#SonDakika | AFAD duyurdu: Muğla Datça'da deprem!
AFAD verilerine göre Muğla, Datça'da 4.1 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Depremin derinliği 12.92 kilometre olarak kaydedildi.
https://t.co/2No9aQqPkB
Kurtuluşumuz için verilen mücadeleye Milli Ruhu oluşturan, Vatanımızın katiyen bölünmeyeceğini duyuran, Türk Milletinin hasletlerini bilip buna istinaden manda ve himayenin kabul olmayacağını, Milletin kurtuluşunun Milletin azmi ile mümkün olacağını beyan eden Erzurum Kongresinin yıl dönümü bugün.
#ErzurumKongresi'nde vatanın kurtuluşu için kararlılığını ortaya koyan ve en büyük sermayesi azmi ile bu "hürriyet heyeti"nde yer alan başta Kurucu Liderimiz Atatürk olmak üzere Aziz İsimleri saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.
Birliğimiz daim, vatanımız kaim, devletimiz baki olsun.
Büyük ATATÜRK!!
Sen "Efendiler yarın Cumhuriyeti ilan ediyoruz diyerek,bugün CUMHURİYETİ ilan ettin.
Biz de sana söz verdik,"Muhtaç olduğumuz kudret,damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur"diyerek ölümüne onu koruyacağız.
Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti Devleti
Yaşasın Türk Milleti.
İnanan, kıymetini bilen ve sahip olduklarının farkındalığı ile kendini Cumhuriyete borçlu hissedenlerin bayramı bugün.
Yıllar süren savaşlar, açlık, sefalet, yokluk ve yoksunluğun neticesinde bu Aziz Millete bahşettikleri düşünüldüğünde başlı başına bir kutlamadır Cumhuriyet. Milletimiz için bir soluk, bir ödül…
Onca sıkıntının üzerine, onca cefanın üzerine bir Milletin ebedi sefasını kodlayan, Büyük Milletimiz için müreffeh bir geleceği tasarlayandır Cumhuriyet.
Cumhuriyet kazanmaktır.
Geleceği kazanmak.
Nesilleri kazanmak, refahı kazanmak, iradeyi kazanmak, idareyi kazanmaktır Millet adına.
Cumhuriyet kaybedeni olmayan bir düzeni tesis etmektir; öyle ki kendisine karşı olanlara dahi konuşacak bir sahayı tahkim etmektir.
Cumhuriyet sözü Millete teslim etmektir.
Milletin kendi kaderini tayin etmesini sağlamak, bir Milletin talihini bir kişinin vehimlerine sıkıştırmamaktır.
Tüm yönleri ile bakınca Cumhuriyet “milli servet”tir.
Milyonların ortak emeği, aklı, alın teri, tarihi, talihidir.
İlan edilirken nazara alınan her bir değerin, bir tecrübenin, bir derdin gereğidir.
İşte tüm bu nedenlerden ötürü Cumhuriyet sadece kutlanacak değil, korunacak yegane değerdir.
Komşu olduğumuz ve hem siyasal hem toplumsal açıdan yıkıma uğramış ülkeleri düşününce daha da çok sarılmak icap etmektedir.
Bilmek gerekir ki bugün bu coğrafyanın makus olarak nitelenen talihine uğramamış olmamızın sebebi ve uğramayacak oluşumuzun garantisi Cumhuriyettir.
Acı ile tecrübe ettiğimiz şey ise Cumhuriyetten ve değerlerinden sapılan her dönem ülkemiz için de Milletimiz için de bir cefaya, derde, kedere sahne olmaktadır.
Yaşamı, yaşantısı, mücadelesi ve varlığı ile Cumhuriyetimizin Kurucusu Büyük Atatürk’ün ve elbette Cumhuriyetin aksine atılan her bir adım Milletimizi ve Memleketimizi yeni risklere gebe bırakmaktadır.
Bugün yaşadığımız her bir sorun, ekonomik ve toplumsal olarak infial yaratan her bir mesele Cumhuriyet ve değerlerinden uzaklaşmanın sonucudur.
Yüz bir yıl evvel olduğu gibi bugün de bu topraklarda yaşanan her bir meselenin tamiri ancak ve ancak Cumhuriyeti yaşatmak, değerlerine sahip çıkmakla mümkündür.
Zira Cumhuriyet dün nasıl bir reçete ise bugünden yarına da aynı vasfa sahiptir.
İşte bundan ötürü bugün memleket üzerinde yaşanan tüm sorunları çözüme kavuşturmanın asli şartı cumhuriyete sahip çıkmak ve demokrasiyi tesis etmektir.
Ancak ve ancak bu halde Türkiye’de kronik hale gelmiş hiçbir mesele hiçbir siyasi gücün kullanışlı aparatı haline gelemeyecek, Türkiye’de siyaset kurumu sorunlarla değil çözümlerle büyüyebilecektir.
Ancak ve ancak cumhuriyetin ve değerlerinin muhafazası ile Millet/Devlet ilişkisi yeniden tahkim edilebilecek, Milletimizin güveni tazelenebilecektir.
Bu bakımdan Demokrat Parti olarak önceliğimiz Cumhuriyeti değerleri ile birlikte, demokrasiyi istinat noktası kabul ederek güçlendirmektir.
Muhakkak ki bu şekilde Türkiye yeniden yaşanabilir bir ülke olacak, bu topraklarda doğan her bir vatandaşımız için üzerinde hayal kurulan bir memleket halini alacaktır.
Türkiye bir asır evvel olduğu gibi ancak ve ancak “cumhuriyet” diyerek, “adalet ve demokrasi” diyerek kalkınacak, hedeflediği noktaya ulaşacaktır.
Bu duygu, düşünce ve birinci asrında yine ve sahiden “bayram” edeceğimiz bir mahiyete kavuşacağı ümidiyle Cumhuriyetimizin banisi Büyük #Atatürk ve mücadele arkadaşlarını rahmetle anıyor, milletimizin huzur, refah ve güvenliğinin teminatı Cumhuriyetin ilanının 101. Yılını, Cumhuriyete inananların #29EkimCumhiyetBayramı Bayramını onurla ve gururla kutluyorum
Cemal Enginyurt:
“Tek başıma da kalsam, Meclis’te o Apo denen katili konuşturursam namerdim.
Öyle bir durum karşısında benim canımı almaları lazım. Gelemez ama geldiği gün canımı vermezsem Allah canımı alsın.”
Erdoğan ve Bahçeli, Türkiye’yi kumar masasına sürmüş RUS RULETİ oynuyor, ana muhalefet de EL ARTIRIYOR!!!
Etnik bölücü hareketlerin nihai proğramını bilmeden yapılan bu hamleler bundan önce olduğu gibi ancak ve ancak bölücü terör örgütü PKK’ya hizmet eder; neyi kotarabileceğini görmüş bir PKK’yı ABD’nin kucağından alamazsınız!!!
Bu sürecin sonunda ERDOĞAN’ın Suriye’de yanlış ötesi politikalarının sonunda ABD vesayetinde kurulan ‘Pkk Devleti’ bölgesel ve uluslararası kabul edilirliğinde seviye atlar!
Bu hamlelerin Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve milleti için risk bedeli yüksek, getirisi sıfır, Erdoğan için ise sınırlı olacaktır!
Erdoğan, Bahçeli ve rol kapmaya çalışanlar bilsin ki yanlış hesap TÜRK MİLLETİNDEN DÖNER!
Bir ‘rütbe takıp Paşa yapalım’ dememiş Sn. Bahçeli!
PKK ve lideri Öcalan’a alan tanıyarak milyonlarca vatandaşımızı ‘Etnik Bölücü’ siyasetin etki sahasına itmekle netice alınmaz!!!
Egemen bir devlet olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kendi vatandaşlarıyla ne Kandil, ne İmralı ne de Avrupa Başkentleri üzerinden konuşmaz!!!
Apo denilen kanlı katil asla TBMM de konuşamaz ve asla af edilemez.
Bu akşam Turan Çömez ve Aslı Kurtuluş ile gündemi CESURCA konuşacağız.
20.15 de Sözcü Televizyonu’nda buluşalım.
CHP Genel Başkanı da "Toplumsal Mutabakat " istiyor.
Kürt sorununu masada birlikte çözelim diyor.
Pkk Terörist örgüttür.
Apo da kanlı bir katildir ve Teröristbaşıdır.
Anlaşılan kapalı kapılar arkasında epeyce bir tezgah kurulmuş.
YILGINLIK YOK, DİRENİŞE DEVAM.
Apo denen kanlı katil Gazi Meclis’te konuşmalıymış, mutabakatla bu iş çözülmeliymiş.!!!
Biz vatanseverler olarak söz veriyoruz Apo denen kanlı katilin TBMM’de konuşmasına asla izin vermeceğiz.
Mutabakat, müzakere değil, MÜCADELEYE devam edeceğiz.
Türkiye Yüzyılına yeni Anayasa ile girilsinmiş.
Arkadaş!
Siz mevcut Anayasaya uymuyorsun ki, yeni Anayasa olsa ne yapacaksınız?
Millet aç,çiftçi perişan,Zamlar can yakıyor,Emekli kan ağlıyor.
Siz önce memleketin dertlerine çözüm üretin.
Bulunduğumuz yarım küreye sonbaharı yaşatan eylül, bizlere, biz demokratlara hep kış olmuştur.
16-17 Eylül’de gerçekleşen cinayetler ve bu cinayetlerin hesabının sorulmaması, faillerin vakar ile uzun yıllar salınarak dolaşması, darbeci eşkıyaların haddinin bildirilmemesinden cesaret alan yine bir avuç hainin ihanetinin, organize bir suçun, #12EylülDarbesi nin yıl dönümü.
27 Mayıs’a ‘darbelerin anası’ derken kastımız bu darbenin yalnız tarihimizde bir ilk olması, ihanetin büyüklüğü ve işlenen suçların haddi değil, bu darbenin kendisinden sonraki her darbeye örnek teşkil eden bir mahiyete sahip olması, milletin irade ve rızasını kabul etmeyen her zihne demokrasi dışı bir ‘çıkış yolu’ göstermesinden ötürüdür.
Tolstoy güzel bir sözle vaziyeti izah ediyor;
“Kötüler, kendilerine tahammül edildikçe daha çok azarlar.”
Demokrasiyi kabul etmeyen, kendi hevalarını Milletin rızasından üstün görenlerin bir “alternatif” addettiği darbeler tam da böyledir.
#12Eylül, sadece darbeyi gerçekleştiren şebekenin kötülüğüne değil, ihdas edilen düzene, ‘anayasa’ diye ortaya konan ve hürriyetleri tahdit eden ‘belge’ye karşı gösterilen tahammülle gün geçtikçe daha da artan bir kötülüğü ortaya çıkarmıştır. Zira 12 Eylül ile Milletin rızası hedef alınmış, darbecilerin kurduğu düzenle ise başta ‘temsilde adalet’ ilkesini yaralayacak ‘%10 barajı’ kuralı ve demokratik anlayıştan yoksun ‘siyasi partiler kanunu’ ile milletin iradesi baltalanmıştır.
Daha da acısı, 12 Eylül’de darbeciler kamunun, silahlı kuvvetlerin gücünün arkasına sığınarak bir iktidar kurmuşken, ‘milli irade’yi yok sayan zihniyetlerini miras alanlar bu düzeni bir kazanım addedip iktidarlarını sağlamlaştırmıştır.
Darbecilerden, Milli Güvenlik Konseyini kuranlardan hiç biri yaşamazken maalesef kurdukları düzen, bu düzeni ‘yaşamsal’ görenlerin gayretiyle hayattadır.
Vesilesiyle birçok defa hatırlattığımız gibi darbelerin panzehri daha çok demokrasi, daha çok adalet, daha çok hürriyettir.
Türkiye’de darbelerin izlerini silecek olan yegane şey budur.
12 Eylül’ün bu ‘süregelen’ halini değiştirmek için evvela bu darbenin kurguladığı ekonomik, sosyal ve siyasi hayatı demokrasiyi içselleştirecek biçimde değiştirmek gerekmektedir.
Bu düşüncelerle bir kez daha darbecileri, Milletimize hizmet etmek için kendisine verilen yetkileri kötüye kullanan, kendisi ya da ait olduğu zümrenin faydasına kullananları lanetliyor, tüm askeri darbeleri ve demokrasi dışı her türlü yöntemi bir seçenek olarak gören zihniyetleri telin ediyor, “daha fazla hürriyet, daha güçlü demokrasi" dediği için darbelere muhatap olmuş, darbelerin mağduriyetini gerçekten yaşamış demokrat geleneğin temsilcilerini,12 Eylül'de seçilmiş hükümetin Başbakanı olarak darbecilerin ilk hedefi olmuş Adalet Partisi Genel Başkanı Süleyman Demirel'i ve ahirete intikal etmiş tüm demokrasi taraftarlarını rahmetle anıyorum.
Türk milletinin tarih sahnesine yazdığı en büyük destanlardan biri olan Büyük Taarruz'un 101. yılında, Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarını minnet ve saygıyla anıyoruz. #30AgustosZaferBayramımız kutlu olsun.
30 Ağustos kahramanlığın gerçek adıdır.
30 Ağustos’u bu aziz millete bahşeden M.Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına selam olsun.
30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI KUTLU OLSUN.
#30AgustosZaferBayrami
Türkiye'nin yıllarca maruz kaldığı terörün ilk versiyonu #27Mayıs'tır.
Terörü, her türlü tedhiş eylemini, silah ve zor kullanarak kamu otoritesinin ya da toplumun kanaatlerini değişmeye çalışmak olarak tanımlarsak, 27 Mayıs da bir terör eylemi,
sorumluları ise teröristlerdir.
27 Mayıs'a dair yapılacak her bir değerlendirme
aslında bugüne, 'gorevi kötü kullanan' idarecilere, milletin egemenlik haklarını kullanmasından, kaderine hakim olmasından rahatsız olan, demokrasiyi araçsallaştıran,
bir muhalefet ideolojisi olduğunu düşünen her bir zihne, çekinceleri olmasa elindeki yetkilerin tamamını tereddütsüz 'kötüye' kullanacak olanlara bir mesajdır.
27 Mayıs sonrası milletimizin, onca silah, imkan, düzmece mahkemeler, 'montaj' belgeler, kamuoyunu korkutmaya yönelik idam kararları
ve parmak sallamalara karşın tercihi yine ve yeniden demokrasi olmuştur.
Unutulmaması gereken demokrasinin sadece darbelerin değil krizlerin, buhranların ve sair sıkıntıların panzehiri olduğudur.
Yıl dönümü dolayısıyla bir kez daha 27 Mayıs'ı, sorumlusu olan teröristleri telin ediyor, 'Demokrat Partili olmak' şeklinde bir suçla
zulme maruz kalan her bir demokratı saygıyla anıyor, bir kez daha Şehit Başbakanımız Adnan Menderes'e Bakanlarımız Fatin Rüştü Zorlu ve
Hasan Polatkan'a rahmet diliyorum.