür.
- Ramazan'da lokanta açık mı veya dışarda yemek yiyen var mı diye bakarlar ama aç insan var mı diye bakmazlar
Oruç tutmayanların görünürlüğüne, Ramazan ayında açık kalan lokantalara ve şekli unsurlara büyük bir toplumsal öfke yöneltilir. Ancak aynı dönemde yaşanan derin yoksulluk, lüks iftar sofralarındaki gıda israfı, borç içinde hayatta kalmaya çalışan aileler ve çocukların yetersiz beslenme problemleri hiçe sayılır.
- Ölü yakılmasına öfkelenirler ama orman yakılmasına susarlar
Bir insan bedeninin ölüm sonrası yakılması fikrine veya abdest suyunun her gözenekle temas edip etmediği tartışmalarına büyük bir mesai harcanır. Ancak binlerce canlının ortak yuvası ve yaşam kaynağı olan ormanların yakılması, su kaynaklarının israf edilmesi ve ekosistemin geri dönülmez şekilde tahrip edilmesi aynı ahlaki öfkeyi doğurmaz. Halbuki Kurani bilinç inşasında yeryüzü bütünüyle bir emanettir. Ölülerle ilgilenmeyi bırakıp bir türlü yaşayanları gözetmeye başlayamazlar.
- Cenaze ritüellerine yoğunlaşırlar ama geride kalan yaşayanların hukukunu unuturlar
Cenaze merasimlerinde kimin nerede duracağına, hangi duanın kaç kez okunacağına ve defin işlemlerinin şekli kurallarına saatlerce kafa yorulur. Buna karşın ölen kişinin arkasında bıraktığı yetimlerin nitelikli eğitimini, dul kalan eşin ekonomik ve sosyal geleceğini, arkada bakıma muhtaç hasta bırakılıp bırakılmadığını umursamazlar. 'Helal olsun' dedikten sonra görevlerinin bittiğini zannederler.
- Gençlerin dövmesine ve küpesine takılırlar ama umutsuzluğuna bakmazlar
Genç nesillerin dövmesi, küpesi, saçı veya giyim tarzı üzerinden yüzeysel ahlak okumaları yapılır ve bu durum bir inanç krizi gibi köpürtülür. Ancak aynı gençlerin yaşadığı derin anlamsızlık duygusu, işsizlik kıskacı, gelecek kaygısı ve onları inançtan koparan samimiyetsiz sözde dini temsillerin kök sebepleri akılcıl bir şekilde analiz edilip çözüme kavuşturulmaz.
- Dinin sözde sembollerini korumaya çalışırlar ama dinin maksadını ihmal ederler
Sakal, sarık, başörtüsü, tapınak mimarisi, belirli ritüeller ve sloganlar büyük bir iştahla korunur, sembolik bir unsura yönelik eleştirilerde toplumsal infial yaratılır. Fakat insanı ahlaken ıslah eden, toplumu ayağa kaldıran, zulmü engelleyen ve akıl yürütmeyi emreden Kuran'ın özü gözden kaçırılır. Sembollerin zedelenmesine verilen kolektif tepki Allah'ın en önemli uyarılarından olan insanın haksızlığa ve zulme uğraması karşısında derin bir sessizliğe dönüşür.
Kuran'dan ne kadar da uzağız öyle değil mi?
@guzun4rgoksu İkili yapılarla ilgili açıklamalarınız için teşekkürler
Kur'an'da geçen sağcı ve solculuk diye çevrilen 'meymenet ve meşeme' kavramlarını nasıl anlamalıyız?
Yanlış yapılan yorumla 'Şeytan, sol elini kullanır' diye sol elini kullananlar kınanmakta hatta baskı görmektedir.
@feeynetezhebuni İslâm tarihinde Emeviler ve Abbasilerde gördüğümüz Kur'an'ı susturma işinin menfaatperest kişi/gruplar tarafından sürdürüldüğünü görüyoruz
Bu zihniyeti iyi anlamak için Kur'an'da geçen "Firavun Haman Harun" kavramlarının günümüzdeki karşılıklarını bulalım.
Kur'an tek rehberdir!